Anal Fissür Tekrarlar Mı? Tekrarlarsa Ne Yapılmalıdır? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Genel Cerrahi

Anal Fissür Tekrarlar Mı? Tekrarlarsa Ne Yapılmalıdır?

Yayınlanan

üzerinde

Makat çatlağı hastalığı yani tıp literatüründeki adı ile Anal Fissür en yaygın görülen makat hastalıkları arasında yer alır. Makat çatlağı tedavisi ile bu zorlu makat hastalığı makat çatlağı ameliyatı ya da ameliyatsız yöntemlerle kontrol altına alınabilmektedir. Anüs bölgesindeki yoğun sinir uçları nedeniyle vücudumuzun en hassas bölgeleri arasında olan makat bölgesindeki tüm rahatsızlıklar, hastaların günlük yaşantılarını güçleştirmektedir. Makat bölgesi tuvalet esnasındaki ıkınma hareketleriyle bile zedelenebilmektedir. Özellikle kabızlık kaynaklı olarak tuvalet ihtiyacının giderilmesi sırasında bir zorlanma yaşanırsa makat çatlağı oluşabilir.

Peki, makattaki çatlak nasıl iyileşir? Öncelikle belirtilerle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden uzman bir hekime başvurulmalıdır. Çünkü tedavi edilmediği müddetçe makat çatlaklarının verdiği ağrı sonucu kaslarda spazm meydana gelmekte ve basınçtan dolayı görülen kan dolaşımı yetersizliği nedeniyle oluşan bu çatlakların iyileşme süresi uzamaktadır.

Anal Fissür Tekrarlarsa Tekrar Tedavi Edilebilir Mi?

Makat çatlağı tedavisi kısa sürede yapılmaz ise hastanın her tuvalete çıkışında makat bölgesindeki yaralar tekrarlamaya başlar. Var olan çatlak, dışkılama sırasında derinleşmeye ve hatta iyileşme göstermiş olan bazı dokular da yeniden zarar görmeye başlar. Makat çatlağı kendiliğinden geçer mi, sorusunu soran hastaların bu durumu göz önünde bulundurmaları gerekir. Çünkü makat çatlağı tedavisi sağlanmamış ve kendi haline bırakılmış makat bölgesindeki bu yara giderek daha da derin bir hale gelecek ve kronikleşecektir.

Makat çatlağı dışkılama yaparken kişiye cam batması hissinde bir ağrı yaşatmaktadır. Hissedilen bu ağrı nedeniyle pek çok hasta tuvalete gitmeyi ertelemektedir. Oysa bu durum gaitanın (dışkı) sertleşmesine ve dışkılama esnasındaki ağrıyı artırarak, tuvalet sonrasında da şiddetli ağrının devam etmesine neden olur. Makattaki çatlak nasıl iyileşir, diye düşünen hastaların bu nedenle en kısa sürede tedavi olmaları gerekir.

Fissür Tekrarlanması Tehlike Oluşturur Mu?

Makat bölgesinin dışında bulunan cilt örtüsü ve bağırsaklardaki iç örtünün birleşme bölümü olan epital doku fazlasıyla narin bir yapıya sahiptir. Bölgedeki herhangi bir zorlanma, burada yer alan çok sayıdaki sinir ucunun etkilenmesini, dokunun zedelenmesini ve tüm bunlara bağlı olarak da makat çatlağı gibi hastalıkların oluşumunu kolaylaştırmaktadır. Makat çatlağı tedavisi, bu dayanıksız bölgede oluşan yaraların iyileşmesi için tek çözüm yöntemidir.

Makat çatlağının başlıca sebepleri arasında makat bölgesinin fiziksel anlamda zorlanması yer alır. Kuru ve sert dışkılamaya bağlı olarak görülen fiziksel zorlanmalar, anal bölgede yırtık görülmesine neden olur. Makat çatlağı tedavisi yapılmamış olan yırtık, bir sonraki dışkılama eyleminde tekrarlar.

Fissür tekrarlanması, daha şiddetli ağrılara neden olacağından makat kaslarında spazma neden olur. Bu spazm sonucu basınca maruz kalan bölgede kan dolaşımı yetersizliği iskemiye bile yol açabilmektedir.

Peki, makat çatlağı kendiliğinden geçer mi? Bu durum mümkün değildir. Makat çatlağı tedavisi olmamış hastanın dışkılama sıklığı gün geçtikçe artacaktır, bu nedenle her tuvalete çıkışta yırtık oluşumu gözlenecektir. Yırtığın bölgede oluşturduğu zarar makat kaslarını da etkilediğinden makat darlığına neden olabilmektedir. Bu durumda daha da zorlaşan dışkılama ihtiyacı şiddetli ağrıları da beraberinde getirecektir. Makattaki çatlak nasıl iyileşir, sorusunu soran hastaların vakit kaybetmeden proktoloji alanında uzman bir hekime muayene olması önerilir. Tedavi ertelenirse bölgedeki apse oluşumuna bağlı olarak “fistülize kronik anal fissür” hastalığı gözlenebilir.

Akut yani başlangıç dönemindeki makat çatlağı tedavisi hekim onayında uygulanacak ilaç desteği ile kontrol altına alınabilir. Ancak kişideki şikâyetler 3 haftayı aşkın bir süredir devam ediyorsa, kronik anal fissür durumu söz konusudur. Kronik makat çatlağı tedavisi ameliyatlı ya da ameliyatsız yöntemlerle bölgeye cerrahi müdahale edilmesini gerektirir.

Fissürün Tekrarlarsa Tedavi Süreci Uzar Mı?

Makat çatlağı ameliyatı, ameliyatsız fissür tedavisine göre oldukça uzun süren bir tedavi yöntemidir. Ameliyata bağlı görülen komplikasyonlar (gaz kaçırma, dışkı tutamama, şiddetli ağrı…) nedeniyle tedavinin ardından bazen aylarca süren istirahat gerektirir. 

Anal Fissür Tekrarlanması Sık Sık Yaşanır Mı?

Makat çatlağı kendiliğinden geçer mi, diye düşünen hastaların özellikle kronik hale gelmiş fissür hastalığında böyle bir durumun mümkün olmayacağını bilmesi gerekir. İyileşmemiş ve tedavi edilmemiş fissürlerde yazımızın başında da bahsettiğimiz gibi tekrarlamalar görülmektedir. Yaklaşık 8 hafta boyunca devam eden çatlaklar derinleşerek kronik bir hale gelmektedir. Bu noktada eğer tedavi edilmezse tekrarlamanın sık yaşandığını söylemek mümkündür. Bu sebeple hastalığın başlangıç evresinde iken yani akut dönemde belirtiler ihmal edilmemeli en kısa sürede makat çatlağı tedavisi gerçekleştirilmelidir.

Makat çatlağı tedavisi sonrasında mutlaka kişinin beslenme düzenine dikkat etmesi gerekir. Beslenme düzeninde yer verilecek posalı ve lifli besinler, probiyotikli gıdalar, kuru meyveler, tahıllar ve sebzeler sindirim sistemini düzenler ve bu sayede dışkılama yumuşak şekilde yapılır.  Lazerle hemoroid ameliyatı sonrası dikkat edilmesi gerekenlerin bazıları ameliyatsız fissür tedavisinde de yer alır.

Makatta çatlak nasıl iyileşir, denildiğinde sadece uygulanan tedaviyle değil buna ek olarak merkezimizde de bilgilendirileceğiniz şekilde bazı gündelik alışkanlıkların değiştirilmesi gerekir.

Hareketsiz yaşam biçiminin terk edilmesi, tuvalette 5dk’dan uzun kalınmaması, günde en az 2.5 lt su tüketilmesi gibi alınabilecek önlemler hem makat çatlağı tedavisi için hem de sağlıklı bir yaşam için uygulanması gereken alışkanlıklardır.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel Cerrahi

En Çok Rastlanan 3. Kanser Türü Kalın Bağırsak Kanseri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Ülkemizde kalın bağırsak kanserleri, tüm kanserler arasında üçüncü sırada yer alıyor.

Kalın bağırsak, yaklaşık uzunluğu 1,5 metre olup sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen kısmını oluşturur. Kalın bağırsağın son 20 cm’lik kısmı rektum diye adlandırılır ve rektumda anüsle son bulur.

Yiyecekler, mide ve ince bağırsaklarda sindirildikten sonra kalın bağırsaklara gelirler. Vücut için yararlı olan tüm besinler mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsaklarda emilir, kalın bağırsakta ise daha çok su emilir. Böylece alınan gıdalar, kalın bağırsaklarda dışkı haline gelip anüsden dışarı atılırlar.

Bilindiği gibi kanser, hücrelerin durdurulamayan kontrol dışı anormal çoğalmasıdır. Kalın bağırsak kanseri, bağırsağın iç yüzeyini örten mukozasından gelişir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

* Kalın bağırsak kanseri, her yaşta görülebilse de yüzde 70-80 den fazlası 50 yaş sonrasında görülür.

* Eğer ailede, kalın bağırsak kanseri varsa, erken yaşta görülme riski daha da artar.

* Fiziksel olarak aktif olmamak,

* Hayvansal yağdan zengin, lifli gıdalardan fakir beslenme,

* Kişinin kalın bağırsağında polipleri olması,

* Kişide inflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi) olması ve yine kişinin ailesinde kalın bağırsak poliplerinin olmasıdır.

KOLON POLİPLERİ NEDİR, KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

Polip, vücutta mukoza bulunan her organda oluşabildiği gibi, kalın bağırsağın iç mukozasından da kaynaklanabilir. Et beni şeklinde olup, kaynaklandığı mukozaya saplı veya sapsız yaygın biçimde tutunur. Polipler, kalın bağırsağın her bölümünde görülebilse de en çok bağırsağın sol tarafında, inen kısmı denilen bölümlerde görülür. 50 yaş civarında yüzde 25 oranında görülürler ve yine bunların yüzde 25’i yüksek risklidir. Yani bunların kansere dönüşme riskleri yüksektir. Bağırsak kanserlerinin yüzde 90’ı bu poliplerden kaynaklandığından, bu poliplerin tespit edilmesi, çıkarılması ve takibi önemlidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Dışkılama alışkanlığında değişiklikler,

-Sık sık ishal veya kabızlık olması,

-Bağırsaklarda tam boşalmama hissi, şişkinlik ve gaz şikayeti,

-Dışkıda kan görülmesi,

-Dışkı çapının incelmesi,

-Nedeni bilinemeyen kilo kaybı,

-Bulantı, kusma,

-Uzun süren halsizlik.

TANI NASIL KONUR?

Tanıda bağırsak sisteminin görüntülenmesi önemlidir. 40 yaş sonrası yapılan dışkıda gizli kan aranması bağırsak kanseri erken tanısında önemli bir yöntemdir. Bu hastalar kolonoskopi denilen ışıklı bir sistemle anüsten girilerek ince bağırsağa kadar, kalın bağırsağın tüm bölümleri izlenir. Eğer herhangi bir polip ve anormal bir doku ile karşılaşıldığında, mümkünse polipin tamamı alınarak patolojiye gönderilir ve mutlaka hasta takibe alınır.

ERKEN TANI İÇİN NE YAPILMALI?

-Dışkıda gizli kan testi,

-Ailesinde kalın bağırsak kanseri olanların 40 yaşından sonra, hiçbir şikayeti olmayanların ise 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırmaları,

-Kalın bağırsağında polip saptananların uzman önerisine göre gerekirse 1-3 yıl arayla periyodik kolonoskopi yaptırmaları önemlidir. Kalın bağırsağın iç mukozasından kaynaklanan bu kanser, erken tanı konulmadığı zaman karşımıza aniden bağırsak tıkanması ile kendini gösterebilir ve zamanında cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir.

TEDAVİ

Bağırsak kanserinin tedavisi cerrahidir. Ameliyatla kanseri kısmın çıkarılması cerrahinin temelini oluşturur. Ve unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkeler perişan eder insanı. Tehlike büyüdükçe, keşkeler de büyür. Haydi hep birlikte karanlığı, korkuyu, pişmanlığı geçmişte bırakalım ve geçidin ötesindeki ışığa doğru koşalım. Ve bilelim ki, sağlıktan ötesi yok… Maske, mesafe ve hijyene dikkat.

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Karın Ağrısı Acil Bir Durumun Habercisi Olabilir Mi?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Karın boşluğu birçok organı barındırıyor. Bu nedenle bu organların her birinin çeşitli hastalıkları, karın ağrısına neden olabilir. Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemli. Bu açıdan karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller var. Genel Cerrahi-Meme-Tiroid ve Onkolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş yazdı…

Karın boşluğunda bilindiği üzere, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, safra kesesi, safra yolları, dalak, böbrek ve idrar yolları, kadın üreme organları (rahim ve yumurtalıklar) ve erkeklerde prostat bulunur. Tüm bu organlardaki işlevsel bozukluklar, kendini karın ağrısı şeklinde gösterir.

AĞRI KARNIMIZIN HANGİ BÖLÜMÜNDEYSE…

Ağrı, bize vücudumuzun normal işlevinde bir aksaklığı bildiren önemli bir sinyaldir ve önemsenmelidir. Kabaca karın bölgemizi üst sağ, üst sol, alt sağ, alt sol diye bölümlere ayırdığımızda, bu bölümlerde bulunan organların yerleşim yerleri göz önünde bulundurulduğunda, ağrı karnımızın hangi bölümündeyse; o bölümde bulunan organlar akla gelmelidir.

Mesela, karnımızın üst sağ tarafında ağrı hissettiğimizde, aklımıza ilk olarak burada bulunan, karaciğer, safra kesesi ve safra yolları gelmelidir. Sol üst tarafında ağrı hissettiğimizde, bağırsakların burada bulunan kısımları ve dalak, sağ alt tarafta ağrı hissettiğimizde, apandisit, yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, kadınlarda ise sağ yumurtalık ve sağ tüp, sol alt tarafında ağrı hissettiğimizde ise yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, sol yumurtalık ve sol tüp ile ilgili hastalıklar aklımıza gelmelidir.

Göbek çevresindeki ağrılar ise genellikle mide hastalıkları ile ilgilidir.

AĞRININ ŞİDDETİ VE SÜRESİ ÖNEMLİ

Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemlidir. Örneğin, ağrının ani başlaması ve yayılması, mide, bağırsak gibi içi boş bir organ delinmesinin, yavaş yavaş başlayan ağrının saatler geçince artması, karın içindeki organlarda iltihabi bir sürecin başladığının habercisi olabilir.

Ağrı ile beraber ateş, bulantı, kusma, karında şişkinlik, gaz çıkaramama, dışkılama yapamama önemlidir. Ağrı ile birlikte bu şikayetlerde varsa vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

AKUT KARIN AĞRISI NEDİR?

Altı saat içinde birdenbire başlayan, karın ağrısı ile kendini gösteren, karın hastalığı akut karın ağrısı olarak tanımlanır. Bu tanım önemlidir. Çünkü akut karın ağrısı demek acil cerrahi müdahale demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, karın ağrısının sebebi ortaya konuluncaya kadar ağrı kesici kullanımından uzak durmak gerekir. Aksi takdirde tanıyı maskeler ve tanının gecikmesine neden olur.

KARIN AĞRISI PSİKOLOJİK OLABİLİR Mİ?

Evet olabilir. Kişi kendisini ruhsal olarak etkileyen herhangi bir durumla baş edemezse bu kendisini karın ağrısı şeklinde gösterebilir.

Karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller;

-Altı saat içinde ani başlayan karın ağrısı

-Şiddetli, artan, devamlı haldeki karın ağrıları,

-Ağrı ile beraber kanama, baygınlık hissi

-Ağrı ile beraber ateş,

-Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması,

-Karında gerginlik olması, gaz çıkaramama ve dışkılama yapamama.

Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.

Ve bu Covid sürecinde öncelikli grup olan sağlık çalışanlarımızdan başlayıp, 65 yaş üstü devam eden aşılama süreci toplumumuzun çoğunluğuna ulaşıncaya kadar maske, mesafe ve hijyeni ihmal etmeyelim.

Unutmamalıdır ki; hayat bir yolculuk ancak bu yolculuğu nasıl yaptığın önemli, rehber gibi mi turist gibi mi? Eğer turist gibi yaptıysan sadece gördün ve eğlendin, eğer rehber gibi yaptıysan hem anladın hem anlattım hem de yaşadın. hep birlikte ‘keşke’lerle yaşamayacağımız günlere…

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Ailesinde Hashimoto Tiroiditi Olanlar Dikkat!

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hashimoto tiroiditi vakalarının çoğunluğu kadın olup, kadınlarda erkeklere nazaran 15-20 kat daha fazla görülüyor.

Bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıktığı düşünülen bu hastalık, ‘Otoimmun Tiroidit’ diye de bilinir ve tiroid bezi yetmezliği yapan en sık sebeptir. Zamanla vücut kendi organı olan tiroid bezini yabancı bir organ olarak algılayıp, ona karşı savaş açıyor ve onu yok etmeye başlıyor ve ona karşı antikor oluşturuyor. Yok edilmeye çalışılan bez zamanla küçülüyor, buna bağlı olarak ta bezden salgılanan tiroid hormonlarının seviyesi azalıyor ve hipotiroidi kliniği şeklinde hastalık kendini gösteriyor.

HASHIMATO TİROİDİTİ BELİRTİLERİ

Kan tiroid hormon seviyesinin azalmasına bağlı olarak genel vücut metabolizması yavaşlamakta ve belirtiler bunun sonucu ortaya çıkmaktadır.

-Halsizlik, çabuk yorulma,

-Uyuklama hali,

-Unutkanlık,

-İsteksizlik, depresif ruh hali,

-İştahsızlığa ve az yemeğe rağmen kilo alma,

-Soğuğa karşı tahammülsüzlük,

-Kas, eklem ağrıları, el ayaklarda uyuşma,

-Cilt kuruluğu, saç dökülmesi gibi belirtiler görülür.

DİKKAT! BU SORUNLARI YAŞAYANLAR KAN TAHLİLİ YAPTIRMALI

Özellikle orta yaşlı kadınlarda daha çok görülen bu hastalık bazen yaşanılan bir ruhsal travmanın bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu aniden ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda kendini yorgun, halsiz, depresif, unutkan hisseden ve az yemesine rağmen kilo aldığını düşünen herkesin, kan tahlili yaptırması, kanında tiroid hormonlarına ve antikorlarına baktırması ve tiroid ultrasonografisi yaptırması gerekir. Eğer ailesinde hashimoto hastası olanlar varsa, bunlar mutlaka kendilerini kontrol ettirmeleri gerekir. Bu belirtiler çoğu kez yavaş yavaş ortaya çıktığından, dikkatli olmak gerekir. Çünkü tiroid yetmezliği yapan bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini ilerleyici şekilde düşürmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerde sadece fiziksel gelişim geriliği yapmaz ayrıca zeka ve psikolojik durumlarını da olumsuz etkiler.

HASHIMATO TİROİDİTİ TEDAVİSİ

Kan tiroid hormon seviyesi göz önünde bulundurularak verilen ilaçlar ile hastalık kontrol altında kolayca tutulabilmektedir. Yakın takip önemlidir. Hamileler ve hamile kalmak isteyen bayanlar düşük açısından kan tiroid hormonu seviyesine baktırmaları gerekir. Çünkü kan tiroid hormon düşüklüğü, düşüklere sebep olabilir.

Unutmayalım hastalığın tanısı son derece kolaydır. Bunun için dahiliye, genel cerrahi veya endokrinoloji uzmanına görünmek yeterlidir. Ve yine unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkelerle yaşamamak için dünü unutmalı, pişmanlıkları geride bırakmalıyız. Bizi yarına taşıyacak olan şu an ki biz’dir. Aksi halde dünde kalan kimliğimizle bugünün kavgasını yaparsak, yarınımızı kaybederiz.

Maske, sosyal mesafe ve hijyeninize dikkat ederek, sağlıkla kalın.

Okumaya Devam

Trendler