Şaşılık Nedir? Şaşılık Tedavi Yöntemleri Nelerdir? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan
All On Four İmplant Tedavisi

Tüm Makaleler

Şaşılık Nedir? Şaşılık Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

En önemli duyu organlarımızdan olan gözlerimiz, görme duyumuzu yöneterek yaşam kalitemizi doğrudan etkilemektedir. Gözlerimizde yaşanan sorunlar …

Yayınlanan

üzerinde

En önemli duyu organlarımızdan olan gözlerimiz, görme duyumuzu yöneterek yaşam kalitemizi doğrudan etkilemektedir. Gözlerimizde yaşanan sorunlar hem görme kalitemizi, hem gözlerimizin anatomik yapısını bozabilir.

Şaşılık, yaygın olarak yaşanan göz problemlerinden biridir. İki göz arasındaki paralelliğin bozulması sebebi ile oluşan bu sorun; gözlerin normal görünümünü bozması sebebi ile estetik bir sorun oluşturmaktadır. Ancak daha da önemlisi çoğu hastada aynı zamanda görme kalitesini ve derinlik algısını da olumsuz etkilediği için erken tanı alması ve tedavisinin erken başlanması büyük önem taşır. Bu hastalığın yaratacağı sorunlar çok bilinmediğinden, hastalarımızın çoğu şaşılık ve tedavisi hakkında bilgi almak istemektedir.

Şaşılık Nedir?

Normal sağlıklı insanlarda her iki göz, göz küreleri içinde açısal bir orantı ile yerleşmiştir. Şaşılık bu iki göz arasındaki paralele yakın yerleşim açısının bozulmasıdır. Bazı hastalarda şaşılık tanımı, gözlerin fonksiyonel olarak eş zamanlı çalışmasının bozulması şeklinde de karşımıza çıkabilir. Kişilerin iki gözü koordine olarak çalışamadığında; hem görsel olarak gözlerin yerleşimi bozulurken, hem de görme kalitesinin bozulması söz konusu olur. Bazen de görme keskinliği az olan gözlerde, gözün görsel fonksiyonlara etkisi olmadığında, ilerleyen zamanlarda kayma gelişebilir. Şaşılık sorunu genellikle sadece görsel olarak insanları olumsuz etkiliyor gibi görünse de,aslında kişilerin görme keskinliği ve görsel fonksiyonları da bu durumdan olumsuz etkilenmektedir.

Şaşılık Neden Olur?

Şaşılık sorununa neden olan pek çok neden vardır. Bunlardan en yaygın olanı göz çevresinde bulunan 6 adet kasın herhangi birinde veya birkaçında meydana gelen kuvvet azlığıdır. Bu kaslar gözün aşağı/yukarı (dikey düzlemde) veya sağa/sola (yatay düzlemde) hareket etmesini sağlar. Bu kaslarda doğuştan ya da sonradan meydana gelen herhangi bir sorun kişilerde şaşılık sorununa neden olmaktadır. Bunun yanı sıra şaşılığın nedenleri olarak sayabileceğimiz başka hastalıklarda mevcuttur. Bunlar şöyle sıralanabilir:

Genetik yatkınlık

Çocukluk döneminde geçirilen kaza, ateşli hastalıklar ve kafa travmaları

Beyin tümörleri

Hidrosefali

Serebral palsi (beyin felci) hastalığı

Down sendromu ve diğer kalıtsal kromozom bozuklukları

Hipertansiyon, Diyabet hastalığı gibi damarsal sorunlar ile gelişen göz kası felçleri

Çeşitli nörolojik hastalıklar (Multiple Skleroz, Myastenia Gravis vs)

Şaşılık; kendi başına bir göz rahatsızlığı olabileceği gibi, başka bir sistemik rahatsızlık sonucunda da oluşabilir. Bu yüzden şaşılık ile karşılaşıldığında ilave sistemik bulguların varlığı dikkatle sorgulanmalıdır. Özellikle yetişkinlerde şaşılık sorunu yaşandığında dahili ve nörolojik çeşitli hastalıkların varlığı araştırılmalıdır.

Şaşılık Belirtileri Nelerdir?

Şaşılık sıklıkla çocukluk döneminde ortaya çıkan önemli bir göz rahatsızlığıdır. Bazen yetişkin çağda ve sonradan da ortaya çıkabilir. Kimi zaman yalancı göz kayması olarak tanımlanan bir sorun, gerçek şaşılık ile karışabilir. Çocukluk çağında, göz kapaklarının ve burun kökünün anatomik olarak oranı ve yapısal gelişimi henüz tamamlanmadığından, çocuğun göz bebekleri arasındaki mesafe normalden farklı algılanabilir. Bu durum yanıltıcı bir şekilde, şaşılık benzeri bir tablo oluşturabilmektedir. Çocuğun yaşı ilerleyince değişen yüz yapısı ile yalancı şaşılık görünümü kaybolur.

Ancak gerçek bir şaşılık tablosu, çocuğun yaşı ilerleyince gerilemez. Şaşılık tanısı alan çocukların ve yetişkinlerin başvuru sırasındaki en sık şikayetleri;

Çift görme

Bulanık görme

Baş pozisyonu oluşturma (başın ya da gözün bir yönde tutulması şekilde pozisyon oluşturma)

Baş ve göz ağrısı

Üç boyutlu görme yeteneğinin kaybolması

Şaşılık her zaman dışardan belirgin olacak şekilde karşımıza çıkmamaktadır. Bazı kişilerde hafif şaşılık durumu söz konusu olabildiği için ilk dönem bu sorunu fark edemeyebilirler. Bu durumda şaşılığın ilerlemesi ile (manifest şaşılık) bu bulgular belirginleşebilir.

Şaşılık Türleri Nelerdir?

Altta yatan probleme ve kaymanın şekline göre şaşılık sorunu farklı türlere ayrılır. Şaşılık terminolojik olarak içe/dışa kayma gibi yatay yönde kaymalar ile vertikal (dikey) kaymalar olarak şekline göre tanımlanmaktadır. Doğuştan ya da edinilmiş kaymalar şeklinde de oluşum biçimine göre sınıflandırılır. Bunların yanı sıra oluşum nedenine göre tanımlanan diğer bazı şaşılık türleri şunlardır:

Kırma kusuruna veya uyuma bağlı (refraktif/akomodatif) şaşılık

Kas felçlerine bağlı (paralitik) şaşılık

Kas sıkışmasına bağlı (restriktif) şaşılık

Şaşılık Teşhisi Nasıl Koyulur?

Şaşılık sorununda teşhis için bazı oftalmolojik testler kullanılmaktadır. Göz hekimlerince uygulanan bu detaylı testlerin yanı sıra, aile hekimleri ya da pediatristler tarafından da yapılabilen bir takım tarama testleri şaşılığın erken tanısına yardımcı olabilmektedir.

Şaşılık tedavisi mümkün olan bir hastalık mıdır?

Şaşılıkta tedavi planı, şaşılık türünün belirlenmesi sonrası yapılabilir. Doğuştan itibaren oluşan ve bebeklik/çocukluk çağında tespit edilen şaşılık türleri bir göz hekimince, detaylı oftalmolojik muayene ile tetkik edilir. Altta yatan bir hastalığa ikincil olarak oluşan şaşılık türlerinde detaylı bir göz muayenesi ile beraber gerekiyorsa nörolojik muayene yapılır. Altta yatan bir hastalık varlığında, şaşılık tedavisi için öncelikle temel hastalığın tedavi edilmesi gerekmektedir.

Şaşılık türlerine göre şaşılık tedavisi değişkenlik gösterir. Kırma kusuruna bağlı olan şaşılık türü, gözlük kullanımı ile tedavi edilebilirken; bazı şaşılık türleri (örneğin kırma kusurlarına bağlı olmayan, paralitik ya da restriktif şaşılıklar) cerrahi yöntemler ile tedavi edilmektedir. Şaşılık tedavisinde tedavi yanıtı her hastada aynı olmamaktadır ancak şaşılık, erken tanı alması ve doğru yöntemin seçilmesi ile büyük oranda tedavi edilebilen bir hastalık olarak tanımlanabilir.

Şaşılık Tedavi Yöntemleri

Şaşılık tedavisi yöntemleri, şaşılığın türüne göre değişkenlik gösterir. Göz hekimince yapılan bir planlama doğrultusunda, her hasta kendi göz bulgularına göre tedavi gerektirir. Şaşılık tedavisinde planlama şaşılığın türünün belirlenmesi ile başlar. Gözlük kullanımı gibi basit bir optik düzeltme yöntemi, başta hipermetropi olmak üzere kırma kusurlarına bağlı şaşılıklarda tedavi edici özelliğe sahiptir. Bazı paralitik şaşılıklarda tedavide prizmatik cam içeren gözlüklerin kullanımı, göz dışı kaslara Botulinum Toksin enjeksiyonu gibi yöntemler ile şaşılığı azaltmak mümkündür. Bu yöntemlere yanıt vermeyen hastalarda ya da kimi doğuştan şaşılık olgularında tedavide başvurulan yöntem şaşılık ameliyatı olmaktadır. Özellikle bebeklik çağında tanı alan bazı şaşılık türlerinde (infantil şaşılık) erken cerrahi müdahale bu sorunu etkin şekilde düzeltilebilmektedir. Ancak şaşılık cerrahisinde her hastada aynı sonucu almak mümkün olmamaktadır, çünkü cerrahi başarıyı etkileyen faktörler özellikle nörolojik sorunların bulunduğu hastalarda değişkenlik göstermektedir.

Çocuklarda Şaşılık Tedavisi

Çocuklarda şaşılık tedavisi, hastaların çocukluk çağında tedavi yanıtının daha iyi olması ve bu tedavinin çocuğun gelecek hayatına etkisinin büyük olması nedeni ile büyük önem taşır.

Şaşılık tedavisinde amaç gözün paralel yapısının tekrar sağlanması yanı sıra, hastanın görme keskinliği ve derinlik algısı hissinin korunmasıdır. Şaşılık durumu, göz tembelliğine neden olan önemli bir faktördür ve erken tedavi edilmesindeki amaçlardan birisi de hastada göz tembelliğinin gelişmesini önlemektir. Çünkü kayan bir göz, görsel uyarıları verimli taşıyamaz ve kişinin üç boyutlu görme-derinlik hissi gibi ileri görsel fonksiyonlarının gelişmesine engel olur. Bu durumda, erken tedavi edilmeyen bir şaşılık hastasında göz tembelliği gelişecek ve ilerleyen yıllarda tedaviye yanıt vermesi mümkün olmayacaktır.

Çocuğunuzda şaşılık şüphesi duyduğunuzda, vakit kaybetmeden bir göz hekiminize başvurmanız ve detaylı göz muayenesi talep etmeniz, çocuğunuzun ilerleyen hayatındaki görsel kabiliyetleri için önemlidir.

Yetişkinlerde Şaşılık Tedavisi

Yetişkinlerde meydana gelen şaşılık sorunu genelde kırma kusurlarına bağlı olmayan, sonradan edinilen şaşılık türlerindendir. Genelde altta yatan nörolojik ya da dahili bir problem nedeni ile gelişmektedir. Bununla birlikte, bazı hastalarda şaşılık sorunu yetişkin yaşta fark edilmekte veya bu sorunun tedavisi yetişkin yaşta talep edilebilmektedir. Sonradan gelişen şaşılıklardan; paralitik şaşılık durumlarında prizmatik gözlükler ya da göz dışı kaslara Botulinum Toksin enjeksiyonu gibi yöntemler uygulanabilirken, kimi nörolojik hastalıklarda görülen şaşılık olgularında nörolojik durumun tedavisine öncelik verilmektedir.

Yetişkinlerde şaşılık ameliyatı çocuklardaki kadar etkin olmamakla birlikte, ileri yaştaki şaşılık cerrahisi çoğunlukla yalnızca kozmetik düzeltme amacı ile yapılmaktadır.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Çocuk Psikiyatristi

Dürtüsel Çocuk Davranışları: Nedir, Neden Olur ve Nasıl Desteklenir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Bazı çocuklar düşünmeden hareket eder, sabırsız davranır, sırada bekleyemez ya da duygularını kontrol etmekte zorlanır.
Eğer bu davranışlar sık tekrarlanıyor ve çocuğun okul, aile ya da sosyal ilişkilerini etkiliyorsa, dürtüsellik (impulsivite) söz konusu olabilir.
Peki dürtüsel davranış tam olarak nedir ve aileler bu durumda ne yapmalı?


Dürtüsellik Nedir?

Dürtüsellik, bir çocuğun davranışlarını ya da tepkilerini önceden düşünmeden, anlık duygularla ortaya koymasıdır.
Bu durum bir kişilik özelliği değildir; genellikle beynin ön bölgesinde yer alan “dürtü kontrol merkezinin” gelişim hızıyla ilişkilidir.

Her çocuk zaman zaman dürtüsel davranabilir, ancak dürtüsellik belirgin hale geldiğinde;

  • sosyal ilişkilerde sorunlar,
  • akademik zorluklar,
  • duygusal dalgalanmalar
    gibi etkiler gözlemlenebilir.

Dürtüsel Çocuklarda Görülen Davranışlar

Dürtüsel çocuklar genellikle şu özellikleri gösterir:

  • Konuşurken başkalarının sözünü keser
  • Oyunlarda kurallara uymakta zorlanır
  • “Bir şey yapmadan önce düşünme” becerisi zayıftır
  • Ödül gecikmesine tahammül edemez (hemen sonuç ister)
  • Hatalarından ders çıkarmakta zorlanır
  • Çabuk sinirlenir veya öfke patlamaları yaşar
  • Dikkat eksikliği veya hiperaktivite ile birlikte olabilir

Bu davranışların bir kısmı çocuğun yaşına, gelişim düzeyine ve stres faktörlerine göre değişebilir.
Ancak süreklilik kazanıyorsa, bir uzman desteği alınmalıdır.


Dürtüselliğin Nedenleri

Dürtüsel davranışın birçok biyolojik, psikolojik ve çevresel nedeni olabilir:

1. Nörolojik Etkenler

Beyindeki ön lob bölgesi, planlama ve kontrol işlevlerinden sorumludur.
Bu bölgenin gelişimi, özellikle çocukluk döneminde tamamlanmadığı için bazı çocuklarda dürtü kontrolü daha zor olabilir.

2. Genetik Faktörler

Dürtüsellik, genetik yatkınlığı olan bir özelliktir.
Ailede dikkat eksikliği veya hiperaktivite (DEHB) öyküsü varsa, çocukta da benzer belirtiler görülebilir.

3. Ebeveyn Tutumları

Aşırı koruyucu, tutarsız ya da cezalandırıcı ebeveyn tutumları; çocuğun duygusal kontrol becerilerini olumsuz etkileyebilir.
Çocuk, sınırlarını test ederek davranışlarını şekillendirmeye çalışabilir.

4. Çevresel Faktörler

Okul ortamındaki stres, başarısızlık korkusu, dijital ekran maruziyeti veya düzensiz uyku da dürtüsel davranışları artırabilir.


Dürtüsel Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı?

Ailelerin en önemli rolü, çocuğa davranış kontrolü öğrenme sürecinde rehberlik etmek olmalıdır.
İşte etkili birkaç yöntem:

???? 1. Sabırlı ve Tutarlı Olun

Çocuğunuz bir davranışı tekrarladığında hemen cezalandırmak yerine, ne hissettiğini anlamaya çalışın.
Kurallar net ama esnek olmalı.

???? 2. “Dur ve Düşün” Stratejisini Öğretin

Bir olay karşısında hemen tepki vermeden önce “Dur, derin nefes al, düşün” yaklaşımını öğretebilirsiniz.
Bu küçük farkındalık adımı, davranış kontrolünü güçlendirir.

???? 3. Pozitif Pekiştirme Kullanın

İstenmeyen davranışı cezalandırmak yerine, doğru davranışı ödüllendirin.
“Bugün sıranı bekledin, çok güzel!” gibi geri bildirimler beyni olumlu pekiştirir.

???? 4. Enerjiyi Doğru Kanallara Yönlendirin

Spor, sanat veya drama gibi aktiviteler, çocuğun enerjisini boşaltmasına yardımcı olur.
Bu tür etkinlikler dürtü kontrolünü doğal şekilde geliştirir.

???? 5. Gerekirse Uzman Desteği Alın

Dürtüsellik çocuğun akademik veya sosyal yaşamını etkilemeye başladıysa, bir çocuk psikoloğunun değerlendirmesi önemlidir.
Gerekli durumlarda dikkat, odaklanma ve dürtü kontrolü egzersizleriyle davranışsal terapi uygulanabilir.


Dürtüsellik ve Dikkat Eksikliği Arasındaki Fark

Dürtüsellik çoğu zaman DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) ile karıştırılır.
Ancak dürtüsellik; dikkat eksikliğinden ziyade davranışın ani ve düşünülmeden yapılması ile ilgilidir.
Bir çocuk hem dikkat eksikliği hem de dürtüsellik gösterebilir — bu durumda multidisipliner bir yaklaşım gerekir.


Sonuç: Farkındalık, Sabır ve Destek

Dürtüsellik, “yaramazlık” ya da “inatçılık” değildir.
Çocuğun beyninde gelişmekte olan bir sistemin henüz olgunlaşmamış halidir.
Doğru yaklaşımlar, davranışın kontrol altına alınmasını sağlar.

Ebeveynlerin sabırlı, öğretmenlerin anlayışlı ve çevrenin destekleyici olması; çocuğun öz denetim becerilerini güçlendirir.
Unutmayın: Her dürtüsel davranış bir mesaj taşır — önemli olan, o mesajı doğru okumaktır. ????

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Discover the Best Obesity Clinic in Istanbul: Istanbul Obesity Center

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

When it comes to addressing obesity and its related health challenges, finding the right clinic is crucial. In Istanbul, one name stands out as a leader in obesity treatment: Istanbul Obesity Center.

With 22 years of experience and over 80,000 patients served, Istanbul Obesity Center has earned a reputation for excellence in the field of obesity treatment. The clinic is dedicated to offering comprehensive care tailored to the unique needs of each patient.

Why Choose Istanbul Obesity Center?

At Istanbul Obesity Center, we believe that successful weight loss is a journey that requires more than just surgery—it demands a holistic approach that includes nutritional guidance, psychological support, and long-term follow-up care. Our team of specialized doctors and medical professionals work closely with each patient to develop a personalized treatment plan, ensuring the best possible outcomes.

Our Services

We offer a wide range of state-of-the-art treatments, each designed to help you achieve your weight loss goals safely and effectively:

  • Gastric Sleeve Surgery: A popular and highly effective procedure that reduces the size of the stomach, helping patients achieve significant weight loss.
  • Gastric Balloon (6-month and 12-month options): A non-surgical option that involves placing a balloon in the stomach to create a feeling of fullness, aiding in weight loss.
  • Swallowable Gastric Balloon: A revolutionary, non-invasive treatment that does not require endoscopy or anesthesia, allowing patients to lose weight without surgery.
  • Gastric Bypass Surgery: A more complex procedure that alters the digestive system to limit food intake and nutrient absorption, leading to substantial weight loss.
  • Stomach Botox: A non-surgical treatment that temporarily reduces stomach contractions, slowing digestion and promoting a feeling of fullness.
  • Dietary and Nutritional Support: Comprehensive nutritional guidance to ensure you maintain a healthy diet before and after your treatment.
  • Psychological Support: Counseling and mental health services to help patients address emotional and psychological factors related to obesity.

Patient-Centered Care

At the heart of our clinic’s success is our patient-centered approach. We understand that every patient’s journey is unique, and we are here to provide support every step of the way. From the initial consultation to post-surgery follow-up, our team is dedicated to helping patients achieve their health and weight loss goals.

Cutting-Edge Treatments

Each treatment is performed using the latest techniques and technologies, ensuring safety and effectiveness. Our clinic’s commitment to innovation and patient care has made us a preferred choice for individuals seeking lasting weight loss solutions.

Comfortable and Secure Environment

Located in the vibrant city of Istanbul, our clinic offers a comfortable and secure environment for all our patients. We understand that undergoing a medical procedure can be daunting, which is why we prioritize creating a welcoming atmosphere where patients feel at ease.

Join Thousands of Satisfied Patients

With a proven track record and a dedication to excellence, Istanbul Obesity Center is the ideal choice for anyone looking to take control of their weight and health. Join the thousands of satisfied patients who have transformed their lives with our help.

For more information about our services and to schedule a consultation, visit our website or contact us today.

Okumaya Devam

Psikolog

İnsan Depresyona Neden Girer?

Depresyon bir hastalıktır. Öncelikle bunu bilip kabul etmek gerekir. Rastgele bir yanlışınızdan, kusurunuzdan, eksikliğinizden ya da günahınızdan …

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Depresyon bir hastalıktır. Öncelikle bunu bilip kabul etmek gerekir. Rastgele bir yanlışınızdan, kusurunuzdan, eksikliğinizden ya da günahınızdan kaynaklanmaz. Bu hastalığa beyin kimyasının bozulması yol açar. Yaşanan üzücü olaylar ve gerilim bunda tesirlidir.

DEPRESYON, uzun müddet devam eden ve kişinin hayatını olumsuz bir formda etkileyen, daima hüzün ve ilgi kaybına neden olan bir his durum bozukluğudur. Mutsuzluk ve hayattan keyif almama hâlidir. Değersizlik, çok suçluluk, yalnızlık, hüzün ve ümitsizlik hisleri ile karakterize edilir.

Hayat kaidelerinin getirmiş olduğu ağır yük ve plândemi ile birlikte konutlara kapanmak zorunda olmak, insanların ruhsal dünyasında bir çöküntü oluşturdu. Birtakım insanların kişilik yapısı bu durumdan daha fazla etkilendi.

Depresyon neden kaynaklanır?

Depresyon, beyinde kimyasal istikrarın bozulması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Örneğin, bir yakının kaybı, iş kaybı, kronik bir hastalığa yakalanmak üzere sebepler depresyona yol açabilir.

Bazen kişi bir sebep olmadan da depresyona girebiliyor. Genetik transfer yoluyla da şahıstan şahsa geçebiliyor. Anne yahut baba sık sık depresyona giriyorsa, bu bireylerin çocukları bunu yaşayarak ve rol model alarak öğreniyor, bu manada “Genetik bir yatkınlık olduğu için görülme ihtimâli biraz daha yüksek” diyebiliriz.

Depresyonun belirtileri nelerdir?

Kişinin olağanda severek ve isteyerek yaptığı bir işi yapmak istememesi, yataktan çıkmak istememek, daima uyku hâli, uykuya dalmada zorluk çekmek yahut çok uyumak, çok yeme yahut iştahsızlık, daima yorgunluk hissi, konuşmada yahut hareketlerde yavaşlama, değersizlik ve hatalı hissetmek, intihar fikri üzere belirtiler, “depresyon belirtisi” olarak kabul edilir.

Bu belirtilerle birlikte mühlet de değerlidir. Şahsa depresyon tanısı konulabilmesi için kelam konusu belirtilerin en az iki hafta devam ediyor olması gerekir. Bayanlarda görülme oranı yüksek olmakla birlikte, depresyon, çocukluktan yaşlılığa kadar her yaşta görülebilir.

Depresyon yaşlılıkta da karşımıza çıkıyor. “Âdeta tetikte bekleyip fırsat kolluyor” diyebiliriz. Yaşı ilerlemiş insanların çoklukla birden fazla hastalığı vardır. Bunlara bir de depresyon eklenince, kişinin sıhhati güzelce bozulur.

Değerli bir sıhhat sorunu olmasına karşın, yaşlılarda depresyon teşhisi nadiren konulur. Sebebi ise, yaşlıların keyifsiz, neşesiz, mutsuz, sakin olmalarının olağan karşılanması, şikâyetlerinin yaşlılıktan ileri geldiği niyetidir. Öbür bir sebep ise, yaşlı depresyonunda “bedensel şikâyetlerin” ön plânda olmasıdır. Yaşı ilerlemiş beşerler, genelde ruh hâllerinden bahsetmezler. Hatta ruh hâlleri sorulduğunda karşılık vermezler. Ellerini sallayarak, “Boş ver” der üzere geçiştirirler. Daha çok, “Gözlerim eskisi kadar görmüyor, bacaklarım ağrıyor, çabuk yoruluyorum, eskisi kadar dinç değilim, kuvvetim yerinde değil” diye serzenişte bulunurlar. Hekimler fizikî semptomlara daha çok odaklandıkları için, depresyon teşhisini göz arkası ediyorlar.

Depresyon önlenebilir mi?

Depresyonu önlemenin kesin bir yolu olmamakla birlikte, gerilimi denetim etmek, ruhsal sağlamlığı arttırmak ve benlik hürmetini güçlendirmek değerli adımlardır. Şahısta üstte saydığımız şikâyetler mevcutsa, en kısa vakitte takviye alması, kendisi ve etrafı için yararlı olacaktır. Zira depresyondan yalnızca kişinin kendisi mustarip değildir, konut ve iş etrafındaki tüp beşerler bu olumsuz ruh hâlinden etkilenirler.

Depresyon bir hastalıktır. Öncelikle bunu bilip kabul etmek gerekir. Rastgele bir yanlışınızdan, kusurunuzdan, eksikliğinizden ya da günahınızdan kaynaklanmaz. Bu hastalığa beyin kimyasının bozulması yol açar. Yaşanan üzücü olaylar ve gerilim bunda tesirlidir. Depresyona girdiniz diye asla kendinizi suçlamayın ve ayıplamayın. Bu sizin kusurunuz değil. Kimsenin kusuru değil! Daha çok mükemmeliyetçi, titiz, çok derecede sorumluluk sahibi ve çok fazla çalışan bireyler daha sık depresyona girerler.

Pekala, bu durumda ne yapılması gerekir? Bol bol açık havada bulunmak güzel gelir; bilhassa öğlenden evvel yapılan yürüyüşlerde güneş ışığından daha çok faydalanıldığı için, yürüyüşlerin sabah vaktinde yapılması tavsiye edilir. Yalnız kalmamaya itina göstermek, kendinize düzgün gelen bir arkadaşınızı arayıp sohbet etmek, mümkünse karşılıklı görüşüp bir kahve içmek, kendinize uygun gelen şeyleri keşfetmek önleyici tesire sahiptir.

Görüşmelerimdeki seanslarda danışanlara soruyorum: “Size ne düzgün gelir, ne memnun eder?” Beşerler kendilerini neyin memnun ettiğini bilmiyorlar. Mutsuzluğa, ümitsizliğe o kadar çok odaklanmışlar ki kendilerini nelerin memnun ettiğinin farkında değiller. Zira zihin daima aksiye odaklanmış. Hülasa ne ile memnun oluyorsanız, onunla uğraşmak, onunla vakit geçirmek, size kendinizi daha yeterli hissettirecektir.

Depresyona girmek bir zayıflık işareti olmadığı üzere, depresyona girdikten sonra yardım istemek de zayıflık değildir. Yardım istemek sizi daha çok güçlendirecektir. Vakit kaybetmeden yardım almak, başta kendinize, sonra etrafınızdaki insanlara yararlı olacaktır.

Hayatın hoşluklarını kaçırmayın! Sağlıklı, memnun, huzurlu günler dilerim…

Okumaya Devam

Trendler