Parkinson Hastalığında Egzersiz Nasıl Yapılmalı? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Fizyoterapist

Parkinson Hastalığında Egzersiz Nasıl Yapılmalı?

Yayınlanan

üzerinde

İlk kez 1817 yılında İngiliz hekim James Parkinson tarafından ‘titrek felç’ adıyla tanımlanmıştır. Parkinson hastalığı progresif (ilerleyici) seyirli motor ve non-motor semptomlarla ilişkili nörolojik bir hastalıktır. Parkinson hastalığı ilk etapta farmakolojik olarak tedaviedilmesine rağmen, non-farmakolojik tedavilere yönelik artan kanıtlar, fizyoterapi ve rehabilitasyonun hastalığın tedavisindeki önemini ortaya çıkarmıştır.

Tanısı klinik olarak konan bu hastalık 40-75 yaşları arasında, sıklıkla da 60 yaşın üzerinde başlar. Tüm Parkinson hastalarının %5’inde 20 ila 40 yaş arasında da genetik nedenlere bağlı olarak başlangıç görülebilmektedir.. Fizyoterapi ve rehabilitasyon programındaki amaç; hastalığın yol açtığı problemleri en aza indirip, kendi yetersizliğinin ve çevresel koşulların elverdiği ölçüde hastayı maksimum bağımsızlığa ulaştırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

Hastalığın Mekanizması: Üst beyin sapı bölgesinde yer alan substantia nigra (kara çekirdek) hücrelerinin azalmasından ileri gelir. Bu hücreler ‘dopamin’ denilen bir madde yapar, depolar ve bunu kimyasal bir iletici beynin derinliğinde bulunan ‘striatum’ denilen yapıların sinir hücreleriyle kurulan bağlantısında kullanılır.

STRİATUM: Beyin kabuğunda gelen hareketle ilgili verileri işleyerek ahenk, beceri katar. Denge ve koordinasyona katkıda bulunur ve veriler tekrar beyin kabuğu, beyin sapı ve omurilik aracılığıyla kaslara yollanır. Parkinson hastalığında da substantia  nigra hücreleri   dopamin depolayamaz ve striatum’da dopamin eksilir. Vücutta ise bu eksilmeye ve bozulan döngüye bağlı olarak hastalığın belirtileri görülmeye başlar.  İşte tam da bu noktada Parkinson hastalığında Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon gereksiniminden bahsetmeye başlayabiliriz.

TEMEL BELİRTİLER

Hastalık sinsi ve yavaş biçimde ilerler. Genel olarak hastalığın başlangıç zamanı kesin olarak kaydedilemez. Sıklıkla ilk belirti olarak bir el parmağında veya bir elde titreme diyebiliriz.

  • Titreme(Tremor): Parmak,el,ayak,diz,çene,dudak’ta görülebilir.
  • Rijidite (Kaslarda Sertleşme):Normalde kasların dinlenme halinde yumuşak ve gevşek olmaları gerekirken, rijidite varlığında dinlenme halinde bile sabit biçimde, gergin ve elle hissedilebilen sertlikte olduğu görülür.
  • Bradikinezi(Hareketlerde yavaşlama):En temel belirtilerden biri olan bradikinezi erken veya geç olarak her hastada gelişir. Hareket yavaşlığı belirgin olsa da Kas Kuvveti normaldir.
  • Hipokinezi: Hareketlerin azalması.
  • Hipomimi: Mimik hareketlerinin azalması.
  • Mikrografi: El yazısının bozulması.
  • Dizartri: Konuşma Bozuklukları
  • Siyalore: Yutma güçlüğüne bağlı salya akması
  • Postüral İnstabilite: Postüral reflekslarde azalma, rijidite ve akinezi(hareket yokluğu) postüral instabiliteye neden olmaktadır.
  • Duruş ve denge bozuklukları
  • Öne doğru düşme eğilimi
  • Yürüyüş bozuklukları(Festinasyon yürüyüşü)
  • Kilitlenme ve Donma:Hareketin Başlatılamaması,hareket esnasında kilitlenmeler
  • Düşme

PARKİNSON HASTALARINDA POSTÜR:

  • Başın öne eğilmesi(fleksiyonu)
  • Gövdenin öne Eğilmesi
  • Pisa Sendromu:Gövdenin yana eğilmesi
  • Torakolumbal kifoz
  • Kalça ve dizlerde öne bükülme(fleksiyon)

Sürekli öne eğik postür sırt kaslarının mekanik olarak gerilmesine ve ön grup kasların da kısalmasına neden olur. Sonuç olarak da  bel,boyun,kalça ve diz eklemlerinde kronik ağrılar meydana gelir. Duruş bozukluğu zamanla ayakta dururken,yürürken,sağa sola dönüş yaparken veya sandalyeden kalkarken ve ileri doğru uzanırken emniyetsiz hissetmeye, denge kaybına ve düşmelere yol açabilir.

TAM DA BU NOKTADA FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON

Hastalığa karşı uygulanan medikal ve cerrahi seçeneklerinin yanında kronik ve ilerleyici, motor ve non-motor semptomlar için fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları büyük önem arz etmektedir. Hastalığın fizik tedavi uygulamaları  kişinin yaşı, mesleği, hastalığın belirtileri, hastalığın evresi, psikiyatrik sorunları(halüsinasyon,demans,depresyon..vs.)’na  göre değişiklik göstermektedir.

Kullanılan medikal ilaçlara göre on(ilaç alınınca semptomların azaldığı)-off(dozun sonuna doğru bulguların arttığı) dönemleri bulunur . Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon açısından değerlendirme yapılırken hangi ilaçların kullanıldığı, ilaçların hangi saatlerde ve sıklıkla kullanıldığı ve semptomların buna bağlı olarak artıp-azaldığı detaylıca sorgulanmalıdır.

Fiziksel olarak zinde olan hastaların uzun hastalık seyriyle daha iyi başa çıktıkları bilinen bir gerçektir.  Egzersiz faaliyetleri   sürekli bir strese maruz kalan kasların ve eklemlerin korunmasına yardımcı olur. Ayrıca kalbin çalışmasına kan dolaşımına ve akciğerlerin havalanmasına da katkıda bulunur. Böbrekler, idrar yolları ve mesane daha iyi çalışır ve kabızlık durumu en aza indirgenir.

Fiziksel faaliyetler zihinsel faaliyetler için de önemlidir. Hastanın kaygılarını yönetmesine yardımcı olur,mutluluk hissi,gevşemiş ve rahat hissetme duyguları da kişiye hakim olur.Aile bireyleri de en az hekim ve fizyoterapist kadar bu konuda destekleyici ve teşvik edici bir tutum içinde olmalıdırlar.

Tedaviler hastalara özgüdür. Hekim tanısı ve fizyoterapist değerlendirmesiyle hastaya özel rehabilitasyon planı çizilir ve egzersizlerin  hayatın içine adapte edilmesi, hasta yakını bilgilendirilmesi ilk hedeflerimiz arasındadır.

Genel olarak Egzersizlere Bakarsak;

Yukarıda    bahsettiğimiz her  fiziksel semptom için egzersiz uygulamaları vardır.

  • Yatak içinde yüzüstü ,sırtüstü ya da ayakta yapılacak olan Germe Egzersizleri
  • Postür Egzersizleri :Bu hastalar için büyük önem göstermektedir. Bozulmuş öne eğik postür için detaylı değerlendirme yapılmalı ve egzersiz programı planlanmalıdır.
  • Yürüme Çalışmaları:Bozulmuş postür ve hareketlerde azlık nedeniyle bozulan yürüme paterni için yapılacak ev içi düzenlemeler hem düşme korkusuna iyi gelecek hem de yürüme bozukluğunun ilerlememesi için hastaya yardımcı olacaktır.
  • Dönme Çalışmaları: Hareket azlığı, kaslarda rijiditeye bağlı olarak hasta sağa ve sola dönmekte zorlanabilir. Yatarken, otururken ya da ayakta iken rotasyon(dönme) çalışmaları ve gündelik hayatta yapılabilecek egzersiz düzenlemeleri hastaya iyi gelecektir.
  • Denge ve Koordinasyon Eğitimi:Dinamik ve statik pozisyonlarda yapılan denge çalışmalarına rehabilitasyon programında mutlaka yer verilmelidir.
  • Solunum Egzersizleri:Solunum kaslarında oluşabilecek olan sertlikler(rijidite) solunum kapasitesinin azalmasına neden olabilir.
  • Mimik Egzersizleri: Hipomimi varsa eğer egzersiz programına eklenmelidir.
  • Yutma Rehabilitasyonu:Yutma güçlüğü çeken hastalarda alanında uzman hekim ve fizyoterpistler tarafından değerlendirilmelidir.
  • Gevşeme Egzersizleri ve Meditasyon

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fizyoterapist

Fibromiyaljide Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Fibromiyalji Sendromu (FMS) etiyolojisi tam olarak bilinmeyen yaygın kronik ağrı ve pek çok fiziksel sorun ile seyreden, birçok duyarlı nokta eşliğinde multisistemik bir hastalıktır. FMS’nin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır ve en sık 40-60 yaş arasında görülmektedir. Görülme sıklığı kadınlarda erkeklerden 4-9 kat daha fazladır.Duyarlı noktaların varlığı anksiyete, depresyon, yorgunluk ve somatik belirtilerle olduğu gibi, ağrı ile de ilişkilidir.Ağrı duyarlılığı ve psikolojik etkenlere göre birbirinden farklı alt gruplar olabileceği ve bu alt gruplardaki hastaların tedaviye yanıt ve gidiş açısından farklılık gösterebileceği bildirilmektedir. Ağrı FM’de temel belirtidir ve tedavide de ön planda yer almaktadır. FM’de ağrının nedeni henüz tam olarak açıklanamamaktadır. Kronik ağrılı durumlara sıklıkla depresyon ve anksiyetenin eşlik etmesinden dolayı FM’nin psikiyatrik bozuklukların ya da psikofizyolojik anormalliklerin belirtisi olabileceği bildirilmiştir. Ancak FM’de görülen kronik ağrının özellikle sosyal yaşamı bozarak depresyon ya da anksiyeteye neden olabileceği de bildirilmektedir.FMS’ye sıklıkla uyku ile ilgili problemler, yorgunluk (yorgun uyanma, dinlenememe), bitkinlik, sabah tutukluğu, migren, dismenore, sık idrara çıkma, irritable kolon sendromu eşlik etmekte olup yapılan bir çalışmada, FMS’nin sıklıkla fiziksel bir travma ya da viral bir enfeksiyon sonucunda başladığı bildirilmiştir . FMS Amerika’da genel popülasyonda %2, yetişkin kadınlarda %3.4, yetişkin erkeklerde %0.5 oranında görülürken ülkemizde yapılan bir çalışmada hastalığın görülme sıklığı %3.6 olarak bulunmuştur.FMS’de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sorun kronik ağrı ve zamanla gelişen yeti yitimidir. Hastalar şiddetli ağrı, isteksizlik ve yeti yitimi nedeniyle ile normal aktivitelerini sürdürememekte dolayısıyla hastaların sosyal ve mesleki yaşantılarında sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Ayrıca FMS hastaları, hastalığın getirdiği sorunlar nedeniyle depresyon, kaygı, somatizasyonda artış ve travma sonrası stres bozukluğu gibi pek çok psikolojik sıkıntılar yaşamaktadırlar. Fibromyalji hastaları sıklıkla yaşadıkları şiddetli ağrılar ve yeti yitimi ile ilişkili olarak depresyon yaşamaktadırlar . Yapılan araştırmalarda fibromyalji hastalarının %20’sinde major depresyon olduğu, yaklaşık %50’sinin de depresyon puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur . Ülkemizde yapılan bazı çalışmalarda FMS hastalarının kontrol grubundaki bireylere göre daha sık depresyona girdiği ve daha yüksek düzeyde depresif belirtilerinin olduğu belirlenmiştir. Fibromyalji hastalarının sıklıkla yaşadığı diğer bir psikolojik sorun ise kaygıdır. Hatta birçok çalışmada fibromyalji hastalarının depresyondan daha çok kaygı yaşadıkları bulunmuştur . Fibromyalji hastalarının yaşadığı kronik, yaygın ağrının kaygıyı artırıcı bir faktör olduğu ileri sürülmektedir . Bir grup bilim insanı, 529 fibromyalji hastası ile yaptıkları çalışmada fibromyalji hastalarının depresif belirtilerden (%56) daha çok kaygı (%71) rapor ettiklerini bildirmişlerdir. Sosyal destek, kronik hastalığı olan bireylerin hastalığın getirdiği problemlerle baş etmesinde önemli bir faktördür . Sosyal destek, hastalara duygusal rahatlık vermekte, sorunları ile başa çıkma yolları kazandırmakta ya da günlük yaşamda ve kriz anında stresin olumsuz etkilerine karşı bireyleri korumaktadır. Yapılan pek çok çalışmada daha yüksek düzeyde sosyal destek alan ya da algılayan hastaların depresyon ve kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Kişinin yaşantısını etkileyen önemli kavramlardan biri de öz yeterlik olup bireylerin çeşitli durumlar ile başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabildiklerine ilişkin inançları olarak tanımlanmıştır .İnsanların yaşam boyu deneyimleri doğrultusunda, başa çıkma yeteneklerini geliştirdiklerini ve öz yeterlik inançları arttıkça da davranışlarında olumlu değişikliklerin olduğu belirtilmiştir . Bireyler, öz yeterlik inançları arttıkça hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendilerini daha sağlıklı hissetmektedirler. Bu nedenle fibromiyalji hastaları ile çalışan sağlık personelinin bu hasta grubunun psikolojik sorunlarını azaltmak için hastaların algıladıkları sosyal destek ve öz yeterlik düzeylerini artıracak müdahalelere önem vermeleri yararlı olacaktır.Fibromyaljinin sebebi belli olmayan, yaygın vücut ağrısı, belirli bölgelerde ağrılı noktalar, başta bel-boyun olmak üzere tüm vücutta hissedilen tutukluk, azalmış ağrı eşiği,yorgunluk, uyku bozuklukları ile beraber görülen kronik, eklem dışı kas iskelet sistemi hastalığı olduğundan söz etmiştik. Fibromyaljiye bazen pelvik ağrı, kronik bel ağrısı,irritabl mesane ve barsak sendromunun eşlik ettiği görülmektedir. Fibromiyaljinin oluşmasında genetik faktörler rol alsa da hem genetik hem çevresel ve nörohormonal faktörlerin de etkisinin olduğunu, yapılan çalışmalar ışığında söyleyebiliriz. Fibromyaljili hastalarda en fazla görülen şikayetlerden biri kronik ve yaygın ağrıdır. Ağrı yanıcı ve batıcı tarzdadır. Aktivite ile artan ağrıdan şikayet eden hastalar için egzersiz yapmak zorlaşır. Genellikle sabahları yaşanan tutukluk,bazı kişilerde gün boyu devam edebilir. Fibromyaljili hastalar basınca karşı hassastır ve aynı zamanda sıcak ve soğuğa toleransları azalabilmektedir. Fibromyalji’de çok çeşitli problemler birlikte görülür dolayısıyla değerlendirme ve tedavi çok yönlü yapılmalıdır.Fizyoterapi ile amacımız ağrı,yorgunluk,tutukluk şikayetlerinin azaltılması,fonksiyonelliğin, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.Egzersiz eğitiminde; aerobik egzersiz, kuvvet egzersizleri, esneklik ve su içi egzersizleri, klinik pilatesi sayabiliriz. FMS’de kas gücü ve dayanıklılığında azalma saptanmıştır . Yapılan çalışmalarda aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri ile akuatik egzersizlerin etkinlikleri araştırılmış ve egzersizin FMS tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir . FMS’de egzersizin temel amaçları stresin azaltılması, bozulmuş postürün düzeltilmesi, dayanıklılığın arttırılması ve kardiyovasküler enduransın restorasyonudur . Günümüzde FMS tedavisinde düşük yoğunluklu aerobik egzersizler ve diğer tedavi yöntemleriyle kombine edilebilen egzersiz programları önerilmektedir. FMS’de egzersiz programları bireysel olarak düzenlenmeli, hastanın egzersiz kapasitesinin altında başlanmalı ve kademeli arttırılarak hastanın tolerans durumuna göre düzenlemeler yapılmalıdır.Tedaviye gevşeme teknikleri, yüzeyel ısı ajanları, hidroterapi, balneoterapi,ılık-sıcak banyolar,çamur banyoları ve spa da dahil edilebilir. Yapılan çalışmalarda medikal masajın, fibromyaljili hastalarda uyku kalitesini artırmada faydalı olabileceği görülmüştür. Fibromyalji’de ilaç tedavisi, egzersiz tedavisi, hasta eğitimi ve kognitif davranışsal tedavi gibi yaklaşımların bir arada kullanımı önerilmektedir.

Okumaya Devam

Fizyoterapist

Diz Kayması (Patellar Dislokasyon)

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Diz eklemi altta tibia üste femur kemiklerinden oluşan ve üzerlerinde üçgen şeklinde patella dediğimiz diz kapağından oluşmaktadır bu eklem bizim günlük hayatta rahat hareket edebilmemizi sağlamaktadır Ayrıca çeşitli adaptasyonları sağlamak için de bize hareket kolaylığı sağlamaktadır. Bu eklemin rahat hareket edebilmesi için eklem çevresinde bağ ve kas yapıları mevcuttur bağ ve kas yapılar diz ekleminin stabilizasyonunu sağlar özellikle diz kapağı Yani patella çevresinden geçen ve yürümemiz de ve hareket etmemizde etkisi büyük olan bazı kas grupları vardır. Bunlardan en önemlisi kuadriseps dediğimiz üst bacak kası olarak da bilinen büyük bir kas grubudur. Bu kas diz kapağı üzerinden devam ederek alttaki kemik olan tibiaya tutunur Bu da Hareket sırasında diz kapağının kemiğe sürtünmesini ve yerinden çıkmasını ve de istenmeyen hareketlerin ortaya çıkmasını engellemektedir özellikle çok hareketsiz kalan kişilerde uzun süre masa başında oturan kişilerde bu kas grubu zayıflamaya başlar zayıflamanın sonucunda bu kas grupları diz kapağının yani patellanın düzgün hareket etmesini kontrol edemez hale gelir bunun sonucunda kişi dizini katlarken ya da katlanmadan geri açarken diz kapağı olması gereken yerinde ve gereken şekilde hareket etmez ya da hareket sırasında hareket edeceği sınırların dışında bir yer değiştirme gösterir bu kontrolsüz ve düzensiz yer değiştirme İlerleyen zamanlarda daha fazla olarak diz kapağının olması gerekenden çok daha dışta bir yere kaymasına neden olur işte bu toplum arasında diş çıkması veya diz kayması Tıp dilinde patellar dislokasyon olarak da bilinen bir hastalığı bize göstermektedir

Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler özellikle yürürken dizlerinin katlarken Merdiven çıkarken veya oturma pozisyonundan ayağa kalkarken diz kapağının çok fazla hareket ettiğini Ya da aynı şekilde çok fazla merdiven çıktıysa veya çok fazla yol yürüdüysem dizinin çok ağrıdığını Hatta şişliğini Hatta ısı artışının olduğunu söylerler kişilerin yaşam kalitesini çok fazla etkileyerek ciddi bir diz ağrısı neden olur. Önlemi alınmazsa diz kapağı çevresindeki Bağları zorlayacak ve İlerleyen zamanlarda bağ yaralanmalarına da Sebep verecektir

Akıllara gelen Bir diğer soru ise neden bu diz kapağı dışa çıkma eğilimindedir Bunun sebebi de şudur ki bacağımızın dış grubunda ki kaslar iç grubundaki kaslardan daha kuvvetlidir ve zayıflama durumunda bacağın dış grubundaki kaslar diz kapağını daha çok dışa çekerek olması gereken yerden daha fazla dışa gelmesine neden olurlar işte bu da diz kaymasının yani pateller dislokasyonun göstergesi olarak karşımıza çıktadır bu rahatsızlık her yaştan her kesimden kişilerde görülebilir illa belli bir yaş grubunda ve belli bir Cinsiyette olması diye bir durum söz konusu değildir kas kuvveti zayıflayan uzun süre masa başında kalan hareketsiz kalan kişilerin diz kapaklarındaki bu kayma kaçınılmazdır bu kayma İlerleyen dönemlerde ciddi bir diz ağrısı ile sonuçlanmaktadır

Peki bu Rahatsızlığın tedavisinde ne yapmamız gerekiyor başta dediğimiz gibi bu hastalığın en büyük sebebi kas kuvvetindeki azalmadır bundan dolayı yapacağımı en önemli şey de bu hastalarda kas kuvvetini arttırmamız olacaktır diz çevresindeki kas kuvvetini arttırdığımız da diz kapağının etrafını saran kas kuvveti yeterli güçte olduğunda diz kapağı hareketler sırasında olması gereken yerde olacak herhangi bir sapma herhangi bir yerinden çıkma gibi bir durum söz konusu olmayacak problem toparlanmış olacaktır. 

Tedavi süresince kasları kuvvetlendirirken illaki ağrı olacaktır bu süreçte mutlaka doğru bir egzersiz programı belirlenmelidir Ayrıca buz uygulaması ve antienflamatuar ilaç uygulamaları da bize yardımcı olacaktır  Kas kuvvetinin Günden güne artması ile diz kapağının yeri stabil hale gelecektir Tabii stabizasyon arttıkça da herhangi bir kayma ve herhangi bir çıkma olmayacaktır.

Ayrıca rahatszılık tedavisinde fizik tedaviden de faydalanabilir fizik tedavide uygulanan bazı elektrik kuvvetlendirici akımlar bantlama teknikleri buz uygulamaları tedavide bize faydalı olabilecek yöntemlerdir Ayrıca hastadan günlük hayatında mutlaka egzersizi yapmasını gerektiğini ve kas kuvvetinin korunması gerektiğini mutlaka söylememiz gerekiyor çünkü kullanılmayan kaslar zayıflamaya mahkumdur uzun süre hareket etmeyen uzun süre çalışmayan kaslar zayıflamaya hatta kısalmaya mahkumdur bundan dolayıdır ki kas kuvvetinin mutlaka ve mutlaka güçlü olması gerekiyor. Ayrıca kaslarımızın düzenli olarak germe  yaparak kas kısalıklarını yani kontraktür dediğimiz kısalmalarını engellememiş oluruz  Çünkü bu kısalmalarda yürüme ve hareketler sırasında çekiş acısını etkileyeceği için sakatlıklara sebep vermektedir. 

Tabi Yapılan bu tedaviler her zaman cevap vermeyebilir ilerlemiş durumlarda dizin kayma miktarı çok fazla arttığı durumlarda yapılacak egzersizler ve kuvvetlendirmeler tek başına yeterli olmayabilir İşte bu durumlarda cerrahiden yardım alınabilir cerrahi işlemle bağların ve tendonun boyu kısaltılarak tekrar diz kapağının olması gereken yerde sabitlenir ve cerrahiden sonra mutlaka yine kas kuvvetlendirme yapmak gerekir Çünkü kuvvetlendirilmiş kas yine stabilizasyon sağlamaz yine aynı sıkıntılar başımıza gelebilir

 Sonuç olarak düzenli bir egzersiz programı oluşturarak günlük 20- 30 dakika arasında yapılacak germe ve kuvvetlendirme egzersizleri ile oluşabilecek bu tarz problemlerin önüne geçmiş olacağız Unutmayalım ki biz vücudumuza ne verirsek karşılığında onu alırız fiziksel hastalıkların tedavisi yine fiziksel egzersizlerle olmaktadır Biz ne kadar aktif ve doğru Hareket edersek o kadar rahatsızlık sakatlanma veya  herhangi bir problem  riskini de azaltmış olacağız.

Okumaya Devam

Fizyoterapist

Kronik Ağrılara Doğal Çözümler

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

SICAK/SOĞUK TERAPİ :Ağrıyı hafifletmenin bir yolu ağrılı bölgeye sıcak/soğuk uygulamaktır. Kas spazmında bazı kas, eklem veya nörolojik travmaya bağlı ikincil cevaplar açığa çıkar ve ısı uygulaması ile ağrı azaltılır.Isı tedavisi sonucu sinir iletim hızı azalır ve vücutta gevşeme görülür.Isı uygulaması ile meydana gelen dolaşımdaki değişiklikler ağrıyı azaltmada faydalıdır

Kan akışının hızlanması o alandaki iyileşmeyi hızlandırmakla kalmaz, zedelenmiş dokudaki atıkların daha çabuk uzaklaşmasını sağlar.Ağrının azaltılmasında soğuk uygulama da kulanılabilir. Burada önemli olan hangisinin ne zaman uygulanması gerektiğini bilmektir.Vücuttan ısı kaybına sebep olarak dokuların ısısını tedavi edici amaçla azaltmak için yapılan uygulamadır.Soğuk uygulama sayesinde;Sinir iletim hızı azalır,ağrıya neden olan metabolitler uzaklaşır, ödem ve spazm azalır, bölgedeki inflamasyon azalır.

Travmalardan sonra ilk 24-48 saat içinde soğuk uygulama tercih edilir.

Soğuğun uzun süreli kullanımı hem lokal hem de merkezi değişikliklere yol açar.Soğuk uygulama bu mekanizmalar ile ağrılı uyaranları bloke eder.

TERAPÖTİK MASAJ :Vücuttaki kronik ağrıları hafifletmenin bir yolu da masajın rahatlatıcı etkisinden faydalanmaktır. Masaj, kas deri ligament ve fasya gibi yüzeyel ve yumuşak dokulara ve yüzeyel dokular altında yer alan bazı yapılara sistematik ve bilimsel bir şekilde uygulanan stroking, friksiyon, vibrasyon, perküsyon, kneading ve kompresyon hareketlerinin kombinasyonundan oluşan tedavi edici manuel yöntemlere verilen genel addır.

Masaj ; fiziksel kondisyonu korumak,Gevşeme sağlamak, Dolaşımı uyarmak

Kardiyovasküler sistem ve sinir sisteminde tedavi edici etkiler oluşturmak amacıyla kullanılabilir.

Ayrıca Kronik ağrı, hareket kısıtlılığı, yaralanma sonrası, postur

Bozukluğu sebebiyle, fibromyalji ve kas gerginliğinde masaj tedavisi kullanılabilir.

Masaj uygulamasının kişide kişiye değişmekle birlikte haftada 2 gün, 30-45 dakika süreyle yapılması uygun olacaktır.

Bel ve boyun bölgelerinde uygulanacak masajın özellikle fizyoterapistler tarafından yapılması büyük önem taşır. Eğitimsiz kişiler tarafından yapılan masaj uygulamalarında kalıcı sakatlıklar karşımıza çıkabilir.Aman dikkat!

FİZYOTERAPİST İLE KLİNİK PİLATES :Klinik Pilates metodu, ana merkez stabilitesinin sağlanmasının önemi üzerinde duran, zihin ve beden merkezleme tekniğidir.Egzersiz hareketleriyle birlikte nefes kontrolü ve zihin-beden bütünlüğünü kombine eder.Klinik pilatesin normal pilatesten  farkı egzersizler de nefes kontrolü  ile birlkte nötral omurganın sağlanmasıdır. Klinik pilates ile kaslar olması gereken uzunluğa kavuşur ve gerekli esneklik sağlanır. Son zamanlarda Klinik pilates fizyoterapinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Eklem ağrılarından duruş bozukluğuna kadar birçok rahatsızlıkta tamamlayıcı olarak kullanılmaktadır.Ağrıları azaltmak, iyileşmeyi hızlandırmak ve  fonksiyonelliği artırmak için haftanın 2 günü klinik pilates yapılabilir.Pilates,temel egzersizleri doğru yapılmazsa sakatlanmalara neden olan bir egzersizdir.Sağlık açısından güvenli olması sebebiyle fizyoterapist tarafından yaptırılan klinik pilatese şans verebilirsiniz.

YOGA  :Ağrılar için yararlanabileceğiniz  bir aktivite de yoga yapmaktır.Yoga sağlığa olan yararları sebebiyle hastalarda ve fiziksel aktiviteyi artırmak ve ağrıları  önlemek için sağlıklı bireylerde uygulanan güvenli bir yaklaşımdır.Yoga, eklemler ve büyük kas gruplarına etki ederek kas iskelet sisteminin fonksiyonlarını düzenler.Yapılan çalışmalar kronik bel ağrısı olan kişilerde yoga terapisinin denge,ağrı şiddeti, fonksiyon ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.Ayrıca yoganın,anksiyete, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar üzerinde olumlu etkileri,stres yönetimi yapabilme kabiliyetini , duygusal ve sosyol iyilik halini artırarak kişinin sosyal sağlığını iyileştirebildiğini söylemekte yarar var.

PLANLANMIŞ AEROBİK EGZERSİZ:Düzenli fiziksel aktivite yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır.Düzenli fiziksel aktivite ile kalp-akciğer sistemi ve kassal uygunluk, kemik sağlığı, koroner kalp hastalıkları, yüksek kan basıncı, inme, şeker hastalığı, kolon ve meme kanseri,depresyon ve kilo kontrolünün sağlanması direkt ilişkili bulunmuştur. Düzenli yapılan aerobik egzersizler( yürüyüş,yüzme,koşma,bisiklet binme) sağlığınızın güçlenmesi için çok önemlidir. Düzenli yapılan egzersiz  başta kas iskelet sistemi yaralanmalarını önler, nörolojik hastalığa yakalanma riskini ve dikkat dağınıklığını azaltır. Egzersiz, beyni korumanın yanı sıra sindirim, boşaltım ve bağışıklık sistemlerini, metabolizmayı,cildi,bedeni, kemik yoğunluğunu,kan dolaşımını ve kalp sağlığını güçlendirir.İdeal sağlık faydaları için Haftanın beş günü 30-45 dakikalık fiziksel aktivite yapmanız ve günlük 10.000 adım atma önerisinde bulunmuş olalım.Yürüyüş, günlük yaşamda herkes için yapılabilecek bir egzersiz türüdür ve ideali 30-45 dakikalık tempolu yapılması şeklindedir.Yemeklerden bir saat sonra yapılması ve rahat kıyafet kullanılması ayrıca özel üretilmiş spor ayakkabı giyilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

SU, VÜCUT SAĞLIĞI İÇİN ELZEMDİR! Sağlığımız için günde 2-2.5 litre su içmek oldukça önemlidir.İçtiğimiz suyun temel  görevleri arasında Yediğimiz yiyeceklerin sindirimi, emilimi, zararlı maddelerin vücuttan atılması, vücut ısısının korunması, vücudumuzdaki  asit- baz dengesinin sağlanması yer alır. Eklem sağlığımız için çok önem arz eden su olması gerekenden daha az tüketilirse bir takım sağlık sorunlarına neden olabilir. Günlük önerilen miktarın altında su tüketen kişilerde kas ağrılarının görüldüğünü belirtelim.Ayrıca Eklemlerimizdeki kıkırdak dokusunun güvenli hareket edebilmesi için su oranının yüksek olması şarttır.Bu oranın azalması kas iskelet sisteminde yaralanma riski oluşturur. Kas esnekliği,kemik sağlığı açısından su içmeyi ihmal etmeyelim.

KAS ve EKLEM AĞRILARINA GÜZEL BİR ALTERNATİF: ANANAS :Yaygın kas ağrılarınız için  Doğal bir iltihap önleyici olan ananası tüketebilirsiniz.Taze ananas eklem ve kas ağrılarına  iyi gelen meyvelerin başını çekiyor.İçindeki bromelain ismindeki enzim sayesinde eklemlerdeki iltihabın azaltılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca ananasın, enerji verdiğini, bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirdiğini, ödemi ve şişkinliği azalttığını biliyoruz.Her gün sabah saatlerinde 1/5 dilim tüketebilirsiniz.

DURUŞ BOZUKLUĞUNU ÖNLEME: Duruş bozukluklarının nedeni genellikle ofiste, masa ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatlerdir. Çalışma ortamındaki araç-gereçlerin ergonomiye uygun yerleştirilmesi ve kişinin vücut yapısına uygun olması şarttır. Günümüzün çoğu vaktini geçirdiğimiz ortamlarda, uzun süreli ayakta duruş, oturuş, öne arkaya gereksiz eğim verme, bel bölgesini zorlayan desteksiz pozisyonlarda iş yapma, anormal eklem pozisyonları büyük kas gruplarına fazla ve yanlış yük bindirir. Sonuçta ağrı kaçınılmazdır.Evde veya iş yerinde yapacağınız ufak ergenomik değişiklikler ile  duruş bozukluğundan kaynaklanan ağrıları önleyebilirsiniz. Ayrıca gün içinde uzun süre sabit kalmamak, yarım saatlik oturuşlardan sonra mutlaka kısa bir yürüyüş yapmak, gün içinde esneme hareketlerini bol tekrarlı yapmak varolan ağrılarınızın hafiflemesinde faydalı olacaktır.

Okumaya Devam

Trendler