Mesane kanseri dünyada en sık görülen kanser türlerinden birisidir. (tüm kanserlerin %3-7 si) Ortalama 65 yaş civarında görülür. Tanı konulduğu anda olguların yaklaşık %75 i mesaneye lokalize olup ,%25 i bölgesel lenf düğümlerine veya uzak bölgelere yayılmıştır. Çoğu mesanenin değişici epitelinden kaynaklanmaktadır. ( transizyonel hücreli karsinom ) Başka histolojik tipler de mevcuttur. Mesane içi boş ve kat kat dokuların oluşturduğu kese şeklinde bir organdır.İçten dışa bağ dokusu, kas dokusu ve yağ dokusundan oluşur. Hastalık en içteki bağ dokudan başlar, hem mesane içine hem de mesane dışına doğru her iki yönde giderek büyür ve kas ve yağ dokuya doğru ilerler. RİSK FAKTÖRLERİ : Sigara içimi olguların yaklaşık %50 sinden sorumludur. Sigaradaki naftilamin maddesinin sorumlu olduğu düşünülmektedir. Bunun dışında çeşitli kimyasallar, boya, kauçuk, petrol, deri ve basım işlerinde çalışanları yüksek risk altındadır. Yapay tatlandırıcıların alınmasınında risk faktörü olduğu söylenmektedir. Bazı kromozom bozukluklarının da sebep olduğu belirtilmiştir. BELİRTİLER : Hastaların %85- 90′ ın da tek şikayet aralıklı, pıhtılı, ağrısız idrarda kanamadır. Bunun dışında nadiren mesane huzursuzluğu, sık – acil işeme ve idrarda yanma oluşabilir. TANISAL TETKİKLER : İdrar tetkiki, ultrason ve tomografi de %80-90 a yakın tanı konur. Ancak kesin tanı için mutlaka sistoskopi (mesanenin içerisine kamera ile bakmak) ve biopsi yapılmalıdır. Bu işlem lokal anestezi altında poliklinik şartlarında fleksible sistoskop ile ağrısız olarak yapılabilmektedir. Bu işlem tedavi sonrası hastalığın takibinde de kullanılmaktadır. TEDAVİ : Ameliyathane şartlarında spinal anestezi ile ağrı, sızı olmadan tedavi yapılabilmektedir. Bunun için idrar yolundan girilerek endoskopik yöntemle mesane içerisindeki lezyon rezeke edilir. (kazıyarak alınır). Lezyonun büyüklüğü, mesane duvarındaki derinliği not edilir. Tabanı koter cihazıyla iyice yakılır. Alınan parçalar idrar yolundan çıkartılarak patolojik incelemeye gönderilir. Ve hastalığın tipi, yaygınlık derecesi incelenir. Bu şekilde hem tanısı konmuş hem de tedavisi kapalı yöntemle yapılmış olur. 18 – 24 saat sonra sondası çekilen hasta evine gönderilir. Patolojik inceleme de eğer hastalık evresi T1 ise yani kas ve yağ dokusuna yayılmamış ise (sadece mesane iç yüzeyindeki bağ dokusunda kalmış ise ) tedavi bitmiş kabul edilir. Bu hastalıktaki en büyük sorun ve moral bozucu olan şey lezyonun nüks etmesi yani tekrarlamasıdır. Nüks olmasını azaltmak için ameliyat sonrası mesane içerisine 8 hafta boyunca haftada bir kez ince bir sonda ile BCG, mitomisin ya da epirubisin gibi özel bazı ilaçlar uygulanmaktadır. Bu tedavi ile mesane içerisinde kalmış, gözle görülmeyen çok küçük lezyonların yok edilmesi hedeflenir. Bu tedavilerden sonra ilk yıl her üç ayda bir mutlaka mesane içerisine sistoskopi ile bakmak gerekir. Nüks görüldüğünde ameliyathanede hastalık tekrar temizlenmelidir. Ve tekrar kontroller yapılmalıdır. 5 yıl boyunca nüks olmadığında hastalığın takibi bırakılmaktadır. Hastalık T2 evrede ise yani kas dokusuna yayılmış ise artık tümörün kapalı ameliyat ile tedavi edilmesi mümkün değildir. Bu durumda idrar kesesinin dışarısına doğru daha fazla yayılmadan derhal mesane büyük bir operasyon ile çıkartılmalıdır. Günümüzde bu ameliyatlar da başarı ile uygulanabilmektedir. Çok fazla ilerlememiş hastalıkta İnce bağırsaktan yapılan yeni mesane eskisinin yerine yerleştirilebilmektedir. Mesane kanseri erken teşhis ve tedavi ile tamamen tedavi edilebilen bir hastalıktır.