Şok Dalga Tedavisi-ESWT - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Üroloji

Şok Dalga Tedavisi-ESWT

Yayınlanan

üzerinde

Şok Dalga Tedavisi Nedir?

Şok dalga tedavisi(ESWT); jeneratörden oluşturulan yoğun ve basınçlı ses dalgalarının bir prob vasıtası ile vücudun hedeflenen bölgesine yönlendirilmesi ile yapılan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntem ilk kez böbrek ve idrar yolları taşlarının kırılması amacıyla tasarlarmış(ESWL) ve hala başarı ile uygulanmakta ve belli endikasyonlarda kullanılmaktadır. Aynı şekilde tasarlanmış ve yoğunluğu azaltılmış veya ayarlanabilen cihazın başka amaçlarla kullanımı devreye girmiş, günümüzde birçok amaç için kullanılmaktadır. Vücut dışında üretilen şok dalgalarının odaklayan ve şok dalgası üreten iki kısmı vardır. Yüksek basınçlı ses dalgaları (2-6 Bar’lık) özel tasarlanmış bir jeneratörlerden elde edilir ve bir prob vasıtasıyla vucudun hedef bölgesine ulaştırılır. Bu yoğun ses dalgalarıyla yapılan şoklama sonucunda alandaki sinir uçlarında bazı maddelerin (subtance P ve nitrit oksit) salgılanmasına neden olmakta, bu sayede ağrı azalmakta, ortamdaki sertleşmiş ve kireçli doku dağılmakta vucuda emilerek ortamdan uzaklaştırılması sağlanmaktadır. Ayrıca dokuda damar büyümesini  ve yeni damar oluşmasını sağlayan bazı faktörlerin(eNOS, VEGF, PCNA vs) salgılanmasına neden olur.  

Ürolojide Kullanım Alanları

  • Böbrek ve İdrar yolları taşlarının kırılması(ilk kullanım alanı)
  • İktidarsızlık-Empotans-Gevşek penis
  • Peyroni hastalığı ve penis eğriliği
  • Kronik prostatit
  • Aşırı aktif mesane(AAM)-Ağrılı mesane sendromu(interstisiyel sistit), kronik pelvik ağrı

Ereksiyon Bozukluğu-Gevşek penisde kullanımı 

Cinsel performansın yeterli düzeyde olmaması, temas için tatmin edici  ereksiyon elde edememe-sürdürememe ve cinsel işlevi tatminkar bir şekilde  gerçekleştirememeye erektil disfonksiyon-ED denir. Normal bir cinsel girişimde erkeğin olması gerektiği  işlevini yeteri seviye ve sürede sürdürememesine cinsel güç kaybı-gevşek penis olarak adlandırılmaktadır. Hastalarda  temel şikayet olarak ereksiyon yetersizliği, erken boşalma ve gevşek penisden yakınırlar. Yapılan saha çalışmalarında, 40-70 yaş arası erkeklerin %50’sinde ereksiyon bozukluğu ve cinsel güç kaybı(gevşek penis) bildirilmektedir. Ereksiyon tam bir hormonal denge, damar ve sinirlerin koordineli – ahenkle çalışması ile mümkündür ve psikolojik sistemin etkisi altındadır.  Bu erektil penis dokularında bazı maddelerin salgılanmasına neden olur ve bu maddeler de yeni damar oluşumunu ve şok dalganın yarattığı tahripten kronik yara iyileşmesi sürecini başlatır. Son generasyon cihazlarda şok dalgaların enerji seviyeleri ve uygulama alanındaki etki derinliği kontrol edilebilmektedir.  

Peyroni Hastalığında kullanımı

Peyroni hastalığı; penisde   bulunan  erektil korporal yapıda plaklar şeklinde sertleşme(fibrozis), kireçlenme ve sonunda penis eğriliğine neden olan patolojik süreci ifade eder. 40-60 yaş grubu erkeklerde daha sık gözlenmektedir. Tekrarlayan mikrotravmalar sonrasında da dokuda kalınlaşmalar ve sert plakların  oluştuğu savunulmaktadır ve sonuçta plak tarafına doğru penis eğriliğine neden olmaktadır. Diyabet ve hipertansiyonu bulunan erkeklerde de daha sık gözlenmektedir.Temelde ağrılı ereksiyon, penis eğriliği şikayeti ile hastalar hekime başvururlar. İlaçlı tedaviden cerrahi tedaviye kadar çok çeşitli uygulamalar yapılmaktadır. Buna rağmen net sonuç alınamamakta ve hastalığın tekrarlanma olasılığı olmaktadır.  

Kronik Prostatite kullanımı 

Kronik Prostatit çok değişik klinik formları olan hayat kalitesini bozan ve günlük yaşamı etkileyen, birçok formu bulunan ve sıkça karşımıza çıkan bir hastalıktır. Buna karşın verilen ilaç ve yapılan bazı maniplasyonlara pek de cevap vermeyen, temel olarak kronik pelvik ve tesis ağrısı, ağrılı ejekülasyon  ve işeme problemleri ile kendini gösteren bir klinik sendromdur.  

ESWT yapılmaması gereken durumlar 

Kanama bozukluğu, Kanserler, hedef alanda büyük damar ve sinir bulunması, kemiği büyüme alanlarına(epifiz, omurilik), kalp pili bölgesine, enfeksiyon alanına ve gebelikte kullanılmamalı. 

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Üroloji

Aşırı Kilo, İdrar Yollarında Taş Hastalıklarına Neden Olabiliyor

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Böbrek taşı, bazen hiçbir belirtiye neden olmadan idrarla atılır. Ancak taşın boyutu büyükse, böbrekten sonra üretere geçtiğinde tıkanmaya sebep olabilir. Üreter, böbrek ile mesaneyi birbirine bağlayan ince boru şeklinde bir organdır. Böbrek taşı, bu küçük boru içerisinde sıkışırsa idrar akışını engeller ve idrar böbrekte toplanmaya başlar.

Bu durum sırtta bel hizasında, yanlarda veya kaburga altında ani başlangıçlı keskin bir ağrıya neden olur. Ağrı, karın ve kasığa yayılabilir. İdrar yaparken ağrı ya da yanma hissi görülebilir. Bunların dışında idrar yollarında taş durumunda görülen diğer semptomlar, pembe/kırmızı idrar, idrarda kötü koku ya da bulanıklık, sürekli idrara sıkışma hissi, bulantı ve kusma, ateş şeklinde sayılabilir. İdrar yollarında taş oluşumuna risk hazırlayan durumların bir araya gelmesi taş oluşumuna sebep olabilir. İdrar içerisinde kristal oluşturabilecek  kalsiyum, ürik asit, okzalat gibi maddelerin fazla olması, idrarda kristal oluşumunu engelleyen maddelerin  ise az olması idrar yollarında taş oluşmasıyla sonuçlanabilir.” 

Oluşan taşın türünü tespit etmenin, ileride taş oluşumu tekrarının önlenmesi açısından önem taşıdığını belirten Kurt, şu şekilde devam etti: 

“Kalsiyum taşları, en sık görülen taş türüdür, genellikle kalsiyum okzalat kristalleri şeklinde görülür. Cips,  fıstık, çikolata, ıspanak gibi okzalat açısından zengin yiyecekleri tüketmek, kalsiyum taşı oluşma riskini arttırır. Ürik asit taşları, erkeklerde kadınlara göre daha sık görülür. Gut hastalığı olanlarda, kemoterapi tedavisi  alanlarda da bu hastalık görülebilir. Protein içeriği zengin diyetle beslenmek, ürik asit taşı açısından risk  oluşturabilir. Strüvit taşları, idrar yolları enfeksiyonuna bağlı olarak oluşabilen taşlardır, boyutları genellikle  büyük olduğundan idrar yollarında tıkanmaya sebep olabilirler. Sistin taşları, nadir görülen bir taş türüdür. 

Sistinüri adlı genetik hastalığı taşıyanlarda gözlenen bir durumdur. Bir kişide, bir ya da daha fazla risk faktörü varlığında böbrek taşı oluşma ihtimali artar. Bu faktörler, kişinin kendisinde veya ailesinde böbrek taşı  öyküsü olması, az sıvı tüketimi, farklı beslenme tipleri, örneğin çok tuzlu yiyecek tüketimi, obezite, sindirim  sistemiyle ilgili rahatsızlıkların bulunması, geçirilmiş mide, bağırsak ameliyatları, sistinüri gibi bazı genetik  hastalıklara sahip olmak, diüretik, antiepileptik, kalsiyum temelli antiasit gibi bazı grup ilaçların kullanımı  böbrek taşı oluşmasına yol açabilir.” 

Kurt, idrar yollarında taş tanısı ve tedaviye ilişkin ise şunları kaydetti: 

Tanıda ilk olarak kan ve idrar testi istenir. Ultrason ya da bilgisayarlı tomografi tetkiklerinden faydalanılarak  idrar yollarındaki taşın görüntülenmesi sağlanır. Tedavi, taşın büyüklüğüne ve neden olduğu hasara göre  değişkenlik gösterir. Küçük boyutta ve ciddi bir duruma neden olmayan taşların tedavisinde hastaya bol su  içmesi tavsiye edilir. Küçük taşlar, idrar içerisinde beklediğinde bir araya gelerek daha büyük hale gelebilir.  Çok sıvı tüketilmesi, sık sık idrara çıkmayı sağladığından bu durumu engeller. Küçük taş dökenlere ağrı kesici  verilerek taşın sebep olduğu şiddetli ağrı hafifletilir. Büyük boyuttaki taşlar, taşın bulunduğu yere ve yol  açtığı hasara göre farklı şekillerde tedavi edilebilir.

Okumaya Devam

Üroloji

İdrarda Kanama-Kanlı İdrar Yapma

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hematüri Nedir?

İdrarda gözle veya mikroskop altında kan ve kan hücreleri görülmesine “hematüri” veya ‘’kanlı idrar’’ adı verilir. Bu gözle görülür(gros) veya yapılan idrar tetkikinde(mikroskopik) ortaya çıkabilir. Her iki durumda da kanamanın nedenini belirlemek önemlidir.İdrarda kan görülmesi endişe verici bir durumdur ve çoğu durumda nedeni zararsız olsa da idrardaki kan (hematüri); başta mesane kanseri olmak üzere, böbrek ve prostat kanseri, böbrek ve idrar yolları taşları gibi ciddi bir hastalığın belirtisi olabilir.

İdrar çok az miktarda kan karıştığında kan miktarına göre pembeden koyu kırmızıya kadar değişen renklerde gözle görülebilir. İdrardaki kanama genellikle ağrısızdır, eğer idrarda kan pıhtıları varsa tıkanmaya bağlı veya enfeksiyon eşlik ediyorsa ağrı ortaya çıkabilir. Hiç bir bulgu semptom vermeden bile mikroskobik de olsa hematüri olabilir, hasta farkına varmadan yıllarca sürebilir. Bir çok ciddi hastalık belirtisi olan idrarda kan görülmesi durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır. Bazı kabızlık giderici ve idrarı kırmızıya boyayan azo gibi boya içeren ilaçlar ve bazı besinler(pancar, çilek, ahududu, böğürtlen vs) idrarda kan olmaksızın idrarı kırmızıya boyayabilir. Yine ağır egzersizlerden(özellikle uzun mesafe koşucularda) sonrada idrarda kan görülebilir, birkaç gün içinde idrar normale gelir. Hematürinin diğer risk faktörleri arasında yaş ve bazı  kalıtsal hastalıklar sayılabilir.

Hematüri Nedenleri 

İdrarda mikroskopla bakıldığında normalde maksimum görülen kan hücrelerinin(eritrosit) sayısı erkeklerde 1-2, kadınlarda 3-4 civarındadır. İdrarda kanama böbreklerden, idrar kanalları(üreterler), mesane, prostat ve idrarın dış ortam atıldığı idrar yoluna(üretra) kadar herhangi bir alandan kaynaklı olabilmektedir.  Böbrek ve idrar yolları taşları, enfeksiyonları ve kanserleri idrarda kanamanın en sık görülen ciddi nedenleridir ve 40 yaş altında daha çok idrar yolu enfeksiyonları ve taş hastalığı, 40 yaş üzerinde ise hematüri idrar yolu enfeksiyonları, prostat büyümesi, prostat kanseri, böbrek ve mesane kanseri habercisi olabilir.

1-Böbrek ve İdrar yolları enfeksiyonları: böbreklerin ve idrar yollarının mikrobik enfeksiyonları(sistit, piyelonefrit üretrit vs) durumunda idrarda kanama olabilir, ancak kanamaya genellikle idrar yaparken zorlanma, yanma, ağrılı  ve sık idrara çıkma ihtiyacı eşlik eder. Bunlar dışında acil işeme ihtiyacı, kötü kokulu idrar şikayeti görülebilir. Enfeksiyon böbrekte ise ek olarak ateş ve yan ağrısı eşlik edebilir. Prostata ait enfeksiyonlarda kanama dışında  idrar zorluğu ve sık idrara çıkma ihtiyacı ön plana çıkmaktadır.

2-İdrar yolları taş hastalığı: İdrar kanallarında tıkanıklık yapmayan böbrek ve idrar yolları taşları sadece idrarda kanama ile belirti verebilir, eğer tıkanıklık yapıyorsa kanama ile birlikte kolik şiddetli ağrısı eşlik eder. Buna bir de enfeksiyon eşlik ediyorsa tablo iyice kompleks hale gelir.

3-Prostat büyümesi: Daha çok 40 yaş üzeri erkeklerde görülen prostat büyümesinde hastanın temel şikayeti yanında idrarda kanama saptanabilmektedir.çıkar ve idrarda kanamaya neden olabilir.

4-Böbrek hastalıkları: Böbreğin mikrobik olmayan ve filtrasyon yapan ünitelerin glomerulonefrit gibi bazı tıbbi hastalıklarında hematüri gözlenebilir, bunlar transplanta(böbrek nakli) kadar götürecek kadar böbrek yetmezliğinin bir belirtisi olabilir. Böbreğin filtre sisteminde meydana gelen ve nefrit adı verilen hastalıklarda da idrarda kanama ortaya çıkar.Yine diyabet (şeker hastalığı)gibi bazı sistemik hastalıklarda da ek bulgu olarak idrarda kan görülebilir.

5-Ürolojik Kanserler: İdrarda pıhtılı-pıhtısız, gözle görülebilir veya mikroskopik kan görülmesinin en önemli ve ciddi nedeni ürolojik kanserler olabilir. Başta mesane ve böbrek kanseri olmak üzere prostat ve diğer ürolojik kanserin en önemli belirtilerinden biri idrarda kanama görülmesidir. Hatta klasik olarak  40 yaşını geçmiş, sigara içen, idrarda ağrısız pıhtılı kanaması olan erkekler aksi ispat edilinceye kadar mesane kanseri kabul edilmektedir. Kanamaya eşlik eden ortak payda sigaradır. Mesane kanserinde ilk ve uzun dönemde sürekli idrarda kanama gözükürken, prostat ve böbrek kanserinde ilerlemiş evrelerde daha çok karşımıza çıkmaktadır. 

6-Diğer nedenler: Orak hücreli anemi ve Alport sendromu gibi kalıtsal genetik hastalıklarda, böbrek ve idrar yolları travmalarında, bazı kullanılan ilaçlarda idrarda kanama görülebilir. Siklofosfamid gibi antikanser ilaçlar, radyoterapi, aspirin gibi kanı sulandırıcı ilaçlar ve penisilin türü antibiyotikler idrarda ciddi kanamalara neden olabilmektedir.

TEŞHİS

1- Öykü ve fizik muayene hematürinin araştırılmasında ilk basamaktır.

2-Basit idrar testi: Gözle görülebilen bir kanama olsa bile ek bulgu olup olmadığını saptamak için basit bir idrar testi gereklidir.Yine şeffaf bir kaba alınan idrar gözle incelenmelidir. Enfeksiyon düşündürecek bulgu ve belirti varsa idrar kültürü alınır.

3-Temel rutin kan analizleri hematüri şikayeti olan hastadan mutlaka istenmelidir.

4-Görüntüleme testleri:Başta kolay ulaşılır ve yapılabilir olan ultrasonografik görüntüleme idrarda kanaması olan hastalarda temel inceleme yöntemidir. Bununn yanında gerektiğnde bilgisayarlı tomografi(CT) ve magnetik rezonans(MR) görüntüleme istenebilir

5-Sistoskopi:Diğer yöntemlerle bir sonuç alınamazsa sistoskopik(endoskopik) inceleme gerekebilir. Sistoskopi, başta mesane kanseri olmak üzere diğer bazı klinik durumlar (Taş,tümör, prostat vs) için kullanılan, sistoskop adı verilen ışıklı-kameralı endoskop kullanılarak mesanenin ve idrar kanalının(üretra) incelenmesine imkan sağlayan  tanı/teşhis yöntemidir.

6- Bazen idrarda kanamanın nedeni bulunamaz. Bu durumda, özellikle sigara içme, çevresel toksinlere maruz kalma veya radyasyon tedavisi öyküsü gibi mesane kanseri için risk faktörleri söz konusu ise , düzenli aralıklarla  takip önerebilir.

TEDAVİ

İdrarda kan görülmesinin tedavisi, kanamaya neden olan asıl etmenin ortadan kaldırılması ile  mümkündür. Kanama bir hastalık değil mevcut bir hastalığın belirtisidir, kanamaya neden olan hastalık tedavi edildiğinde hematüri de tedavi edilmiş olur.

Okumaya Devam

Üroloji

Ürolojide Botox Kullanımı

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Botox Nedir?

Gıda zehirlenmesi yapan Clostridiu Botulinum adlı bakterinin toksini(nörotoksin) kaslarda asetilkolin salınımını engeller ve kısmi felç yaparak etkisini gösterir.

Botox’un ürolojide kullanım alanları

1-İdrar kaçırma, interstisyel sistit ve mesane ağrı sendromu

Ürolojide en güncel ve   en sık medikal tedavi ile sonuç alınamayan veya ilaca alternatif olarak, idrar kaçırma, aşırı aktif mesane, nörojenik mesane, interstisyel sistit ve mesane ağrı sendromu da başarıyla kullanılmaktadır. Uygulamaya karar vermeden önce mesane kanseri olmadığından emin olunmalıdır. Botox materyeli sulandırlarak lokal veya genel anestezi altında endoskop(sistoskop) aracılığı ile mesane kasına sistematik olarak 20-30 ayrı noktaya, toplamda 100 ila 300 ünite dozunda yapılır, işlem süresi ortalama 15dk, kanama olmazsa idrar sondasına ihtiyaç yoktur.

2-Prostat Büyümesinde Botox uygulaması 

Prostat büyümesi nedeniyle işeme sıkıntısı çeken, ilaçla tedaviye alternatif veya ilaçlardan yeterince fayda görmeyen hastalarda ve ameliyata uygun olmayan bazı seçilmiş hastalarda etkin, güvenilir bir yöntem olarak görülmektedir. Bu yöntem prostat büyümesinin tedavisinde kullanılan standart ve rutin bir yöntem değildir. İşlem prostatın büyüklüğüne göre 100-300 Ünite Botox materyali, lokal veya genel anestezi altında, rektal, transüretral(sistoskop aracılığı ile idrar kanalından) veya perineal(testis ile anal arasındaki bölge) ultrasonografi kılavuzluğunda uygun uzunluktaki iğne ile özellikle prostatın dışa yakın birkaç alanına enjeksiyonunu ifade eder.

Sonuç olarak, verilen materyel prostat şikayeti nedeniyle hastalara verilen alfa-blokör olarak adlandırılan ilaçların etkisi ile aynı etkiye sahiptir. İşlemin bir kısım yan etkileri vardır, bunlar arasında; ağrılı idrar, idrar tıkanıklığı, idrar yolu enfeksiyonu alerjik reaksiyonlar sayılabilir. Freys sendromu da denilen Botoxa aşırı duyarlılık durumunda daha dikkatli ve düşük doz kullanılmalıdır. İnsanda toksik doz aralığı 2500-3000 Ünitedir, bu doz aşılmamalıdır.

Botoxun Kullanılmaması gereken durumlar 

  • Hamilelik ve emzirme, 
  • Kaslara etkieden bazı ilaç kullananlarda (aminoglikozid,penicillaminler,kalsiyum kanal blokerleri,magnezyum,siklosporin)
  • Kas hastalığı olan hastalar(ALS, Miyasthenia gravis, Eaton-Lambert Sendromu)
  • Kanama bozukluğu olan hastalar(Hemofili vs)
  • Botoxa alerjisi olan hastalar 

Okumaya Devam

Trendler