Çocukluk Çağında Sık Görülen Kalça Problemleri - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan
All On Four İmplant Tedavisi

Ortopedi ve Travmatoloji

Çocukluk Çağında Sık Görülen Kalça Problemleri

Yayınlanan

üzerinde

Gelişimsel Kalça Displazisi

Halk arasında yaygın olarak doğuştan kalça çıkığı olarak bilinen ancak bilimsel ve doğru adı gelişimsel kalça displazisi (GKD) olan hastalık kalça ekleminin anne karnındaki gelişimi esnasında normal olduğu ancak doğum ve doğum sonrası dönemde oluşabilen çeşitli patolojiler nedeniyle meydana gelen dinamik bir hastalıktır.Kalça eklemini oluşturan baş kısmı ile(femur başı) ile yuva(asetabulumun) arasındaki normal anatomik ilişki bozulur.Bu durum kalçada gelişme geriliği(asetabular displazi) şeklinde görülebildiği gibi kalça eklemi yarı çıkık(sublukse) veya tam çıkık (disloke) da olabilir.

    Gelişimsel kalça displazisinin erken tanı ve tedavisi çok önemlidir.Bu  nedenle bebeğin doğum sonrası genel kontrol  muayenesinin yapılması   ve  ardından  30-45. günler arası  kalça muayenesi ile beraber ve kalça ultrasonografisinin  yaptırılması önem arz eder.

     Tedavide hastaların çoğunluğunda ilk 6 ay bandaj ve ortez tedavisi yeterli olurken bu tedavi ile yeterli sonuç alınamayan hastalarda tedavinin sonraki basamağı olan kapalı redüksiyon ve alçılamanın uygulanması gereklidir.

     Genel bilgi olarak 6-12 ay arası çocuklarda sınırlı kas gevşetmesi ile birlikte kapalı alçılama 12 aylıktan daha büyük çocuklarda ise açık ameliyatların uygulanması gereklidir.Yaş sınırları kesin kural değildir,istisnai durumlarda hastanın özel durumu ve hekimin tecrübeleri doğrultusunda. göre tedavi protokolü değişiklik gösterebilir.

      Hastalığın erken fark edilip tanı konulması ve gerekli tedavinin uygulanması çok önemlidir.

             Perthes Hastalığı 

       Perthes hastalığı çocukluk çağında ortaya çıkan,aksama ile kendini gösteren ve kalça ekleminin baş kısmında net bilinmeyen sebeplerle ortaya çıkan kanlanma (beslenme) bozukluğudur.Erkeklerde 5 kat daha fazla görülür.Hastalığın şiddeti ve hastaya ait faktörlere bağlı olarak  tama yakın iyileşme elde edilebileceği gibi ciddi sekkeller ve kalıcı sakatlıklara da yol açabilir. 

       Perthes hastalığı tedavisinde amaç, hastalığın seyri boyunca kalça eklemindeki deformasyonuna engel olmak ve erişkin dönem dejeneratif koksartroz (kalça kireçlenmesi) gelişimini önlemektir.Hastalığın iyi veya kötü yönde seyredeceğinin belirteci olarak hastanın yaşı,kliniği ve radyolojik bulguları kullanılır.Bazı hastalarda istirahat,yaşam tarzı değişikliği,yükten kurtarma,fizik tedavi v.b cerrahi dışı tedavilerle iyi sonuç alınabilmekte ancak bir kısım hastada hastalığın köyü seyrini durdurmak veya meydana gelen sekele yönelik çok çeşitli cerrahi tedavi seçenekleri gündeme gelir. 

          Femur Başı Epifiz Kayması

    Femur başı epifiz kayması sıklıkla  ergenlik  çağında görülen kalçayla ilgili bir patolojidir.Halk arasında oma kemiğinin kayması olarak bilinir. Kalça ekleminde  uyluk kemiğinin baş kısmında bulunan büyüme çekirdeğinin (epifiz)  kayması olarak tanımlanabilir. 

    Hızlı büyüme çağındaki kilolu erkek  çocuklarda daha sık görülür.Tedavi yaş,hastalığın başlangıç süresi  ve kayma derecesine bağlı olarak değişiklik gösterir.Erken ve düşük dereceli kaymalarda tedavi kapalı vidalama ile daha basit bir işlem ile yapılabildiği gibi ileri derece ve kronik kaymalarda tedavi daha kompleks cerrahiler  gerektirebilir.

            Serebral palsi ve kalça

      Serebral palsili çocuklar doğduklarında normal kalça yapısına sahiptirler ancak kalça çevresindeki bazı kasların aşırı kasılması sonucu kalçada yarı çıkık ve tam çıkık oluşabilir.Bu durumda  kalça çıkığının önlenmesi ve tedavisine yönelik cerrahi girişimler gerekiyorsa bebeklik döneminden itibaren uygulanmalıdır.Erken önlem alabilme açısından  hastalar belirli aralıklarla çekilecek kalça grafileri ile takip edilmelidir.

          Kalça septik artriti

    Kalça septik artriti, eklem zarında ve eklem içi   sıvıda bakteri, virüs ya da mantarların oluşturduğu iltihabi durumdur.İltihabi etkenin kaynağı  direkt travma ,kan yolu veya komşu organlardan yayılım şeklinde olabilir. Septik artritli olgularda genellikle ateş yükselmesi, halsizlik, iştahsızlık, bulantı vb. bulgular saptanır. Eklemde şişlik, kızarıklık, ısı artışı, hassasiyet ve hareket kısıtlılığı belli başlı bulgulardır. Yenidoğan bebeklerde psödoparalizi yani yalancı felç olarak adlandırılan bulgu görülür.Çocuk bacağını hiç hareket ettirmez.Bu klinik bulguları yapılan tetkikler de destekliyorsa septik artrit tanısı konur.Kalça septik artriti tedavisi acil cerrahidir.Kalçadaki iltihabın boşaltılıp eklemin yıkanması ve ardından uzun süreli antibiyotik tedavisiyle birlikte çocuğun yakın takibi gereklidir.Zamanında yapılmayan başvuru ve geç kalınmış müdahaleler sonucunda septik artritin kalça ekleminde ciddi boyutta kalıcı hasara yol açabileceği unutulmamalıdır.

            Kalçanın transiyent (geçici) sinoviti

Çocukluk çağında en sık görülen kalça ağrısı ve topallama nedenidir.En sık 4-8 yaş arası görülür.Erkek çocuklarda kızlara oranla 2 kat fazla görülür.Sıklıka haftalar öncesi geçirilmiş üst solunum enfeksiyonu veya bağırsak enfeksiyonunu takiben görülebildiği gibi bazı ilaçların kullanımına bağlı da oluşabilir.Kalça eklemini çevreleyen zarda yangı ve ödem meydana gelir ve bu tablo genelde 1 hafta içerisinde düzelir.Tedavisi istirahat ve ağrı kesici -ödem çözücü ilaç kullanımı şeklindedir.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Acil Tıp Doktoru

Bronşektazi

Bronşektazi nedir? Bronşun kalıcı genişlemesine bronşektazi denir. Bronşektazilerde genellikle bronş duvarı harabiyeti de vardır …

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Bronşektazi nedir?

Bronşun kalıcı genişlemesine bronşektazi denir. Bronşektazilerde genellikle bronş duvarı harabiyeti de vardır. Bronşektazinin silindirik, kistik, varikoz gibi tipleri vardır.

Bronşektazinin nedeni nedir?

Bronşektazi daha çok çocukluk çağında geçirilen (ağır) akciğer enfeksiyonları sonrasında ortaya çıkar. Kistik fibrozis denilen akciğerlerde tekrarlayan enfeksiyonlar neticesinde oluşan bronşektazilerle karakterize olan hastalık genetik bir bozukluk sonucu ortaya çıkar. Akciğerlerdeki seyri kistik fibrozis dışı bronşektazileden farklı seyrettiğinden ve kistik fibrozis yalnızca akciğerleri etkilemeyip, karaciğer pankreas, over gibi organları etkileyebildiğinden bronşektazi başlığı altında değil ayrıca değerlendirilmesi gereken bir hastalıktır. Bronşektazi tek başına bir hastalık olmaktan daha çok akciğerlerde ortaya çıkan ağır ya da tekrarlayan enfeksiyonların bir sonucudur. Bu durumun istisnası konjenital bronşektaziler sayılabilir. Konjenital bronşektazilerde bronş duvarında kıkırdak gelişimi sorunları olabilmektedir.

Bronşektazinin semptomları nelerdir?

En sık görülen semptomu balgam ve öksürüktür, bazen kanlı balgam (hemoptizi) da olabilir. Bronşektazisi görece yaygın olan hastalar özellikle kış mevsiminde enfeksiyonlardan dolayı fazla miktarda balgam çıkarabilirler. Bronşektazinin yeri ve yaygınlığı çok önemlidir. Lokalize bronşektaziler karinanın alt tarafındaysalar sekresyonlardan dolayı sık sık enfekte olabilirler. Üst loblarda olan bronşektaziler daha çok akciğer tüberkülozu sekeli olarak değerlendirilebilirler. Genelikle enfekte olmazlar. Pulmoner sekestrasyon denilen anomalilerde de bronşektaziler gözlenebilir. Bu hastalarda masif yani ağır hemoptiziler olabilir ve bu durum bazen ölümle sonuçlanabilir. Yaygın bronşektazi varsa kistik fibrozis, immün yetmezlik, diffüz panbronşiyolit gibi hastalıklar araştırılmalıdır.

Bronşektazi tanısı nasıl konulur?

Bronşektazi ileri düzeyde ya da yaygın değilse genellikle akciğer grafisinde görülmez. Oskültasyonda orta raller duyulabilir. Dinleme bulgusunun olması bronşektaziden kuşkulandırır.

Bronşektazi tanısı eskiden bronkografi ile konulurken günümüzde seçkin tanı yöntemi toraks HRCT’dir (yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi).

Bronşektazinin tedavisi var mıdır?

Bronşektaziyi düzelten yaninormal bronş haline getiren bir tedavi yoktur. Öksürük, balgam, nefes darlığı gibi belirtileri olan bronşektazili hastalar öncelikle ilaç tedavisi (antibiyotik, mukolitik, ekspektoran, inhaler ilaçlar gibi) ile tedavi edilirler. İlaç tedavisi ile klinik iyileşme sağlanabilir ancak bronşektazi düzelmez. Bir süre sonra bronşektazi tekrar enfekte olabilir ve hastaların belirtileri tekrar ortaya çıkabilir. Bu tür hastalar grip ve zatürre aşılarından fayda görebilirler. Bronşektazi tek taraflıysa ve uygun medikal tedaviye rağmen tekrarlayan hemoptizi ya da bronşektazik alanlar sık sık enfekte oluyorsa operasyon seçeneği göz önünde bulundurulur. Yani bronşektazi olan akciğer alanı rezeke edilebilir (ameliyatla alınabilir). Operasyon dışında, hemopizi için bronşiyal arter embolizasyonu, enfeksiyon için akılcı antibiyotik kullanımı diğer seçenekler olarak düşünülebilir. Bilateral (iki taraflı) bronşektazilerde operasyon seçeneği neredeyse yoktur. Bronşektazili bir hastada bronşektazi nedeni olarak altta yatan bir hastalık saptanırsa, o hastalıkla ilgili önlemler alınır. Örneğin immün globulin yetersizliği saptanırsa, immün globulin replasmanı yapılır, gereken durumlarda antibiyoterapi ve eşlik eden diğer durumların tedavisi yapılır.

Okumaya Devam

Acil Tıp Doktoru

Sosyal Alerji

Sosyal alerji, mevsimsel alerjiler gibi tekrar eden ve kaçınılması zor olan davranışlardır. En sevdiğiniz arkadaşlarınızı, davranışlarından …

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Sosyal alerji, mevsimsel alerjiler gibi tekrar eden ve kaçınılması zor olan davranışlardır. En sevdiğiniz arkadaşlarınızı, davranışlarından hoşlanmadığınız kişilerle değiş tokuş ettiğinizde oluşan durum tam anlamıyla bu. Peki, bu insanlar nerede? Mesela, teyzenizin sürekli anlamsız şeylerden şikâyet etmesi, kuzeninizin yemek yerken ağzını şapırdatması (gözünüzün önüne getirin) ve yedikten sonra ağzını kol kenarlarına silmesi. Şimdi ne hissediyorsunuz? Rahatsızlık. Bu rahatsızlık, sosyal alerjenlerin ürettiği duygusal ve fiziksel belirtilere maruz kaldıktan birkaç dakika sonra ortaya çıkar. Bir eylem bir defalık yapıldığında belki katlanılabilir, ancak düzenli olarak gerçekleştiğinde kulağınıza gelen bir sinek vızıltısı gibi bizi rahatsız edebilir.

Peki, sosyal alerjenler hakkında ne yapabilirsiniz?

En çok zorlandığımız ve sosyal alerjiyi hissettiğimiz yerler ailemizin ve çalışma arkadaşlarımızın yanı o nedenle bu durumu gözden geçirmeyi unutmamalıyız. Sizler yalnızca yaptıklarınızı ve hissettiklerinizi kontrol edebilirsiniz, karşınızdaki kişiyi değil.

Bazen davranışlar kasıtlı gibi gözükse bile, kasıtlı olarak sizi rahatsız etme amaçlı olmadıklarını ve muhtemelen bunun başka bir nedeni olabileceğini düşünün.

Bu davranışları genellikle en çok zaman geçirdiğimiz insanlarda görürüz ve bu davranışlar devam ettikçe alerjimiz daha da kötüleşebilir.

Sosyal alerjik reaksiyonu önlemenin etkili bir yolu, maruz kalma sürenizi azaltmaktır. Kedilere alerjisi olan bir kişinin, kedilere uzun süre maruz kalmaması gibi sosyal alerjisi olan bir kişinin de sosyal alerjenlerle dolu bir ortamda kalmaktan kaçınması gerekir. Alerjenlerle temasta olduğunuz süreyi en aza indirmek alerji riskinizi azaltır.

Sosyal alerjenlerinizle çevrili bir ortamda harcadığınız zamanı sınırlamak gibi bir strateji belirleyebilirsiniz. Aile toplantılarında veya girdiğiniz sosyal durumlarda stratejik olun. Yemek masasında bir yer bulurken ağzını şapırdatan kuzeninizin tam karşına oturmayın. Birçok sosyal alerjen üzerinde bir miktar kontrol gücümüz vardır. Aslında çevremizdeki sosyal alerjenler bir tür destek ve doğrulama bekler. Örneğin; bir türlü susmak bilmeyen teyzenizin ağzından çıkanları kapatmak isteyebilirsiniz, ancak bu alerjik reaksiyonunuzu sakinleştirmenize yardımcı olmaz. İlk olarak aradığı onaylanmayı sağlamak için biraz zaman harcarsanız, onun istediği tatmini vererek itici bulduğunuz davranışı söndürmeyi sağlayabilirsiniz. Şapırdatarak yemek yiyen kuzeniniz ile yeme alışkanlıkları hakkında konuşmayı deneyebilirsiniz. Ancak, konuşmaların yalnızca bilgi vermekle kalmayacağını aynı zamanda ilişkiniz içinde bir sonucu olduğunu unutmayın. Onu sevdiğiniz için onunla bu konu hakkında açıkça konuştuğunuzu belirtin.

Eğer bunların işe yaramayacağını düşünüyorsanız anda olmayı deneyebilirsiniz. Anda olmak, şimdiki an içerisinde gerçekleşenlere dikkat etmeyi ve onları yargılamaksızın kabul etmeyi içerir. Sosyal alerjenler sizi rahatsız etmeye başladığında bu düşüncelerinizi değerlendirmeden önce kendi iç rahatsızlığınıza dikkat edin. İçinizde neler oluyor bir bakın bakalım. Sadece nereye gittiğini takip edin. Bu durum alerjenin sizi rahatsız etmesini engellemeyecek, ancak sizi ne kadar sinirlendirdiğini fark etmenize ve etkilerinden ne kadar çabuk kurtulacağınızı kontrol etmenize yardımcı olacaktır. Sosyal alerjiler sizi yıpratabilir ve ilişkilerinizi strese dayanıklılık testine dönüştürebilir. Birkaç basit adım sizi ilişkilerinizde sosyal alerjenlerle uğraşmak yerine mutlu, sağlıklı bir ilişki yaşamanızı sağlayacak hale getirebilir.

Okumaya Devam

Ortopedi ve Travmatoloji

Kemik Sağlığı İçin Spor ve Egzersiz

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Op. Dr. Bülent Diri, “Kemiğin kullanımı ve kalitesini arttırabilmek için spor ve egzersizi hayatımızdan çıkarmamalıyız” dedi”

Yaşlılık hekimliği ya da Geriatrinin yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen tıp dalı olduğunu ifade eden Medicana Samsun Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünden Op. Dr. Bülent Diri, “Geriatrik yaş grubu medeniyetin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte ilerlemiştir. Eskiden yaşam ömrü 30’lu yaşlardayken yaşam koşullarının daha iyi hale gelmesi , sağlık ve tarım alanındaki devrimlerle birlikte insan ömrü uzamıştır. İnsan ömrünün uzamasının getirisi de götürüsünde vardır. İleriki yaş grubunda geriatri problemleriyle daha çok karşılaşıyoruz. Kemik ve kalitesinin ilerleyen yaşlarda düşmesineyse osteoporoz diyoruz. Kadınlarda daha çok rastlansa da her iki cinsinde ortak hastalığıdır. İlerleyen yaşla birlikte daha çok görülmektedir. Demir ve kalsiyum kemiği besler. Güneşten faydalanmamak risk faktörü oluşturuyor. D vitamini özellikle covit döneminde de oldukça önem arz etmektedir. Kalsiyum kemiğin ana yapıtaşlarındandır. Kalsiyum ihtiyacımızı ise süt ve süt ürünlerinden karşılayabiliriz. Endüstriyel topluma doğru gidiş fabrikalaşmaya yöneliş beslenme alışkanlıklarımızı değiştirdi” ifadelerini kullandı. 

KEMİK KALİTESİ İÇİN D VİTAMİNİ VE KALSİYUM 

Op. Dr. Bülent Diri,  “ Hayvansal gıdaların düzenli tüketilmesi, güneşten alınamayan  D vitaminin takviye olarak alınması önemli bir korunma yöntemidir. Kemik kalitesinin genç yaşta korunması oldukça önemli. Kemiğin kullanımı ve kalitesine dikkat etmeli , spor ve egzersizi hayatımızdan  çıkarmamalıyız.  Beslenme, yaşam tarzı ve spor osteoporoz etkileyen önemli etkenlerdir.  Osteoporoz basit tramvayla kırık oluşumuna  sebep vermektedir. Ev içinde düşme olduğunuz yerde basit hareketle kırılmalar oluşabilir. Süngerimsi kemiğin yoğunlukta olduğu bölgelerde kırık daha fazla görürüz. Kalça, el bilek kırıkları ve omur kırıkları oldukça sık rastladıklarımızdır. Kalça kırıkları oldukça önemlidir ve daha çok cerrahiye başvururuz. Hastayı hızlıca ayağa kaldırmak hedefimizdir. “dedi.

Okumaya Devam

Trendler