İnme Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Fizyoterapist

İnme Sonrası Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

Yayınlanan

üzerinde

İnme; tüm dünyada yüksek düzeyde mortaliteye ve uzun dönem özürlülüğe yol açan, tekrarlama riskine sahip nörolojik hastalıkların başında gelmekte olup yalnız hastayı değil tüm hasta ailesini de olumsuz etkileyen bir hastalıktır. Tüm dünyada koroner kalp hastalığı ve kanserlerin ardından 3.sıklıkla ölüme neden olan hastalıklardan biridir. WHO(Dünya Sağlık Örgütü)’nun tanımlamasına göre ise İNME vasküler nedenler dışında görünür bir neden olmaksızın fokal serebral fonksiyon kaybına ait belirti ve bulguların hızla yerleşmesi ile karakterize bir klinik sendromdur.

Beyin vücut ağırlığının %2’sini oluşturduğu halde metabolik olarak vücuttaki en aktif organlardan biridir ve bu aktiviteyi sağlayabilmek için zengin bir kan akımına ihtiyaç duyar. Her kalp atışında çevresel dolaşıma pompalanan kanın yaklaşık %20’si beyin tarafından kullanılır. Beyin bu kanla ise metabolik gereksinimlerini karşılar.Beynin kendi dokusunun ise oksijen ve glukoz depolayabilme özelliği yoktur. Bu nedenle beyin kan dolaşımının

  • 6-10 sn durması;kişide geri dönüşlü nöronal değişiklikler ve bilinç kaybına yol açar.
  • 2 dk içinde beynin tüm aktiviteleri durur.
  • 5 dk sonra ise geri dönüşsüz değişiklikler meydana gelir.

Daha anlaşılır bir deyişle İnme;beyni besleyen arterlerin tıkanma veya kanama gibi nedenlerle kan akımını kalpten beyne iletememesi ve bunun sonucunda beyin dokusunun nekroza uğramasıdır.

RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR;

  • Yaş(inme geçirenlerin yaklaşık %70’i 65 yaşın üzerindedir.
  • Hipertansiyon
  • Diyabet
  • Sigara ve Alkol Kullanımı
  • Aşırı stres
  • Sedanter(hareketsiz) yaşam tarzı
  • Bağımlılık yapıcı maddeler

HEMİPLEJİ NEDİR?

Hemipleji ise serebral dolaşımdaki patolojik değişiklikler sonucu gelişen  ve vücudun bir yarısında(sağ veya sol) nöromusküler fonksiyon bozuklukları ile karakterize vasküler bir sendromdur. Beynin sol tarafında meydana gelen hasarlar vücudun sağ tarafını, sağ tarafında meydana gelen hasarlar ise vücudun sol tarafını etkilemektedir. Dünya genelinde en sık karşılaşılan beyin ve sinir sistemi bozukluklarından biri olan hemipleji daha çok orta yaş ve üzerinde görülse de her yaş grubu risk altındadır.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Baş Ağrınız Hangi Gruptan?

Hemipleji Belirtileri;

  • Sağ ya da sol taraf yüz, kol ve bacaklarda uyuşukluk hissi, hissizlik, dokuda sertlik, kuvvet kaybı ya da hareket kaybı veya hareket fonksiyonlarında azalma,
  • Spastisite,birleşik reaksiyonlar
  • Yürümede ve ayakta durmada güçlük yaşama ve denge bozuklukları,
  • Duyu-algı  bozuklukları,
  • Konuşmada güçlük yaşama(afazi)
  • Günlük yaşam aktivitelerinde kısmi bağımlılık
  • Hafıza kayıpları,
  • Yer ve zaman kavramlarını algılamada güçlük yaşama

HEMİPLEJİ REHABİLİTASYONU

İnme ani gelişen,önemli hayati tehlikeler ile genellikle  kişide ömür boyu devam edecek olan bir özür oluşturduğu için ilk andan itibaren üst düzey bir sağlık uygulaması,iyi bir disipliner koordinasyon ve rehabilitasyon gerektirmektedir. İnme geçirmiş hastaları sadece fiziksel sorunları ile ele almak oldukça yanlış olur. Fiziksel sorunların yanında mental problemler, günlük yaşam aktiviteleri, dil ve konuşma problemleri ve en önemlisi de psikolojik problemler mutlaka değerlendirilmeli ve uzmanlar tarafından ele alınmalıdır. Bu nedenle hemipleji rehabilitasyonunda fizyoterapistler, fizik  tedavi uzmanları ,nörologlar ,sosyal hizmet uzmanları, psikologlar,iş uğraşı terapistleri ve dil-konuşma terapistleri iş birliği içinde çalışmalıdırlar.

İNME SONRASI FİZİK TEDAVİ  VE REHABİLİTASYON

Hemipleji rehabilitasyonunda oluşturulmuş ve dünyaca kabul görmüş çeşitli konseptler vardır.(Bobath,Margaret Johnstone,Kısıtlayıcı Yoğunlaştırılmış Hareket Tedavisi,Robot Destekli Tedavi Yaklaşımları,Sanal Gerçeklik Tedavisi gibi)Bu konseptlerin ise ortak amacı hastayı maksimum düzeyde eski hayatına geri döndürüp adapte edebilmektir.

İnmede nörolojik iyileşme en fazla ilk 3 ayda olmakla beraber, daha yavaş bir şekilde ilk 6 aya kadar devam edebildiği, çok nadiren de 1 yıla kadar sürebildiği bilinmektedir . Motor iyileşmenin %80’i ilk 3 ile 6 ay içinde meydana gelir.  Yapılan çalışmalarda inme geçirenlerin %85 inde hemipleji, yine inme geçirenlerin %55-75 inde üst ekstremite fonksiyon kısıtlılığı geliştiği rapor edilmiştir. İnme rehabilitasyonunda hedef; mevcut yetersizliklere rağmen bireye en yüksek fonksiyonel bağımsızlık düzeyinin kazandırılması ve yaşam kalitesinin arttırılmasıdır. Hemiplejik hastaların  fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının erken evrede başlatılması da önemlidir. Geç kalınan tedavilerde hemiplejiden kaynaklanan;

  • Kemik erimesi
  • Ortostatik hipotansiyon(immobilizasyon neden olur)
  • Ödem
  • Eklem limitasyonlaarı,kontraktürler
  • Omuz subluksasyonları
  • Bası yaraları
  • Toplardamarda iltihaplanmalar
  • Bağırsak fonksiyonlarında bozukluk gibi farklı komplikasyonlar ortaya çıkabilmektedir.

Fizyoterapist neler uygular;

Her fizyoterapist hastayı kendi kullandığı konseptlerle değerlendirir ve hastanın seviyesine uygun tedavi planını hazırlar. Ama ilk etapta amaç komplikasyonların önüne geçmek olmalıdır.Spastisite inhibisyonu ve normal hareket paternlerinin kazandırılması ise bu sıralamaya eşlik eder.

  • POZİSYONLAMA:Hemi(etkilenmiş taraf) ekstremitenin doğru pozisyonlanması mutlaka bir fizyoterapist tarafından yapılmalı ve bu pozisyonlar hasta yakınlarına öğretilmelidir.Pozisyonlamalar bası yaraları(yatak yarası)nın önüne geçerken kan akışını düzenler ve 2. Bir inme geçirme riskini azaltır

Eğer hastada bası yarası varsa pozisyon yarım saatte bir yoksa 2 saatte bir mutlaka değiştirilmelidir.

  • SPASTİSİTENİN İNHİBİSYONU
  • EKLEM HAREKET AÇIKLIĞININ KORUNMASI
  • NORMAL HAREKET PATERNLERİNİN KAZANDIRILMASI
  • DENGE ÇALIŞMALARI(statik ve dinamik denge)
  • YÜRÜME EĞİTİMLERİ
  • TEKERLEKLİ SANDALYE ,baston,walker vs. kullanma EĞİTİMİ
  • Gerekli ise kişiye uygun ORTEZ ÖNERİLERİ
  • DUYU KAZANIMI
  • Yutma fonksiyon kaybı var ise YUTMA REHABİLİTASYONU
  • Konuşma Problemine yönelik KONUŞMA TERAPİSİ
  • Hafıza etkilenimleri için KOGNİTİF REHABİLİTASYON

Her hastalık kişiye özel olduğu gibi her tedavi de hangi konsepte dayanırsa dayansın kişiye özel olmalıdır. Bu nedenle kişiler inme geçirdikten sonra uzman hekiminin izin verdiği en erken zamanda rehabilitasyon uygulamalarına başlamalıdır.Erken müdahale hastalarda en iyi geri dönüşleri sağlama ihtimalimizi de artırmaktadır.Siz de inme sonrası fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmetiniz için mutlaka hekiminize ve fizyoterapistinize danışın.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fizyoterapist

Fibromiyaljide Fizyoterapi ve Rehabilitasyon

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Fibromiyalji Sendromu (FMS) etiyolojisi tam olarak bilinmeyen yaygın kronik ağrı ve pek çok fiziksel sorun ile seyreden, birçok duyarlı nokta eşliğinde multisistemik bir hastalıktır. FMS’nin görülme sıklığı yaşla birlikte artmaktadır ve en sık 40-60 yaş arasında görülmektedir. Görülme sıklığı kadınlarda erkeklerden 4-9 kat daha fazladır.Duyarlı noktaların varlığı anksiyete, depresyon, yorgunluk ve somatik belirtilerle olduğu gibi, ağrı ile de ilişkilidir.Ağrı duyarlılığı ve psikolojik etkenlere göre birbirinden farklı alt gruplar olabileceği ve bu alt gruplardaki hastaların tedaviye yanıt ve gidiş açısından farklılık gösterebileceği bildirilmektedir. Ağrı FM’de temel belirtidir ve tedavide de ön planda yer almaktadır. FM’de ağrının nedeni henüz tam olarak açıklanamamaktadır. Kronik ağrılı durumlara sıklıkla depresyon ve anksiyetenin eşlik etmesinden dolayı FM’nin psikiyatrik bozuklukların ya da psikofizyolojik anormalliklerin belirtisi olabileceği bildirilmiştir. Ancak FM’de görülen kronik ağrının özellikle sosyal yaşamı bozarak depresyon ya da anksiyeteye neden olabileceği de bildirilmektedir.FMS’ye sıklıkla uyku ile ilgili problemler, yorgunluk (yorgun uyanma, dinlenememe), bitkinlik, sabah tutukluğu, migren, dismenore, sık idrara çıkma, irritable kolon sendromu eşlik etmekte olup yapılan bir çalışmada, FMS’nin sıklıkla fiziksel bir travma ya da viral bir enfeksiyon sonucunda başladığı bildirilmiştir . FMS Amerika’da genel popülasyonda %2, yetişkin kadınlarda %3.4, yetişkin erkeklerde %0.5 oranında görülürken ülkemizde yapılan bir çalışmada hastalığın görülme sıklığı %3.6 olarak bulunmuştur.FMS’de yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyen sorun kronik ağrı ve zamanla gelişen yeti yitimidir. Hastalar şiddetli ağrı, isteksizlik ve yeti yitimi nedeniyle ile normal aktivitelerini sürdürememekte dolayısıyla hastaların sosyal ve mesleki yaşantılarında sorunlar yaşamalarına sebep olmaktadır. Ayrıca FMS hastaları, hastalığın getirdiği sorunlar nedeniyle depresyon, kaygı, somatizasyonda artış ve travma sonrası stres bozukluğu gibi pek çok psikolojik sıkıntılar yaşamaktadırlar. Fibromyalji hastaları sıklıkla yaşadıkları şiddetli ağrılar ve yeti yitimi ile ilişkili olarak depresyon yaşamaktadırlar . Yapılan araştırmalarda fibromyalji hastalarının %20’sinde major depresyon olduğu, yaklaşık %50’sinin de depresyon puanlarının yüksek olduğu bulunmuştur . Ülkemizde yapılan bazı çalışmalarda FMS hastalarının kontrol grubundaki bireylere göre daha sık depresyona girdiği ve daha yüksek düzeyde depresif belirtilerinin olduğu belirlenmiştir. Fibromyalji hastalarının sıklıkla yaşadığı diğer bir psikolojik sorun ise kaygıdır. Hatta birçok çalışmada fibromyalji hastalarının depresyondan daha çok kaygı yaşadıkları bulunmuştur . Fibromyalji hastalarının yaşadığı kronik, yaygın ağrının kaygıyı artırıcı bir faktör olduğu ileri sürülmektedir . Bir grup bilim insanı, 529 fibromyalji hastası ile yaptıkları çalışmada fibromyalji hastalarının depresif belirtilerden (%56) daha çok kaygı (%71) rapor ettiklerini bildirmişlerdir. Sosyal destek, kronik hastalığı olan bireylerin hastalığın getirdiği problemlerle baş etmesinde önemli bir faktördür . Sosyal destek, hastalara duygusal rahatlık vermekte, sorunları ile başa çıkma yolları kazandırmakta ya da günlük yaşamda ve kriz anında stresin olumsuz etkilerine karşı bireyleri korumaktadır. Yapılan pek çok çalışmada daha yüksek düzeyde sosyal destek alan ya da algılayan hastaların depresyon ve kaygı düzeylerinin daha düşük olduğu bulunmuştur. Kişinin yaşantısını etkileyen önemli kavramlardan biri de öz yeterlik olup bireylerin çeşitli durumlar ile başa çıkabilmek için gerekli olan eylemleri ne kadar iyi yapabildiklerine ilişkin inançları olarak tanımlanmıştır .İnsanların yaşam boyu deneyimleri doğrultusunda, başa çıkma yeteneklerini geliştirdiklerini ve öz yeterlik inançları arttıkça da davranışlarında olumlu değişikliklerin olduğu belirtilmiştir . Bireyler, öz yeterlik inançları arttıkça hem fiziksel hem de psikolojik olarak kendilerini daha sağlıklı hissetmektedirler. Bu nedenle fibromiyalji hastaları ile çalışan sağlık personelinin bu hasta grubunun psikolojik sorunlarını azaltmak için hastaların algıladıkları sosyal destek ve öz yeterlik düzeylerini artıracak müdahalelere önem vermeleri yararlı olacaktır.Fibromyaljinin sebebi belli olmayan, yaygın vücut ağrısı, belirli bölgelerde ağrılı noktalar, başta bel-boyun olmak üzere tüm vücutta hissedilen tutukluk, azalmış ağrı eşiği,yorgunluk, uyku bozuklukları ile beraber görülen kronik, eklem dışı kas iskelet sistemi hastalığı olduğundan söz etmiştik. Fibromyaljiye bazen pelvik ağrı, kronik bel ağrısı,irritabl mesane ve barsak sendromunun eşlik ettiği görülmektedir. Fibromiyaljinin oluşmasında genetik faktörler rol alsa da hem genetik hem çevresel ve nörohormonal faktörlerin de etkisinin olduğunu, yapılan çalışmalar ışığında söyleyebiliriz. Fibromyaljili hastalarda en fazla görülen şikayetlerden biri kronik ve yaygın ağrıdır. Ağrı yanıcı ve batıcı tarzdadır. Aktivite ile artan ağrıdan şikayet eden hastalar için egzersiz yapmak zorlaşır. Genellikle sabahları yaşanan tutukluk,bazı kişilerde gün boyu devam edebilir. Fibromyaljili hastalar basınca karşı hassastır ve aynı zamanda sıcak ve soğuğa toleransları azalabilmektedir. Fibromyalji’de çok çeşitli problemler birlikte görülür dolayısıyla değerlendirme ve tedavi çok yönlü yapılmalıdır.Fizyoterapi ile amacımız ağrı,yorgunluk,tutukluk şikayetlerinin azaltılması,fonksiyonelliğin, egzersiz kapasitesi ve yaşam kalitesinin artırılmasıdır.Egzersiz eğitiminde; aerobik egzersiz, kuvvet egzersizleri, esneklik ve su içi egzersizleri, klinik pilatesi sayabiliriz. FMS’de kas gücü ve dayanıklılığında azalma saptanmıştır . Yapılan çalışmalarda aerobik, güçlendirme, germe, gevşeme egzersizleri ile akuatik egzersizlerin etkinlikleri araştırılmış ve egzersizin FMS tedavisinde etkili olduğu gösterilmiştir . FMS’de egzersizin temel amaçları stresin azaltılması, bozulmuş postürün düzeltilmesi, dayanıklılığın arttırılması ve kardiyovasküler enduransın restorasyonudur . Günümüzde FMS tedavisinde düşük yoğunluklu aerobik egzersizler ve diğer tedavi yöntemleriyle kombine edilebilen egzersiz programları önerilmektedir. FMS’de egzersiz programları bireysel olarak düzenlenmeli, hastanın egzersiz kapasitesinin altında başlanmalı ve kademeli arttırılarak hastanın tolerans durumuna göre düzenlemeler yapılmalıdır.Tedaviye gevşeme teknikleri, yüzeyel ısı ajanları, hidroterapi, balneoterapi,ılık-sıcak banyolar,çamur banyoları ve spa da dahil edilebilir. Yapılan çalışmalarda medikal masajın, fibromyaljili hastalarda uyku kalitesini artırmada faydalı olabileceği görülmüştür. Fibromyalji’de ilaç tedavisi, egzersiz tedavisi, hasta eğitimi ve kognitif davranışsal tedavi gibi yaklaşımların bir arada kullanımı önerilmektedir.

Okumaya Devam

Fizyoterapist

Diz Kayması (Patellar Dislokasyon)

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Diz eklemi altta tibia üste femur kemiklerinden oluşan ve üzerlerinde üçgen şeklinde patella dediğimiz diz kapağından oluşmaktadır bu eklem bizim günlük hayatta rahat hareket edebilmemizi sağlamaktadır Ayrıca çeşitli adaptasyonları sağlamak için de bize hareket kolaylığı sağlamaktadır. Bu eklemin rahat hareket edebilmesi için eklem çevresinde bağ ve kas yapıları mevcuttur bağ ve kas yapılar diz ekleminin stabilizasyonunu sağlar özellikle diz kapağı Yani patella çevresinden geçen ve yürümemiz de ve hareket etmemizde etkisi büyük olan bazı kas grupları vardır. Bunlardan en önemlisi kuadriseps dediğimiz üst bacak kası olarak da bilinen büyük bir kas grubudur. Bu kas diz kapağı üzerinden devam ederek alttaki kemik olan tibiaya tutunur Bu da Hareket sırasında diz kapağının kemiğe sürtünmesini ve yerinden çıkmasını ve de istenmeyen hareketlerin ortaya çıkmasını engellemektedir özellikle çok hareketsiz kalan kişilerde uzun süre masa başında oturan kişilerde bu kas grubu zayıflamaya başlar zayıflamanın sonucunda bu kas grupları diz kapağının yani patellanın düzgün hareket etmesini kontrol edemez hale gelir bunun sonucunda kişi dizini katlarken ya da katlanmadan geri açarken diz kapağı olması gereken yerinde ve gereken şekilde hareket etmez ya da hareket sırasında hareket edeceği sınırların dışında bir yer değiştirme gösterir bu kontrolsüz ve düzensiz yer değiştirme İlerleyen zamanlarda daha fazla olarak diz kapağının olması gerekenden çok daha dışta bir yere kaymasına neden olur işte bu toplum arasında diş çıkması veya diz kayması Tıp dilinde patellar dislokasyon olarak da bilinen bir hastalığı bize göstermektedir

Bu rahatsızlığı yaşayan kişiler özellikle yürürken dizlerinin katlarken Merdiven çıkarken veya oturma pozisyonundan ayağa kalkarken diz kapağının çok fazla hareket ettiğini Ya da aynı şekilde çok fazla merdiven çıktıysa veya çok fazla yol yürüdüysem dizinin çok ağrıdığını Hatta şişliğini Hatta ısı artışının olduğunu söylerler kişilerin yaşam kalitesini çok fazla etkileyerek ciddi bir diz ağrısı neden olur. Önlemi alınmazsa diz kapağı çevresindeki Bağları zorlayacak ve İlerleyen zamanlarda bağ yaralanmalarına da Sebep verecektir

Akıllara gelen Bir diğer soru ise neden bu diz kapağı dışa çıkma eğilimindedir Bunun sebebi de şudur ki bacağımızın dış grubunda ki kaslar iç grubundaki kaslardan daha kuvvetlidir ve zayıflama durumunda bacağın dış grubundaki kaslar diz kapağını daha çok dışa çekerek olması gereken yerden daha fazla dışa gelmesine neden olurlar işte bu da diz kaymasının yani pateller dislokasyonun göstergesi olarak karşımıza çıktadır bu rahatsızlık her yaştan her kesimden kişilerde görülebilir illa belli bir yaş grubunda ve belli bir Cinsiyette olması diye bir durum söz konusu değildir kas kuvveti zayıflayan uzun süre masa başında kalan hareketsiz kalan kişilerin diz kapaklarındaki bu kayma kaçınılmazdır bu kayma İlerleyen dönemlerde ciddi bir diz ağrısı ile sonuçlanmaktadır

Peki bu Rahatsızlığın tedavisinde ne yapmamız gerekiyor başta dediğimiz gibi bu hastalığın en büyük sebebi kas kuvvetindeki azalmadır bundan dolayı yapacağımı en önemli şey de bu hastalarda kas kuvvetini arttırmamız olacaktır diz çevresindeki kas kuvvetini arttırdığımız da diz kapağının etrafını saran kas kuvveti yeterli güçte olduğunda diz kapağı hareketler sırasında olması gereken yerde olacak herhangi bir sapma herhangi bir yerinden çıkma gibi bir durum söz konusu olmayacak problem toparlanmış olacaktır. 

Tedavi süresince kasları kuvvetlendirirken illaki ağrı olacaktır bu süreçte mutlaka doğru bir egzersiz programı belirlenmelidir Ayrıca buz uygulaması ve antienflamatuar ilaç uygulamaları da bize yardımcı olacaktır  Kas kuvvetinin Günden güne artması ile diz kapağının yeri stabil hale gelecektir Tabii stabizasyon arttıkça da herhangi bir kayma ve herhangi bir çıkma olmayacaktır.

Ayrıca rahatszılık tedavisinde fizik tedaviden de faydalanabilir fizik tedavide uygulanan bazı elektrik kuvvetlendirici akımlar bantlama teknikleri buz uygulamaları tedavide bize faydalı olabilecek yöntemlerdir Ayrıca hastadan günlük hayatında mutlaka egzersizi yapmasını gerektiğini ve kas kuvvetinin korunması gerektiğini mutlaka söylememiz gerekiyor çünkü kullanılmayan kaslar zayıflamaya mahkumdur uzun süre hareket etmeyen uzun süre çalışmayan kaslar zayıflamaya hatta kısalmaya mahkumdur bundan dolayıdır ki kas kuvvetinin mutlaka ve mutlaka güçlü olması gerekiyor. Ayrıca kaslarımızın düzenli olarak germe  yaparak kas kısalıklarını yani kontraktür dediğimiz kısalmalarını engellememiş oluruz  Çünkü bu kısalmalarda yürüme ve hareketler sırasında çekiş acısını etkileyeceği için sakatlıklara sebep vermektedir. 

Tabi Yapılan bu tedaviler her zaman cevap vermeyebilir ilerlemiş durumlarda dizin kayma miktarı çok fazla arttığı durumlarda yapılacak egzersizler ve kuvvetlendirmeler tek başına yeterli olmayabilir İşte bu durumlarda cerrahiden yardım alınabilir cerrahi işlemle bağların ve tendonun boyu kısaltılarak tekrar diz kapağının olması gereken yerde sabitlenir ve cerrahiden sonra mutlaka yine kas kuvvetlendirme yapmak gerekir Çünkü kuvvetlendirilmiş kas yine stabilizasyon sağlamaz yine aynı sıkıntılar başımıza gelebilir

 Sonuç olarak düzenli bir egzersiz programı oluşturarak günlük 20- 30 dakika arasında yapılacak germe ve kuvvetlendirme egzersizleri ile oluşabilecek bu tarz problemlerin önüne geçmiş olacağız Unutmayalım ki biz vücudumuza ne verirsek karşılığında onu alırız fiziksel hastalıkların tedavisi yine fiziksel egzersizlerle olmaktadır Biz ne kadar aktif ve doğru Hareket edersek o kadar rahatsızlık sakatlanma veya  herhangi bir problem  riskini de azaltmış olacağız.

Okumaya Devam

Fizyoterapist

Kronik Ağrılara Doğal Çözümler

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

SICAK/SOĞUK TERAPİ :Ağrıyı hafifletmenin bir yolu ağrılı bölgeye sıcak/soğuk uygulamaktır. Kas spazmında bazı kas, eklem veya nörolojik travmaya bağlı ikincil cevaplar açığa çıkar ve ısı uygulaması ile ağrı azaltılır.Isı tedavisi sonucu sinir iletim hızı azalır ve vücutta gevşeme görülür.Isı uygulaması ile meydana gelen dolaşımdaki değişiklikler ağrıyı azaltmada faydalıdır

Kan akışının hızlanması o alandaki iyileşmeyi hızlandırmakla kalmaz, zedelenmiş dokudaki atıkların daha çabuk uzaklaşmasını sağlar.Ağrının azaltılmasında soğuk uygulama da kulanılabilir. Burada önemli olan hangisinin ne zaman uygulanması gerektiğini bilmektir.Vücuttan ısı kaybına sebep olarak dokuların ısısını tedavi edici amaçla azaltmak için yapılan uygulamadır.Soğuk uygulama sayesinde;Sinir iletim hızı azalır,ağrıya neden olan metabolitler uzaklaşır, ödem ve spazm azalır, bölgedeki inflamasyon azalır.

Travmalardan sonra ilk 24-48 saat içinde soğuk uygulama tercih edilir.

Soğuğun uzun süreli kullanımı hem lokal hem de merkezi değişikliklere yol açar.Soğuk uygulama bu mekanizmalar ile ağrılı uyaranları bloke eder.

TERAPÖTİK MASAJ :Vücuttaki kronik ağrıları hafifletmenin bir yolu da masajın rahatlatıcı etkisinden faydalanmaktır. Masaj, kas deri ligament ve fasya gibi yüzeyel ve yumuşak dokulara ve yüzeyel dokular altında yer alan bazı yapılara sistematik ve bilimsel bir şekilde uygulanan stroking, friksiyon, vibrasyon, perküsyon, kneading ve kompresyon hareketlerinin kombinasyonundan oluşan tedavi edici manuel yöntemlere verilen genel addır.

Masaj ; fiziksel kondisyonu korumak,Gevşeme sağlamak, Dolaşımı uyarmak

Kardiyovasküler sistem ve sinir sisteminde tedavi edici etkiler oluşturmak amacıyla kullanılabilir.

Ayrıca Kronik ağrı, hareket kısıtlılığı, yaralanma sonrası, postur

Bozukluğu sebebiyle, fibromyalji ve kas gerginliğinde masaj tedavisi kullanılabilir.

Masaj uygulamasının kişide kişiye değişmekle birlikte haftada 2 gün, 30-45 dakika süreyle yapılması uygun olacaktır.

Bel ve boyun bölgelerinde uygulanacak masajın özellikle fizyoterapistler tarafından yapılması büyük önem taşır. Eğitimsiz kişiler tarafından yapılan masaj uygulamalarında kalıcı sakatlıklar karşımıza çıkabilir.Aman dikkat!

FİZYOTERAPİST İLE KLİNİK PİLATES :Klinik Pilates metodu, ana merkez stabilitesinin sağlanmasının önemi üzerinde duran, zihin ve beden merkezleme tekniğidir.Egzersiz hareketleriyle birlikte nefes kontrolü ve zihin-beden bütünlüğünü kombine eder.Klinik pilatesin normal pilatesten  farkı egzersizler de nefes kontrolü  ile birlkte nötral omurganın sağlanmasıdır. Klinik pilates ile kaslar olması gereken uzunluğa kavuşur ve gerekli esneklik sağlanır. Son zamanlarda Klinik pilates fizyoterapinin önemli bir parçası haline gelmiştir. Eklem ağrılarından duruş bozukluğuna kadar birçok rahatsızlıkta tamamlayıcı olarak kullanılmaktadır.Ağrıları azaltmak, iyileşmeyi hızlandırmak ve  fonksiyonelliği artırmak için haftanın 2 günü klinik pilates yapılabilir.Pilates,temel egzersizleri doğru yapılmazsa sakatlanmalara neden olan bir egzersizdir.Sağlık açısından güvenli olması sebebiyle fizyoterapist tarafından yaptırılan klinik pilatese şans verebilirsiniz.

YOGA  :Ağrılar için yararlanabileceğiniz  bir aktivite de yoga yapmaktır.Yoga sağlığa olan yararları sebebiyle hastalarda ve fiziksel aktiviteyi artırmak ve ağrıları  önlemek için sağlıklı bireylerde uygulanan güvenli bir yaklaşımdır.Yoga, eklemler ve büyük kas gruplarına etki ederek kas iskelet sisteminin fonksiyonlarını düzenler.Yapılan çalışmalar kronik bel ağrısı olan kişilerde yoga terapisinin denge,ağrı şiddeti, fonksiyon ve yaşam kalitesi üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermiştir.Ayrıca yoganın,anksiyete, depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar üzerinde olumlu etkileri,stres yönetimi yapabilme kabiliyetini , duygusal ve sosyol iyilik halini artırarak kişinin sosyal sağlığını iyileştirebildiğini söylemekte yarar var.

PLANLANMIŞ AEROBİK EGZERSİZ:Düzenli fiziksel aktivite yaşamın vazgeçilmez bir parçasıdır.Düzenli fiziksel aktivite ile kalp-akciğer sistemi ve kassal uygunluk, kemik sağlığı, koroner kalp hastalıkları, yüksek kan basıncı, inme, şeker hastalığı, kolon ve meme kanseri,depresyon ve kilo kontrolünün sağlanması direkt ilişkili bulunmuştur. Düzenli yapılan aerobik egzersizler( yürüyüş,yüzme,koşma,bisiklet binme) sağlığınızın güçlenmesi için çok önemlidir. Düzenli yapılan egzersiz  başta kas iskelet sistemi yaralanmalarını önler, nörolojik hastalığa yakalanma riskini ve dikkat dağınıklığını azaltır. Egzersiz, beyni korumanın yanı sıra sindirim, boşaltım ve bağışıklık sistemlerini, metabolizmayı,cildi,bedeni, kemik yoğunluğunu,kan dolaşımını ve kalp sağlığını güçlendirir.İdeal sağlık faydaları için Haftanın beş günü 30-45 dakikalık fiziksel aktivite yapmanız ve günlük 10.000 adım atma önerisinde bulunmuş olalım.Yürüyüş, günlük yaşamda herkes için yapılabilecek bir egzersiz türüdür ve ideali 30-45 dakikalık tempolu yapılması şeklindedir.Yemeklerden bir saat sonra yapılması ve rahat kıyafet kullanılması ayrıca özel üretilmiş spor ayakkabı giyilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

SU, VÜCUT SAĞLIĞI İÇİN ELZEMDİR! Sağlığımız için günde 2-2.5 litre su içmek oldukça önemlidir.İçtiğimiz suyun temel  görevleri arasında Yediğimiz yiyeceklerin sindirimi, emilimi, zararlı maddelerin vücuttan atılması, vücut ısısının korunması, vücudumuzdaki  asit- baz dengesinin sağlanması yer alır. Eklem sağlığımız için çok önem arz eden su olması gerekenden daha az tüketilirse bir takım sağlık sorunlarına neden olabilir. Günlük önerilen miktarın altında su tüketen kişilerde kas ağrılarının görüldüğünü belirtelim.Ayrıca Eklemlerimizdeki kıkırdak dokusunun güvenli hareket edebilmesi için su oranının yüksek olması şarttır.Bu oranın azalması kas iskelet sisteminde yaralanma riski oluşturur. Kas esnekliği,kemik sağlığı açısından su içmeyi ihmal etmeyelim.

KAS ve EKLEM AĞRILARINA GÜZEL BİR ALTERNATİF: ANANAS :Yaygın kas ağrılarınız için  Doğal bir iltihap önleyici olan ananası tüketebilirsiniz.Taze ananas eklem ve kas ağrılarına  iyi gelen meyvelerin başını çekiyor.İçindeki bromelain ismindeki enzim sayesinde eklemlerdeki iltihabın azaltılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca ananasın, enerji verdiğini, bağışıklık sistemimizi kuvvetlendirdiğini, ödemi ve şişkinliği azalttığını biliyoruz.Her gün sabah saatlerinde 1/5 dilim tüketebilirsiniz.

DURUŞ BOZUKLUĞUNU ÖNLEME: Duruş bozukluklarının nedeni genellikle ofiste, masa ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatlerdir. Çalışma ortamındaki araç-gereçlerin ergonomiye uygun yerleştirilmesi ve kişinin vücut yapısına uygun olması şarttır. Günümüzün çoğu vaktini geçirdiğimiz ortamlarda, uzun süreli ayakta duruş, oturuş, öne arkaya gereksiz eğim verme, bel bölgesini zorlayan desteksiz pozisyonlarda iş yapma, anormal eklem pozisyonları büyük kas gruplarına fazla ve yanlış yük bindirir. Sonuçta ağrı kaçınılmazdır.Evde veya iş yerinde yapacağınız ufak ergenomik değişiklikler ile  duruş bozukluğundan kaynaklanan ağrıları önleyebilirsiniz. Ayrıca gün içinde uzun süre sabit kalmamak, yarım saatlik oturuşlardan sonra mutlaka kısa bir yürüyüş yapmak, gün içinde esneme hareketlerini bol tekrarlı yapmak varolan ağrılarınızın hafiflemesinde faydalı olacaktır.

Okumaya Devam

Trendler