Perianal Fistül ve Tedavi Yöntemleri - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Genel Cerrahi

Perianal Fistül ve Tedavi Yöntemleri

Yayınlanan

üzerinde

Anal Fistül Nedir?

Makat bölgesi insan vücudunda küçük bir bölge olmasına rağmen, makat fistülü bölgede çok daha farklı hareketlilik göstermektedir. Perianal Fistül nedeni ile ilgili maalesef ki hastalar olarak herhangi bir koruma veya tedbir alamıyoruz.

Açıklamak gerekirse, bağırsağın son bölümü olan makat bölgesindeki iç kaslar, düz veya istemsiz olarak çalışan kaslardan meydana gelmektedir. Dış kas tabakası ise, dışkı esnasında dışkıyı tutmayı sağlayan görevi üstlenerek istemli ve çizgili kas liflerinden oluşmaktadır. Tabi ki her iki kasın da dışkılama ve gaz tutma için üstlendikleri rolleri oldukça önemlidir.

Makat kanalının cilt dokusu ile buluştuğu noktada ter bezleri ve kıl oluşumları mevcuttur. Perianal apse, makat bölgesinde yer alan iç kastaki seat glandler denilen ter bezlerinin iltihaplanmasına sebep olur. Ya da bir başka örneklendirme verecek olursak eğer bizim o bölgeyi, yani makat bölgesi içerisinde yer alan dokuları zorlamamızdan kaynaklı olarak çatlaklar oluşuyor ve dışkılama esnasında temiz bir yapı oluşmadığından bölgede makatta apse ile karşılaşılıyor.

Vücutta toplanan iltihabın bağışıklık sistemi tarafından atılmaya ve yok edilmeye çalışılması sırasında cilde yakın bir bölgeden bu oluşan perianal apse enfeksiyonu dışarıya atılır. Belirttiğimiz bu bezlerin iltihaplanmasıyla bağırsak ile cilt dokusu arasında tünel oluşumu izlenir ve bu şekilde istenmeyen kanal oluşarak bir yol belirlenmiş olur. Bunun sonucunda hastada fistül rahatsızlığı ortaya çıkar. Bu şekilde “ Fistül nedir ?” sorusunun cevabı yanıtlanabilir.

Anal Fistül Belirtileri

Fistül belirtileri, aslında çok spesifiktir. O bölgede yani makatın kenarında anüste şişlik, dolgunluk ve bazen de koku şeklinde belirti verebilir. Anal fistülün oluşumu sonrası ilerleyen günlerde hatta haftalar içerisinde lekelenmeler ile birlikte sarı iltihaplanmalar belirtiler arasında yer alabilir.

Birbirini tetikleyerek ortaya çıkan bu belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Makat üzerinde bulunan anal fistüle bağlı kanal girişi,
  • Makatta iltihaplanma,
  • Tuvalet esnasında görülen şiddetli ağrı,
  • Perianal Fistül nedeniyle oluşan apseye bağlı kötü koku,
  • Dışkı çıkışı sırasında kan görülmesidir.

Perianal Fistül Neden Olur?

Makat fistülü, aslında genellikle makat çatlağı yani anal fissür hastalığının tedavisinin ertelenmesine bağlı olarak görülür. Kabızlık ya da kronik ishal gibi durumlar nedeniyle bölgede oluşan çatlakların tedavi edilmemesi enfeksiyona yani iltihaplanmaya neden olur. Bu makatta apse oluşumu durumuyla birlikte Perianal Fistül oluşmaktadır.

Makatta apsenin oluşması ve bu apsenin cilt dışına doğru direne olarak, cilt üzerine boşalması durumu kendiliğinden ortaya çıkan fistül kanalı ile oluşur. Genel olarak kabızlık ve ishal gibi bölgenin tahribatına (makat çatlağı, makat apsesi) yol açan durumlardan kaçınmamız perianal fistül hastalığından korunmamızı sağlayabilir. Elbette ki her kabızlık ve ishal sonucunda fistül oluşmayabilir. Ama genel anlamda o bölgenin travmasından ya da makatta apse kaynaklı olarak görülmektedir. Bunun dışında bağırsak hastalıklarına bağlı olarak da görülebilir. Crohn, ülseratif kolit ve makat bölgesindeki kanser gibi hastalıklardan da kaynaklanabilmektedir.

Anal Fistül Tanısı Nasıl Koyulur?

Makat fistülü (anal fistül) rahatsızlığının tanısı genellikle uzman bir genel cerrahın uyguladığı detaylı rektovajinal muayene ya da anal bölge muayenesi sonucunda konulmaktadır. Anal fistülün dışarıya çıkan bölümü uzman hekimin yaptığı fiziki muayene sırasında anal bölgenin kıyısında net bir biçimde görülebilir.

Rektovajinal fistül için tanı aşamasında kullanılan birçok yöntem bulunmaktadır. Ancak her tanı aşamasında olduğu gibi öncelik hastanın anamnezinin (hasta öyküsünün) sağlıklı bir şeklide alınması gerekir. Rahatsızlığın ne zaman başladığı, ağrı şiddeti, daha önce geçirilen atak olup olmadığı gibi sorular Fistül tedavisi şeklini, tanı koyarken kullanılacak yöntemi etkileyebilir. Bu yüzden sorulara doğru cevaplar verilmeli ve hekim eksiksiz bilgilendirilmelidir. Anamnez tamamlandıktan sonra sıra, kesin tanı için kullanılan yöntemlere gelir. Bunlardan bazıları;

  1. Mavi boya (metilen mavisi) testi: Rektovajinal fistül tanısı koyabilmek için kullanılan yöntemlerden biri olarak kullanılır.
  2. Anoskop Muayenesi: Anoskop makat rahatsızlıklarında tanı koymak için kullanılan alettir. Anoskop ile yapılan muayeneye anoskopi denilir. Rektovajinal fistüller makatla bağlantılı olabileceği için makat fistülü kanalının diğer ucu hekim tarafından anoskop muayenesiyle belirlenebilir.
  3. Rektoskopi: Rektoskopi işlemi endoskopi cihazı yardımıyla yapılır. Anoskop 10 cm e kadar görüntüleme imkânı sağladığı için yeterli olmayan durumlarda hekim tarafından rektoskopi istenebilir. Retrofleksiyon özelliği sayesinde makat fistülü hastalığına eşlik eden hemoroid (basur) veya anal fissür (makat çatlağı) rahatsızlıkları da rektoskopi sayesinde saptanabilir.
  4. Sigmoidoskopi: Sigmoidoskopi rektoskopiden sonraki basamaktır. Yine endoskopi cihazıyla yapılan bu işlemde kalın bağırsağın yarısına kadar inceleme yapılır.
  5. Kolonoskopi: Yapılan araştırmalara göre iltihabi bir bağırsak hastalığı olan crohn hastalığı anal fistül ve rektovajinal fistül oluşumunda oldukça etkilidir. Bu yüzden hekim şüphelendiği bulgularda ayırıcı tanı için kolonoskopi isteyebilir.
  6. Fistülografi: Fistülografi sırasında fistül ağzından kontrast madde enjekte edilir. Sonrasında hastaya röntgen çekilerek ilacın dağılımına göre fistülün yapısı hakkında bilgi sağlanır.

Perianal Fistül Tedavisi

Perianal Fistül rahatsızlığında, ameliyatlı ya da ameliyatsız cerrahi yöntemler tedavi olarak karşımıza çıkmaktadır. Klasik ameliyatlar hastalarda, “makat kaslarımı kaybedecek miyim veya konforum eskisi gibi olabilecek mi?” gibi soruları düşündürmektedir. Makat fistülü hastalığına yakalanan biri, sosyal hayatta büyük sıkıntılar çekmektedir. Bu nedenle tedavinin nasıl ve hangi yöntem ile yapıldığı büyük önem taşımaktadır. Önemli olan makat bölgesindeki kaslara olabildiğince zarar vermemektir. Eğer kaslara zarar verilmeden tedavi edilir ise; hasta kendi hayatına rahatlıkla dönüş sağlar ve kısa sürede iyileşme gözlemlenir. Bu yüzden tedavi yönteminin seçimi ve tanısı, Perianal Fistül rahatsızlığında büyük önem taşımaktadır.

Anal Fistül Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Ameliyatlı ya da ameliyatsız olması fark etmeksizin, hem perianal fistül tedavisi öncesi hem de perianal fistül sonrası iyileşme aşamalarını düşünüp bu hastalıktan kurtulma konusunda sürekli kararsızlık ve çekinceler yaşayan hastalar, ne yazık ki bu süreci uzatarak tedaviyi ertelemektedir. Tedavi sürecini ertelemenin oluşturabileceği sonuçlardan biri olarak; basit makat fistülü diye tanımladığımız bir fistül çeşidinin, komplike yani kalın bağırsağın etrafını neredeyse saran bir fistül çeşidine dönüşüp hasta için çok daha yorucu olabilecek bir tedavinin uygulanmasına sebebiyet vermesini örnek gösterebiliriz. Özellikle komplike fistüllerin klasik fistül ameliyatı yöntemiyle yapılan cerrahi tedavisinde “sfinkter” adı verilen ve dışkıyı tutmayı sağlayan makattaki kasların zarar görme ihtimali oldukça yükselebiliyor.

Ayrıca makatta apse nedeniyle vücuttaki artış gösteren enfeksiyona bağlı olarak bazı hastaların yüksek ateş ve halsizlik gibi durumlarla karşılaşabileceği unutulmamalıdır.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Genel Cerrahi

En Çok Rastlanan 3. Kanser Türü Kalın Bağırsak Kanseri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Ülkemizde kalın bağırsak kanserleri, tüm kanserler arasında üçüncü sırada yer alıyor.

Kalın bağırsak, yaklaşık uzunluğu 1,5 metre olup sindirim sisteminin, ince bağırsaklardan sonra gelen kısmını oluşturur. Kalın bağırsağın son 20 cm’lik kısmı rektum diye adlandırılır ve rektumda anüsle son bulur.

Yiyecekler, mide ve ince bağırsaklarda sindirildikten sonra kalın bağırsaklara gelirler. Vücut için yararlı olan tüm besinler mide, onikiparmak bağırsağı ve ince bağırsaklarda emilir, kalın bağırsakta ise daha çok su emilir. Böylece alınan gıdalar, kalın bağırsaklarda dışkı haline gelip anüsden dışarı atılırlar.

Bilindiği gibi kanser, hücrelerin durdurulamayan kontrol dışı anormal çoğalmasıdır. Kalın bağırsak kanseri, bağırsağın iç yüzeyini örten mukozasından gelişir.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?

* Kalın bağırsak kanseri, her yaşta görülebilse de yüzde 70-80 den fazlası 50 yaş sonrasında görülür.

* Eğer ailede, kalın bağırsak kanseri varsa, erken yaşta görülme riski daha da artar.

* Fiziksel olarak aktif olmamak,

* Hayvansal yağdan zengin, lifli gıdalardan fakir beslenme,

* Kişinin kalın bağırsağında polipleri olması,

* Kişide inflamatuar bağırsak hastalığı (ülseratif kolit, crohn hastalığı gibi) olması ve yine kişinin ailesinde kalın bağırsak poliplerinin olmasıdır.

KOLON POLİPLERİ NEDİR, KANSERE DÖNÜŞÜR MÜ?

Polip, vücutta mukoza bulunan her organda oluşabildiği gibi, kalın bağırsağın iç mukozasından da kaynaklanabilir. Et beni şeklinde olup, kaynaklandığı mukozaya saplı veya sapsız yaygın biçimde tutunur. Polipler, kalın bağırsağın her bölümünde görülebilse de en çok bağırsağın sol tarafında, inen kısmı denilen bölümlerde görülür. 50 yaş civarında yüzde 25 oranında görülürler ve yine bunların yüzde 25’i yüksek risklidir. Yani bunların kansere dönüşme riskleri yüksektir. Bağırsak kanserlerinin yüzde 90’ı bu poliplerden kaynaklandığından, bu poliplerin tespit edilmesi, çıkarılması ve takibi önemlidir.

BELİRTİLERİ NELERDİR?

-Dışkılama alışkanlığında değişiklikler,

-Sık sık ishal veya kabızlık olması,

-Bağırsaklarda tam boşalmama hissi, şişkinlik ve gaz şikayeti,

-Dışkıda kan görülmesi,

-Dışkı çapının incelmesi,

-Nedeni bilinemeyen kilo kaybı,

-Bulantı, kusma,

-Uzun süren halsizlik.

TANI NASIL KONUR?

Tanıda bağırsak sisteminin görüntülenmesi önemlidir. 40 yaş sonrası yapılan dışkıda gizli kan aranması bağırsak kanseri erken tanısında önemli bir yöntemdir. Bu hastalar kolonoskopi denilen ışıklı bir sistemle anüsten girilerek ince bağırsağa kadar, kalın bağırsağın tüm bölümleri izlenir. Eğer herhangi bir polip ve anormal bir doku ile karşılaşıldığında, mümkünse polipin tamamı alınarak patolojiye gönderilir ve mutlaka hasta takibe alınır.

ERKEN TANI İÇİN NE YAPILMALI?

-Dışkıda gizli kan testi,

-Ailesinde kalın bağırsak kanseri olanların 40 yaşından sonra, hiçbir şikayeti olmayanların ise 50 yaşından sonra mutlaka kolonoskopi yaptırmaları,

-Kalın bağırsağında polip saptananların uzman önerisine göre gerekirse 1-3 yıl arayla periyodik kolonoskopi yaptırmaları önemlidir. Kalın bağırsağın iç mukozasından kaynaklanan bu kanser, erken tanı konulmadığı zaman karşımıza aniden bağırsak tıkanması ile kendini gösterebilir ve zamanında cerrahi müdahale yapılmadığı takdirde ölümle sonuçlanabilir.

TEDAVİ

Bağırsak kanserinin tedavisi cerrahidir. Ameliyatla kanseri kısmın çıkarılması cerrahinin temelini oluşturur. Ve unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkeler perişan eder insanı. Tehlike büyüdükçe, keşkeler de büyür. Haydi hep birlikte karanlığı, korkuyu, pişmanlığı geçmişte bırakalım ve geçidin ötesindeki ışığa doğru koşalım. Ve bilelim ki, sağlıktan ötesi yok… Maske, mesafe ve hijyene dikkat.

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Karın Ağrısı Acil Bir Durumun Habercisi Olabilir Mi?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Karın boşluğu birçok organı barındırıyor. Bu nedenle bu organların her birinin çeşitli hastalıkları, karın ağrısına neden olabilir. Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemli. Bu açıdan karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller var. Genel Cerrahi-Meme-Tiroid ve Onkolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Emin Güneş yazdı…

Karın boşluğunda bilindiği üzere, mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas, safra kesesi, safra yolları, dalak, böbrek ve idrar yolları, kadın üreme organları (rahim ve yumurtalıklar) ve erkeklerde prostat bulunur. Tüm bu organlardaki işlevsel bozukluklar, kendini karın ağrısı şeklinde gösterir.

AĞRI KARNIMIZIN HANGİ BÖLÜMÜNDEYSE…

Ağrı, bize vücudumuzun normal işlevinde bir aksaklığı bildiren önemli bir sinyaldir ve önemsenmelidir. Kabaca karın bölgemizi üst sağ, üst sol, alt sağ, alt sol diye bölümlere ayırdığımızda, bu bölümlerde bulunan organların yerleşim yerleri göz önünde bulundurulduğunda, ağrı karnımızın hangi bölümündeyse; o bölümde bulunan organlar akla gelmelidir.

Mesela, karnımızın üst sağ tarafında ağrı hissettiğimizde, aklımıza ilk olarak burada bulunan, karaciğer, safra kesesi ve safra yolları gelmelidir. Sol üst tarafında ağrı hissettiğimizde, bağırsakların burada bulunan kısımları ve dalak, sağ alt tarafta ağrı hissettiğimizde, apandisit, yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, kadınlarda ise sağ yumurtalık ve sağ tüp, sol alt tarafında ağrı hissettiğimizde ise yine bağırsakların bu bölümde bulunan kısımları, sol yumurtalık ve sol tüp ile ilgili hastalıklar aklımıza gelmelidir.

Göbek çevresindeki ağrılar ise genellikle mide hastalıkları ile ilgilidir.

AĞRININ ŞİDDETİ VE SÜRESİ ÖNEMLİ

Ağrının şiddeti, karakteri ve süresi önemlidir. Örneğin, ağrının ani başlaması ve yayılması, mide, bağırsak gibi içi boş bir organ delinmesinin, yavaş yavaş başlayan ağrının saatler geçince artması, karın içindeki organlarda iltihabi bir sürecin başladığının habercisi olabilir.

Ağrı ile beraber ateş, bulantı, kusma, karında şişkinlik, gaz çıkaramama, dışkılama yapamama önemlidir. Ağrı ile birlikte bu şikayetlerde varsa vakit geçirmeden bir sağlık kuruluşuna gitmek gerekir.

AKUT KARIN AĞRISI NEDİR?

Altı saat içinde birdenbire başlayan, karın ağrısı ile kendini gösteren, karın hastalığı akut karın ağrısı olarak tanımlanır. Bu tanım önemlidir. Çünkü akut karın ağrısı demek acil cerrahi müdahale demektir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta, karın ağrısının sebebi ortaya konuluncaya kadar ağrı kesici kullanımından uzak durmak gerekir. Aksi takdirde tanıyı maskeler ve tanının gecikmesine neden olur.

KARIN AĞRISI PSİKOLOJİK OLABİLİR Mİ?

Evet olabilir. Kişi kendisini ruhsal olarak etkileyen herhangi bir durumla baş edemezse bu kendisini karın ağrısı şeklinde gösterebilir.

Karın ağrısında mutlaka doktora gidilmesi gereken haller;

-Altı saat içinde ani başlayan karın ağrısı

-Şiddetli, artan, devamlı haldeki karın ağrıları,

-Ağrı ile beraber kanama, baygınlık hissi

-Ağrı ile beraber ateş,

-Karın ağrısının göğse, boyuna ve omuza yayılması,

-Karında gerginlik olması, gaz çıkaramama ve dışkılama yapamama.

Karın ağrısının nedeni kesin olarak bilinmiyorsa ve daha önceden bir hekim tarafından tanısı konulmamışsa, ağrı kesici ilaç almamakta yarar vardır.

Ve bu Covid sürecinde öncelikli grup olan sağlık çalışanlarımızdan başlayıp, 65 yaş üstü devam eden aşılama süreci toplumumuzun çoğunluğuna ulaşıncaya kadar maske, mesafe ve hijyeni ihmal etmeyelim.

Unutmamalıdır ki; hayat bir yolculuk ancak bu yolculuğu nasıl yaptığın önemli, rehber gibi mi turist gibi mi? Eğer turist gibi yaptıysan sadece gördün ve eğlendin, eğer rehber gibi yaptıysan hem anladın hem anlattım hem de yaşadın. hep birlikte ‘keşke’lerle yaşamayacağımız günlere…

Okumaya Devam

Genel Cerrahi

Ailesinde Hashimoto Tiroiditi Olanlar Dikkat!

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hashimoto tiroiditi vakalarının çoğunluğu kadın olup, kadınlarda erkeklere nazaran 15-20 kat daha fazla görülüyor.

Bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıktığı düşünülen bu hastalık, ‘Otoimmun Tiroidit’ diye de bilinir ve tiroid bezi yetmezliği yapan en sık sebeptir. Zamanla vücut kendi organı olan tiroid bezini yabancı bir organ olarak algılayıp, ona karşı savaş açıyor ve onu yok etmeye başlıyor ve ona karşı antikor oluşturuyor. Yok edilmeye çalışılan bez zamanla küçülüyor, buna bağlı olarak ta bezden salgılanan tiroid hormonlarının seviyesi azalıyor ve hipotiroidi kliniği şeklinde hastalık kendini gösteriyor.

HASHIMATO TİROİDİTİ BELİRTİLERİ

Kan tiroid hormon seviyesinin azalmasına bağlı olarak genel vücut metabolizması yavaşlamakta ve belirtiler bunun sonucu ortaya çıkmaktadır.

-Halsizlik, çabuk yorulma,

-Uyuklama hali,

-Unutkanlık,

-İsteksizlik, depresif ruh hali,

-İştahsızlığa ve az yemeğe rağmen kilo alma,

-Soğuğa karşı tahammülsüzlük,

-Kas, eklem ağrıları, el ayaklarda uyuşma,

-Cilt kuruluğu, saç dökülmesi gibi belirtiler görülür.

DİKKAT! BU SORUNLARI YAŞAYANLAR KAN TAHLİLİ YAPTIRMALI

Özellikle orta yaşlı kadınlarda daha çok görülen bu hastalık bazen yaşanılan bir ruhsal travmanın bağışıklık sistemini zayıflatması sonucu aniden ortaya çıkabilmektedir. Son zamanlarda kendini yorgun, halsiz, depresif, unutkan hisseden ve az yemesine rağmen kilo aldığını düşünen herkesin, kan tahlili yaptırması, kanında tiroid hormonlarına ve antikorlarına baktırması ve tiroid ultrasonografisi yaptırması gerekir. Eğer ailesinde hashimoto hastası olanlar varsa, bunlar mutlaka kendilerini kontrol ettirmeleri gerekir. Bu belirtiler çoğu kez yavaş yavaş ortaya çıktığından, dikkatli olmak gerekir. Çünkü tiroid yetmezliği yapan bu hastalık, kişinin yaşam kalitesini ilerleyici şekilde düşürmektedir. Özellikle çocuk ve gençlerde sadece fiziksel gelişim geriliği yapmaz ayrıca zeka ve psikolojik durumlarını da olumsuz etkiler.

HASHIMATO TİROİDİTİ TEDAVİSİ

Kan tiroid hormon seviyesi göz önünde bulundurularak verilen ilaçlar ile hastalık kontrol altında kolayca tutulabilmektedir. Yakın takip önemlidir. Hamileler ve hamile kalmak isteyen bayanlar düşük açısından kan tiroid hormonu seviyesine baktırmaları gerekir. Çünkü kan tiroid hormon düşüklüğü, düşüklere sebep olabilir.

Unutmayalım hastalığın tanısı son derece kolaydır. Bunun için dahiliye, genel cerrahi veya endokrinoloji uzmanına görünmek yeterlidir. Ve yine unutmayalım ki sevgili okurlar, hayat geç kalanları affetmez. Keşkelerle yaşamamak için dünü unutmalı, pişmanlıkları geride bırakmalıyız. Bizi yarına taşıyacak olan şu an ki biz’dir. Aksi halde dünde kalan kimliğimizle bugünün kavgasını yaparsak, yarınımızı kaybederiz.

Maske, sosyal mesafe ve hijyeninize dikkat ederek, sağlıkla kalın.

Okumaya Devam

Trendler