Alerjik Rinit ve Covid 19 Karıştırılabilir Mi? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Kulak Burun Boğaz

Alerjik Rinit ve Covid 19 Karıştırılabilir Mi?

Yayınlanan

üzerinde

Opr. Dr. Yusuf Şentürk, ”Alerjik Rinit (alerjik nezle) her mevsimde ve coğrafi koşulda görülebilen, yaş, cinsiyet, sosyoekonomik koşul farkı gözetmeyen, belirtileri nedeniyle Covid 19 ve diğer viral üst solunum yolları enfeksiyonları ile karıştırılabilen hastalıkların başında gelir”dedi

Medicana Samsun Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk covit-19 salgın sürecinde belirtilerin covit-19 belirtileri ile karıştırılmasına dair bilgiler verdi .

Op.Dr. Yusuf Şentük “Polenler bahar aylarında atmosfere yayılarak ağız, burun, göz ve akciğerlerimize kadar kolayca ulaşırlar. Özellikle rüzgarlı havalardan sonra polenler havaya daha çok dağıldığı için alerjik şikayetler artar. Alerjik rinit alerjik hastalıkların yaklaşık % 40’ını oluşturur.Binaların dış yüzeyi statik elektrik yükü nedeniyle polenleri çeker, bu yüzden yüksek binalar ile çevrili yaşam alanlarında hastalığa mağruz kalma ve belirtiler yoğunlaşarak artar.Buna karşılık deniz kenarlarında polen çok az bulunduğundan alerjik rinit belirtileri hafiflerSolunum yoluyla alınan alerjenlerin en sık ve kolay ulaştığı organlar burun, gözler ve akciğerlerdir. Bunun sonucunda alerjik rinit, konjonktivit ve astım gibi alerjik hastalıklar meydana gelir”ifadelerini kullandı.

ALERJİK RİNİT VE COVİT-19 BELİRTİLERİ 

Alerjik rinitte burunda tıkanıklık, akıntı, hapşırık, geniz akıntısı, burun kaşıntısı, gözlerde yaşarma, kaşıntı ve kızarıklık oluşabilir iken akciğerde ise sekresyon artışı, öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gibi belirtiler olduğunu ifade ederk,”Bu belirtiler Covid-19 başta olmak üzere viral üst solunum yolu enfeksiyonlarında da görülebileceğinden alerjik rinit ile karıştırılabilir. Covid-19’da ise boğaz ağrısı, kuru öksürük, titreme, halsizlik, kas ve eklem ağrısı, tat-koku kaybı ve özellikle yüksek ateş olurken, bazen burun tıkanıklığı ve akıntı oluşabilir. Ancak alerjik rinitteki gibi hapşırık ve burun kaşıntısı olmaz, ayrıca alerjik rinitte ateş gözlenmez. Alerjik rinitte alerji testleri yapılarak alerjenin belirlenmesi önemlidir.  Covid 19 ise  nazofarengeal sürüntü testi ile tanılanır”dedi.

ALERJİK RİNİTTE TEDAVİ VE KORUNMA YOLLARI 

Medicana Samsun Hastanesi  Kulak Burun Boğaz (KBB) Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Yusuf Şentürk korunma yollarını şöyle sıraladı; 

Temel yöntem tüm alerjik hastalıklarda olduğu gibi alerjenden uzak durmaktır. Bunun için de öncelikle alerjiye neden olan maddelerin belirlenmesi gerekir. Alerjenlerle teması kesmenin mümkün olmadığı durumlarda ki genellikle olmaz ilaç tedavileri ile hastalık kontrol altına alınabilir.

– Sigara içmeyin ve yanınızda kesinlikle içirmeyin.

– Tozlu ve polenli ortamlarda bulunmayın, eğer bulunmak zorundaysanız mutlaka maske kullanın.

– Polenlerin uçuştuğu mevsimlerde ev ve işyerinizde kapı ve pencerelerinizi kapalı tutun. Rüzgarlı havalarda evde kalmaya çalışın

– Burnun delikleri ve göz çevresine ince bir tabaka şeklinde vazelin sürün. Polenler vazeline yapışır ve böylece vücuda girişleri engellenebilir.

–Yağmurlu havalarda üzerinize polen de yağdığından vakit geçirmeden evde duş alın.

– Klimalarda kullanılan filtreleri her ay değiştirin, alerjenleri tutan özel filtreler kullanın.

– Beden temizliğinize dikkat edin, düzenli olarak el ve yüzünüzü yıkayın.

– Polen mevsiminde giysilerinizi açık havada kurutmayın.

– Polen mevsiminde arabada seyahat ederken pencereleri kapalı tutun.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Kulak Burun Boğaz

Sinuzit Tedavisinde Yeni Bir Yöntem: Balon Sinoplasti

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Son yıllarda, özellikle tıbbi teknoloji alanında gerçekleşen gelişmeler ile kronik sinüzitin cerrahi tedavisinde, bir yandan ameliyatın başarı şansını artırıp daha az travma ile gerçekleştirilmesi sağlanırken, diğer yandan da komplikasyon riskini önemli ölçüde azaltan teknoloji ve cihazlar kullanıma sunulmuştur. Bu teknolojik yenilikler içinde en önemlilerin biri ‘balon sinoplasti’. Sinüsler yüz ve kafa kemikleri içinde bulunan hava ile dolu odacıklardır. Yüzün her iki tarafında maksiller, etmoid, frontal ve sfenoid sinüs olarak adlandırılan dörder çeşit sinüs boşluğu vardır. Normal olarak burun ve sinüsler, günde yaklaşık olarak yarım litre mukus (sümük) salgılar. Üretilen mukus, burun örtüsü (mukoza) üzerinde hareket ederek toz parçacıklarını, bakterileri ve diğer havayla taşınan parçacıkları süpürür ve yıkar. Daha sonra bu mukus geriye boğaza süzülür ve yutulur. Birçok insan durumun farkında değildir çünkü bu normal bir vücut fonksiyonudur. Sinüsler, tat ve koku alma duyumuzu güçlendirir ve ayrıca solunan havayı nemlendirmek gibi görevleri vardır. Dolayısıyla iltihaplanmaları bu işlevlerin tam olarak yerine getirilmesini engeller. Her bir sinüs boşluğu buruna bir delik aracılığıyla bağlıdır. Bu bağlantılar görevlerini yerine getirmeleri için açık vaziyette olmalıdır

Sinüzit Nedir?

Sinüzit, sinüs boşluklarının iltihaplanmasıdır. Herhangi bir nezle, soğuk algınlığı durumlarında işte bu açıklıklar salgı ve şişlikler nedeniyle kapanır. Sinüs içinde akıntılar birikir, mikroplarında eklenmesiyle akut dediğimiz sinüzitler ortaya çıkar. Şikâyetler esasen yüzde dolgunluk hissi, baş ağrısı ve burun geniz akıntısı şeklindedir. Sinüs açıklıklarının uzun süre kapandığı durumlarda ise kronik sinüzit gelişir. Bu durumda baş ağrısı az görülür ancak akıntı ve burun tıkanıklığı devam eder. İltihabın çok aşırı olması sonucunda polip adı verilen oluşumlar gelişebilir.

Sinüzit Tanısı Nasıl Konur?

Sinüzit tanısında endoskopik burun muayenesi yanında paranazal sinüs bilgisayarlı tomografisi ve sinüs filmi gerekebilir.

Sinüzit Nasıl Tedavi Edilir?

Hangi Durumlarda Cerrahi Operasyon Gerekir? Sinüzit sebebi sinüs deliklerinin tıkanmasıdır. Bu tıkalı delikler açıldığı zaman sinüzit de iyileşir. Tıkalı delikler üç türlü açılabilir.

1. İlaç tedavisi ile

2. Fonksiyonel endoskopik sinüs cerrahisi (FESC) ve navigasyonlu FESC ile

3. Balon kateter yardımı ile, balon sinoplasti

İlaç tedavisi erken dönemde oldukça etkilidir. Israrlı ilaç tedavisine cevap vermeyen ve kronikleşmiş sinüzitlerde ameliyat gerekebilir. Ameliyattaki amaç; tıkalı olan sinüs yollarını açmaktır. Böylelikle sinüslerin havalanması sağlanmış olur. Havalanan sinüste enfeksiyon geriler ve kaybolur. Son 30 yıldır Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi bu hastalıkların çözümünde uygulanan basit bir tekniktir. FESC, endoskop denilen içinden ışık geçen ince aletler ileyapılan, burnun ve sinüslerin anatomik yapısına mümkün olduğu kadar az zarar vermeyi amaçlayan bir cerrahidir. Ameliyat, doktorunuzun tercihine ve size bağlı olarak lokal ya da genel anestezi altında yapılabilir. Ameliyat, ortalama yarım saat ile bir buçuk saat arası sürmektedir. Ameliyat sonrası hasta aynı gün ya da bir sonraki gün taburcu edilir. Ameliyat sonrası genellikle buruna tampon konması gerekmez. Hasta 3-5 günde normal günlük yaşamına döner.

Balon Sinoplasti

Balon sinoplasti olarak isimlendirilen tekniğin prensibi; sinüslerin tıkalı veya daralmış boşalma kanallarının bu bölgedeki dokuları kesip çıkartmadan, yalnızca balon kullanılarak genişletilmesi yolu ile sinüs havalanmasının ve mukusu boşaltma fonksiyonunun tekrar sağlanmasıdır. Aslında işlem tıkalı koroner damarların balon ile genişletilmesi mantığının sinüslerin deliklerine uygulanmasıdır.

Balon Sinoplasti’de Nasıl Bir İşlem Yapılmaktadır?

Genel anestezi altında, önce endoskop ve kateter yardımıyla dar sinüs ağızlarının yeri bulunmakta daha sonra bu kanallara kateter kılavuzluğunda balon yollanmakta, bu bölgede şişirilen balon yardımıyla kanallar genişletilmekte ve sinüslerin içleri yıkanmaktadır. Dirençli sinüzit vakalarında içerisinde ilaç içeren balonlar da son yılarda geliştirilmiştir.

Hastanemizde müzmin sünüzit tedavisinde geçerli olan FESC, navigasyonlu FESC ve Balon sinoplasti 25 yılı aşkın tecrübeyle başarıyla yapılmaktadır.

Balon Sinoplasti, Her Sinüzit Hastasına Uygulanabilir mi?

Balon Sinoplasti, her sinüzit hastasına uygun değildir. Kimlerde ve ne zaman uygulanacağına hastanın özelliklerine göre bir KBB uzman hekimi tarafından karar verilir. Doktorunuz durumunuzu ve tomografinizi inceleyerek karar verecektir. Aşırı polipli olgularda, mantar sinüzitlerinde ve tümör şüphesi olan olgularda Fonksiyonel Endoskopik Sinüs Cerrahisi (FESC) ya da başka yöntemler tercih edilmelidir.

Balon Sinoplasti Diğer Tedavilerle Aynı Anda Uygulanabilir mi?

Balon Sinoplasti, burun geniz eti ve konka cerrahisi gibi operasyonlarla birlikte uygulanabilir. Bazen, aynı hastanın bazı sinüs ağızları FESC ile bazıları da balonla genişletilebilir. Daha önce sinüslerine müdahale geçirip başarısız olan hastalarda da kullanılabilir.

Balon Sinoplasti Yöntemi Güvenilir Bir Yöntem Midir?

Diğer cerrahi uygulamalar az veya çok bir risk taşımasına rağmen Balon Sinoplasti, deneyimli ellerde güvenilirdir.

Balon Sinoplasti Sonrası İyileşme Ne Kadar Sürer?

Minimal invazif bir yöntemdir. Hastanede yapılmasına rağmen gecelemeyi gerektirmez. Hastadan hastaya değişmekle beraber aynı gün normal aktivitelere başlanabilir.

Balon Sinoplasti Uygulamasında Yaş Sınırlaması Var Mıdır?

Bu tekniğin uygulanabilmesi için öncelikle bu tedaviye uygun bir hasta profili olması yeterlidir. Küçük yaşlarda tüm cerrahi vakalarda olduğu gibi seçici davranılmalıdır. Sinüs kanallarına müdahale gerekiyorsa her yaşta güvenle kullanılabilir.

❍ Sinüsün ileri derecede daralmış ağzı ve içeride yeşil renkli iltihap sıvısı; kateter sinüse yerleştirilmiş,

❍ Kateterdeki balon şişirilmiş,

❍ Kateter dışarı çıkarılmış; sinüs içindeki iltihaplı sıvı boşalmış ve sinüsün ağzında uygun bir açıklık kalmış.

Balon Sinoplasti’nin Avantajları Nedir?

❍ Teknik dokulara zarar vermez. (Küçük, yumuşak, elastik ekipmanlar kullanılmakta, kapalı sinüs boşalma kanallarının kibarca açılması sağlanarak çok az doku hasarı ile sonuca ulaşılmaktadır.) Bu nedenle kanama, ağrı ve acı çok fazla olmaz

 ❍ Komplikasyon ihtimali düşüktür.

❍ Ameliyatın geri dönüşü olumludur, kanalların tekrar kapanması çok sık görülmez

 ❍ Hızlı iyileşme süresi; çoğu hasta operasyondan bir gün sonra günlük hayatına dönebilir. ❍ Teknik, diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir.

Okumaya Devam

Kulak Burun Boğaz

Otoskleroz Korkunuz Olmasın!

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Otoskleroz, orta kulak ve iç kulakta anormal kemik yapımı sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu yeni kemik oluşumu sesin asıl işitme organı olan iç kulağa iletimini engeller ve hastada işitme kaybı ortaya çıkar.

Nasıl İşitiriz?
Orta kulak, ses titreşimlerini zardan iç kulağa güçlendirerek iletmekle görevlidir. Bu işlev orta kulakta bulunan 3 kemikçik yardımı ile gerçekleştirilir:

Malleus (çekiç) en dışta, kulak zarına yapışık olarak yer alır.

İnkus (örs) ortada yer alır. Stapes (üzengi) inkustan gelen titreşimleri iç kulağa iletir.

Ses dalgaları önce zarı sonra çekiç ve örs, en son üzengiyi titreştirir. Stapes(üzengi) kemikçiği tarafından iç kulak sıvılarına iletilen ses titreşimleri iç kulakta işitme alıcıları tarafından algılanıp bilgiler beyne iletilir. Bu sinyaller beyinde değerlendirildiğinde işitme gerçekleşmiş olur.

Nasıl İşitme Kaybına Yol Açar? 
Otoskleroz hastalarında yeni kemik oluşumu sıklıkla stapes (üzengi) kemikçiğinin tabanına yerleşip onun hareket etmesini engeller ve iç kulağa ses iletiminde kayıp yapar. Bazen de iç kulak duvarında yerleşir. Her iki durumda da hastada  işitme kaybı gelişir.  

 
Nedeni Nedir? 
Otoskleroz hastalığının kesin nedeni bilinmemektedir. Hastaların bir kısmında ailesel (kalıtsal) geçiş söz konusudur.  

 
Belirtileri Nelerdir? 
Hastaların çoğunda yakınma yıllar içinde artan tek veya iki taraflı işitme kaybıdır. Kayıp yavaş gelişir ve hasta başlarda sadece hafif sesleri (fısıltı gibi) işitemediğini fark eder. Hastaların bir kısmı gürültülü ortamlarda karşılıklı konuşmaları daha iyi işittiğini ifade eder. Kulakta çınlama-uğultu diğer yakınmadır. Nadiren baş dönmesi veya hafif dengesizlik yakınmaları olabilir. Yakınmalar ergenlik, hamilelik gibi dönemler sonrası başlar ya da artış gösterir. Yavaş ilerlediğinden başlangıçta tek taraflı olan işitme kaybı tolere edilir. Hastalık içi kulağı tuttuğunda yakınmalar rahatsız edici ya da belirgin olur. Kadınlarda erkeklere göre daha sıktır. 

 
Tanısı Nasıl Konur? 
Hastanın bir Kulak Burun Boğaz hekimince yapılan muayenesinde kulak zarları genellikle normal görünümdedir. 
Diapozon adı verilen bir muayene aleti veya odyometri adı verilen ve özel cihazlarla, sesten yalıtılmış kabinlerde yapılan işitme ölçümleri tanının konulmasına yardımcı olur. Odyogram adı verilen işitme ölçüm sonucu ile hastalığın ameliyatla düzelecek safhaya gelip gelmediği de değerlendirilir. Timpanometri testi de tanıda yardımcıdır. 

 
Tedavisi Nasıl Yapılır? 
Otoskleroz hastalığında işitme kaybı belirli bir düzeye ulaşmışsa ameliyat etkili bir tedavi yöntemi halini alır. Otoskleroz hastalığı tedavisi için uygulanan ameliyata ‘stapedektomi’ ameliyatı denir. Genellikle ‘teflon piston’ diye bilinen bir protez, hareketsiz durumdaki üzengi kemikçiğinin yerine yerleştirilir. Özel beceri isteyen bu ameliyat, gelişmiş ameliyat mikroskopları kullanılarak bazen tercihe göre lazer yardımıyla yapılır. Operasyon genel anestezi veya lokal şartlarda yapılabilir. Operatörün tercihine göre genelde dikiş gerektirmeyen bir ameliyattır. Kendi uyguladığım yöntemde tüm operasyonu kulak kanalından kesi gerektirmeden yapmaktayım. Teknik olarak oldukça zor ama ehil ellerde o derece de başarılı bir operasyondur. 

İşitme kaybı hafifse, hasta ameliyatı kabul etmiyorsa, ya da çeşitli nedenlerle ameliyat için uygun değilse, ameliyat dışı tedavi seçeneği gündeme gelecektir. Bu durumda sesi yükselterek kulak kanalına ileten işitme cihazları yararlı olabilir. Ameliyat edilmeden izlenen hastalarda ilaç tedavisi uygulanabilir. Bu ilaçla hastalığın ilerlemesini yavaşlattığı düşünülmektedir. Ama sık tercih edilmez. Hastalığın belli dönemlerinde sadece izlem de yeterlidir. 

Ameliyat Sonrası Seyir Nasıldır? 

Ameliyat sonrası sorunsuz geçebilir. Baş dönmeleri olabilir. Eğer varsa gittikçe azalarak 7-10 gün kadar sürebilir. Bazen bulantı ve kusma da baş dönmesine eşlik eder. Ağrı nadiren olur ve hafiftir. İlk günlerde hasta yürürken yakınlarından destek alma gereksinimi duyabilir, araba kullanmak genellikle 2. haftadan sonra ve baş hareketleri ile oluşan baş dönmesinin tamamen düzelmesinin ardından düşünülmelidir. Uzun süren baş dönmeleri ve işitme sorunları olduğunda tekrar operasyonlar gerekebilir. 
 
Hastalara 2 ay kadar bir süre ağır bedensel iş yapmamaları, ağır yük kaldırmamaları, ıkınmamaları, basınç değişikliklerine maruz kalacakları uçak veya kara yolculukları yapmamaları öğütlenir. Tampon çıkartıldıktan sonra işitmede tam düzelme 2 ayı bulabilir. Başarılı bir ameliyatla işitmenin normal ve normale yakın olma olasılığı yüksektir. Bu 2 aylık dönem içinde hasta kulakta çıtırtı benzeri sesler duyabilme, sesler bozuk hoparlörden geliyor gibi metalik olarak algılanabilir. Yüksek seslerden duyulan rahatsızlık da ilk haftalarda hastaların sık dile getirdiği yakınmalardandır. 
 
Çoğu hasta 7-10 günden sonra işinin başına dönebilir. 
 
Ameliyatın Riskleri Nelerdir? 
Bir tedavi yönteminin istenmeyen, olumsuz sonuçlarına ‘komplikasyon’ adı verilir. Stapedektomi ameliyatının da oldukça nadir de olsa bazı komplikasyonları vardır.  
 
İhtimal sırasıyla dilde tat değişiklikleri oluşması, işitmenin düzelmemesi, kulak zarında delik oluşması, işitmenin daha kötüye gitmesi, baş dönmesi bu komplikasyonlar arasında sıralanabilir. Görülme oranları  %0,3-6 arasında olup oldukça düşük sıklıktadır. 

Sonuç olarak vücudun en küçük orta kulak kemikçiğinde mikroskobik düzeyde kireçlenme sonucu gittikçe artan öncelikle tek taraflı işitme kaybıyla ortaya çıkan bu hastalığın tedavisi kesisiz bir operasyonla mevcut olup yüz güldürücü sonuçlar rahatlıkla alınabilmektedir.  

Okumaya Devam

Kulak Burun Boğaz

Tükürük Bezi Hastalıkları

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Tükürük bezlerinden ilki yüzün lateral bölümünde yer alan kulak önündeki PAROTİS bezidir. Parotis alt kuyruğu alt çene köşesi ile SCM adalesi arasında yer alır. Parotis yüzeyel ve derin lobları fasial sinir tarafından ayrılır. Stenson kanalı ile üst ikinci molar diş hizasında ağız mukozasına açılır. Fasial sinir parotis bezine girince dallara ayrılır ve yüzün bir tarafının sinirlenmesini sağlar.

Tükürük bezlerinden ikincisi SUBMANDİBULAR bezdir. Çene altında iki taraflı yer alırlar. Wharton kanalı ile ağız tabanının ortasına açılırlar.

Tükürük bezlerinin sonuncusu SUBLİNGUAL ve MİNÖR tükürük bezleridir. Sublingual bezler bir çifttir. Lingual frenilumun iki yanında yerleşir ve ağız tabanına açılır veya submandibular bezin duktusu bartholin kanalına bağlanarak açılırlar. Sublingual bezlerin mukoselleri RANULA olarak adlandırılır.

Minör tükürük bezleri üst solunum yollarında yerleşir , ağız boşluğunda yoğunlaşır ve 600 – 1000 adet bulunabilirler.

GÖRÜNTÜLEME

  1. Manyetik rezonans; Ameliyat sonrası dönemde veya kemoterapi ve radyoterapi tedavisi sonrası nüks tümörü takipte MRG yanı sıra PET ( pozitron emisyon tomografi ) ve iğne aspirasyon biyopsisi ( İAB ) tamamlayıcı olarak kullanılabilir. Nükleer sintigrafi ; WARTHİN tümörü ve onkositomun tanısında yararlıdır. 
  2. Ultrason ; Renkli doppler ultrason , artmış damarlanmayı belirleyerek malignansiyi öngörebilir.

SİALOADENİT

  1. Akut İltihaplı Sialoadenit 

Yaşlı , düşkün ve post operatif hastalarda en sık parotis etkilenir. Parotiste tipik olarak tek taraflı şişlik ve STENSON kanalından iltihap gelişi izlenir. BT’de taş veya apse görülür. Tedavisi antibiyotiklerle mümkün olur. 

  1. Kronik Sialoadenit

STENSON kanalının stenozuna sebep olur ve bezin salgılama fonksiyonları azalır. Antibiyotik tedavisine cevap vermezse cerrahi olarak tam sialoadenoidektomi gerekebilir. 

  1. Sialolithiazis

Tükürük kalkulusu ( sialolit ) sekretuar bozuklukla başlar. Lümendeki sekretuar materyal yoğunlaştıkça kalsifikasyon artar , obstrüksiyon ve enflamasyon oluşur.  Atrofi sonucunda sekretuar aktivitenin azalması nedeniyle enflamasyon kronikleşir ve sonuç olarak sialolit gelişir. Tükürük kalkulus görüntülemesi düz grafi , sialografi , ultrason , BT ve sintigrafi ile yapılabilir.

  1. Sialoendoskopi 

Tükürük bezi şişliklerinin sebebini bulmada ve tanıda yararlı olabilir. Böylece çok belirgin olmayan sebepler belirlenebilir. 1.3 mm’lik endoskoplar kullanılabilir. 

TÜKÜRÜK BEZLERİNİN TÜMÖR VE KİSTLERİ

  1. Selim Tümörler
  1. Mikst tümörler ; en sık tükürük bezi tümörüdür.
  2. Myoepitelyoma ; tükürük bezinin %1’ini oluşturur. 
  3. Warthin tümörü ; parotisin en sık 2. Selim tümörüdür.
  4. Bazal hücreli adenom ; ileri yaşlarda ortaya çıkar.
  5. Kanaliküler adenom ; genellikle üst dudakta yavaş büyüyen kitledir.
  6. Onkositom ; tükürük bezi tümörlerinin %1’idir.
  7. Lipom ;
  8. Akiz tükürük bezi kistleri 
  9. Sialoadenozis ; tükrük bezlerinin simetrik büyümesidir.
  10. Malign Tümörler
  1. Mukoepidermoid karsinom ; en sık görülen malign tümördür.
  2. Adenoid kistik karsinoma ; malign tükürük bezlerinin %10’unu teşkil eder.
  3. Asinik hücreli karsinoma ; tedavi iyi cerrahi sınırla eksizyondur.
  4. Epiteryal – Miyoepitelyal karsinoma ; 
  5. Tükürük kanalı kanseri ; 
  6. Terminal duktus adeno kanser ;
  7. Adeno kanser
  8. Eks – Pleaomorfik adenoma ; en sık habis mikst tümördür. Uzun süredir var olan mikst tümörden gelişir.
  9. Lenfoma ; parotis en sık tutulan tümördür. Primer lenfoma parotis içindeki lenfositlerden gelişir. 

Okumaya Devam

Trendler