Obezite - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

İç Hastalıklar

Obezite

Yayınlanan

üzerinde

Obezite, vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile karakterize olan kronik bir hastalıktır. Diğer bir deyişle vücutta aşırı miktarda yağ toplanmasıdır.

• Obezite bir hastalık mıdır ?

Ölümcül bir hastalıktır ve günümüzde önlenebilir ölüm nedenleri arasında sigaradan sonra 2. sıradadır. Yapılan çalışmalar obezitenin fazlalığı oranında hastalarda kalp ve damar hastalıkları, şeker, tansiyon hastalığı, gut, kemik eklem hastalıkları, akciğer hastalıkları, varis ve kan pıhtılaşma bozuklukları ve kanser gibi pek çok hastalıkların görülme sıklığının arttığını göstermiştir. Obez hastaların beklenen hayat süreleri normal kilolu kişilere göre 5-15 yıl daha azdır.

• Obezitenin sebepleri nelerdir?

Öncelikle yanlış beslenme. Özellikle çocukluk çağında anne ve babaların çocuk doyduğunda zorlamaması ve zararlı gıdalarda olabildiğince çocukları uzak tutması çok önemli. Gençlerde ve çocuklarda fast-food türü gıdalarla beslenme obezitenin en önemli sebepleri arasında. Tabiî ki televizyon ve bilgisayar başında fazla vakit geçiren, egzersiz yapmayan, ulaşım için yürüyüş yerine sürekli taşıt tercih eden bir toplumda obezite sıklığının artması kaçınılamaz.

• Türk halkının yüzde kaçı fazla kilolu?

Türkiye’de yaklaşık olarak nüfusun %70’i fazla kilolu (VKİ 25-30 arası olan insanlar). Nüfusun yaklaşık %30’u ise obez (VKİ 30’un üzerinde). Yani yaklaşık 20 milyon insanımız obeziteye maruz kalmış durumda. Nüfusun yaklaşık %3-4’ü ise morbid obeziteye sahip yani VKİ’leri 40’ın üzerinde ve hayati tehlike taşıyan düzeyde obeziteye sahip.

• Obezite açısından Türkiye’de ne gibi önlemler alınıyor?

Günümüzde obezite sadece erişkinlerde değil, çocukluk çağından itibaren başlayan bir problem olduğu için Milli Eğitim Bakanlığı okul kantinlerinde fast-food satılmasını yasakladı. Sağlık Bakanlığının da obezite merkezleri açmak için projeleri devam etmekte. Obezite önlenebilir bir hastalık olduğu için ve Türkiye’de de Amerika’dakine benzer oranlarda obez hastamız olduğu için, hastalık oluşmadan önleyebilmek adına halkın bu konuda bilinçlendirilmesi ve doğru beslenme ve egzersizin önemini daha çok vurgulanmasıdır.

• Obezitenin tedavisi için neler yapılabilir?

1. Obezitesi olan hastanın bir doktora başvurması ve tedavisinin düzenlenmesi gerekir.

2. Kişiye özel bir diyet ve egzersiz düzenlenmesi yapılmalı.

3. Kişinin diyete uyumunu artırmak,acıkma  ve atıştırma hissini azaltmak, tokluk hissi oluşturmak tedaviler de önerilebilinir.

•Tıpta obezitenin derecesi hangi yöntemle belirleniyor?

Vücut kitle indeksi(VKİ) vücut ağırlığı değerlendirme ölçüsüdür.

Vücut kitle indeksi(VKİ) vücut ağırlığının boy uzunluğunun karesine bölünmesiyle hesaplanır.

Ağırlık(kg) / boy(m2)

                               VKİ 18-24.9   Normal

                               VKİ 25-29.9   Fazla kilolu

                               VKİ 30 –34.9 Hafif obez /class I

                               VKİ 35-39.9   Şiddetli obez / class II

                               VKİ 40-49.9   Morbid obez / class III

Obezite hangi hastalıklara sebep olabilir?

Tip2 şeker hastalığı, kalp damar rahatsızlıkları, tansiyon yüksekliği, kolesterol yüksekliği, reflü, uyku apnesi, karaciğer yağlanması, polikistik over hastalığı, seksüel problemler ve psikolojik olarak ise depresyon, özgüven eksikliği ve düşük benlik saygısı gibi bir çok hastalığa neden olabilmektedir.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

İç Hastalıklar

Beslenme Yetersizlikleri Kan Hastalıklarına Neden Olabiliyor

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Oksijen, besin maddeleri ve hormonlar başta olmak üzere vücutta birçok maddenin taşınması kan dolaşımı vasıtasıyla gerçekleşir. Kan dolaşımında oksijen taşınmasından sorumlu hücreler kırmızı kan hücresi (eritrosit) olarak adlandırılırken, bağışıklıktan sorumlu hücreler beyaz kan hücresi (lökosit), pıhtılaşmadan sorumlu hücreler ise trombositler olarak isimlendirilir. Bu hücreleri ve görevlerini olumsuz yönde etkileyen durumlar kan rahatsızlıkları olarak ifade edilir. Medicana Avcılar Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı , Uzm. Dr. Adnan Özdolap çeşitli kan hastalıkları hakkında ayrıntılı bilgi verdiler.

Kan Hastalıkları Nedir?

Dr. Adnan Özdolap, ‘’ Dolaşım sisteminde yer alan hücrelerin sayısını ve yerine getirdikleri fonksiyonlarını olumsuz yönde etkileyen her türlü durum kan hastalıkları içerisinde değerlendirilebilir. Örnek olarak eritrosit olarak isimlendirilen kırmızı kan hücrelerinin sayısının azalmasına ve dolayısıyla kanda taşınan oksijen miktarında azalma ile sonuçlanan durumlar anemi (kansızlık) olarak bilinen kan hastalığına neden olur. Hücrelerin sayısının azalmasına neden olabilecek durumların başında beslenme yetersizlikleri gelir. Bu hücrelerin kemik iliğinde üretilmesi için gerekli olan folik asit ve B12 gibi vitaminlerin eksiklikleri halinde anemi tablosu meydana gelebilir. Eritrositlerin içerisinde yer alan hemoglobin adlı demir içeren protein yapısı; akciğer, kalp ve dokular arasında oksijenin taşınmasında görev alır. Dolayısıyla beslenme ile vücuda yeterince demir alınamaması halinde hemoglobin üretilemez ve kansızlık meydana gelir. Hemoglobin ile ilgili bir diğer kan hastalığı olan talasemide ise sorunun kaynağını anormal yapıda üretilen hemoglobin molekülü oluşturur. Hemoglobin üretimi ile ilgili genlerdeki bir mutasyon sonucu meydana gelen talasemi hastalığı ailesel geçiş gösteren genetik hastalıklar arasında yer alır.’’ diye ifade etti.

Trombosit Sayısının Azalması Risklidir

Bazı DNA mutasyonları kemik iliğinde aşırı miktarda kırmızı kan hücresi (eritrosit) üretimi ile sonuçlanabilir. Dr. Adnan Özdolap, polisitemia vera olarak ifade edilen bu rahatsızlıkta kanın akıcılığının azalmasının pıhtılaşmaya karşı yatkınlık ile sonuçlanabileceği için dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.Pıhtılaşma ile ilgili sorunlara neden olan kan hastalıklarında asıl etkilenen hücreleri trombositler oluşturur. Trombositlerin sayısının normalin çok altına düşmesi halinde küçük travmalarda bile pıhtılaşmanın gecikmesi nedeniyle aşırı kanamalar görülebilir. Aynı zamanda trombosit sayısının azalması, kişiyi iç kanama açısından da riskli duruma sokar. Trombosit sayısında azalma dışında bu hücrelerin pıhtılaşma görevini yerine getirmesi için gerekli olan çeşitli protein yapıdaki faktörlerin eksikliği halinde ise hemofili olarak adlandırılan kan hastalığı meydana gelir. Kanamaya yatkınlık ile seyreden hemofili hastalığı talasemi hastalığı gibi genetik geçiş gösteren hastalıklar arasında yer alıyor. Trombositlerin sayısının normalin çok üstünde olması halinde ise pıhtılaşmaya karşı yatkınlık oluşur. Büyük damarlarda oluşabilecek pıhtılar, kalp ve beyin gibi yapılara giden kan dolaşımını engelleyerek inme ya da kalp krizi gibi durumlar ile sonuçlanabileceği için önem arz eder. ‘’

Aşırı Terleme, Lenf Bezlerinde Büyüme Lösemi Belirtisi Olabilir

Dr. Özdolap, ‘’ Bağışıklık sisteminin önemli bir parçası olan beyaz kan hücrelerinin sayısının azaldığı durumlarda ise vücut direnci düşer ve enfeksiyon hastalıklarına yatkınlık artar. Kemik iliğini etkileyen çeşitli hastalıklarda, dalağın aşırı aktivite göstermesi halinde veya kemoterapi tedavisi sonrasında lökopeni olarak adlandırılan beyaz kan hücre sayısının azalması meydana gelebilir. Lökosit sayısının normalin üstüne çıkması ise lösemi olarak adlandırılan kan kanseri hastalığında görülebilir. Ancak lösemide kemik iliğinde sürekli bölünerek sayıları normalin çok üstüne çıkan beyaz kan hücreleri tam olarak fonksiyon gösteremez.  Özellikle geceleri meydana gelen aşırı terleme ve boyun veya koltuk altı bölgesindeki lenf bezlerinde meydana gelen büyümenin, kişide lösemi varlığına dair ileri araştırmalar gerektiren bulgular olduğunun altını çizdi.

Okumaya Devam

İç Hastalıklar

Hava Kirliliğinin İnsan Sağlığı Üzerine Etkisi Nedir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Günümüzde büyük problemler arasında gösterilen hava kirliliğine motorlu taşıtların artması, üretim tesislerinin konumlarında yanlışlık olması ve bu üretim tesislerinin yeterli şekilde denetlenmemesi, doğaya zararlı kozmetik ürünler kullanılması neden olabilir. 

Medicana Avcılar Hastanesi Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı, Uzm. Dr. Adnan Özdolap hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki zararları hakkında bilgi verdi.

Hava Kirliliği Nedir?

Dr. Adnan Özdolap, ‘’ Hava kirliliği; havada bulunan yabancı ve zararlı maddelerin normalde olması gerektiği düzeylerden çok daha üstüne çıkmasıdır. Bu yüksek düzeylerde bulunan yabancı maddeler havada uzun süre kalabilir. Bu nedenle de canlıların sağlığını olumsuz yönde etkiler. Hava kirliliği canlı sağlığına etkisi nedeniyle dolaylı olarak ekolojik dengeye de zarar verebilir.  Hava kirliliği herkesin bildiği üzere kişilerin sağlığını birçok yönden olumsuz şekilde etkiler. Bu etkiler kirli havaya maruz kalma süresine, kirli havanın vücuda giriş şekline, kirli havadaki zararlı maddelerin havada bulunma yoğunluğuna ve kirli havaya maruz kalan kişinin herhangi bir kronik rahatsızlığı bulunup bulunmadığına göre farklılık gösterebilir.’’ dedi.

Hava Kirliliğinin Neden Olduğu Etkiler Nelerdir?

Dr. Özdolap, ‘’ Öncelikli olarak kişilerin solunum fonksiyonlarında bozulmalar oluşması, astım, KOAH gibi ciddi problemler oluşturabilen solunum yolu hastalıklarının görülme olasılığında artış, hava kirliliğine maruz kalmadan da kronik solunum yolu rahatsızlıkları bulunan kişilerin bu rahatsızlıklarında şiddetlenme, kronik kalp rahatsızlığı bulunan kişilerin bu rahatsızlıklarının daha ciddi seviyeye gelmesi, kişilerde kanser görülme riskinin artması, kişilerin sağlık durumlarının bozulması sonucunda erken ölüm durumunda artış görülebilir. ‘’ dedi. Bu etkiler sadece hava kirliliğinin neden olduğu olumsuz etkilerdir ancak hava kirliliğinin içilen ve kullanılan su üzerinde, bitki örtüsü üzerinde, tarımsal alanlardaki sofralara yemek olarak dönen sebze ve meyveler üzerinde de birçok olumsuz etkisi bulunur. Sonuç olarak hava kirliliğinin doğrudan olan etkileri yanında dolaylı olarak da birçok zararlı etkisi bulunur.

Bebekler, gelişme çağındaki çocuklar, gebe olan veya emziren kadınlar ve yaşlılar Hava kirliliği Durumunda risk gruplarından bazılarıdır.’’ diye ifade etti.

Okumaya Devam

Trendler