Pandemiden dolayı uzun süre izole kalan çocukların yazın normalleşme ile birlikte çevreleriyle yakın temasları ve yoğun klima kullanımının etkisiyle aslında kışın sık görülen üst solunum yolu hastalıklarını yazın ortasından itibaren görülmeye başladı.
Üst solunum yolu enfeksiyonlarının başlıca belirtileri olan burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, öksürük, hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, gözlerde sulanma, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık, Covid-19 belirtilerine benzemesinden dolayı aileler paniğe kapılabilmektedir.
Grip ve farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları çocuklarda birkaç gün süren ateş atakları yapabiliyor. Okulların açılması ile birlikte bu hastalıkların sıklığının artması beklenmekte. Ancak alınacak basit önlemlerle bu enfeksiyonlardan korunulabilir ve salgınların oluşması engellenebilir.
1. Ortamı düzenli havalandırmak
Virüslerin neden olduğu bu hastalık grubunda bulaşma yakın temas ile olmaktadır. Hapşırma ve öksürme ile ortama dağılan partiküller uzun süre havada asılı kalmakta ve buradan geçen diğer bireylere kolaylıkla bulaşmaktadır. Özellikle havalandırması yetersiz kapalı ortamlar ve yakın temasın en çok olduğu okullar, bu enfeksiyonların kış aylarında daha sık görülmesinin temel nedeni olmaktadır. Toplu taşıtlar, okul, alışveriş merkezi gibi kalabalık yerlerde üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmekte olan bir kişi virüsleri kolaylıkla ortama yayıp diğer sağlıklı bireylere bulaştırabilmektedir. Bu nedenle özellikle bu tür yerlerde havalandırmanın iyi olmasına dikkat etmek, temizliğe özen göstermek gibi basit tedbirler ile üst solunum yolu enfeksiyonlarının yayılması önlenebilir.
2. El yıkama alışkanlığı kazandırmak
Ellerin yıkanması veya dezenfektan ile temizlenmesi hem Covid-19 hem de üst solunum yolları enfeksiyonlarında bulaşmayı ciddi oranda azaltmaktadır. Çocuklara ebeveynleri ve öğretmenleri ellerini düzenli yıkama alışkanlığı kazandırmalı, elleri özellikle ağıza ve gözlere sürmemek gerektiğini anlatmalıdır.
3. Kalem, bardak vb gereçleri ortak kullanmamak
Sık temas edilen kapı-pencere kolları, telefon ve çalışma masası gibi yüzeylerin düzenli olarak dezenfekte edilmesi, temas sonrası ellerin yıkanması gerekir. Kalem, bardak, havlu gibi eşyaları ortak kullanmamak oldukça önemlidir. Kalem, silgi gibi okul gereçlerinin ağıza sürülmemesi de enfeksiyonların bulaşmasını önlemede etkilidir.
4. Maske kullanmak
Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Covid-19 enfeksiyonundan korunmak için maske takmak, başkasını öpmemek, kimseyle aynı çatal, kaşık gibi eşyaları kullanmamak çok büyük önem taşıyor. Sınıfta ders esnasında mutlaka takılması gereken maskeler teneffüslerde de takılmalıdır” diyor.
5. Hasta çocuğu okula göndermemek
Velilerin kesinlikle üst solunum yolu enfeksiyonu belirtileri olan çocuklarını okula göndermemeleri, evde istirahat etmelerini sağlamaları ve gerekirse hekime götürmeleri enfeksiyonun yayılmaması ve başkalarına bulaşmaması açısından şart. Eğer çocuğunuz veya siz üst solunum yolu enfeksiyonlarının başlıca belirtileri olan burun akıntısı, burun tıkanıklığı, ateş, öksürük, hapşırma, baş ağrısı, geniz akıntısı, boğazda yanma-ağrı, gözlerde sulanma, kas ağrıları, halsizlik, iştahsızlık gibi Covid-19 belirtilerine benzeyen şikayetler yaşıyorsanız paniğe kapılmadan hekime danışmanızda fayda var. Eğer doktorunuz gerekli görürse Covid-19 için test yaptırın.
6. Dengeli ve düzenli beslenmesini sağlamak
Bağışıklık sisteminin zayıflamaması için düzenli ve dengeli beslenmeye özen göstermek gereklidir. Tek yönlü beslenmeden kaçınarak bol bol sebze ve meyve tüketilmesi vücut direnci için çok önemlidir.
7. Uyku düzenini sağlamak
Yapılan bilimsel çalışmalar, yeterli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirmede büyük önem taşıdığını ortaya koyuyor. Çocukların aynı saatte yatıp aynı saatte kalkması, uyuduğu odanın uyku kalitesi açısından elverişli olması, odasında gece lambası yanmaması, uykudan önce cep telefonundan uzak durması gerekiyor.
8. Aşıları aksatmamak
Doç. Dr. Serdar Baylançiçek “Toplumun büyük kısmının aşılanması ve bağışıklık oluşması, özellikle Covid-19 enfeksiyonun hafif atlatılması ve hastane yatışlarının önüne geçmesi için çok önemli. Ayrıca kronik rahatsızlığı olan ve bağışıklık sistemi ile ilgili rahatsızlıkları bulunan kişilerin influenza virüsü için de aşılanması önerilmektedir. Ülkemizde aşı yaşı 12’ye indi ama bazı ailelerde çocuklarını aşılatma konusunda kararsızlık yaşanıyor. Oysa mevcut aşılar ile virüse karşı yüksek oranda koruma sağlanırken ciddi bir yan etki görülmüyor” diyor.
Bazı çocuklar düşünmeden hareket eder, sabırsız davranır, sırada bekleyemez ya da duygularını kontrol etmekte zorlanır. Eğer bu davranışlar sık tekrarlanıyor ve çocuğun okul, aile ya da sosyal ilişkilerini etkiliyorsa, dürtüsellik (impulsivite) söz konusu olabilir. Peki dürtüsel davranış tam olarak nedir ve aileler bu durumda ne yapmalı?
Dürtüsellik Nedir?
Dürtüsellik, bir çocuğun davranışlarını ya da tepkilerini önceden düşünmeden, anlık duygularla ortaya koymasıdır. Bu durum bir kişilik özelliği değildir; genellikle beynin ön bölgesinde yer alan “dürtü kontrol merkezinin” gelişim hızıyla ilişkilidir.
Her çocuk zaman zaman dürtüsel davranabilir, ancak dürtüsellik belirgin hale geldiğinde;
sosyal ilişkilerde sorunlar,
akademik zorluklar,
duygusal dalgalanmalar gibi etkiler gözlemlenebilir.
Dürtüsel Çocuklarda Görülen Davranışlar
Dürtüsel çocuklar genellikle şu özellikleri gösterir:
Konuşurken başkalarının sözünü keser
Oyunlarda kurallara uymakta zorlanır
“Bir şey yapmadan önce düşünme” becerisi zayıftır
Ödül gecikmesine tahammül edemez (hemen sonuç ister)
Hatalarından ders çıkarmakta zorlanır
Çabuk sinirlenir veya öfke patlamaları yaşar
Dikkat eksikliği veya hiperaktivite ile birlikte olabilir
Bu davranışların bir kısmı çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve stres faktörlerine göre değişebilir. Ancak süreklilik kazanıyorsa, bir uzman desteği alınmalıdır.
Dürtüselliğin Nedenleri
Dürtüsel davranışın birçok biyolojik, psikolojik ve çevresel nedeni olabilir:
1. Nörolojik Etkenler
Beyindeki ön lob bölgesi, planlama ve kontrol işlevlerinden sorumludur. Bu bölgenin gelişimi, özellikle çocukluk döneminde tamamlanmadığı için bazı çocuklarda dürtü kontrolü daha zor olabilir.
2. Genetik Faktörler
Dürtüsellik, genetik yatkınlığı olan bir özelliktir. Ailede dikkat eksikliği veya hiperaktivite (DEHB) öyküsü varsa, çocukta da benzer belirtiler görülebilir.
3. Ebeveyn Tutumları
Aşırı koruyucu, tutarsız ya da cezalandırıcı ebeveyn tutumları; çocuğun duygusal kontrol becerilerini olumsuz etkileyebilir. Çocuk, sınırlarını test ederek davranışlarını şekillendirmeye çalışabilir.
4. Çevresel Faktörler
Okul ortamındaki stres, başarısızlık korkusu, dijital ekran maruziyeti veya düzensiz uyku da dürtüsel davranışları artırabilir.
Dürtüsel Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı?
Ailelerin en önemli rolü, çocuğa davranış kontrolü öğrenme sürecinde rehberlik etmek olmalıdır. İşte etkili birkaç yöntem:
???? 1. Sabırlı ve Tutarlı Olun
Çocuğunuz bir davranışı tekrarladığında hemen cezalandırmak yerine, ne hissettiğini anlamaya çalışın. Kurallar net ama esnek olmalı.
???? 2. “Dur ve Düşün” Stratejisini Öğretin
Bir olay karşısında hemen tepki vermeden önce “Dur, derin nefes al, düşün” yaklaşımını öğretebilirsiniz. Bu küçük farkındalık adımı, davranış kontrolünü güçlendirir.
???? 3. Pozitif Pekiştirme Kullanın
İstenmeyen davranışı cezalandırmak yerine, doğru davranışı ödüllendirin. “Bugün sıranı bekledin, çok güzel!” gibi geri bildirimler beyni olumlu pekiştirir.
???? 4. Enerjiyi Doğru Kanallara Yönlendirin
Spor, sanat veya drama gibi aktiviteler, çocuğun enerjisini boşaltmasına yardımcı olur. Bu tür etkinlikler dürtü kontrolünü doğal şekilde geliştirir.
???? 5. Gerekirse Uzman Desteği Alın
Dürtüsellik çocuğun akademik veya sosyal yaşamını etkilemeye başladıysa, bir çocuk psikoloğunun değerlendirmesi önemlidir. Gerekli durumlarda dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü egzersizleriyle davranışsal terapi uygulanabilir.
Dürtüsellik ve Dikkat Eksikliği Arasındaki Fark
Dürtüsellik çoğu zaman DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile karıştırılır. Ancak dürtüsellik; dikkat eksikliğinden ziyade davranışın ani ve düşünülmeden yapılması ile ilgilidir. Bir çocuk hem dikkat eksikliği hem de dürtüsellik gösterebilir — bu durumda multidisipliner bir yaklaşım gerekir.
Sonuç: Farkındalık, Sabır ve Destek
Dürtüsellik, “yaramazlık” ya da “inatçılık” değildir. Çocuğun beyninde gelişmekte olan bir sistemin henüz olgunlaşmamış halidir. Doğru yaklaşımlar, davranışın kontrol altına alınmasını sağlar.
Ebeveynlerin sabırlı, öğretmenlerin anlayışlı ve çevrenin destekleyici olması; çocuğun öz denetim becerilerini güçlendirir. Unutmayın: Her dürtüsel davranış bir mesaj taşır — önemli olan, o mesajı doğru okumaktır. ????
When it comes to addressing obesity and its related health challenges, finding the right clinic is crucial. In Istanbul, one name stands out as a leader in obesity treatment: Istanbul Obesity Center.
With 22 years of experience and over 80,000 patients served, Istanbul Obesity Center has earned a reputation for excellence in the field of obesity treatment. The clinic is dedicated to offering comprehensive care tailored to the unique needs of each patient.
Why Choose Istanbul Obesity Center?
At Istanbul Obesity Center, we believe that successful weight loss is a journey that requires more than just surgery—it demands a holistic approach that includes nutritional guidance, psychological support, and long-term follow-up care. Our team of specialized doctors and medical professionals work closely with each patient to develop a personalized treatment plan, ensuring the best possible outcomes.
Our Services
We offer a wide range of state-of-the-art treatments, each designed to help you achieve your weight loss goals safely and effectively:
Gastric Sleeve Surgery: A popular and highly effective procedure that reduces the size of the stomach, helping patients achieve significant weight loss.
Swallowable Gastric Balloon: A revolutionary, non-invasive treatment that does not require endoscopy or anesthesia, allowing patients to lose weight without surgery.
Gastric Bypass Surgery: A more complex procedure that alters the digestive system to limit food intake and nutrient absorption, leading to substantial weight loss.
Stomach Botox: A non-surgical treatment that temporarily reduces stomach contractions, slowing digestion and promoting a feeling of fullness.
Dietary and Nutritional Support: Comprehensive nutritional guidance to ensure you maintain a healthy diet before and after your treatment.
Psychological Support: Counseling and mental health services to help patients address emotional and psychological factors related to obesity.
Patient-Centered Care
At the heart of our clinic’s success is our patient-centered approach. We understand that every patient’s journey is unique, and we are here to provide support every step of the way. From the initial consultation to post-surgery follow-up, our team is dedicated to helping patients achieve their health and weight loss goals.
Cutting-Edge Treatments
Each treatment is performed using the latest techniques and technologies, ensuring safety and effectiveness. Our clinic’s commitment to innovation and patient care has made us a preferred choice for individuals seeking lasting weight loss solutions.
Comfortable and Secure Environment
Located in the vibrant city of Istanbul, our clinic offers a comfortable and secure environment for all our patients. We understand that undergoing a medical procedure can be daunting, which is why we prioritize creating a welcoming atmosphere where patients feel at ease.
Join Thousands of Satisfied Patients
With a proven track record and a dedication to excellence, Istanbul Obesity Center is the ideal choice for anyone looking to take control of their weight and health. Join the thousands of satisfied patients who have transformed their lives with our help.
For more information about our services and to schedule a consultation, visit our website or contact us today.
Kanser ilerleyici, tekrarlamalarla seyreden, yayılma eğiliminde olan ve çoğu zaman ölümle sonuçlanan müzmin bir hastalıktır.
Dünya sağlık örgütü (WHO) verilerine göre günümüzde yılda yaklaşık 9 milyon insan kanser nedeniyle hayatını kaybetmektedir. Bu ölümlerin oranı sosyoekonomik düzeyi düşük bölgelerde tanıdaki gecikme ve tedavideki yetersizlik nedeniyle daha yüksektir. Tahminlere göre 2030 yılında 11.5 milyon insanın kanser nedeniyle hayatlarını kaybetmesi öngörülmektedir.
Kanserin tedavisi kuşkusuz hastalığın insan vücudunda etkilediği tüm noktaların ve fonksiyonların bilinmesi doğrultusunda yapılan çok yönlü bir tedavi olmalıdır. Modern tıpta bu tedavi tamamen bir takım işidir.
Sindirim sistemi organlarından yemek borusu, mide, oniki parmak barsağı, ince ve kalın barsaklar, düz bağırsak (rektum) ve makat bölgesinin kanserleri genel adı ile sindirim kanalı kanserleri diye anılmaktadırlar.
Buna ilaveten karaciğer, safra kesesi ve safra yolları ile pankreas bezinin kanserleri, dalak kitleleri, karın duvarı, zarları ve yağlı dokuların kanserleri de tedavi edilen cerrahi hastalıklardır.
Genel cerrahlar ayrıca meme, tiroit ve paratiroit bezlerinin yanı sıra böbrek üstü bezlerinin kanserleri, ve bazı yumuşak doku kanserlerini (Sarkomlar) de çeşitli cerrahi tekniklerle tedavi etmektedirler.
Bir kitle oluşturarak kendini gösteren tüm kanserlerin tedavisindeki en önemli basamak, hastalık yayılmadan önce kitleyi ve çevresindeki hastalıksız bir doku sınırı ile birlikte çıkartmaktır.
Kanserin tedavisinde cerrahi müdahalelerin amacı her zaman hastalığı yok etmek olmayabilir. Başlangıçta tanıyı koymak için doku örneklemeleri ve safhayı tespit etmek, ayrıca ileri safhalarda ağrıyı kesmek, beslenmeyi sağlamak, enfeksiyonu ortadan kaldırmak, bozulmuş organ fonksiyonlarını düzeltmek ve tıkanmaları ortadan kaldırarak hayat süresini uzatmak veya kalitesini arttırmak da cerrahın görevidir. Bu amaçla lazer, radyofrekans, laparoskopi (kapalı yöntemlerle cerrahi), Robotik cerrahi ve diğer birçok modern teknolojik cihaz ve yöntem günümüzde kullanılmaktadır.