Genital Siğilden Korunma Yolları - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Genel Cerrahi

Genital Siğilden Korunma Yolları

Yayınlanan

üzerinde

Genital siğil tedavisi, HPV virüsüne bağlı olarak ortaya çıkan siğil oluşumlarının temizlenmesine dayanır. Genital siğiller, genellikle genital bölgede görülse de kimi hastalarda makat bölgesinde de rastlanabilir. Makat siğili olarak adlandırılan bu lezyonlar da HPV virüsünün yan etkileri arasında yer alır. Genital siğillerin virüs tipleri farklı olabileceğinden muayene sırasında dokulardan alınan örnek ile kişide bulunan virüsün tip çeşidi tayin edilmelidir. Her tip için mutlaka genital siğillerden korunma yolları gözetilmelidir çünkü her ne olursa olsun bulaşıcı bir hastalıktır. Tip tayininin belirlenmesindeki en önemli sebep; zararsız HPV çeşitlerinin yanında ne yazık ki kansere yol açabilen HPV tiplerinin de bulunmasıdır. Genital siğil tedavisi, her tip çeşidi için uygulanmalıdır. Oldukça bulaşıcı bir hastalık türü olduğundan tedavi edilmezse yayılım gösterebilir.

HPV den kesin kurtuluş için öncelikle genital siğillerin tedavi edilmesi gerekmektedir. Yüksek risk grubu içerisinde yer alan HPV tipleri çoğunlukla aktif cinsel hayatı olan ve sık eş değiştiren kadın ve erkeklerde görülmektedir. Bu nedenle genital siğilden korunma yolları içerisinde cinsel ilişki sırasında korunma durumu büyük önem taşımaktadır. Fakat bilinmesi gerekir ki cinsel birliktelik yaşanmasa dahi yalnızca tensel temas ile de genital siğillerin bulaşması durumu söz konusudur. Bu yüzden birliktelikte kullanılan genital siğilden korunma yolları tek başına yeterli gelmeyebilir. Aynı zamanda kişinin bağışıklık sistemini de güçlü tutması gerekmektedir.

HPV den kesin kurtuluş konusunda düşük bağışıklık sistemine sahip hastaların şansı daha düşüktür. Çünkü bağışıklığı zayıf olan kişilerde genital siğiller hızla yayılım gösterir. Bağışıklığı kuvvetli hastaların az sayıda çıkan odak noktaları olacaktır. Genital siğil tedavisi her iki hasta için de öncelikli konumdadır. Her iki durumda da hastalar mutlaka tedavi olmalıdır. Genital bölgede ya da makat bölgesinde çıkan genital siğil lezyonlarının tekrarlamaması için belirtilerle karşılaşıldığı anda kısa sürede genital siğil tedavisi olunmalıdır. Kişinin fizyolojik ve psikolojik sağlığı için erken tedavi önem taşımaktadır.

Genital Siğil Neden Oluşur?

Genital siğil hastalığı, genel olarak cinsel yol ile bulaştığı bilinen bir enfeksiyon hastalığıdır. Human Papilloma Virus adı, 60’tan fazla çeşitteki virüslerin ortak adıdır. Genital siğil tedavisi, bu virüsün neden olduğu ve vücudun genital bölge ve makat bölgesinde ortaya çıkan siğil lezyonlarının ortadan kaldırılması adına gerçekleştirilmektedir. Bulaşıcı cinsel hastalık sınıfında olmasının en önemli kanıtı, genital siğilleri olan hastalarda, hastalığın görülme yaşının diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklarla aynı olmasıdır. Cinsel ilişki yaşayan bireylerin 3’te 2’sinde HPV virüsüne dayalı ortaya çıkan genital siğillere rastlanmaktadır. Genital siğilden korunma yolları da cinsel ilişkide dikkat edilmesi ile başlamaktadır. Genital siğil tedavisi gören hastaların da özellikle bu süreçte cinsel ilişkiden uzak durması önerilir.

HPV den kesin kurtuluş, deri yolu ile rahatlıkla bulaş gösteren genital siğil hastalığında eşli tedavi ile de mümkün olabilmektedir. Aynı zamanda ortak kullanım alanları yani umumi tuvaletler, yüzme havuzları, ortak havlu kullanımı gibi yollarla da bulaşabilen hastalık için ilk aşama genital siğil tedavisi adımından geçmektedir. Bu tür ortak alanlardan bulaşma riski cinsel yolla bulaşma durumundan daha düşük bir ihtimaldir. Ve bilinmelidir ki genital siğil belirtisi, HPV bulaşmış hastaların yalnızca %30’unda görülmektedir. Kimi hastada virüs vücutta bulunsa dahi virüsler deri altında kaldığından herhangi bir belirti görülmeyebilir.

Genital siğil tedavisi oranları dikkate alındığında hastalığın görülme yaşı 25 ile 35 yaş aralığındadır. Genellikle çok sık karşılaşılan bu enfeksiyon hastalığı için hastalar HPV den kesin kurtuluş yolları üzerine bilgi edinmeye çalışmaktadır. Her 10 kişiden 1’inde karşılaşılan genital siğil rahatsızlığı için en önemli kurtuluş yolu hastalığa yakalanmamaya çalışmak ve bu doğrultuda genital siğilden korunma yolları ile bağışıklık sistemini güçlü tutmaktadır. Genital siğilin görülme nedenleri arasında partnerlerin çok sık eş değiştirmeleri yer alır. Hormonal dengenin bozulmasına neden olan bazı özel durumlar da hastalığa yakalanma riskini artırabilmektedir. Örneğin hamilelik, lösemi ve kanser gibi bağışıklık üzerinde etkili olan hastalıklar, sigara bağımlılığı ve doğum kontrol hapı kullanımı bu özel durumlardandır.

Genital Temizlik Siğil Oluşumunda Önemli Midir?

HPV den kesin kurtuluş konusunda genital bölge temizliğinin önemli bir etkisi yoktur. Virüs bulaşına dayalı viral bir rahatsızlık olduğu için asıl önemli olan bağışıklık sisteminin durumudur. Cinsel temas yolu ile bulaşmanın gerçekleşmesinin ardından kişinin eşinde ya da partnerinde HPV tespit edildiyse genital siğil tedavisi için mutlaka uzman bir doktora başvurulmalıdır.

Genital siğilden korunma yolları arasında genç yaşta yani cinsel birliktelik yaşamadan önceki yaşlarda ve kendisinde HPV virüsü tespit edilmemiş kişilerde etkili olan HPV aşısı yöntemi bulunur. HPV tip 6, 11, 16 ya da 18 kansere yol açma ihtimali olan yüksek risk grubundaki HPV tipleridir. Bu tiplerden herhangi birini taşımayan 9-27 yaş aralığındaki kişilerde aşının koruyuculuğunun yüksek olduğu bilinmektedir.

Özellikle kadınlarda rahim ağzı kanserine yol açan HPV den kesin kurtuluş için her yıl düzenli olarak 1 ya da 2 kez smear testi yaptırılması, düzenli doktor kontrolüne gidilmesi ilk aşamadır. Aynı zamanda anal yol ile cinsel ilişkide bulunan kişilerin her sene anal muayene ve pap-anal smear testi yaptırması gerekmektedir.

Sadece genital bölge ve makat bölgesinde çıkmayan genital siğil tedavisi için kulak burun boğaz doktorunun yapacağı detaylı bir muayene ile de kişiye oral yolla bulaşabilecek olan siğillerin kontrol edilmesi de gerekir. Bu sayede HPV den kesin kurtuluş arayan hastaların öncelikle vücutlarında var olan tüm siğillerin tespit edilmesinin yararlı olacağını bilmesi gerekir.

Genital siğil tedavisi yapılmamış hastalarda siğillerin kansere dönüşme ihtimali kesinlikle daha fazla olarak belirlenmiştir. Bu neden erken müdahalenin önemi unutulmamalı, belirtilerle karşılaşıldığında en kısa sürede bir genel cerrahi uzmanına ya da uzman bir proktologa muayene olunmalı ve vakit kaybetmeden koterizasyon, lazer ya da kriyoterapi gibi hasta için daha avantajlı olan ameliyatsız yöntemlerle genital siğil tedavisi başlatılmalıdır.

Genital Siğil Riskini Arttıran Yiyecekler Nelerdir?

Genital siğil hastalığının herhangi bir yiyecek ile ilişkisi yoktur. Çoğunlukla cinsel temas yoluyla bulaştığı bilinen bu virüs hastalığı için risk oluşturabilecek bir yiyecek maddesi bulunmamaktadır. Aksine genital siğil tedavisi sonrasında kişilerin bağışıklık sistemini yükseltmeleri adına tüketebilecekleri besinler bulunmaktadır.

Siğil Tedavisinde Hangi Besinler Tüketilmelidir?

Genital siğil tedavisi yapılmasının ardından beslenme düzeninin sağlıklı bir duruma getirilmesi gerekmektedir. Düzenli saatlerde, sağlıklı yiyecekler tüketmek ve aynı zamanda bu beslenme düzenini uygun bir spor rutini ile desteklemek kişiler için bağışıklık üzerinde etkili olacaktır.

İmmün sistemin yani bağışıklık sisteminin güçlü olabilmesi ve korunma yolları için kişinin yediği besinlerin dengeli bir biçimde olması ve vücuda yararlı vitamin ve mineralleri içermesi gerekir. Günlük kalori ihtiyacının yaş ve cinsiyet durumuna göre uygun ölçülerde karşılanması gerekir.

Genital siğil tedavisi sonrası kişilerin bağışıklık sistemlerini güçlü tutmak adına yapması gerekenler:

  • Tep tip beslenmeden kaçınılmadır. Beslenme rutinleri çeşitli ve aynı zamanda dengeli olmalıdır.
  • Serbest oksijen radikalleri, iltihaplanmaya yani enfeksiyona (inflamasyon) neden olan ve hücrelere zarar veren moleküllerdir. Bu radikallerin zararlı etkilerini ise; sebze ve meyvelerde bulunan antioksidan molekülleri ortadan kaldırmaktadır. Bu sebeple sebze ve meyve ağırlıklı beslenme rutini oluşturulmalıdır.
  • Taze sebze ve meyvelerdeki yüksek lif oranı da sindirim sisteminin çalışmasını kolaylaştırıp desteklediğinden bağırsaktaki yararlı bakterilere uygun ortam oluşturmaya yarar. Yine bu sayede HPV den kesin kurtuluş için sebze ve meyve tüketimiyle bağırsak iç yüzeyinde bulunan, patojen denilen ve hastalığa neden olabilen mikroorganizmalardan korunma gerçekleşir.
  • Beslenme haricinde ise hem kadınların hem de erkeklerin düzenli olarak yıllık kontrollerini aksatmaması gerekir.
  • Korunma yolları için cinsel birliktelik sırasında koruma seviyesi düşük olsa da prezervatif kullanılmalıdır.
  • Mutlaka küçük de olsa bir belirti ile karşılaşıldığında vakit kaybetmeden bir doktora başvurulmalıdır

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel Cerrahi

En Çok Rastlanan 3. Kanser Türü Kalın Bağırsak Kanseri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Ülkemizde kalın bağırsak kanserleri, tüm kanserler arasında üçüncü sırada yer alıyor.

Kalın bağırsak, yaklaşık uzunluğu 1,5 metre olup sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen kısmını oluşturur. Kalın bağırsağın son 20 cm’lik kısmı rektum diye adlandırılır ve rektumda anüsle son bulur.

Yiyecekler, mide ve ince bağırsaklarda sindirildikten sonra kalın bağırsaklara gelirler. Vücut için yararlı olan tüm besinler mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsaklarda emilir, kalın bağırsakta ise daha çok su emilir. Böylece alınan gıdalar, kalın bağırsaklarda dışkı haline gelip anüsden dışarı atılırlar.

Bilindiği gibi kanser, hücrelerin durdurulamayan kontrol dışı anormal çoğalmasıdır. Kalın bağırsak kanseri, bağırsağın iç yüzeyini örten mukozasından gelişir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

* Kalın bağırsak kanseri, her yaşta görülebilse de yüzde 70-80 den fazlası 50 yaş sonrasında görülür.

* Eğer ailede, kalın bağırsak kanseri varsa, erken yaşta görülme riski daha da artar.

* Fiziksel olarak aktif olmamak,

* Hayvansal yağdan zengin, lifli gıdalardan fakir beslenme,

* Kişinin kalın bağırsağında polipleri olması,

* Kişide inflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi) olması ve yine kişinin ailesinde kalın bağırsak poliplerinin olmasıdır.

KOLON POLİPLERİ NEDİR, KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

Polip, vücutta mukoza bulunan her organda oluşabildiği gibi, kalın bağırsağın iç mukozasından da kaynaklanabilir. Et beni şeklinde olup, kaynaklandığı mukozaya saplı veya sapsız yaygın biçimde tutunur. Polipler, kalın bağırsağın her bölümünde görülebilse de en çok bağırsağın sol tarafında, inen kısmı denilen bölümlerde görülür. 50 yaş civarında yüzde 25 oranında görülürler ve yine bunların yüzde 25’i yüksek risklidir. Yani bunların kansere dönüşme riskleri yüksektir. Bağırsak kanserlerinin yüzde 90’ı bu poliplerden kaynaklandığından, bu poliplerin tespit edilmesi, çıkarılması ve takibi önemlidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Dışkılama alışkanlığında değişiklikler,

-Sık sık ishal veya kabızlık olması,

-Bağırsaklarda tam boşalmama hissi, şişkinlik ve gaz şikayeti,

-Dışkıda kan görülmesi,

-Dışkı çapının incelmesi,

-Nedeni bilinemeyen kilo kaybı,

-Bulantı, kusma,

-Uzun süren halsizlik.

TANI NASIL KONUR?

Tanıda bağırsak sisteminin görüntülenmesi önemlidir. 40 yaş sonrası yapılan dışkıda gizli kan aranması bağırsak kanseri erken tanısında önemli bir yöntemdir. Bu hastalar kolonoskopi denilen ışıklı bir sistemle anüsten girilerek ince bağırsağa kadar, kalın bağırsağın tüm bölümleri izlenir. Eğer herhangi bir polip ve anormal bir doku ile karşılaşıldığında, mümkünse polipin tamamı alınarak patolojiye gönderilir ve mutlaka hasta takibe alınır.

ERKEN TANI İÇİN NE YAPILMALI?

-Dışkıda gizli kan testi,

-Ailesinde kalın bağırsak kanseri olanların 40 yaşından sonra, hiçbir şikayeti olmayanların ise 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırmaları,

-Kalın bağırsağında polip saptananların uzman önerisine göre gerekirse 1-3 yıl arayla periyodik kolonoskopi yaptırmaları önemlidir. Kalın bağırsağın iç mukozasından kaynaklanan bu kanser, erken tanı konulmadığı zaman karşımıza aniden bağırsak tıkanması ile kendini gösterebilir ve zamanında cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir.

TEDAVİ

Bağırsak kanserinin tedavisi cerrahidir. Ameliyatla kanseri kısmın çıkarılması cerrahinin temelini oluşturur. Ve unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkeler perişan eder insanı. Tehlike büyüdükçe, keşkeler de büyür. Haydi hep birlikte karanlığı, korkuyu, pişmanlığı geçmişte bırakalım ve geçidin ötesindeki ışığa doğru koşalım. Ve bilelim ki, sağlıktan ötesi yok… Maske, mesafe ve hijyene dikkat.

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Karın Ağrısı Acil Bir Durumun Habercisi Olabilir Mi?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Karın boşluğu birçok organı barındırıyor. Bu nedenle bu organların her birinin çeşitli hastalıkları, karın ağrısına neden olabilir. Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemli. Bu açıdan karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller var. Genel Cerrahi-Meme-Tiroid ve Onkolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş yazdı…

Karın boşluğunda bilindiği üzere, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, safra kesesi, safra yolları, dalak, böbrek ve idrar yolları, kadın üreme organları (rahim ve yumurtalıklar) ve erkeklerde prostat bulunur. Tüm bu organlardaki işlevsel bozukluklar, kendini karın ağrısı şeklinde gösterir.

AĞRI KARNIMIZIN HANGİ BÖLÜMÜNDEYSE…

Ağrı, bize vücudumuzun normal işlevinde bir aksaklığı bildiren önemli bir sinyaldir ve önemsenmelidir. Kabaca karın bölgemizi üst sağ, üst sol, alt sağ, alt sol diye bölümlere ayırdığımızda, bu bölümlerde bulunan organların yerleşim yerleri göz önünde bulundurulduğunda, ağrı karnımızın hangi bölümündeyse; o bölümde bulunan organlar akla gelmelidir.

Mesela, karnımızın üst sağ tarafında ağrı hissettiğimizde, aklımıza ilk olarak burada bulunan, karaciğer, safra kesesi ve safra yolları gelmelidir. Sol üst tarafında ağrı hissettiğimizde, bağırsakların burada bulunan kısımları ve dalak, sağ alt tarafta ağrı hissettiğimizde, apandisit, yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, kadınlarda ise sağ yumurtalık ve sağ tüp, sol alt tarafında ağrı hissettiğimizde ise yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, sol yumurtalık ve sol tüp ile ilgili hastalıklar aklımıza gelmelidir.

Göbek çevresindeki ağrılar ise genellikle mide hastalıkları ile ilgilidir.

AĞRININ ŞİDDETİ VE SÜRESİ ÖNEMLİ

Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemlidir. Örneğin, ağrının ani başlaması ve yayılması, mide, bağırsak gibi içi boş bir organ delinmesinin, yavaş yavaş başlayan ağrının saatler geçince artması, karın içindeki organlarda iltihabi bir sürecin başladığının habercisi olabilir.

Ağrı ile beraber ateş, bulantı, kusma, karında şişkinlik, gaz çıkaramama, dışkılama yapamama önemlidir. Ağrı ile birlikte bu şikayetlerde varsa vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

AKUT KARIN AĞRISI NEDİR?

Altı saat içinde birdenbire başlayan, karın ağrısı ile kendini gösteren, karın hastalığı akut karın ağrısı olarak tanımlanır. Bu tanım önemlidir. Çünkü akut karın ağrısı demek acil cerrahi müdahale demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, karın ağrısının sebebi ortaya konuluncaya kadar ağrı kesici kullanımından uzak durmak gerekir. Aksi takdirde tanıyı maskeler ve tanının gecikmesine neden olur.

KARIN AĞRISI PSİKOLOJİK OLABİLİR Mİ?

Evet olabilir. Kişi kendisini ruhsal olarak etkileyen herhangi bir durumla baş edemezse bu kendisini karın ağrısı şeklinde gösterebilir.

Karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller;

-Altı saat içinde ani başlayan karın ağrısı

-Şiddetli, artan, devamlı haldeki karın ağrıları,

-Ağrı ile beraber kanama, baygınlık hissi

-Ağrı ile beraber ateş,

-Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması,

-Karında gerginlik olması, gaz çıkaramama ve dışkılama yapamama.

Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.

Ve bu Covid sürecinde öncelikli grup olan sağlık çalışanlarımızdan başlayıp, 65 yaş üstü devam eden aşılama süreci toplumumuzun çoğunluğuna ulaşıncaya kadar maske, mesafe ve hijyeni ihmal etmeyelim.

Unutmamalıdır ki; hayat bir yolculuk ancak bu yolculuğu nasıl yaptığın önemli, rehber gibi mi turist gibi mi? Eğer turist gibi yaptıysan sadece gördün ve eğlendin, eğer rehber gibi yaptıysan hem anladın hem anlattım hem de yaşadın. hep birlikte ‘keşke’lerle yaşamayacağımız günlere…

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Ailesinde Hashimoto Tiroiditi Olanlar Dikkat!

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hashimoto tiroiditi vakalarının çoğunluğu kadın olup, kadınlarda erkeklere nazaran 15-20 kat daha fazla görülüyor.

Bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıktığı düşünülen bu hastalık, ‘Otoimmun Tiroidit’ diye de bilinir ve tiroid bezi yetmezliği yapan en sık sebeptir. Zamanla vücut kendi organı olan tiroid bezini yabancı bir organ olarak algılayıp, ona karşı savaş açıyor ve onu yok etmeye başlıyor ve ona karşı antikor oluşturuyor. Yok edilmeye çalışılan bez zamanla küçülüyor, buna bağlı olarak ta bezden salgılanan tiroid hormonlarının seviyesi azalıyor ve hipotiroidi kliniği şeklinde hastalık kendini gösteriyor.

HASHIMATO TİROİDİTİ BELİRTİLERİ

Kan tiroid hormon seviyesinin azalmasına bağlı olarak genel vücut metabolizması yavaşlamakta ve belirtiler bunun sonucu ortaya çıkmaktadır.

-Halsizlik, çabuk yorulma,

-Uyuklama hali,

-Unutkanlık,

-İsteksizlik, depresif ruh hali,

-İştahsızlığa ve az yemeğe rağmen kilo alma,

-Soğuğa karşı tahammülsüzlük,

-Kas, eklem ağrıları, el ayaklarda uyuşma,

-Cilt kuruluğu, saç dökülmesi gibi belirtiler görülür.

DİKKAT! BU SORUNLARI YAŞAYANLAR KAN TAHLİLİ YAPTIRMALI

Özellikle orta yaşlı kadınlarda daha çok görülen bu hastalık bazen yaşanılan bir ruhsal travmanın bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu aniden ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda kendini yorgun, halsiz, depresif, unutkan hisseden ve az yemesine rağmen kilo aldığını düşünen herkesin, kan tahlili yaptırması, kanında tiroid hormonlarına ve antikorlarına baktırması ve tiroid ultrasonografisi yaptırması gerekir. Eğer ailesinde hashimoto hastası olanlar varsa, bunlar mutlaka kendilerini kontrol ettirmeleri gerekir. Bu belirtiler çoğu kez yavaş yavaş ortaya çıktığından, dikkatli olmak gerekir. Çünkü tiroid yetmezliği yapan bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini ilerleyici şekilde düşürmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerde sadece fiziksel gelişim geriliği yapmaz ayrıca zeka ve psikolojik durumlarını da olumsuz etkiler.

HASHIMATO TİROİDİTİ TEDAVİSİ

Kan tiroid hormon seviyesi göz önünde bulundurularak verilen ilaçlar ile hastalık kontrol altında kolayca tutulabilmektedir. Yakın takip önemlidir. Hamileler ve hamile kalmak isteyen bayanlar düşük açısından kan tiroid hormonu seviyesine baktırmaları gerekir. Çünkü kan tiroid hormon düşüklüğü, düşüklere sebep olabilir.

Unutmayalım hastalığın tanısı son derece kolaydır. Bunun için dahiliye, genel cerrahi veya endokrinoloji uzmanına görünmek yeterlidir. Ve yine unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkelerle yaşamamak için dünü unutmalı, pişmanlıkları geride bırakmalıyız. Bizi yarına taşıyacak olan şu an ki biz’dir. Aksi halde dünde kalan kimliğimizle bugünün kavgasını yaparsak, yarınımızı kaybederiz.

Maske, sosyal mesafe ve hijyeninize dikkat ederek, sağlıkla kalın.

Okumaya Devam

Trendler