HPV Virüsü Enfeksiyonu - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Kadın Hastalıkları ve Doğum

HPV Virüsü Enfeksiyonu

Yayınlanan

üzerinde

HPV, Human Papilloma Virusunun baş harflerinden oluşan bir kısaltmadır. Papillomavirüsler, Papillomaviridae ailesinin Papillomavirüs cinsini oluşturan çift sarmallı DNA virüsleridir.

İnsan papilloma virüsü veya HPV virüsü enfeksiyonu, cilt siğillerine, genital siğillere ve bazı kanser türlerine neden olabilen bir virüstür.

HPV Virüsü Enfeksiyonu Nasıl Bulaşır?

Virüsü olan biriyle vajinal, anal veya oral seks yaparak HPV kapabilirsiniz. En çok vajinal veya anal seks sırasında yayılır. HPV, enfekte bir kişinin hiçbir belirti veya semptomu olmasa bile geçebilir.

Dünya Sağlık Örgütü, HPV enfeksiyonunun çok yaygın olduğunu çünkü penetratif ilişki olmadan yayılabileceğini açıkladı – basitçe ciltten cilde temas yoluyla geçebilir.

Cinsel olarak aktif olmadan da HPV ile enfekte olabilirsiniz – HPV ciltten cilde temas yoluyla kolayca yayıldığından, HPV ile cinsel ilişkiye girmeden de enfekte olmanız mümkündür.

El ele tutuşmak gibi enfekte olmuş ciltle uzun süreli temas, virüsün bulaşmasına neden olabilir. Çoğu HPV vakası, bağışıklık sistemi virüs ile savaşırken ve virüsü vücuttan atarken 1 ila 2 yıl içinde temizlenir. Bundan sonra virüs kaybolur ve başkalarına bulaşamaz. Aşırı durumlarda, HPV vücutta yıllarca hatta on yıllarca uykuda kalabilir.

HPV Virüsü Enfeksiyonu Belirtileri Nelerdir?

Bazı HPV türleri genital siğillere neden olur. Genital siğiller genellikle genital bölgede küçük bir yumru veya bir grup yumru olarak görünür. Küçük ya da büyük, kabarık ya da düz ya da karnabahar şeklinde olabilirler, ancak çoğu insan HPV ile enfekte olduğunda herhangi bir belirti göstermez, sıklıkla enfeksiyon kendiliğinden iyileşir.

Ancak bazı insanlarda enfeksiyon geçmez. Bu olursa sorunlara yol açabilir, bazen anormal bir servikal smear, HPV’nin ilk ortaya çıkışı olabilir. HPV vajinadaki ve vulva çevresindeki hücreleri enfekte edebilir ve vulvada siğiller görebilirler. Bu siğiller, karnabahara benzeyen bir küme olarak ortaya çıkabilir.

HPV Çeşitleri

HPV’nin tanımlanmış 200’den fazla türü mevcuttur. Yüksek riskli HPV türleri, rahim ağzı kanserlerinin yaklaşık% 70’ine neden olan HPV 16 ve 18’i içerir. Diğer yüksek riskli insan papilloma virüsleri arasında 31, 33, 45, 52, 58 ve birkaç tane daha bulunur. HPV 6 ve 11 gibi düşük riskli HPV suşları, nadiren kansere dönüşen genital siğillerin yaklaşık% 90’ına neden olur.

HPV’nin Her Çeşidi Belirti Gösterir mi?

Hastaların büyük kısmında HPV herhangi bir belirti göstermez ve vücutta herhangi bir değişiklik göstermeden birkaç yıl içinde temizlenebilir.

HPV Virüsü Enfeksiyonunun Riskleri Nelerdir?

Uzun süreli HPV enfeksiyonu olan kişilerin başka sağlık sorunlarına yakalanma şansı daha yüksektir. Farklı HPV türleri, bazıları ciddi olabilen farklı sorunlara neden olabilir. Örneğin:

Cinsel organlardaki bir HPV enfeksiyonu rahim ağzı kanseri (rahim ağzı kanseri), vajina (vajina kanseri) veya penis (penis kanseri) kanserine neden olabilir. Diğer HPV türleri genital siğillere neden olabilir.

Anüs çevresindeki bir HPV enfeksiyonu anüs kanserine (anal kanser) neden olabilir.

Ağız ve boğazdaki bir HPV enfeksiyonu ağız ve boğaz kanserine neden olabilir.

Bu sorunlar genellikle bir kişiye ilk bulaştıktan yıllar sonra ortaya çıkar.

HPV Virüsü Enfeksiyonu Tanı Yöntemleri

Bazı türler için testler var ama tüm tipleri kapsayan bir test henüz mevcut değil, özellikle yüksek riskli HPV tipleri olan 1,HPV tip 16, HPV tip 18 ve 31, 33, 45 test edilebilmektedir. Türkiye’de 2015 yılından bu yana HPV bazlı rahim azğı kanseri tarama programında KETEM’ler ve Aile Hekimleri HPV testi ve rahim ağzı yayması yapabilmektedirler.

Doktorunuz genital siğilleriniz olduğunu doğrularsa bu, HPV enfeksiyonunuz olduğu anlamına gelir. Bu, kansere yol açabilen ile aynı HPV türü değildir.

Doktorlar, rahim ağzı olan herkesin rahim ağzı kanseri için taranmasını önermektedir. Çoğu durumda bu, 21 yaşında başlayarak düzenli Pap testleri (bazen “Pap smear” olarak adlandırılır) yaptırmayı içerir. Bu sırada HPV testi de yapabilirler. Bazen, HPV testi tek başına rahim ağzı kanserini taramak için kullanılır.

Erkeklerde genital HPV enfeksiyonunu veya ağızda veya boğazda HPV enfeksiyonunu kontrol edecek test yoktur.

HPV Virüsü Enfeksiyonu Tedavi Yöntemleri

HPV‘ye sahip olduğunuzda, ilaçlarla ondan kurtulmanız mümkün değildir.

HPV enfeksiyonu daha ciddi bir soruna yol açıyorsa, doktorunuz sizinle tedavi seçenekleriniz hakkında konuşabilir.

HPV Virüsü Enfeksiyonu Önlenebilir Mi?

Evet. Çoğu insan için HPV‘ye karşı korunmanın en iyi yolu HPV aşısı olmaktır. Aşı, yalnızca kişi HPV ile enfekte olmadan önce verilirse işe yarar. Bu yüzden doktorlar genç yaşta almayı öneriyorlar ve11 ila 12 yaş arası çocuklara aşı yaptırmalarını tavsiye ediyor.

Ancak 9 yaşından itibaren 26 yaşına kadar verilebilir. Bazı durumlarda aşı yaşlı insanlara da yardımcı olabilir.

Aşı, rahim ağzı ve vajina kanserine neden olabilecek HPV enfeksiyonu türlerini önlemede çok etkilidir. Diğer kanser türlerinin riskini de azaltabilir. Aşı ayrıca genital siğillere neden olan HPV türlerini önlemede de etkindir.

Prezervatifler HPV’ye karşı tamamen koruma sağlamaz. Bunun nedeni, virüsün prezervatifle kaplı olmayan cilt üzerinde yaşayabilmesidir. Ancak prezervatifler, cinsellik yoluyla bulaşabilecek diğer hastalıklara karşı kendinizi korumanın hala önemli bir yoludur

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kadın Hastalıkları ve Doğum

COVID-19 Aşısı ve Gebelik Hakkında Herşey

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

gebelikveasi

Gebelik Sırasında Aşı Yapılmasının Şu Ana Kadar Gebeliğe Bir Zararı Gösterilmiş Midir?
ABD’de gönüllü olarak mRNA aşısı yaptıran 35.691 gebenin içinden sonuçlarına ulaşabilen 3.958’inde aşının gebelikte güvenilirliği ile ilgili herhangi bir sorun görülmemiştir.

CDC ve İngiltere İlaçve Sağlık Ürünleri düzenleme kurumu vb. kuruluşlar aşıyla ilgili yan etkileri yakın takip etmekte olup bu güne kadar gebelerin aşılanmasıyla ilgili kırmızı alarım vermemişlerdir.

Türkiye’de Olan BioNTech ve CoronaVac Aşılarından Hangisini Olmalıyım?
CoronaVac ölü virüs aşısı olup gebelerde uygulandığında risk taşıması beklenmemekle birlikte henüz yayınlanmış güvenlik verisi yoktur.

mRNA aşılarının kısıtlı sayıda gebede de olsa güvenli oldukları gösterilmiştir. Gebeliğin ilk üç ayında aşılanan kadınların sonuçlarıyla ilgili veri oluşmamıştır.

mRNA aşılarının şiddetli alerjik reaksiyon öyküsü olan kişilerde tercih edilmemesi gerektiği belirtilmektedir.

Gebelikte COVID-19 Geçirmemin Bana veya Bebeğime Zararları Nelerdir?
Yapılan araştırmalar kadınların gebelikleri sırasında COVID-19 geçirmeleri halinde gebe olmayan kadınlara veya COVID-19 geçirmeyen gebelere kıyasla
-Erken doğum oranında 2 kat
-Yoğun bakım yatışı oranında 5 kat
-Gebelik tansiyonu görülmesinde 2 kat
-Entübasyon, ileri yaşam desteği ihtiyacı ve ölümlerde 2 kat

risk artışı olmaktadır.

Şu Anda Gebeyim. Aşı Olmam Gerekir Mi?
Özellikle ileri yaşta gebe kalan, kronik akciğer hastalığı veya şeker hastalığı olan, bağışıklık sistemi baskılanmış, vücut ağırlığı fazla veya gebeliğin son üç ayında olan kadınlar kötü sonuçlar açısından artmış risk altındadır.

COVO-19’un kötü gebelik sonuçları ve anne sağlığıyla ilgili ilişkileri net bir şekilde gösterilmişken, aşının şu ana kadar herhangi bir zararlı etkisi gösterilmemiştir.

Bugün için kar zarar dengesi, özellikle risk faktörü olan gebeler için aşı yapılması lehine gözükmektedir.

Emziriyorum, aşı olabilir miyim?
Emzirme döneminde aşı yapılması için bir engel bulunmamaktadır.

Okumaya Devam

Kadın Hastalıkları ve Doğum

35 Yaş Üstü Gebeliklerde Bizi Neler Bekliyor?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Günümüzde giderek daha fazla kadın, gebelik planlarını ileri yaşlara erteleme eğilimindedir.

Bunun nedenleri arasında aile yaşamına geç başlama arzusu, çalışma hayatları, ileri yaşlarda çocuklarını daha iyi koşullarda yetiştirebilecekleri umudu sayılabilir. Artan 35 yaş üstü gebeliklerin maternal (anne) ve perinatal (doğumöncesi) sonuçları konusunda tartışmalı sonuçlar mevcuttur. Özellikle gelişmekte olan ülkeler de gebe popülasyonunun yaklaşık %15 i 35 yaş üstü gebeler oluşturmaktadır.

35 yaş üstü dönemde kadın over folukül rezervinin azalması gebe kalma şansını azaltacağından dolayı yardımcı üreme tekniklerine başvurma artmış ve bununla paralel olarak çoğul gebelikler, erken doğum riski, düşük doğum ağırlıklı bebek doğumları, sezeryan olasılıkları da artmıştır.

Gebelik yaşının artması ile beraber genetik anomaliler, sayısal ve yapısal kromozom kusur anomalileri, kromozomal olmayan doğumsal anomaliler artmış olup abortus (düşük) oranları, doğumsal anomalili fetüs gelişme oranları da bu sebeplerle daha çok karşımıza çıkmaktadır.

Tüm gebelere yaş dan bağımsız olarak prenatal tarama ve ultrason  testleri (1.ve/veya 2. Trımestr), geç fetal tarama ultrasonu (20-22w ) riskli çıkan sonuçlar da kromozom analizi (amniosentez ,CVS) önerilmektedir,  35 yaş üstü gebeliklerde bu tarama testlerinin yerini erken dönem de kolaylıkla yapılabilen maternal (anne) kanda fetal kromozom hücre tarama testlerinin önerilmesi son dönemde gebe takip programlarımızın içine dahil edilmiştir.

Anne yaşının ilerlemesi ile gestasyonel diabet, hipertansiyon, plesanta yerleşim anomalileri, fetüs prezentasyon problemleri operatif vajinal doğum, tromboz riski, doğum sonrası kanama oranlarında da 35 yaş altı gebeliklere göre rastlanma oranların da artış görülmektedir.

Bilinen bütün sezeryan sebeplerinin yanısıra tek başına ileri maternal yaş bile sezeryan için endikasyon oluşturabilmektedir, yaşın ilerlemesi ile birlikte uterus fonksiyonun azaldığı, pelvik uyumun yetersiz kaldığı ve bunların sonucunda doğum  travayın uzadığı düşünülmektedir.

35 yaş üstü gebelikler işte bu sebeplerden dolayı gebelik öncesi  ve gebelik döneminde daha özenle takip edilmekte ve daha fazla önem kazanmaktadır.

Okumaya Devam

Kadın Hastalıkları ve Doğum

Kadınlarda En sık Görülen İki Patoloji: Miyom ve Polip

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

1.Rahim içi Polip (Endometrial Polip)

Endometrial polipler yaklaşık olarak 10 kadından 1 inde görülen , rahmin en iç tabakasından ( endometriyumdan) kaynaklanan iyi huylu tümoral oluşumlardır. Halk arasında ”rahim içerisinde et parçası” olarak bilinen polipler, genellikle ultrasonografi ve bazen sulu-ultrasonografi ( salin infüzyon sonografisi) yapılarak tespit edilirler ,fakat kesin tanı polipin histeroskopi ile veya kürtaj yoluyla çıkarıldıktan sonra patolojik incelemesi ile konur.

Polipler genellikle adet kanaması süresi ve miktarını arttırırlar, ara kanama, menopozda kanama, geçmeyen kahverenkli akıntı gibi şikayetler oluşturabilirler. 1 cm üzerindeki polipler, gebe kalamamaya veya düşüğe neden olabilirler. Poliplere neden olan faktörler tam anlamı ile bilinmemekle birlikte östrojen aktivitesinin fazlalığı bu duruma neden olabilmektedir.

Meme kanseri için tamoksifen tedavisi gören hastalarda endometrial poliplere sık rastlanmaktadır. Poliplerin büyük bir bölümü herhangi bir şikayete neden olmaz, ancak polip fark edildiğinde alınması gerekir. 

2. Miyom
 

   Rahimin kas dokusundan gelişen yaklaşık olarak 5 kadından 2 sinde görülen iyi huylu tümörlerdir. Miyom oluşumunda ana risk fakötür olarak östrojen sorumlu tutulmaktadır. Miyom oluşumunda risk faktörleri olarak obezite, ailesel yatkınlık, genetik,  beslenme, erken adet görme, hiç doğum yapmamış olmak, siyah ırk sayılabilir. Azaltan risk faktörü olarak düzenli egzersiz, obezite varsa kilo kaybı ve antioksidan beslenme sayılabilir. 

   Miyomların çeşitli tipleri vardır. Bunlar;  rahmin kas dokusu içerisinde ( intramural),  rahim boşluğuna doğru (submuköz) ve rahim dışına doğru (subseröz, intraligamanter) büyüyen miyomlar olup, çapları değişik boyutlarda olabilmektedir. Miyomlar sıklıkla şikayet yaratmamakla birlikte , yerleşim yeri ve boyutuna göre adet kanama miktarında artış, adet sonrası lekelenme kanamaları, kasık ağrısı, ve komşu organlara bası yaparak idrar ve bağırsak alışkanlığında değişiklik yapabilmektedir.

  Miyomların bir kısmında takip yeterli olup, kesin bir ilaç tedavisi yoktur.  Cerrahide iki teknikle miyom ameliyatı yapılmaktadır. Bir tanesi karın kesisi açık cerrahi, diğeri ise kapalı yani laparoskopik yöntemle yapılmaktadır.  

   Miyomlar maalesef %15-20 oranında tekrar oluşabilmektedir. Miyomların kendi içerisinde yaptığı değişime dejenerasyon denir, bu durum gebelikte çok sık olmakla birlikte gebelik dışında da oluşabilmektedir, ciddi karın ve kasık ağrısı yapmaktadır, Miyomlar yaklaşık olarak 1000 de 5 oranında sarkomatöz( kanser) dejenerasyon gösterebilmektedir, bu yüzden miyom tedavisi ve takibi ciddi deneyim gerektirmektedir.

Okumaya Devam

Trendler