Kabızlık - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Genel Cerrahi

Kabızlık

Yayınlanan

üzerinde

Kabızlığın farklı tarifleri vardır, tuvalet yaparken zorlanma ve ıkınma ihtiyacı olması, gaitanın çok sert olması, iki üç günde bir tuvalete çıkmak şeklinde tanımlayabiliriz.

Fonksiyonel tıp yaklaşımı açısından normal sağlıklı bir insanın her gün tuvalete çıkması gerekir, çünkü dışkılama vücuttaki toksinleri ve bazı hormonların vücuttan atılmasını sağlar , gaita kalın barsakta bekledikçe gaita içindeki toksinler ve atık maddeler tekrar geri emilip kana geçer. Bu durumda vücudun toksin yükü artar.

Kabızlık belirtileri

  • Haftada 3 seferden az dışkılamak ( Sağlıklı bir yaşam için her gün 1 kez dışkılamanın normal olduğunu vurgulamak isterim)
  • Sert ve parça parça dışkılamak
  • Aşırı ıkınmak zorunda kalmak
  • Dışkılama sırasında barsağın tam boşalmasını engelleyen bir şeyin olduğu hissine kapılmak, düşünmek
  • Barsağın tam boşalmadığını düşünmek
  • Dışkılama sırasında karına elle bastırma veya parmakla dışkılamaya yardımcı olma gibi durumların olması
  • Yukarıdaki belirtilerden 2 veya daha fazlasının en az 3 aydır olması durumuna kronik kabızlık diyoruz

Ne zaman doktora gitmeliyiz

Tuvalet alışkanlığınızda nedenini açıklayamadığınız kalıcı bir değişiklik olduğunda doktora gitmeniz gerekir

Kabızlık nedenleri

Sindirilmiş gıdalar sindirim sisteminde, özellikle kalın barsaklarda yavaş ilerlediğinde,

barsakların tam boşaltılamadığı durumlarda  barsak içindeki gaitadaki kurur ve sertleşir, bu durumda  kabızlık olur.

Kronik kabızlık nedenlerini ayrıntılı olarak belirtmek istersek:

Kalın barsakları tıkayan patolojiler

  • Anüs kenarında “anal fissür “dediğimiz küçük bir yırtığın olması ağrıdan dolayı anüste gevşeme zorluğuna, spazma neden olur
  • Kalın barsak kanserleri
  • Barsağı daraltan iyi huylu , kanser olmayan nedenler
  • Kalın barsaklara bası yapan karın içindeki diğer kanserler
  • “Rektosel” dediğimiz vajen arka duvarının zayıflığından kaynaklanan hastalığın olması

Kalın barsakların kasılmasın sağlayan sinirlerle ilgili nörolojik sorunlardan kaynaklanan nedenler

  • Barsak kasılmalarını sağlayan sinirlerle ilgili “otonom nöropati”
  • Multiple sclerosis
  • Parkinson hastalığı
  • Omurga yaralanmalarına bağlı sinir yaralanmaları
  • Felç 

Dışkılamada yardımcı olan pelvik taban kaslarına ait problemler

  • Dışkılama sırasında anüsü çevreleyen kasların gevşeyememesi , biz bu soruna “anismus” diyoruz
  • Dışkılama sırasında pelvik tabanı oluşturan bazı kasların kasılması, bazılarının da gevşemesi gerekir, bu koordinasyon sağlanamaması (dyssynergic defecation)
  • Diğer bir neden pelvik taban kaslarının zayıf olmasıdır

Vücuttaki hormon balansının bozulmasına ve bazı elementlerin artmış ya da azalmış olmasına bağlı kabızlık nedenleri

  • Şeker hastalığı
  • Hamilelik
  • Tiroid bezinin az çalışması ( hipothyroidism)
  • Paratiroid bezinin fazla çalışması (hyperparathyroidism) 
  • Kan tetkiklerinde artmış kalsiyum, düşük magnesium değerleri.

Soliter rektal ülser, bu hastalıkta kabızlık yoktur fakat rektum içindeki ülser sürekli tuvaleti varmış hissi uyandırdığı için, hasta sık sık tuvalete gider ve ıkınır ama gaita gelmez, hasta da kabız olduğunu, gaita çıkaramadığını söyler. Aslında barsak boştur fakat mevcut ülser hastayı yanıltır. Bu hastalarda barsak sarkmaları ve hemoroid sık görünür.

Kronik kabızlığa yatkınlık oluşturan risk faktörleri

  • Yaşlılık 
  • Kadınlarda kabızlık daha çok görülür
  • Susuz kalmak
  • Süt ve süt ürünleri, badem vs.. gıdalar
  • Lifli gıdalardan fakir bir diyet alışkanlığı olması
  • Fiziksel aktiviteden uzak, sedanter yaşam
  • Bazı ilaçları kullanmak ( sakinleştiriciler, opioid grubu arı kesiciler, antidepresan ilaçlar tansiyon düşürücüler gibi..)
  • Kötü tuvalet alışkanlığı. Bazı insanlar evleri dışında bir tuvaleti mümkün olduğunca kullanmak istemezler, dışkılama refleksi geldiğinde ertelemeye çalışırlar, bu durumda bağırsakta bekleyen gaita kurur ve sertleşir
  • Depresyon , stres, anksiyete gibi ruhsal rahatsızlıkların olması

Kabızlığa bağlı komplikasyonlar

  • Hemoroid oluşması , ileri derece ıkınmaya bağlı anüs çevresindeki hemoroid memeleri büyür
  • Anal fissür ; sert ve büyük gaita çıkarken makat kenarındaki cildi yırtar, küçük bir yırtık oluşur fakat oldukça ağrılıdır
  • Fecal impaction; kronik kabızlıkta kalın bağırsağın son kısmı olan rektumda gaita birikir, sertleşir hasta gaita yapamaz hale gelir, hasta ancak bir müdahale ile  dışkılayabilir.
  • Uzun süreden beri var olan aşırı ıkınmaya bağlı barsak sarkması olur
  • Uzun süreden beri var olan aşırı ıkınma sonucunda pelvik taban kasları zayıflar, bu bölgede var olan sinirlerin de zarar görmesi sonucunda hasta gaz tutamaz duruma gelebilir

Kabızlığı önlemek için neler yapabiliriz

  • Bakliyat, sebzeler, meyveler, kepek, tam tahıl gibi bol lif içeren gıdalar gıdalar ile beslenmek
  • İşlenmiş gıdalar, süt ürünleri ve et ürünleri gibi az lif içeren gıdaları azaltmak
  • Bol sıvı tüketmek
  • Düzenli egzersiz yapmak
  • Stresten uzak durmak
  • Dışkılama hissi geldiğinde ertelememek
  • Tuvalet ihtiyacını günü belli bir saatine gelecek şekilde bir düzene oturtmak, tercihen yemekten sonra

Kronik kabızlık nedenini bulmak için yapılması gereken tetkikler ve testler 

Doktorun genel muayenesinden sonra, kabızlığın nedenini bulmak için bir dizi testten bir kaçı belli bir algoritm dahilinde istenebilir. Fakat bu testlere başlamadan önce hastadan ayrıntılı bilgi alıp, diyetini değerlendirmek sonra  da muayene yapmak gerekir, birçok hasta basit bir diyet değişikliği ile , hiçbir tetkik yapılmadan düzelebilmektedir.

  • Kan testleri, örneğin tiroid fonksiyon testleri  (tiroidin az çalışması kabızlık yapar) veya kalsiyum düzeyinin yüksek olup olmadığın incelemek gibi .
  • Ayakta direkt batın grafisi, barsakta tıkanıklık olup olmadığını gösterebilir veya kalın barsakta gaitanın birikmiş olup olmadığını görürüz.
  • Colonoscopy tetkikinde tüm kalın barsakları ve ince barsakların son 15-20 cmlik kısmını ucunda kamera ve ışık olan flexible bir cihazla inceleriz.
  • Anorectal manometry  tetkikinde rektum dediğimiz kalın barsağın son kısmı ve özellikle de anüsün (makat) fonksiyonunu ve bu iki kısmın çalışma koordinasyonunu ölçeriz, gaitanın dışarı çıkması için rektum kasıldığında anüsün gevşemesi gerekir. Örneğin anismus dediğimiz rahatsızlıkta bu koordinasyon bozulmuştur.
  • Balon atım testi (Balloon expulsion test): Bu testte rektum (kalın barsağın son kısmı) içine balon kotulur ve su yada hava ile şişirilir. Şişen balon hastada tuvalet ihtiyacı doğurur, hasta bu balonu tuvalette ıkınarak çıkarır, ıkınıp  çıkarma süresi testin sonucudur ve bu sürenin uzunluğuna göre değerlendirme yapılır, ideal süre 1 dakika veya daha azdır. 
  • Colon transit zamanı: yenilen gıdaların ne kadar sürede kolondan geçip gaita ile atılma durumuna geldiğini gösteren bir testtir. Test için X-ray filminde görülebilen (radiopaque) markerlar yutturulur ve bu markerların sindirim sisteminden geçip atılması süreci filmler ile takip edilir. Bu test için kayıt yapabilen kablosuz kapsüller de yutturulabilir.
  • Defecography testi kabızlık tanısında önemli bir testtir, nadiren gerekir. Bu testte rektum içine baryum denilen bir madde verilir ve hastadan bunu dışkılamada olduğu gibi dışarı atması istenir tam bu sırada da film çekilir. Bu tetkik ile kas fonksiyonlarını, prolapsus olup olmadığını ve rektosel denilen bir patolojinin olup olmadığını görürüz.
  • MR defecography: Test mantı normal defecography ile aynıdır, bu testte baryum yerine özel jeller kullanılır ve film MR cihazında çekilir.

Kabızlık tedavisi

Başlangıçta doktor herhangi bir ciddi bir neden düşünmüyorsa tedavi olarak sadece diyet ve yaşam şeklinin düzenlenmesi  planlanır, önemli olan sindirilmiş gıdaların optimum sürede kuruyup sertleşmeden dışarı atılmasıdır. Hastaların büyük bir kısmı bu düzenleme ile iyileşir , tuvalet düzeni oturuncaya kadar basit ilaçlarla geçici süre yardımcı olunur.

Diyet  ve yaşam  tarzının değiştirilip bir düzene oturtulması için yapılması gerekenler

  • Lif alımının arttırılması, yemekte bol lifli gıdaları özellikle tercih etmek gerekir, bunun yanında lifsiz gıdalar da alınabilir fakat ağırlık lifli gıdalardan yana olmalıdır. Böylece barsaktan gıda pasajı hızlanır.  Bu her gün meyve, sebze yiyerek sağlanabilir, kepek ve tam tahıl tercih edilmelidir.  Başlangıçta lifli gıdaların çok fazla alınması şişkinlik ve gaz şikayetleri yapabilir bu nedenle lif miktarı yavaş yavaş arttırılmalıdır. Başlangıçta tercihen her 1000 kalori için önerilen lif miktarı 14 gramdır. Bir kaç haftada lif miktarı arttırılarak istenen düzeye getirilir.  Yulaf, kepek,keten tohumu,  mor kuru erik, armut, kuşkonmaz, enginar,chia ve özellikle de yeşillikler lif artışı sağlayan gıdalardır. Yeşilliklerin lif oranı yüksektir ve herkesin kolay ulaşabileceği gıdalardır.
  • Egzersiz yapmak bağırsak kaslarının aktivitesini de arttırır, haftada 4-5 gün egzersiz  idealdir. Uzun zamandır yapmadıysanız egzersizlere başlamadan önce sağlık durumunuzu  değerlendirmek için bir doktor ile görüşmekte fayda vardır, özellikle ileri yaşlarda.
  • Tuvalete gitme ihtiyacınız olduğunda ertelemeyin, kendinize zaman ayırın, aceleye getirmeyin. Bazı hastalarımız ev dışında bir yerde tuvalete gidemediklerini belirtmektedirler, bu durum kabızlığın önemli sık görülen nedenlerinden biridir ve problem çözülemediği takdirde kabızlığı tedavi etmek çok zorlaşır yada çok planlı bir yaşam şekli oluşturmak gerekir.

Laksatifler

etki şekli birbirinden farklı olan bir çok laksatif (müshil)  ilaç çeşidi vardır.

  • Lif takviyeleri: Gaita hacmini arttırırlar. Hacmi artmış gaita daha yumuşaktır ve bağırsaktan transiti daha kolay olur.  Bu tür laksatifler  psyllium, calcium polycarbophil veya methylcellulose içerirler.
  • Barsak hareketlerini uyaranlar: Bisacodyl ve sennoside içeren ilaçlar bu gruba girerler
  • Osmotik laksatifler bağırsak sekresyonunu arttırarak ve barsağı uyararak etki ederler. Magnesiumhydroxide, magnesium citrate, lactulose, polyethylene glycol bu gruba giren ilaçlardır.
  • Gaitanın kayganlığını arttıran ilaçlar mineral yağlar gibi
  • Gaita yumuşatıcılar docusate sodium, docusate calcium gibi ilaçlar bağırsaktan su çekerek etki ederler
  • Fitil ve lavmanlar yine kabızlığın tedavisinde kısa süreli kullandığımız ilaçlardır.

Diğer ilaçlar

Yukarıdaki ilaçlardan fayda görülmediğinde ve özellikle de irritabl barsak sendromu varlığında  başka ilaç tedavileri düzenlenebilir bu tedaviler kişiselleştirilmiş yani kişiye özel tedavilerdir.

Pelvis kaslarını çalıştırmak

Biofeedback training dediğimiz pelvis kaslarının doğru zamanda kasılması ve gevşemesini  öğreten tedavi yöntemidir, bir terapist eşliğinde yapılır. Dışkılama esnasında hangi kasların kasılması, hangilerinin gevşetilmesini öğretmek  için uygulanır,çok hasta bu tedaviden fayda görür.

Cerrahi tedavi

Bağırsağın tam ya da kısmi tıkandığı durumlarda, rektosel, soliter rektal ülser varlığında veya diğer tedavilerden fayda görmeyen anal fissürde ameliyat gerekir.

Kabızlık tedavisinde ameliyat genellikle son çaredir o safhaya gelinceye kadar uygulanabilecek bir çok tedavi yöntemi vardır

Alternatif Tıp uygulamaları

Bifidobacterium veya lactobacillus içeren probioticler diğer sindirim sistemi problemleri yanında kabızlıkta da faydalıdır.

Meyvelerde bulunan bir şeker olan fructooligosaccharideler de kabızlık tedavisinde yardımcı olmaktadır.

Doktorunuzun sizden almak isteyeceği bilgiler

Kabızlık rahatsızlığından dolayı bir doktora gittiğinizde doktorunuzun sizden öğrenmek isteyeceği bilgileri önceden hazırlarsanız doktorunuza daha doğru ve net bilgiler vermiş olursunuz.

  • Kabızlık şikayetleriniz ne zaman başladı?
  • Kabızlık şikayetleriniz zaman zaman mı oluyor, yoksa hep var mı?
  • Sıkıntılarınız ne boyutta, çok mu rahatsız ediyor?
  • Yakınmalarınızı azaltan herhangi bir şey var mı?
  • Yakınmalarınızı arttıran bir şey var mı?
  • Karın ağrılarınız oluyor mu?
  • Kusmalarınız oluyor mu?
  • İsteğiniz dışında kilo kaybınız oldu mu?
  • Günde kaç öğün besleniyorsunuz?
  • Günde kaç bardak veya litre sıvı içiyorsunuz?
  • Dışkılama sırasında ya da bitiminde kanama oluyor mu, gaita üzerinde kan görüyor musunuz?
  • Tuvalette çok ıkınmanız gerekiyor mu?
  • Ailenizde sindirim sistemi problemleri veya kolon kanseri olan kimse var mı?
  • Başka bir hastalığınız var mı?
  • Kullanmakta olduğunuz herhangi bir ilaç var mı?

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel Cerrahi

En Çok Rastlanan 3. Kanser Türü Kalın Bağırsak Kanseri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Ülkemizde kalın bağırsak kanserleri, tüm kanserler arasında üçüncü sırada yer alıyor.

Kalın bağırsak, yaklaşık uzunluğu 1,5 metre olup sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen kısmını oluşturur. Kalın bağırsağın son 20 cm’lik kısmı rektum diye adlandırılır ve rektumda anüsle son bulur.

Yiyecekler, mide ve ince bağırsaklarda sindirildikten sonra kalın bağırsaklara gelirler. Vücut için yararlı olan tüm besinler mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsaklarda emilir, kalın bağırsakta ise daha çok su emilir. Böylece alınan gıdalar, kalın bağırsaklarda dışkı haline gelip anüsden dışarı atılırlar.

Bilindiği gibi kanser, hücrelerin durdurulamayan kontrol dışı anormal çoğalmasıdır. Kalın bağırsak kanseri, bağırsağın iç yüzeyini örten mukozasından gelişir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

* Kalın bağırsak kanseri, her yaşta görülebilse de yüzde 70-80 den fazlası 50 yaş sonrasında görülür.

* Eğer ailede, kalın bağırsak kanseri varsa, erken yaşta görülme riski daha da artar.

* Fiziksel olarak aktif olmamak,

* Hayvansal yağdan zengin, lifli gıdalardan fakir beslenme,

* Kişinin kalın bağırsağında polipleri olması,

* Kişide inflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi) olması ve yine kişinin ailesinde kalın bağırsak poliplerinin olmasıdır.

KOLON POLİPLERİ NEDİR, KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

Polip, vücutta mukoza bulunan her organda oluşabildiği gibi, kalın bağırsağın iç mukozasından da kaynaklanabilir. Et beni şeklinde olup, kaynaklandığı mukozaya saplı veya sapsız yaygın biçimde tutunur. Polipler, kalın bağırsağın her bölümünde görülebilse de en çok bağırsağın sol tarafında, inen kısmı denilen bölümlerde görülür. 50 yaş civarında yüzde 25 oranında görülürler ve yine bunların yüzde 25’i yüksek risklidir. Yani bunların kansere dönüşme riskleri yüksektir. Bağırsak kanserlerinin yüzde 90’ı bu poliplerden kaynaklandığından, bu poliplerin tespit edilmesi, çıkarılması ve takibi önemlidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Dışkılama alışkanlığında değişiklikler,

-Sık sık ishal veya kabızlık olması,

-Bağırsaklarda tam boşalmama hissi, şişkinlik ve gaz şikayeti,

-Dışkıda kan görülmesi,

-Dışkı çapının incelmesi,

-Nedeni bilinemeyen kilo kaybı,

-Bulantı, kusma,

-Uzun süren halsizlik.

TANI NASIL KONUR?

Tanıda bağırsak sisteminin görüntülenmesi önemlidir. 40 yaş sonrası yapılan dışkıda gizli kan aranması bağırsak kanseri erken tanısında önemli bir yöntemdir. Bu hastalar kolonoskopi denilen ışıklı bir sistemle anüsten girilerek ince bağırsağa kadar, kalın bağırsağın tüm bölümleri izlenir. Eğer herhangi bir polip ve anormal bir doku ile karşılaşıldığında, mümkünse polipin tamamı alınarak patolojiye gönderilir ve mutlaka hasta takibe alınır.

ERKEN TANI İÇİN NE YAPILMALI?

-Dışkıda gizli kan testi,

-Ailesinde kalın bağırsak kanseri olanların 40 yaşından sonra, hiçbir şikayeti olmayanların ise 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırmaları,

-Kalın bağırsağında polip saptananların uzman önerisine göre gerekirse 1-3 yıl arayla periyodik kolonoskopi yaptırmaları önemlidir. Kalın bağırsağın iç mukozasından kaynaklanan bu kanser, erken tanı konulmadığı zaman karşımıza aniden bağırsak tıkanması ile kendini gösterebilir ve zamanında cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir.

TEDAVİ

Bağırsak kanserinin tedavisi cerrahidir. Ameliyatla kanseri kısmın çıkarılması cerrahinin temelini oluşturur. Ve unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkeler perişan eder insanı. Tehlike büyüdükçe, keşkeler de büyür. Haydi hep birlikte karanlığı, korkuyu, pişmanlığı geçmişte bırakalım ve geçidin ötesindeki ışığa doğru koşalım. Ve bilelim ki, sağlıktan ötesi yok… Maske, mesafe ve hijyene dikkat.

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Karın Ağrısı Acil Bir Durumun Habercisi Olabilir Mi?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Karın boşluğu birçok organı barındırıyor. Bu nedenle bu organların her birinin çeşitli hastalıkları, karın ağrısına neden olabilir. Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemli. Bu açıdan karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller var. Genel Cerrahi-Meme-Tiroid ve Onkolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş yazdı…

Karın boşluğunda bilindiği üzere, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, safra kesesi, safra yolları, dalak, böbrek ve idrar yolları, kadın üreme organları (rahim ve yumurtalıklar) ve erkeklerde prostat bulunur. Tüm bu organlardaki işlevsel bozukluklar, kendini karın ağrısı şeklinde gösterir.

AĞRI KARNIMIZIN HANGİ BÖLÜMÜNDEYSE…

Ağrı, bize vücudumuzun normal işlevinde bir aksaklığı bildiren önemli bir sinyaldir ve önemsenmelidir. Kabaca karın bölgemizi üst sağ, üst sol, alt sağ, alt sol diye bölümlere ayırdığımızda, bu bölümlerde bulunan organların yerleşim yerleri göz önünde bulundurulduğunda, ağrı karnımızın hangi bölümündeyse; o bölümde bulunan organlar akla gelmelidir.

Mesela, karnımızın üst sağ tarafında ağrı hissettiğimizde, aklımıza ilk olarak burada bulunan, karaciğer, safra kesesi ve safra yolları gelmelidir. Sol üst tarafında ağrı hissettiğimizde, bağırsakların burada bulunan kısımları ve dalak, sağ alt tarafta ağrı hissettiğimizde, apandisit, yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, kadınlarda ise sağ yumurtalık ve sağ tüp, sol alt tarafında ağrı hissettiğimizde ise yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, sol yumurtalık ve sol tüp ile ilgili hastalıklar aklımıza gelmelidir.

Göbek çevresindeki ağrılar ise genellikle mide hastalıkları ile ilgilidir.

AĞRININ ŞİDDETİ VE SÜRESİ ÖNEMLİ

Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemlidir. Örneğin, ağrının ani başlaması ve yayılması, mide, bağırsak gibi içi boş bir organ delinmesinin, yavaş yavaş başlayan ağrının saatler geçince artması, karın içindeki organlarda iltihabi bir sürecin başladığının habercisi olabilir.

Ağrı ile beraber ateş, bulantı, kusma, karında şişkinlik, gaz çıkaramama, dışkılama yapamama önemlidir. Ağrı ile birlikte bu şikayetlerde varsa vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

AKUT KARIN AĞRISI NEDİR?

Altı saat içinde birdenbire başlayan, karın ağrısı ile kendini gösteren, karın hastalığı akut karın ağrısı olarak tanımlanır. Bu tanım önemlidir. Çünkü akut karın ağrısı demek acil cerrahi müdahale demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, karın ağrısının sebebi ortaya konuluncaya kadar ağrı kesici kullanımından uzak durmak gerekir. Aksi takdirde tanıyı maskeler ve tanının gecikmesine neden olur.

KARIN AĞRISI PSİKOLOJİK OLABİLİR Mİ?

Evet olabilir. Kişi kendisini ruhsal olarak etkileyen herhangi bir durumla baş edemezse bu kendisini karın ağrısı şeklinde gösterebilir.

Karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller;

-Altı saat içinde ani başlayan karın ağrısı

-Şiddetli, artan, devamlı haldeki karın ağrıları,

-Ağrı ile beraber kanama, baygınlık hissi

-Ağrı ile beraber ateş,

-Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması,

-Karında gerginlik olması, gaz çıkaramama ve dışkılama yapamama.

Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.

Ve bu Covid sürecinde öncelikli grup olan sağlık çalışanlarımızdan başlayıp, 65 yaş üstü devam eden aşılama süreci toplumumuzun çoğunluğuna ulaşıncaya kadar maske, mesafe ve hijyeni ihmal etmeyelim.

Unutmamalıdır ki; hayat bir yolculuk ancak bu yolculuğu nasıl yaptığın önemli, rehber gibi mi turist gibi mi? Eğer turist gibi yaptıysan sadece gördün ve eğlendin, eğer rehber gibi yaptıysan hem anladın hem anlattım hem de yaşadın. hep birlikte ‘keşke’lerle yaşamayacağımız günlere…

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Ailesinde Hashimoto Tiroiditi Olanlar Dikkat!

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hashimoto tiroiditi vakalarının çoğunluğu kadın olup, kadınlarda erkeklere nazaran 15-20 kat daha fazla görülüyor.

Bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıktığı düşünülen bu hastalık, ‘Otoimmun Tiroidit’ diye de bilinir ve tiroid bezi yetmezliği yapan en sık sebeptir. Zamanla vücut kendi organı olan tiroid bezini yabancı bir organ olarak algılayıp, ona karşı savaş açıyor ve onu yok etmeye başlıyor ve ona karşı antikor oluşturuyor. Yok edilmeye çalışılan bez zamanla küçülüyor, buna bağlı olarak ta bezden salgılanan tiroid hormonlarının seviyesi azalıyor ve hipotiroidi kliniği şeklinde hastalık kendini gösteriyor.

HASHIMATO TİROİDİTİ BELİRTİLERİ

Kan tiroid hormon seviyesinin azalmasına bağlı olarak genel vücut metabolizması yavaşlamakta ve belirtiler bunun sonucu ortaya çıkmaktadır.

-Halsizlik, çabuk yorulma,

-Uyuklama hali,

-Unutkanlık,

-İsteksizlik, depresif ruh hali,

-İştahsızlığa ve az yemeğe rağmen kilo alma,

-Soğuğa karşı tahammülsüzlük,

-Kas, eklem ağrıları, el ayaklarda uyuşma,

-Cilt kuruluğu, saç dökülmesi gibi belirtiler görülür.

DİKKAT! BU SORUNLARI YAŞAYANLAR KAN TAHLİLİ YAPTIRMALI

Özellikle orta yaşlı kadınlarda daha çok görülen bu hastalık bazen yaşanılan bir ruhsal travmanın bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu aniden ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda kendini yorgun, halsiz, depresif, unutkan hisseden ve az yemesine rağmen kilo aldığını düşünen herkesin, kan tahlili yaptırması, kanında tiroid hormonlarına ve antikorlarına baktırması ve tiroid ultrasonografisi yaptırması gerekir. Eğer ailesinde hashimoto hastası olanlar varsa, bunlar mutlaka kendilerini kontrol ettirmeleri gerekir. Bu belirtiler çoğu kez yavaş yavaş ortaya çıktığından, dikkatli olmak gerekir. Çünkü tiroid yetmezliği yapan bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini ilerleyici şekilde düşürmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerde sadece fiziksel gelişim geriliği yapmaz ayrıca zeka ve psikolojik durumlarını da olumsuz etkiler.

HASHIMATO TİROİDİTİ TEDAVİSİ

Kan tiroid hormon seviyesi göz önünde bulundurularak verilen ilaçlar ile hastalık kontrol altında kolayca tutulabilmektedir. Yakın takip önemlidir. Hamileler ve hamile kalmak isteyen bayanlar düşük açısından kan tiroid hormonu seviyesine baktırmaları gerekir. Çünkü kan tiroid hormon düşüklüğü, düşüklere sebep olabilir.

Unutmayalım hastalığın tanısı son derece kolaydır. Bunun için dahiliye, genel cerrahi veya endokrinoloji uzmanına görünmek yeterlidir. Ve yine unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkelerle yaşamamak için dünü unutmalı, pişmanlıkları geride bırakmalıyız. Bizi yarına taşıyacak olan şu an ki biz’dir. Aksi halde dünde kalan kimliğimizle bugünün kavgasını yaparsak, yarınımızı kaybederiz.

Maske, sosyal mesafe ve hijyeninize dikkat ederek, sağlıkla kalın.

Okumaya Devam

Trendler