Nörooftalmoloji ve Nörooftalmolojik Hastalıklar - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Göz Hastalıkları

Nörooftalmoloji ve Nörooftalmolojik Hastalıklar

Yayınlanan

üzerinde

Günümüzde göz hekimleri ve nörologların ortak takip ettikleri hastalıkların ve hastaların giderek artması ile, ‘nörooftalmoloji’ terimi sıkça kullanılır hale gelmiştir. Nörooftalmolojik hastalıklar konusunda farkındalığın artması ve artan bilimsel çalışmalar ile ‘nörooftalmoloji’nin tıp bilimleri içindeki önemi ortaya koyulmuştur.

Nörooftalmolojik hastalıklar, görme organı ile beyin arasındaki bağlantılarda birincil olarak ortaya çıkan ya da bu bölgelerde sistemik hastalıklara bağlı oluşan sorunları kapsamaktadır. Bu yazı ile klinikte en sık karşılaştığımız nörooftalmolojik problemler ve çözümleri ile ilgili bilgi vermek, nörooftalmolojik muayenenin önemini vurgulamak amaçlanmıştır.

Nörooftalmoloji Nedir?

Göz ile beyin arasındaki ilişkiyi inceleyen, görme yolları ve sinir sisteminin ortak patolojilerini inceleyen ve tedavi eden bilim dalına ‘Nörooftalmoloji’ ismi verilmektedir..

Görme yolları, göz küresinden başlar ve optik sinir adı verilen görme siniri boyunca beyin dokusuna doğru ilerler. Her iki gözden gelen görme yolakları, oksipital korteks (görme bölgesi) denen beyin bölgesinde sonlanır. Bu yollardaki sorunlar görme fonksiyonu ya da göz hareketlerini etkileyebilir.

Göz küresi ve eklerinin, görme yollarının ve göz hareket merkezlerini de içeren çeşitli beyin-beyin sapı merkezlerinin hastalıkları nörooftalmolojinin başlıca konularını oluşturur. Hem göz hekimlerince, hem nörologlarca nörooftalmolojik hastalıklar konusunda teşhis ve tedavi planı yapılabilmektedir. 

En sık görülen nörooftalmolojik hastalıklar nelerdir?

Nörooftalmoloji kapsamında tanı koyulan ve takip edilen pek çok hastalık mevcuttur. Bu hastalıkların bir kısmı nöroloji hekimleri tarafından teşhis ve tedavi edilmekte olan nörolojik hastalıklara ikincil olarak gelişmekte, göz küresi ve görme yollarını ikincil olarak etkilemektedir.  Bir grup nörooftalmolojik hastalık ise göz hekimlerince  oftalmolojik inceleme sırasında tanı almaktadır. Klinikte en sık karşımıza çıkan nörooftalmolojik hastalıklar şu şekilde listelenebilir:

Optik Nevrit (Görme siniri iltihabı)

Multiple Skleroz

İskemik Optik Nöropati

Optik Sinire Bası Yapan Hipofiz Tümörleri

Kafa İçi Basınç Artışı Sendromu

Göz kaslarının felçleri ve paralitik şaşılıklar 

Diplopi (Çift Görme)

Kalıtımsal optik nöropatiler

Serebrovasküler Olaylar

Blefarospazm (Gözkapağı Spazmı)

Tiroid Orbitopati (Tiroid hastalılarına bağlı göz hastalığı)

Pupilla Anomalileri (Göz Bebeği şekil/fonksiyon bozuklukları)

Nörooftalmolojik hastalıklarda en sık  belirtiler nelerdir?

Nörooftalmolojik hastalıklar, hastalığın etkilediği bölgeye ve hastalarda oluşturduğu fonksiyon kaybına göre değişen şikayetlere neden olurlar. Nörooftalmolojik hastalıkların en sık belirtileri şunlardır:

Ani görme kaybı 

Renkli görmede bozulma

Görme alanında daralma

Göz etrafında ya da göz hareketleri ile ağrı

Çift görme

Göz bebeklerinin büyüklüklerinin birbirinden farklı olması

Odaklama sırasında zorlanma

Yüzde veya göz kapaklarında kasılmalar

Kulakta çınlama/mide bulantısı ile birlikte olan şiddetli baş ağrısı

Göz kapağı düşüklüğü

Ani başlayan şaşılık

Bu bulguların ani başlangıcı genelde durumun aciliyetini ifade etmektedir.  Bu hastaların hem detaylı göz muayenesinden, hem de nörolojik incelemeden geçmesi önerilir. Çoğu nörooftalmolojik hastalıkta erken teşhis büyük önem taşıdından, vakit kaybetmeden tetkik aşamasının başlaması gereklidir.

Nörooftalmolojik Hastalıkların Teşhisi 

Çoğu hastalıkta olduğu gibi, nörooftalmolojik hastalıklarda da erken teşhis büyük önem taşır. Nörooftalmolojik hastalıkların belirtilerini taşıyan hastalar, şikayetin birincil olarak etkilediği fonksiyona göre, göz hastalıkları ya da nöroloji kliniklerine başvurmaktadır. Bu hastalara; özellikli bir takım testleri içeren nörooftalmolojik muayene uygulanır ve çeşitli radyolojik görüntüleme yöntemlerinden yardım alınır. Nörooftalmolojik muayene göz hekimleri ve nörologlar tarafından yapılabilir. Ancak teşhiste çeşitli kan testleri, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Bilgisayarlı Tomografi (BT) başta olmak üzere nörogörüntüleme testleri de gereklidir.  

Nörooftalmolojik Hastalıkların Tedavisi 

Çoğu nörooftalmolojik hastalıkta tedavi, altta yatan nörolojik ya da sistemik hastalığın tedavisine bağlıdır. Öncelikle göz ve görme sisteminin etkilendiği nörolojik hastalığın tanısının koyulması şarttır, ardından hastalığın ortaya çıkma nedenine göre tedavi planı oluşturulmaktadır.  Örneğin;

Multiple Skleroz hastalığında olduğu gibi, hastalığın otoimmun olarak adlandırılan bir zemini varsa, yani bağışıklık sisteminin fazla çalışması söz konusu ise göz tutulumu olan durumlarda da tedavi öncelikle bu mekanizmaya yönelik planlanmaktadır. 

Kafa içi basınç artışı ve buna bağlı bir göz kası felci varlığında, ilk aşama kafa içi basınç artışı sebebine yönelik araştırmaların yapılmasıdır. Göz kası felci, ancak artan kafa içi basıncın düzenlenmesi ile tedavi edilebilir.  

Nörooftalmolojik Hastalıklar Hangi Uzmanlar Tarafından Tedavi Edilir?

Nörooftalmolojik hastalıklarda doğru tanı, doğru tedavinin planlanmasında altın basamaktır. Bu hastalıkların tanı ve tedavisinde, özellikle nörooftalmoloji konusunda çalışan nörologlar ve göz hastalıkları uzmanları etkin tanı testleri ve tedavi düzenlemeleri yapmaktadır. Bu hastalıkların yönetiminde bu iki branşın entegre olarak çalışması önemlidir.

Nörooftalmolojik Hastalıkların Tedavileri Konusunda Dikkat Edilmesi Gerekenler 

Nörooftalmolojik rahatsızlıklar; bazıları körlük ile sonlanabilen, ciddi göz hastalıklarını içermektedir. Bu hastalıklarda tedavinin etkinliği için erken tanı şarttır. Nörooftalmolojik sorunlarda tedavi süreçleri dikkat ve özenle, multidisipliner olarak yürütülmelidir. Bu hastalıkların yönetiminde bir göz hekimi ile birlikte en sık erişkin ya da çocuk nöroloji uzmanı görev almaktadır. Tedavi sürecine sıkça bir endokrinolog/enfeksiyon hastalıkları uzmanı/ pediatrist/radyoloji uzmanı/beyin cerrahisi uzmanı dahil edilmektedir.

Nörooftalmolojik hastalıklar basit tıbbi tedavilerden, cerrahi müdahalelere kadar değişebilen bir tedavi spektrumuna sahiptir.  Tedavi etkinliğindeki en önemli unsur, hastalığın erken tanı alması ve uygun tedavi seçeneğinin doğru zamanda uygulanmasıdır. 

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Göz Hastalıkları

Katarakt Ameliyatı

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Katarakt ameliyatı ile  saydamlığını yitirip, görme kaybına neden olan kendi doğal merceğimiz temizlenir ve yerine yapay bir lens takılır.

Kataraktın tek tedavisi operasyondur. Geciktirilmeden yapılmalıdır, aksi takdirde kalıcı görme kayıplarına yol açabilir. Katarakt ameliyatı sonrasında kişiler net görüşe kavuşur hatta akıllı lens uygulanırsa yakın gözlüğüne de ihtiyaç duyulmaz.

Katarakt Ameliyatı Ne Zaman Gerekir? Kimler Olmalıdır?

Katarakt görmeyi azaltmaya ve rutin faaliyetleri yapmaya engel oluyorsa operasyon gerekir. Günümüzde tanı konar konmaz, kişi de görme kaybını farkediyorsa beklemeden operasyon kararı alınması tavsiye edilir.

Kataraktın ilerleme hızı kişiden kişiye değişir, nispeten daha genç hastalarda yıllarca aynı seviyede kalabilirken  kimilerinde çok kısa sürede total görme kaybına neden olacak kadar hızlı ilerler.

Bazı katarakt tiplerinde göz numaraları miyopa döndüğü için kişi bir anda yakını gözlüksüz görmeye başlar, uzak görme bozulsa da dikkate almaz ve bu da doktora zamanında başvurmasına engel olur.

Aslında bu kataraktın giderek kalınlaştığının bir işaretidir ve maalesef bu kişilerin operasyona ikna olması hayli güçtür ta ki görme bir anda tamamen kapanana kadar.

Genel kaide olarak değerlendirilecek hususlar;

  • Katarakt kişinin işini yapmasına engel oluyor mu?
  • Katarakt gece araç kullanmak bilgisayar kulllanımını gibi faaliyetlere engel mi?
  • Loş ortamda görüş problemi var mı?

Katarakt, retina ameliyatlarına engel olabilir ya da şişerek göz içerisine boşalıp göz tansiyonuna ve iltihaba neden olabilir. Bu durumlarda operasyon aciliyet teşkil eder. Elektif durumlarda ise operasyon zamanlamasına doktor hasta birlikte karar verebilir.

Katarakt Nasıl Oluşur?

Katarakt oluşumunun bilinen en sık sebebi yaşlanmadır. Doğal göz merceğimiz saydam yapıdadır ve bir çok sebebe bağlı olarak saydamlığını yitirir ve bulanıklaşır.

Katarakt oluşunca göz merceği kesifleşir ve esnekliğini kaybeder. Katarakt sonrası kendi merceğimiz  ışığı retina tabakasına iletemez ve odaklanma sağlayamadığı için görme kalitesi bozulur.

Katarakt oluşumunda bilinen diğer etkenler ;

  • Travma
  • Diyabet
  • Kortizonlu ilaçlar
  • Radyasyon
  • Sigara
  • Yüksek doz UV maruziyet

Katarakt Belirtileri Nelerdir?

Katarakt erken dönem fazla belirti vermeyebilir. Bir süre sonra  görsel bazı şikayetler çıkmaya başlar. En sık şikâyet sisli ve bulanık görmedir.

Özellikle yoğun ışıkta kamaşma, ışık saçılması, alacakaranlıkta mat görme gibi şikayetler eklenebilir. Bu noktada kataraktın ilerlediği aşikardır, hasta gözlük numarasının yetmediğini, değiştiğini ifade eder.

Katarakt Türleri Nelerdir?

Nükleer katarakt; en sık katarakt türüdür. Yaşa bağlı gelişir ve yavaş ilerler.  Bu katarakt türünde hasta, numaraları miyopa döndüğü için bir anda yakını gözlüksüz gördüğünü ifade eder, bu durum kataraktın ilerlediğini gösterse de kişinin doktora zamanında başvurmasına engel olur.

Nihayetinde kısa süre sonra uzaktan sonra yakın görme de  tamamen bozulur. Artık katarakt iyice kalınlaşmış ve operasyonu güçleştirmiştir, bu da operasyon riskini arttırmış ve ameliyat sonrası iyileşme süresini uzatmıştır.

Subkapsüler katarakt; Lensin arka kısmında oluşur. Hızlı ilerler ve görme problemleri erken ortaya çıkar. Özellikle yoğun ışıkta ışık saçılması ilk şikayettir.

Daha gençlerde ortaya çıktığı için doktora zamanında başvuru oranı yüksektir. Genç yaş grubunda olması sebebiyle bu hastalardaki katarakt operasyonlarında akıllı lens tercih edilir.

Kortikal katarakt; Kortikal katarakt göz merceğinin kenar kısımlarında başlar görme kaybının kişiyi rahatsız edecek hale gelmesi uzun sürebilir.

Konjenital (doğuştan) katarakt; Teşhisi en zor katarakt türüdür. Doğuştan itibaren bir ya da iki gözde katarakt vardır,  bu bebeklerin zamanında tespit edilmesi ve hızlıca operasyon planlaması yapılması elzemdir.

Aksi takdirde kalıcı göz tembelliği ve görme azlığı ortaya çıkar. Annenin gebe iken geçirdiği enfeksiyonlar veya metabolik ve kalıtsal sebeplerle konjenital katarakt gelişebilir.

Travmatik katarakt; Göze gelen her çeşit künt ya da delici travma hemen ya da yıllar sonra  katarakt gelişimine sebep olabilir.  Travma sonrası merceğimizi askıda tutan ince lifler de çoğu zaman zarar görür, bu da katarakt ameliyatını güçleştirebilir.

Katarakt Ameliyatı Çeşitleri Nelerdir?

Kataraktın tek tedavisi ameliyattır. Günümüzde katarakt ameliyatında en yaygın fakoemülsifikasyon yöntemi kullanılır. Ultrason enerjisi üreten bir prob ile  göz içerisinde  katarakt eritilir ve yerine yapay bir lens koyulur.

Operasyonun en önemli detayı kullanılacak lenstir. Eski nesil monofokal lensler kullanılırsa kişiler gözlüğe bağımlı yaşar. Yeni nesil akıllı lensler ise kişilere kalıcı olarak gözlüksüz görüş de sağlar.

Diğer katarakt ameliyatı tekniği lazer katarakt ameliyatı yöntemidir, son zamanlarda ticari kaygılarla pompalanan bu yöntem aslında temelde fakoemülsifikasyon yöntemidir.

Sadece yumuşak kataraktlarda uygulanır, lazer ışını ile katarakt parçalara ayrıldıktan sonra göz içerisinde fako cihazı ile eritilir ve sonunda yapay mercek yerleştirilir.

Katarakt Ameliyatım için Hangi Mercek Uygun?

Katarakt ameliyatında eskiden sadece uzak görmeyi sağlayan monofokal mercekler kullanılırken, teknolojinin gelişmesiyle akıllı lensler yaygın kullanıma girmiştir.

Akıllı lensin avantajı kalıcı olarak gözlüksüz uzak orta ve yakın mesafede görüş sağlamasıdır. Monofokal mercek takılan hastalar yakın gözlüğü takmak zorunda kalırlar.

Kişiye hangi merceğin uygun olduğu detaylı muayene sonrası belirlenir. Yıllar önce katarakt ameliyatı olmuş ve monofokal mercek takılan kişilere de kalıcı ADDON akıllı lens mevcut merceğin üstüne yerleştirilebilir. Böylece gözlüksüz uzak ve yakın görüş sağlanır.

Katarakt Ameliyatı Öncesi Ne Gibi Hazırlıklar Gerekir?

Katarakt operasyonuna karar verildikten sonra gözün ön ve arka tabakaları (kornea, retina) çeşitli cihazlarla taranır, operasyona engel ya da risk yaratan bir durum var mı tespit edilir. Test sonuçları başarılı ise bir sonraki aşama göze koyulacak lens numarasının tespitidir.

Biometri denilen bir cihazla göz içerisine koyulacak lensin gücü yani numarası tespit edilir. Göze temas etmeden lazer teknolojisi ile yapılan bu test ile isabetli sonuçlar elde edilir.

Böylece hastanın gözü istenilen dereceye ayarlanır ve katarakt ameliyatı sonrası gözlüksüz net görüş sağlanır. Özellikle daha önce lazer ameliyatı geçirmiş kişilerin biometrik ölçümleri hassasiyet gerektirir.

Günümüzde kullanılan biometri cihazları ile lazer geçirmiş gözlerde de sapma olmadan ölçüm yapılır.

Katarakt ameliyatı öncesinde hastanın kullandığı ilaçlar sorgulanır, özellikle kan sulandırıcı ve prostat ilacı gibi bazı ilaçların operasyon öncesinde kesilmesi önerilir.

Diabet ve Hipertansiyon ile ilgili düzensizlikler varsa ilgili branş hekimi vasıtasıyla giderilmesi sağlanır. Aksi durum olmadıkça mevcut tüm ilaçlara devam edilmelidir.

Operasyon öncesinde nadir durumlar hariç önden damla kullanımı tavsiye edilmez. Hali hazırda kullanılan( glokom, göz kuruluğu vb) damlalar varsa kullanmaya devam edilir.

Katarakt ameliyatı damla anestezi altında yapıldığı için kişinin aç kalmasına gerek yoktur. Herhangi bir sebepten genel anesteziye karar verildiyse 8 saat açlık süresi gerekir.

Katarakt Ameliyatı Ne Kadar sürer? Ameliyat Sırasında Ağrı Olacak mı?

Katarakt ameliyatı damla anestezisi altında yapılır. Toplam işlem süresi cerrahın tecrübesine göre değişmekle birlikte 10 dakika civarındadır. Operasyon sırasında göze aralıklarla damlatılan özel uyuşturucu göz damlaları sayesinde ağrı sızı hissedilmez. Operasyon sırasında hastanın bilinci açık olur, söylenenleri ve ışıkları takip etmesi istenir.

Katarakt ameliyatı mikrocerrahidir. 16 kat büyütme sağlayan bir mikroskop altında operasyon yapılır.

Göze 2 mmlik bir kesiden özel ultrasonografik bir probla girilir ses dalgaları vasıtasıyla katarakt eritilerek emilir. Katarakt temizlendikten sonra önceden  belirlenen göz içi lensi katlanmış halde göz içerisine yerleştirilir.

Daha sonra göz bir bandajla kapatılır. Ameliyattan sonra odada  kısa bir istirahatten sonra hasta taburcu edilebilir.  Geçmiş olsun.

Katarakt Ameliyatının Olacağı Gün Neler ile Karşılaşacağım?

Katarakt ameliyatının olduğu gün  yatış sonrası opere edilecek göz işaretlenir. Tansiyon ölçülür  ve diabet hastalarında kan şekeri ölçümü yapılır. Tansiyonu veya şekeri regüle olmayan kişilere düzenleyici tedavi verilir.

Ayrıca aşırı heyecanlı kişilere ya da panik atak hastalarına sakinleştirici hap verilebilir.  Ameliyattan bir  saat önce ameliyat olacak göze göz bebeği büyütecek damlalar damlatılır. Göz bebeği büyüdükten sonra operasyona hazır hale gelinir.

Katarakt ameliyatı enfeksiyon riskinden korunmak için steril ortamda ve ameliyathanede yapılması gereken bir ameliyattır. Ameliyathane kurallarına göre, hasta kıyafetleri değiştirilir ve ameliyathaneye çıkarılır.

Katarakt Ameliyatı için Ameliyathaneye İndiğimde Beni Neler Bekliyor? Katarakt Ameliyatında Hasta Uyutulur mu?

Ameliyat masasına alınmadan önce ilgili personel son bir teyit amaçlı hastaya adını soyadını hangi göze hangi ameliyatı olacağını sorar. Genellikle damla anestezi altında uygulanır.

Ameliyat sırasında hastanın bilinci açıktır ve üstünde yanan ışığa mümkün mertebe bakması istenir. Katarakt ameliyatında damla anestezi ile herhangi bir ağrı sızı olmaz.

Çok aşırı heyecanlı kişilerde ve panik atak hastalarında damar içerisine kısa etkili sedatif ilaç uygulanabilir. Genç ve çocuk kataraktlar haricinde genel anesteziye hiç ihtiyaç duyulmaz.

Katarakt Ameliyatından Sonra Ağrı Olur mu?

Ameliyat sonrasında herhangi bir batma yanma ağrı olmaz, göz içine verilen ilaçların etkisiyle kısa süren hafif bir baskı hissi olabilir. Ameliyat sonrasında verilen damlalar ve bir hap sayesinde göz tansiyonu yükselmesi gibi sıkıntılar oluşmaz.

Katarakt Ameliyatı Sonrasında Yapmam Gerekenler Nelerdir?

Katarakt ameliyatı sonrasında göze koyulan bandaj 2 saat sonra açılır. Verilen damlalar kullanılmaya başlanır. Damlalar 2 saat aralıklarla yatana kadar uygulanır ve her damladan sonra bandaj kapatılır.

İlk gün yatış pozisyonuna dikkat etmeli, mümkünse yan yatmadan sırtüsü yatmak gerekir. Ertesi gün göz kontrol edildikten sonra bandaj atılır ve artık göz açık bırakılır. Bu noktadan sonra gözü iltihaptan korumak için verilmiş damlalar düzenli olarak kullanmak şartı ile  kişi normal hayatına devam eder.

Ameliyattan hemen görme artışı hasta tarafından farkedilir. Hatta diğer gözüne göre cisimleri daha parlak ve canlı gördüğünü ifade eder ve netlik 1 aya kadar her geçen gün artar.

Ameliyat sonrası yapılacak ve yapılmayacaklar;

*Damlaları düzenli kullanmak.

*1 hafta kadar göze su vurmamak gerekir.

*Ameliyatlı gözü bastırarak ovalamamak, o gözün üstüne yatmamak gerekir.

*Ağır egzersiz yapmamak gerekir, hafif egzersiz yapılabilir.

*Deniz havuz kullanımı 1 ay kadar ertelemek gerekir.

*Basit eğilip kalkmalar göze zarar vermez.

*Belirlenen tarihlerde kontrollere gitmek gerekir.

Katarakt Ameliyatı Sonrası Kontroller Ne Sıklıkta olur?

Katarakt ameliyatı sonrası kontroller 1. gün 15. Gün ve 3. ayda yapılır.

Katarakt Ameliyatı Riskli mi?

Katarakt ameliyatı tüm dünyada en çok yapılan ameliyat olup sonuçları çok başarılı ve hasta memnuniyeti yüksek bir operasyondur. Bir oran vermek gerekirse %95 ve üstü başarı oranı verilebilir. Göz ardı edilebilecek riskler de mevcuttur. Bunlar;

  • Kornea ödemi neticesi ilk günlerde bulanıklık
  • Hafif enfeksiyon
  • Merceğin tam santralize olmaması
  • Işık yansımaları

Bu yan etkilerin hepsi geçicidir veya düzeltililebilirdir.

Katarakt ameliyatı olan kişide bir daha katarakt oluşmaz ancak özellikle ilk 3 ayda lensin yerleştirildiği kapsülde bir kesifleşme gerçekleşebilir.

Nadir hastada olsa da görme bulanıklığına neden olabilir. Bu durumda ofis ortamında Yag lazer yapılır. Yag lazer ile  30 saniyede kesafete neden olan zar açılır ve hastanın net görüşü anında sağlanır .

Katarakt Ameliyatı Fiyatları 2021

Katarakt ameliyatı fiyatları kullanılacak malzeme, göz içi lens markası ve operasyonun yapılacağı hastaneye göre değişir. Ayrıca kataraktın seviyesi ve kalınlığı ve gözdeki ek problemler katarakt maliyetini belirler. Katarakt ameliyatı fiyatları 2021 yılı hakkında bilgi almak için bize telefon ya da whatsapp ile ulaşabilirsiniz.

Bir kere yapılacak bir operasyon için en iyisini hakettiğinizi unutmayın. Katarakt ameliyatı fiyatları 2021 hakkında bilgi için bize ulaşın.

Okumaya Devam

Göz Hastalıkları

Refraktif Cerrahi Nedir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Uzak ya da yakını net ve kaliteli görmek için bir enstrümana (gözlük ya da kontakt lense) ihtiyaç duyan kişileri bu ihtiyaçtan kurtarmak için yapılan cerrahilerin genel adıdır.

Refraktif Cerrahi Yöntemleri Nelerdir?

Bunları kısaca 3 başlık altında toplayabiliriz.

  1. Excimer Laser(halk arasında göz çizme)
  2. Fakik IOL
  3. Akıllı Mercek

Excimer Laser Nedir?

Hangi Hastalara Uygulanır?

Çeşitleri Nelerdir?

Excimer Laser gözün önündeki kornea dediğimiz şeffaf tabakanın lazer ışınlarıyla şekillendirip kırıcılığını değiştirerek hastanın görme kusurunu düzelten bir cerrahidir.

18 yaşından sonra son bir yıl içerisinde göz numarasında 0,50 ve üzeri artış olmayan ( yani numara ilerlemesi durmuş)  korneal yapısı lazer olmaya elverişli yapı ve kalınlıkta olan kişiler   excimer laser tedavisi olabilirler.

 Çeşitleri;

  1. Lasik- Ilasik (kesili lazer tedavisi)
  2. Notouch- Prk
  3. Smile Laser

Hangi Hastaya Hangi Lazer?

Lazer çeşitlerinin birbirlerine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Her hastaya uygulanacak lazer cerrahisi hastanın göz numarası kornea yapısı ve sosyal beklentilerine göre karar verilir. İnce kornealarda yüzeyel lazer cerrahileri (Notouch ve Prk), uygun kornea kalınlığı olanlarda ve yüksek numaralarda kesili cerrahiler (Lasik- Ilasik, Smile Laser) uygulanır.

Lazer Sonrası En Çok Yaşanan Sıkıntılar Nelerdir?

yüzeyel lazer cerrahilerden sonra (Notouch ve Prk) hastanın 3-4 günü çok sıkıntılı geçer (acıma, batışma, ışık hassasiyeti, göz kapaklarında şişme vb). Görme netliği kişinin yara iyileşmesine bağlı olarak bir, bir buçuk ayı bulabilir. Ve bu hastalarda 3 aya kadar hassasiyet ve kuruluk devam eder.  Kesili cerrahilerde (Lasik- Ilasik, Smile) operasyondan sonra 5-6 saat kadar bir sıkıntı yaşanır. Ertesi gün itibari ile görme netleşir. Yine 2-3 ay hafif hassasiyet ve göz kuruluğu şikayetleri devam eder. 

En Sık Sorulan Sorular?

Soru: Lazer oldum, tekrarlar mı?

Cevap: Hipermetroplar tekrarlar, miyop ve astigmatlarda doğru zamanda yapıldıktan sonra tekrarlama olmaz.

Soru: Lazer sonrası gözüme darbe alsam kör olur muyum?

Cevap: Lazer sonrası göze darbenin yapacağı riskler gözünde lazer olmamış bir kişinin riski ile aynıdır.

Soru: Lazer sonrası ilerde katarakt olursam ameliyat olabilir miyim?

Cevap: Rahatlıkla olabilirsiniz sadece aradaki fark katarakt cerrahisi sonrası göz içine yerleştirdiğimiz merceğin hesaplaması farklıdır.

Fakik IOL Nedir?

Fakik IOL dediğimiz excimer laser yapılamayacak kadar yüksek numaralı hastalarda kontakt lensin minyatürü olarak tarif ettiğimiz şeffaf bir merceği 5 dakikalık bir operasyonla göz içine yerleştirerek hastanın görme kusurunu düzelttiğimiz bir operasyondur.

Kimlere Yapılır?

Genellikle yüksek derecede (8 veya daha yukarı miyop ve astigmat olanlarda) excimer laser’ e uygun olmayan 20 yaş üstü ve göz yapısı uygun kişilerde uygulanabilir. 

Akıllı Mercek Nedir? (Trifocal mercek ya da lens)

Akıllı mercek genellikle 40 yaş üzeri hem uzak hem yakın görme problemi olan kişilerde bu ihtiyaçlarını ortadan kaldırmak için yapılan cerrahidir. Fakik IOL’ den farkı hastanın kendi göz merceği temizlenip onun yerine takılır. 

Gülen gözleriniz solmasın.

Okumaya Devam

Göz Hastalıkları

Yetişkin Göz Hastalıkları

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Günümüzde teknoloji odaklı çalışma koşulları ve yaşam tarzı değişiklikleri yetişkinlerde geçmiş yıllara göre daha fazla göz hastalıklarının görülmesine neden olmaktadır. Yetişkin göz hastalıkları, etkin tedavi edilmediğinde kişilerin hayat kalitesini büyük oranda olumsuz etkilemektedir. Erken tanı ve etkin tedavi ile çoğu göz hastalığı hasar bırakmadan tedavi edilebilmektedir.

Yetişkin Göz Hastalıkları Nelerdir?

Yetişkinlerde göz hastalıkları, yalnızca göz kaynaklı olan ya da sistemik hastalıklara ikincil olarak meydana gelen pek çok rahatsızlığı kapsar. En sık görülen yetişkin göz hastalıkları şunlardır:

Yakın ve uzağı görme kusurları (kırma kusurları)

Kornea hastalıkları  (keratit, kornea ülseri, keratokonus gibi)

Şaşılık ve göz hareket bozuklukları

Göz kapağı şekil bozuklukları ve göz yaşı kanal sorunları 

Göz enfeksiyonları

Glokom 

Katarakt 

Retina hastalıkları (sarı nokta hastalığı, diabetik retinopati gibi)

Optik sinir hastalıkları

Göz Hastalıklarının Genel Belirtileri 

Yetişkinlerde görülen göz rahatsızlıkları, gözün etkilenen kısmına göre farklı klinik bulgulara neden olur. Göz hastalıklarında en sık belirtiler ve olası klinik tabloların bazıları şu şekilde sıralanabilir:

Gözlerde  batma, sulanma, kızarıklık : Göz enfeksiyonları (konjonktivit) ya da gözde yabancı cisim varlığı

Gözlerde sürekli yaşarma, ağlama benzeri gözyaşı akması ve çapaklanma : Göz yaşı kanal tıkanıklığı

Şiddetli göz kaşıntıları, kızarıklık ve yanma hissi: Allerjik durumlar

Göz kapaklarında şişlik: Enfeksiyonlar ya da alerjik durumlar

Görme alanında daralma ve ani görme azlığı: Optik sinir ya da retina hastalıkları

Çift görme ile birlikte ani oluşan göz kayması: Göz kas felçleri

Yetişkinlerde Baş Ağrısı Nedenleri 

Baş ağrısı, insanların geçmişten günümüze yaşadığı en önemli sorunların başında gelmektedir. Birçok sebebe bağlı görülebilen baş ağrısı, göz hastalıklarından kaynaklı olarak da meydana gelebilir. Baş ağrısı nadir şekilde ve hafif klinik bulgularla yaşandığında genel olarak sorun teşkil etmezken, sürekli hale geldiğinde (kronik baş ağrısı) kişilerin yaşam kalitesini ileri derecede bozmaktadır. Yetişkinlerde baş ağrısı nedenleri nörolojik ya da nörolojik olmayan nedenlerle olabilir. Sinüzit ve kırma kusurları, nörolojik olmayan baş ağrısı nedenlerinin başında gelir.

Kafa İçi Basınç Artışı Neden Olur?

Baş ağrısının en önemli nörolojik nedenlerinden birisi kafa için basınç artışıdır. Beyin omur ilik sıvısının artmış üretimi ya da kafa içindeki boşaltım yollarında bir sorun kafa içi basıncında artışa neden olur ve  bu basınç erken dönemde tanı almaz ve tedavi edilmez ise ciddi sorunlara neden olmaktadır.

Kafa İçi Basınç Nasıl Tedavi Edilir?

Kafa içi basıncın tedavi planı için öncelikle altta yatan sebebin bulunması gerekir. Kafa içi basınç artışı tespit edilen hastaların tedavisi Beyin Cerrahisi, Nöroloji ve Göz Hastalıkları birimlerince multi-disipliner olarak sürdürülür. 

Optik Sinir Hastalıkları Nelerdir?

Optik sinir hastalıkları göz hekimlerince acil kabul edilen hastalık gruplarını içerir. Optik nöropati en sık görülen optik sinir hastalıklarındandır. Göz sinirinde görülen, enfeksiyon ya da enfeksiyon dışı etkenler ile meydana gelen iltihabik yanıt olarak tanımlanabilir. Optik nöropati her yaş grubunda görülebilir. Görme keskinliğinde azalma, renkli görmede bozulma, kontrast duyarlılık kaybı, görme alanında daralma optik nöropati hastalarında en sık görülen başvuru şikayetleridir.

Yetişkin ve çocuk göz hastalıkları arasında aciliyet taşıması nedeni ile optik sinir hastalıklarının, özellikle de optik nöropatilerin ayrı bir yeri vardır. Optik nöropati tanısı için detaylı bir göz muayenesi, VEP  ve Görme Alanı testleri gibi ileri testler ve nörogörüntüleme teknikleri (MR, MR Anjio vs) kullanılmaktadır. Optik nöropatinin en sık görülen birkaç nedeni şunlardır:

İskemik Optik Nöropati

Gözlerde yer alan görme sinirleri (optik sinirler) ince kılcal damarlar ile kanlanır. Optik sinirleri besleyen kılcal damarlarda oluşan tıkanmalar ya da kanlanma azlığı durumunda optik sinirlerde iskemi denenen bir seri patofizyolojik olay ortaya çıkar. Görme sinirlerinde ödem ve zamanla hücresel kayıp (atrofi) gelişir. Bu hastalık genellikle diyabet ve hipertansiyon gibi mikrovasküler hasara neden olan sistemik hastalıklarda görülmektedir. 

Toksik Optik Nöropati

En sık etambutol ve metil alkol zehirlenmeleri sonucunda oluşan bu durum, optik sinirde toksik etkiler sonrası meydana gelen optik nöropati türüdür. Ancak erken müdahale durumunda optik sinir üzerindeki kalıcı hasar en aza indirilebilir.

Herediter (Kalıtımsal) Optik Nöropati

Kimi optik sinir hastalıkları kalıtımsal özellik taşımaktadır. Herediter Optik Nöropatiler denen bir grup optik nöropatide çeşitli kalıtım modelleri görülebilir. En sık karşımıza çıkan kalıtımsal optik nöropati türü Leber’in Herediter Optik Nöropatisi olarak bilinen, mitokondrial geçişli optik nöropatidir.  

Travmatik Optik Nöropati

Göze gelen direkt ya da indirekt travmalar neticesinde oluşan bir optik nöropati tablosudur. Araç içi ya da araç dışı travmalar sonrasında sık görülür. Hasarın büyüklüğüne göre; hafif görme kaybından, daha ağır ve derin görme kaybına kadar değişen bir spektrumda klinik bulgular oluşturabilir.

Optik Nöropati Tanısı ve Tedavisi 

Optik nöropati, optik sinir fonksiyonunda bozulma ile klinikte bulgu vermektedir. Bu nedenle Beyin Cerrahisi ve Nöroloji birimlerince yapılan değerlendirmelerde, optik nöropati şüphesi duyulduğunda göz hastalıkları uzmanınca detaylı bir göz muayenesi yapılır. Hastada optik nöropati bulguları mevcut ise radyolojik testler ve kan testleri ile optik nöropati tanısı desteklenmektedir. 

Okumaya Devam

Trendler