Çocuklarda Astım - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda Astım

Yayınlanan

üzerinde

Astım akciğere hava taşıyan hava kanallarının daralması ile seyreden kronik bir hastalıktır. Çocukluk çağında en sık rastlanan kronik hastalık olup okula devamsızlıkların büyük kısmından da sorumludur. Son yıllarda astım sıklığında tüm dünyada önemli bir artış izlenmekte olup her yüz çocuktan yaklaşık 5 ila 15’i arasında çocukluk çağı astımı görülür. Hava kirliliğindeki artış, alerjik maddeler ile temasın artmış olması, obezite ve sık geçirilen solunum yolu enfeksiyonları bu artışın en önemli sebepleri olarak görülmektedir.

Astım tanısı nasıl konulur?

Astım tanısı öncelikle çocuğun hastalık öyküsünün derinleştirilmesi ve dikkatli bir muayene ile konulur. Özellikle geceleri kötüleşen öksürük, tekrarlayan zorlu solunum atakları, göğüste tekrarlayıcı sıkışma hissi olan çocuklarda astım tanısı kuvvetle akılda tutulmalıdır. Her hastada farklı olmakla birlikte hırıltılı ve hışıltılı solunum çocukluk astımı için karakterize bulgulardır. Çocukluk çağı astımı için spesifik bir test yoktur, genellikle en az üç kez gelişen hırıltılı ve hırıltılı solunum ataklarından sonra klinik olarak tanı konulur. Tanıda akciğer fonksiyon testleri ve spirometri yardımcı olarak kullanılabilir. Bu testler ile havayolundaki darlığın derecesi, geri dönüşümlü olup olmadığı saptanır. Ayrıca tedavinin takibinde faydalı bilgiler verir.

Astım ataklarını neler tetikler?

Hastalık dönemsel akut alevlenmeler ile seyreder.  Bu atakları en sık egzersiz, virüs kaynaklı solunum yolu enfeksiyonları, soğuk hava, güçlü duygusal değişimler, solunum yolu alerjenleri (ev tozu akarları, polen, kedi-köpek tüyü vs) ve kimyasallar (parfüm, deodorant, temizlik malzemeleri) tetikler.

Astım tedavi edilebilir mi?

Düzenli takipler ile tedavisi aksamadan izlenen küçük çocuklarda astımın seyri çok iyidir. Hırıltılı, hışıltılı solunum olan bebeklerin  %20’si 3 yaşından sonra böyle bir sıkıntı yaşamaz. İyi tedavi edilmiş astımlı çocuklarında yaklaşık yarısında 10 yıl sonra hiçbir belirti kalmaz. Ancak kontrolsüz, düzenli tedavi almayan ve doktor kontrolünde olmayan çocukluk çağı astımlarının birçoğu da yetişkinlik döneminde sıklıkla tekrar astım atakları yaşarlar.

Astımda tedavi hedefleri nelerdir?

Çocuk hekimlerinin astımı kontrol etmedeki ana hedefleri öksürük sayısını, enfeksiyon geçirme sıklığını, bronş genişletici ilaçlara ihtiyacı ve tekrarlayıcı alevlenmeleri azaltarak daha az sayıda ilaç kullanmaktır. 

Astımda tedavisinde hangi ilaçlar kullanılır?

Astım tedavisinde temel olarak iki grup ilaç vardır. Birinci grup “kurtarıcı” ilaçlardır, bunlar bronşları genişleten, solunum yollarını açan acil durum ilaçlarıdır. Salbutamol, albuterol gibi etken maddeleri içeren bu ilaçlar, ataklar sırasındaki solunum sıkıntısı, hırıltı ve hışıltıyı azaltır. İkinci grup ilaçlarsa koruyucu veya kontrol edici ilaçlar olup her gün kullanmak içindir. Kontrol edici ilaçlar genellikle çok düşük doz kortizon içerirler. 

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Çocuklarda Başarılı Dil Gelişimi İçin 11 Öneri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Okul öncesi dönemde zekâ düzeyinin en önemli göstergelerinden birisi çocuğun dili kullanma becerisi ve kelime hazinesidir. Dil aklın aynasıdır sözü bu gerçeği yalın bir şekilde ifade etmektedir. Dil en önemli sosyalleşme aracıdır. Kendini ve duygularını iyi ifade edebilen çocuklar daha kolay iletişim kurar, daha kolay arkadaş edinirler. Bu çocukların akademik ve sosyal başarıları diğer çocuklardan genellikle daha yüksektir.

Dil gelişimi doğumla birlikte başlar ve yaşam boyu sürer. Ancak 0-3 yaş başta olmak üzere okul öncesi dönem dil gelişimi yönünden ayrı bir öneme sahiptir. Araştırmalar çocukların büyük bir kısmının ana dillerini 2-5 yaş arasında öğrendiklerini göstermektedir. Dilin ne zaman öğrenildiğinden daha önemlisi çocuğun edindiği dili ne kadar etkin ve akıcı olarak kullanabildiğidir. Bunun temel belirleyicileri:

  • Aile ve sosyal çevrenin dil konusunda bilgi, tutum ve davranışları,
  • Çocuk ile aile ve çevre arasındaki iletişimin kalitesi,
  • Dil gelişimi odaklı yapılan eğitimdir.

Bu yazıda çocuğunuzun dil gelişimini desteklemenize yardımcı 11 pratik öneri sunulmuştur. 

  1. Çocuğunuza adı ile hitap edin. Çocuğunuza doğumdan itibaren çeşitli sıfat veya lakaplarla değil ismi ile hitap edin ve çevrenizdeki kişileri de bu konuda bilinçlendirin. Bu davranışınızla çocuğunuzun hem dil hem de kişilik gelişimini desteklemiş olacağınızı unutmayın.
  2. Çocuğunuzun tüm çıkardığı seslere karşılık verin. Doğumdan itibaren çocuğunuzun tüm seslerine eşlik etmeye ve karşılık vermeye gayret edin. Ağladığında ağlamasının nedenini onunla yüz yüze gelip konuşarak bulmaya çalışın. Minik Ayşe neden ağlamış? Karnı aç değil. Bezi ıslak değil. Yoksa minik Ayşe anneyi mi özlemiş? Gibi. Neşeli zamanlarında agulama ve mırıldanma seslerini taklit edin. O ses çıkardığında susup, o sustuğunda çıkardığı sesi değişik ses tonları ile ona tekrar edin. Bu şekilde hem çocuğunuzu ses çıkarma konusunda desteklemiş hem de onunla erken dönemde kaliteli bir iletişim kurmuş olursunuz. 
  3. Çocuğunuzu ses çıkaran oyuncaklarla olabildiğince erken tanıştırın. Aynı sesleri tekrar tekrar duymak çocukların ses çıkarma ve konuşmalarını kolaylaştırır. Bu amaçla başlangıçta çıngırak, ses çıkaran bileklikler, sesli kutular, bebeğin yatağına veya oyun halısına asılan sesli ve hareketli oyuncaklar, sesli top, çorap veya yataklardan yararlanabilirsiniz.  Daha büyük çocuklarda müzikli oyuncaklar, konuşan bebek ve arabalar, sesli masal ve hikâye kitaplardan yararlanabilirsiniz. 
  4. Çocuğunuzu ses çıkarması konusunda destekleyin. Kelime ve konuşma öncesi dönemde çocuğun ses çıkarma konusunda teşvik edilmesi çok önemlidir. Çevrenizdeki hayvan, araç ve doğa seslerini taklit edin. Hav hav, vız vız, cuf cuf, tak tak, düt düt, mee, möö, gibi ses ve hece tekrarlarını sıklıkla kullanın ve çocuğunuzu bu sesleri çıkarma konusunda cesaretlendirin. Çocuk için çıkarılması daha kolay olan bu sesler konuşma ve dil gelişim sürecini hızlandıracaktır. Çocuklar tekerleme, ninni ve şarkı dinlemeyi çok severler. Çocuğunuza olabildiğince sık ninni ve şarkı söyleyin. Her defasında farklı tekerleme, ninni veya şarkı yerine aynı tekerleme, ninni veya şarkıyı tekrar tekrar söylemeye dikkat edin. Çocuğunuzun aynı melodi ve sesleri tekrar tekrar dinlemesi bir yandan onda ritim duygusunu geliştirirken diğer yandan ses çıkarma ve konuşmasını kolaylaştıracaktır. 
  5. Çocuğunuzla konuşun, sürekli konuşun, daha fazla konuşun. Çocuğunuzun dil gelişimini desteklemek ve kelime hazinesini zenginleştirmek için yenidoğan döneminden itibaren onunla olabildiğince çok konuşun. Çocuğunuzu beslerken, kıyafetlerini değiştirirken, banyo yaptırırken, oyun oynarken veya uyuturken yaptığınız ve yapmayı planladığınız tüm aktiviteleri sade bir dil ile ona anlatın. Konuşmalarınızda ifadelerinizin net ve anlaşılır, cümlelerinizin kısa olmasına özen gösterin. Dudak hareketlerinizi görebilmesi için onunla aynı hizada ve yüz yüze olmaya dikkat edin. Çocuklar değişen ses tonu ve abartılı mimiklerden hoşlanırlar. Çocuğunuzun size odaklanmasını sağlamak ve sürdürmek için ses tonunuzda iniş ve çıkışla yapın, abartılı jest ve mimiklerle beden dilini etkin şekilde kullanın. Çocuğunuz konuşmaya başladığında bu, şu, o, bunu, şunu, onu gibi işaret şeklindeki ifadelerini isimlendirin. Bu diyerek bir oyuncağını işaret ettiğinde “Oyuncak arabanı mı istiyorsun? İşte oyuncak araban, oyuncak araba ile birlikte oynayalım mı?” veya “Konuşan bebeğini mi istiyorsun. Konuşan bebek burada. Haydi, birlikte evcilik oyunu oynayalım” diyebilirsiniz. Kelime hazinesini geliştirici önemli davranışlardan birisi de çocuğun konuşmalarının yeni kelimelerle genişletilmesidir. Çocuğunuz ev dediğinde “Burası bizim evimiz. Evimiz bizim yuvamız” veya süt dediğinde “İşte bir bardak süt. Bu süt senin büyümene yardımcı olacak” diyebilirsiniz. 
  6. Çocuğunuza olabildiğince fazla masal ve hikâye okuyun veya anlatın. Çocuğunuzla birlikte içerisinde çok sayıda resim bulunan masal veya hikâye kitapları okuyun. Çocuğunuzu resimler hakkında yorum yapması, resimler ile metin arasında ilişki kurması, resimlere bakarak hikâye veya masalın akışı hakkında tahminde bulunması için teşvik edin. Çocukların hayal gücü ile kelime hazineleri arasında yakın bir ilişki vardır. Çocuğunuzu hayal kurma konusunda destekleyin. Onunla birlikte değişik kelimeleri kullanabileceğiniz hayali masal ve hikâyeler oluşturun.  Aynı kitapları çocuğunuza tekrar tekrar okuyun, aynı masal veya hikâyeleri tekrar tekrar anlatın. Her okuma ve anlatmada çocuğunuz kelime ve kavramlar için yeni edinme ve öğrenme süreçleri yaşayacağını unutmayınız. 
  7. Çocuğunuzu olabildiğince fazla konuşturun. Dinlemek çocukların alıcı dillerini konuşmak ise verici dillerini öncelikle geliştirir. Çocuklar ilgi duydukları konular hakkında sohbet etmekten çok hoşlanırlar. Çocuğunuzun ilgi alanlarını keşfederek onunla detaylandırılmış sohbetler yapın. Çocuğunuzu soru sorma, olaylar hakkında yorum yapma, bildikleri ve yaşadıklarını anlatması konusunda destekleyin. Çocuğunuza tekerleme, şiir ve şarkılar ezberletin. Ezberlediği şiir ve şarkıları tekrar tekrar söyletin, öğrendiği masal ve hikâyeleri, yaşadığı olayları tekrar tekrar anlattırın. Çocuğunuzun anlatımlarını abartılı mimiklerle, merak ve heyecan içinde dinlemeye özen gösterin. Konuşması sırasında çocuğunuzun sözünü kesmeyin, cümleleri kurması veya tamamlaması konusunda ona yardımcı olmayın. 
  8. Alay etmeyin, taklit etmeyin ve zorlamayın. Çocuğunuzun dil öğrenme sürecinde telaffuz hataları olacaktır. Bunu doğal olarak karşılayın. Telaffuz hataları ile alay etmeyin, düzeltmesi konusunda ısrar etmeyin ve asla cezalandırmayın. Ebeveynlerin sık yaptığı hatalardan birisi çocuğun dili ile konuşmaktır. Çocuğunuzun gelişimini desteklemek için ona bir yetişkin gibi davranın, onu taklit etmeyin ve kesinlikle çocuğunuzun dili ile konuşmayın. 
  9. Çocuğunuzu teknolojik aletlerin zararlı etkilerinden koruyun. Çocukların görsel uyarılara ilgileri sesten fazladır. Bu nedenle televizyon, bilgisayar, tablet ve telefon programlarında sesten daha fazla görüntüye odaklanırlar. Reklam ve müzik videolarının, erişkinler için hazırlanmış televizyon ve oyun programlarının dil gelişimi üzerine etkisi olumsuzdur. Çocuklar için hazırlanmış olsalar bile uzun süreli ve kontrolsüz izlendiğinde tüm programlar aynı zararlı etkiye sahiptir. Bu olumsuz etki erken çocukluk döneminde en belirgindir. Özellikle üç yaşından sonra çocuğunuzun yaş grubu için hazırlanmış, konuşmaların basit ve anlaşılır, hareketlerin yavaş, görüntü değişim süresinin uzun olduğu kısa süreli eğitici programlardan yararlanabilirsiniz. Çocuğunuzun izlediği programdan olumlu etkilenmesi ve yararlanması için programları birlikte izleyin. Program sırasında ve sonrasında izledikleriniz ile ilgili çocuğunuzla karşılıklı yorumlar yaparak sohbet edin.
  10. Çocuğunuzun aldığı uyarıları zenginleştirin. Çocuklar için girdikleri her yeni ortam, tanıştıkları her yeni kişi, gördükleri her yeni nesne dil gelişimlerini destekleyecek yeni bir uyarı demektir. Çocuğunuzun dil gelişimini desteklemek ve kelime dağarcığını zenginleştirmek için olabildiğince fazla kişi ve nesne ile temas etmesini, olabildiğince fazla fiziksel ve sosyal ortamda bulunmasını sağlayın.
  11. Çocuğunuz için iyi bir rol model olun. Çocuklar iyi birer taklitçidirler. Çocuğunuza iyi bir model olabilmek için kendinizi eğitin ve geliştirin. Kelime dağarcığınızı zenginleştirmek için yeni kelimeler öğrenmeye gayret edin. Günlük yaşamınızda dilin yapı ve ses özelliklerine dikkat ederek ve telaffuzlara özen göstererek olabildiğince fazla kelime ile konuşmaya dikkat edin. 

Okumaya Devam

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Yenidoğan Bebeğin Giydirilmesi

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

  1. Eğer çok sıcak değilse (24 °C’nin üzeri), sıcak tutulması için bebeğinizin birkaç kat giydirilmesi gereklidir.
  2. En iyisi, bir fanila veya bezin üzerine pijama ya da sabahlık giydirmek ve daha sonra üstünü bir battaniyeyle sarmaktır.
  3. Bebeğiniz prematüre ise normal bir bebek kilosuna erişinceye ve vücudunun isi değişikliklerine daha iyi uyum sağlayabildiği zamana kadar, ek bir kat daha giymeye ihtiyaci olabilir. Sıcak havalarda giysilerini bir kat azaltabilirsiniz. 
  4. İyi bir ayarlama olarak, aynı ortamda sizin rahat ettiğiniz giyime göre bebeği bir kat daha fazla giydirmelisiniz.
  5. Daha önce hiç bebek bakımı üstlenmediyseniz, giysi değiştirmek ilk birkaç seferde oldukça moral bozucu olabilir.
  6. Yalnızca bebeğin ince küçük kolunu giysinin kolundan geçirmenin vereceği uğraş değildir zorlu olan, bebeginiz de bütün bu iş süresince çığlık atarak durumu protesto edebilir.
  7. Cildine doğru havanın hücum etmesinden hoşlanmayabilir, giysilere doğru itilip çekilmekten hoşlanmayabilir. 
  8. Eğer üst tarafını degiştirirken kucağinizda oturtursanız ve alt kısmıni değiştirirken de yatağa ya da değiştirme masasına yatırırsanız her ikiniz için de işler biraz daha kolaylaşabilir.
  9. Tek parçalı pijama giydirirken, kollarını giydirmeden önce bacaklarını yerleştirin. Tişörtleri önce başından geçirin, sonra sırayla kollarını geçirin. 
  10. Bunu yaparken, “Bebeğin eli nerde?” diye sorun. Bebek büyüdükçe bu bir oyuna dönüşecek ve “İşte bebeğin eli burada,” dediğinizi duymak için kolunu ileri doğru itecektir.

Bazı özellikler giyinmeyi kolaylaştırır. Bunun için elbiselerde:

  • Arkasında değil, ön tarafında boydan boya fermuarlı ya da çıtçıtlı olanlar
  • Alt tarafını rahatça değiştirebilmek için her iki bacak tarafından aşağıya fermuarı ya da çıtçıtlı olanlar
  • Elinizin altından girebilip bebeğin kolunu itebileceğiniz kadar hafif bollukta kol kısımları olanlar
  • Bağlamak, açmak ya da boyundan düğüm atmak için kordonu ya da ipi olmayanlar (boğulmaya neden olabilir)
  • Streç dokumadan yapılmış olanlar (kol, bacak veya boyun taraflarinda sıkı olanlardan kaçınmalısınız.)

Okumaya Devam

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları

Yenidoğan Döneminde Görülen Lekeler

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

  1. Mongol (Moğol) Lekesi: Yenidoğan döneminde en sık görülen pigmentasyon değişikliklerinden biridir En sık sakral ve gluteal bölge olmak üzere, sırt, omuz ve bacaklarda da bulunabilir (resim 1). Keskin sınırlı mavimsi-gri tonda, birkaç milimetreden 10-15 cm’ye kadar veya nadiren daha büyük boyutlarda tek ya da çok sayıda lekelerdir. Mongol lekeleri hemen her zaman puberte öncesi dönemde kaybolur. Malign dönüşümü yoktur .Tedavi ve izlem gerektirmez..
  2. İnfantil hemanjiyomlar; İnfantil dönemde %1- %2.6 arasında görülen yüzeysel, derin veya mikst tipleri olan iyi huylu bir vasküler tümördür. En sık baş-boyun bölgesinde görülürler ve parlak kırmızı renkli görünümleri ile kolayca tanı alırlar. Tipik olarak yaşamın 1-4. haftalarında ortaya çıkar, 6-9 ay boyunca gelişir ve daha sonra involusyona uğrayarak 10 yaş civarında kaybolurlar. Görme, beslenme, işitme kaybı, kanama ve sekonder enfeksiyon gibi komplikasyonlar gelişmedikçe sadece takip önerilir.
  3. Yenidoğanın Toksik Eritemi (Eritema Toksikum Neonatorum): Yenidoğanların % 15-40’ında yaşamın ilk 72 saatinde görülen, iyi seyirli bir deri lekesidir. Sıklığı term yenidoğanlarda artarken, düşük doğum ağırlıklı ve preterm bebeklerde azalır . Kesin nedeni bilinmemektedir. Genellikle ilk 24-48 saat içinde başlar. Esas olarak yüz, gövde ve ekstremite proksimal bölgelerinde yerleşim gösterir.

4.Milia: Doğumda var olan ya da ilk hafta içinde gelişen, en sık yanaklarda görülen toplu iğne başı büyüklüğünde beyaz renkli kabarcıklardır. Ağız içinde olabilirle, tedavi gerektirmezler.

  1. Miliyarya (İsilik): Sık rastlanan benign bir tablodur. Sıcak ve nemli ortam, sıkı ve geçirgenliği olmayan giysiler ve ateş, miliyarya oluşumunu kolaylaştırıcı faktörlerdir. İlk iki haftada sık görülür. Sıklıkla baş, boyun ve gövdenin üst kısımlarında yerleşir. Havadar ortamlarda bulundurulmalı cildine nemlendirici sürülmemeli ve bezi sık değiştirilmelidir.  
  2. Yanak, ense, sırt, el ve ayak tabanlarında görülen döküntülerdir, doğumda vardır. 2 3 günde hafif leke bırakarak kaybolurlar. Bebekler sağlıklıdır, tedaviye gerek yoktur.

Okumaya Devam

Trendler