Koroner arterler yani kalbi besleyen damarlar, kalbin üzerinde seyretmektedirler. Bu damarlar 3 tane ana damar ve yan dallarından oluşur. Kalpte kan damarlarının yol aldığı bu yüzeyel yere kalbin epikardı denir. Epikardın hemen altında MİYOKARD denen, kalbin kası bulunur. Kalp kasının da altında kalbin ENDOKARD bölümü bulunur ki kalbin içinden geçen kanın içinde bulunduğu odacıklar bu yapıdan oluşur.
Kalp kası MİYOKARD dır ve kalbin pompalama gücü kalp kasının kasılmasıyla olmaktadır. Bu kasın kasılması için de kasa oksijen ve besin gelmelidir, işte bu işi de kalbin yüzeyinde bulunan koroner damarlar yapar. İçinden geçen kan ile kalp kası beslenir ve iyi bir şekilde çalışır.
Bazen ve genelde doğumsal olarak kalbin yüzeyinde bulunması gereken koroner damarlar daha aşağıdan geçerek kalp kasının içinden geçer. İşte kalp damarlarının yüzeyden değilde, bir kısmının veya tamamının kalp kası içinden geçmesine KALP KASI BANDI HASTALIĞI veya MİYOKARDİAL BRIDGE veya KALP KASI KÖPRÜSÜ denir. Yani bu durumda kalp kasılırken içinden geçen damar büzüşür ve kalp kasına gerekli kanı götüremez ve hastada KORONER DAMAR TIKANIKLIĞI gibi şikayet ve bulgular oluşur. Bu sorun insanlarda %0.7 ile %4.5 arasında görülmektedir. Çoğu zaman şikayet vermese de bazen göğüs ağrıları, kalp krizi ve hatta nadir de olsa ölüme kadar giden sorunlar yaratabilir. Bu hastalık genellikle kalbin en büyük damarı olan ÖN İNEN ATAR DAMAR yani LAD damarın ortasında görülmektedir.
Uygulanan Tedavi Yöntemleri
Kalp kası hastalıkları diğer adıyla kardiyomiopati konusunda yapılan tedaviler kalp nakline kadar uzanan bir yolda ilerlemektedir. Kardiyomiyopati sorunun tedavisine başlamadan önce altında yatan ana nedenin bulunması bu konuda yapılacak tıbbi müdahalelere yön veren ana etkenlerden biridir.
Tedaviye başlamadan önce ilk olarak çekilen kalp ultrasonu ve EKG gibi görüntülü tetkik yöntemleriyle kardiyomiopatiler meydana gelen sorun saptanır. Myocardiumun gücü, sorunun boyutu, kalp kapaklarının kalınlığı ve boyutu incelenir. Bu rahatsızlıklar için uygulanacak olan tedavi yöntemi rahatsızlığın tipine ve oluşum nedenine değişiklik göstermektedir. Kalp kasında bulunan koroner damarlarda herhangi bir tıkanıklığa bağlı olarak ortaya çıkan kardiyomiyopatilerde anjiyografi ile balon veya stent uygulaması ya da açık cerrahi müdahale gerekli görülebilir. Hastalığın derecesi ve verdiği hasar oranı düşükse yapılan ilaç tedavisi sayesinde kalpteki kasın gevşemesine yardımcı olunur ve kalınlaşma oluşmasına neden olan tıkanıklıkların azaltılması sağlanır.
Kardiyomiyopati rahatsızlıklarında medikal bir tedavi yöntemi uygun görülmüşse; bu yöntem tek başına direk olan tedavi sağlamaz. Sadece kalp kasının üzerinde bulunan yükün azaltılmasına, kandaki basıncın düşürülmesine ve kalbin daha rahat bir performansla çalışmasına yardımcı olunur. Hasta üzerine uygulatılan kan sulandıran ve akışkanlık elde ettiren ilaçlar sayesinde damarların tıkanarak hastanın kalp krizi geçirmesine veya felç olayını yaşamasına engel olunur.
Kardiyomiopatiler oluşan kalınlaşmanın fazlalaştığı durumlarda hastaya miyoktemi adı verilen bir cerrahi müdahale uygulanabilmektedir. Bazı vak’alarda cerrahi müdahale olmaksızın kateter yöntemi ile tedavi şekli yön değiştirebilmektedir. Kalp pili sayesinde kalp atımlarının yönü değiştirilip hastanın ritimleri dengede tutulur. İmplantable cardioverter ismi verilen cihazların yerleştirilmesi en son olarak da kalp nakli kardiyomiyopati tedavisinde rahatsızlığın ilerlemesine ve hastada oluşturduğu risklere göre uygulanan tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır.
Kalp kası bandı hastalığı (Miyokardiyal Bridge) için rapor oranı ne veriliyor?
Klas 1 hastalar:% 10
Anjinası olsun veya olmasın fizik muayene bulguları ve laboratuar testleriyle tanısı desteklenen hastalarda koroner anjiografi ile bir koroner arterde % 50’den daha az darlık saptanması.
Klas 2 hastalar:% 30
Miyokard infarktüsü geçiren veya daha önceden koroner arter hastalığı tanısı alan veya girişimsel-cerrahi koroner işlem yapılan anjinası bulunan hastalarda aşağıdaki şartların varlığı; NYHA Sınıf 1 semptomlar veya ilaç tedavisi veya diyetle anjinanın kontrol altında tutulabilmesi ve ayrıca konjestif kalp yetmezliğinin bulgu ve semptomlarının yokluğu (EF >%50).
Klas 3 hastalar:% 50
Miyokard infarktüsü geçiren veya daha önceden koroner arter hastalığı tanısı alan veya girişimsel-cerrahi koroner işlem yapılan anjinası bulunan hastalarda aşağıdaki şartların varlığı; laboratuar yöntemleri ile (EKG, eforlu EKG, perfüzyon sintigrafisi v.b) devam eden iskeminin saptanması veya bir koroner arterinde en az %50 oranında darlığın anjiyografik olarak gösterilmiş olması ve ilaç tedavisi veya diyetle anjinanın kontrol altında tutulabilmesi ve sol ventrikül fonksiyonlarının bozuk olmasına rağmen (EF %30-%50) hastada NYHA Sınıf 2 semptomların varlığı.
Klas 4 hastalar:% 100
Miyokard infarktüsü geçiren veya daha önceden koroner arter hastalığı tanısı alan veya girişimsel-cerrahi koroner işlem yapılan anjinası bulunan hastalarda aşağıdaki şartların varlığı; laboratuar yöntemleri ile (EKG, eforlu EKG, perfüzyon sintigrafisi vb) devam eden iskeminin saptanması veya bir veya daha fazla koroner arterinde en az %50 oranında darlığın anjiyografik olarak gösterilmiş olması ve ilaç tedavisi veya diyete rağmen hastada NYHA Sınıf 3-4 semptomların varlığı veya hastada ciddi sol ventrikül fonksiyon bozukluğunun olması (EF<%30)