2. Düzey Ultrason: 20. Hafta Anatomi Taraması - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Kadın Hastalıkları ve Doğum

2. Düzey Ultrason: 20. Hafta Anatomi Taraması

Yayınlanan

üzerinde

Sabırsızlıkla beklenen randevu

Detaylı ultrason sırasında ne duyacağınızın belirsizliği kaygı veya gerginliğe neden olsa da ultrason taramasını bebeğinizin normal geliştiğinden emin olmak için bir fırsat olarak düşünmek sizi rahatlatabilir. Ayrıca, bebeğinizin doğumdan önce nasıl göründüğüne göz atmak için de mükemmel bir fırsat.

3D/5D görüntüler

Tipik olarak, ultrason cihazı tarafından üretilen görüntüleri hem siz hem de size refakat eden (eşiniz veya aile bireylerinden biri) büyük ekranda eş zamanlı olarak göreceksiniz. Görüntüler üzerinde ölçümler yapılıp kaydedilecek ve size hatıra olarak tutmanız gereken bazı çıktılar ve tüm görüntülerin bulunduğu bir disk verilecek. 

Bebeğin cinsiyeti 

Hamileliğinizin detaylı ultrason yapılacak haftası bebeğinizin cinsiyetinin net olarak görünür olacağı zamana karşılık gelir. Bazı ebeveynler için doktorun bebeğin cinsiyetini söylediği an tüm ultrason seansının dört gözle beklenen, en heyecan verici anıdır. 

Görüntülerin kaydedilmesi 

Bazı hastaneler veya klinikler, ultrason seansını cep telefonu ya da başka bir kayıt cihazıyla kaydetmenize izin verir. Ancak kurallar doktordan doktora değişir. Kayıt yapıp yapamayacağınızı randevunuzdan önce sormanız en iyisidir. 

Bebeğinizin doğduktan sonra nasıl görüneceği konusunda size fikir veren bir görüntüye sahip olma ihtimali heyecan verici olsa da kaliteli 3D fotoğraflar elde etmenin zor olabileceğini unutmayın. 

2.düzey ultrasondan beklentimiz ne olmalı? 

Ayrıntılı anatomi ultrasonunun gebeliğin 18-22 haftaları arasında yapılması önerilir. Detaylı ultrason, renkli dopler bazen de 3 boyutlu ultrason olarak da adlandırılan bu görüntülemenin amacı, bebeğinizin gelişimi hakkında bilgi toplamaktır. Gebeliğin önceki haftalarında yapılan ultrason değerlendirmelerinden daha uzun sürmesi ve özellikli olması nedeni ile, anne-baba adaylarının sonucunu yoğun stres ve heyecanla bekledikleri bir testtir. Ancak, test hakkında bilgilendirme ve değerlendirme boyunca ebeveyn adayları ile etkileşimde bulunulması stresi önemli derecede azaltır.  

Nelere bakılır? 

Herhangi bir özel yüksek riskli sorun haricinde, aşağıdaki alanlar doğum kusurlarını ve diğer fetal anomalileri dışlamak için incelenir: 

• Beynin değerlendirilmesi  

(ventriküller, serebellum, korpus  kallozum ve diğer anahtar yapılar  dahil) 

• Boyun (ense kıvrım kalınlığı dahil) • Yüz yapıları (damak, gözler, burun,  dudaklar ve kulaklar) 

• Ayrıntılı kalp ve akciğer anatomisi • Omurga ve kaburgalar 

• Karın içi organlar (mide bağırsaklar,  dalak, karaciğer, safra kesesi) ve  karın duvarı 

• Uzuvlar ve parmaklar 

• Cinsel organlar (eğer görünürse,  fetal cinsiyeti belirleyebilir) 

• İçindeki damarlar ve fetus karnına  giriş yeri dahil göbek kordonu 

• Plasenta yapısı ve yeri 

• Rahim boynu uzunluğu 

• Fetusun rahim içindeki pozisyonu ve  hareketliliği 

• Amnion sıvısı miktarı 

Çoğul gebelik durumunda, her bir fetus  için ayrı tarama yapılacaktır.

Ne zaman ve nasıl yapılır? 

Taramaya başlamadan ultrason masasına sırt üstü (bazen sol tarafınıza hafif eğimli) uzanırsınız. Ardından, karnınıza bir miktar ultrason jeli (rahat etmeniz için ısıtılmış) sürülür. Doktor, ultrason probunu (insan kulağının duyamayacağı frekansta ses dalgaları oluşturan, bebeğin vücut dokularına çarpıp yansıyan bu ses dalgalarını yakalayıp ekranda ultrason görüntülerini oluşturulması için bilgisayara gönderen araç) karnınız üzerinde bastırarak hareket ettirir. Bu sırada karnınızda baskı hissedeceksiniz, ancak bunun size ya da bebeğinize bir zararı olmaz. 

Ultrason sırasında fetus boyutları ve anatomisi değerlendirilir. Tarama, başlangıçtan bitişe yaklaşık 45-75 dakika sürer ve değerlendirme raporunu aynı gün alırsınız. Bebeğinizin gelişiminin normal olduğundan emin olmak için boyutları aynı gebelik haftasında olan diğer bebeklere kıyaslanır. 

Hamileliğinizin 18-22 haftaları arasında bebeğiniz, doktorunuzun anatomi taraması yoluyla organlarını ve uzuvlarını ayrıntılı görebilmesi için yeterince büyük olacaktır. Sorunsuz devam edecek gebelik sürecinizin sağlıklı bir doğumla sonuçlanmasını dilerim. 

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kadın Hastalıkları ve Doğum

COVID-19 Aşısı ve Gebelik Hakkında Herşey

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

gebelikveasi

Gebelik Sırasında Aşı Yapılmasının Şu Ana Kadar Gebeliğe Bir Zararı Gösterilmiş Midir?
ABD’de gönüllü olarak mRNA aşısı yaptıran 35.691 gebenin içinden sonuçlarına ulaşabilen 3.958’inde aşının gebelikte güvenilirliği ile ilgili herhangi bir sorun görülmemiştir.

CDC ve İngiltere İlaçve Sağlık Ürünleri düzenleme kurumu vb. kuruluşlar aşıyla ilgili yan etkileri yakın takip etmekte olup bu güne kadar gebelerin aşılanmasıyla ilgili kırmızı alarım vermemişlerdir.

Türkiye’de Olan BioNTech ve CoronaVac Aşılarından Hangisini Olmalıyım?
CoronaVac ölü virüs aşısı olup gebelerde uygulandığında risk taşıması beklenmemekle birlikte henüz yayınlanmış güvenlik verisi yoktur.

mRNA aşılarının kısıtlı sayıda gebede de olsa güvenli oldukları gösterilmiştir. Gebeliğin ilk üç ayında aşılanan kadınların sonuçlarıyla ilgili veri oluşmamıştır.

mRNA aşılarının şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişilerde tercih edilmemesi gerektiği belirtilmektedir.

Gebelikte COVID-19 Geçirmemin Bana veya Bebeğime Zararları Nelerdir?
Yapılan araştırmalar kadınların gebelikleri sırasında COVID-19 geçirmeleri halinde gebe olmayan kadınlara veya COVID-19 geçirmeyen gebelere kıyasla
-Erken doğum oranında 2 kat
-Yoğun bakım yatışı oranında 5 kat
-Gebelik tansiyonu görülmesinde 2 kat
-Entübasyon, ileri yaşam desteği ihtiyacı ve ölümlerde 2 kat

risk artışı olmaktadır.

Şu Anda Gebeyim. Aşı Olmam Gerekir Mi?
Özellikle ileri yaşta gebe kalan, kronik akciğer hastalığı veya şeker hastalığı olan, bağışıklık sistemi baskılanmış, vücut ağırlığı fazla veya gebeliğin son üç ayında olan kadınlar kötü sonuçlar açısından artmış risk altındadır.

COVO-19’un kötü gebelik sonuçları ve anne sağlığıyla ilgili ilişkileri net bir şekilde gösterilmişken, aşının şu ana kadar herhangi bir zararlı etkisi gösterilmemiştir.

Bugün için kar zarar dengesi, özellikle risk faktörü olan gebeler için aşı yapılması lehine gözükmektedir.

Emziriyorum, aşı olabilir miyim?
Emzirme döneminde aşı yapılması için bir engel bulunmamaktadır.

Okumaya Devam

Kadın Hastalıkları ve Doğum

35 Yaş Üstü Gebeliklerde Bizi Neler Bekliyor?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Günümüzde giderek daha fazla kadın, gebelik planlarını ileri yaşlara erteleme eğilimindedir.

Bunun nedenleri arasında aile yaşamına geç başlama arzusu, çalışma hayatları, ileri yaşlarda çocuklarını daha iyi koşullarda yetiştirebilecekleri umudu sayılabilir. Artan 35 yaş üstü gebeliklerin maternal (anne) ve perinatal (doğumöncesi) sonuçları konusunda tartışmalı sonuçlar mevcuttur. Özellikle gelişmekte olan ülkeler de gebe popülasyonunun yaklaşık %15 i 35 yaş üstü gebeler oluşturmaktadır.

35 yaş üstü dönemde kadın over folukül rezervinin azalması gebe kalma şansını azaltacağından dolayı yardımcı üreme tekniklerine başvurma artmış ve bununla paralel olarak çoğul gebelikler, erken doğum riski, düşük doğum ağırlıklı bebek doğumları, sezeryan olasılıkları da artmıştır.

Gebelik yaşının artması ile beraber genetik anomaliler, sayısal ve yapısal kromozom kusur anomalileri, kromozomal olmayan doğumsal anomaliler artmış olup abortus (düşük) oranları, doğumsal anomalili fetüs gelişme oranları da bu sebeplerle daha çok karşımıza çıkmaktadır.

Tüm gebelere yaş dan bağımsız olarak prenatal tarama ve ultrason  testleri (1.ve/veya 2. Trımestr), geç fetal tarama ultrasonu (20-22w ) riskli çıkan sonuçlar da kromozom analizi (amniosentez ,CVS) önerilmektedir,  35 yaş üstü gebeliklerde bu tarama testlerinin yerini erken dönem de kolaylıkla yapılabilen maternal (anne) kanda fetal kromozom hücre tarama testlerinin önerilmesi son dönemde gebe takip programlarımızın içine dahil edilmiştir.

Anne yaşının ilerlemesi ile gestasyonel diabet, hipertansiyon, plesanta yerleşim anomalileri, fetüs prezentasyon problemleri operatif vajinal doğum, tromboz riski, doğum sonrası kanama oranlarında da 35 yaş altı gebeliklere göre rastlanma oranların da artış görülmektedir.

Bilinen bütün sezeryan sebeplerinin yanısıra tek başına ileri maternal yaş bile sezeryan için endikasyon oluşturabilmektedir, yaşın ilerlemesi ile birlikte uterus fonksiyonun azaldığı, pelvik uyumun yetersiz kaldığı ve bunların sonucunda doğum  travayın uzadığı düşünülmektedir.

35 yaş üstü gebelikler işte bu sebeplerden dolayı gebelik öncesi  ve gebelik döneminde daha özenle takip edilmekte ve daha fazla önem kazanmaktadır.

Okumaya Devam

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kadınlarda En sık Görülen İki Patoloji: Miyom ve Polip

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

1.Rahim içi Polip (Endometrial Polip)

Endometrial polipler yaklaşık olarak 10 kadından 1 inde görülen , rahmin en iç tabakasından ( endometriyumdan) kaynaklanan iyi huylu tümoral oluşumlardır. Halk arasında ”rahim içerisinde et parçası” olarak bilinen polipler, genellikle ultrasonografi ve bazen sulu-ultrasonografi ( salin infüzyon sonografisi) yapılarak tespit edilirler ,fakat kesin tanı polipin histeroskopi ile veya kürtaj yoluyla çıkarıldıktan sonra patolojik incelemesi ile konur.

Polipler genellikle adet kanaması süresi ve miktarını arttırırlar, ara kanama, menopozda kanama, geçmeyen kahverenkli akıntı gibi şikayetler oluşturabilirler. 1 cm üzerindeki polipler, gebe kalamamaya veya düşüğe neden olabilirler. Poliplere neden olan faktörler tam anlamı ile bilinmemekle birlikte östrojen aktivitesinin fazlalığı bu duruma neden olabilmektedir.

Meme kanseri için tamoksifen tedavisi gören hastalarda endometrial poliplere sık rastlanmaktadır. Poliplerin büyük bir bölümü herhangi bir şikayete neden olmaz, ancak polip fark edildiğinde alınması gerekir. 

2. Miyom
 

   Rahimin kas dokusundan gelişen yaklaşık olarak 5 kadından 2 sinde görülen iyi huylu tümörlerdir. Miyom oluşumunda ana risk fakötür olarak östrojen sorumlu tutulmaktadır. Miyom oluşumunda risk faktörleri olarak obezite, ailesel yatkınlık, genetik,  beslenme, erken adet görme, hiç doğum yapmamış olmak, siyah ırk sayılabilir. Azaltan risk faktörü olarak düzenli egzersiz, obezite varsa kilo kaybı ve antioksidan beslenme sayılabilir. 

   Miyomların çeşitli tipleri vardır. Bunlar;  rahmin kas dokusu içerisinde ( intramural),  rahim boşluğuna doğru (submuköz) ve rahim dışına doğru (subseröz, intraligamanter) büyüyen miyomlar olup, çapları değişik boyutlarda olabilmektedir. Miyomlar sıklıkla şikayet yaratmamakla birlikte , yerleşim yeri ve boyutuna göre adet kanama miktarında artış, adet sonrası lekelenme kanamaları, kasık ağrısı, ve komşu organlara bası yaparak idrar ve bağırsak alışkanlığında değişiklik yapabilmektedir.

  Miyomların bir kısmında takip yeterli olup, kesin bir ilaç tedavisi yoktur.  Cerrahide iki teknikle miyom ameliyatı yapılmaktadır. Bir tanesi karın kesisi açık cerrahi, diğeri ise kapalı yani laparoskopik yöntemle yapılmaktadır.  

   Miyomlar maalesef %15-20 oranında tekrar oluşabilmektedir. Miyomların kendi içerisinde yaptığı değişime dejenerasyon denir, bu durum gebelikte çok sık olmakla birlikte gebelik dışında da oluşabilmektedir, ciddi karın ve kasık ağrısı yapmaktadır, Miyomlar yaklaşık olarak 1000 de 5 oranında sarkomatöz( kanser) dejenerasyon gösterebilmektedir, bu yüzden miyom tedavisi ve takibi ciddi deneyim gerektirmektedir.

Okumaya Devam

Trendler