IV Glutatyon Nedir? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Fitoterapi

IV Glutatyon Nedir?

Yayınlanan

üzerinde

IV Glutatyon desteğinin anti-aging (gençleştirici), cildinizi parlatıcı ve kronik hastalıklarla savaşan bir etkisi olduğunu biliyor muydunuz?

Her şey yolunda giderken hayatınızı ve sağlığınızı umursamayabilir, durup dururken bir tedavi almanın manası yok diye düşünebilirsiniz. Maalesef çoğumuz böyle düşünüyor ve kendimiz için endişelenmiyoruz.

Bir şeyler gerçekten ters gidene kadar sağlığımız için koruyucu önlemler almıyoruz. Ama vücut belirtileri gösterdiğinde altta yatan neden genellikle aylar veya yıllar boyunca saklanmış oluyor ve sürecin sonunda belirtiler gün yüzüne çıkıyor. Bugün sahip olduğunuz bir hastalığım temeli aslında yıllar önce atılıyor.

Vücudunuz her saniye dikkate değer sayıda kimyasal ve biyolojik işlem gerçekleştirir.
Günün her dakikası yapılan bu işlemler onları sürdürmek için gerekli olan vitamin, mineral ve antioksidanların karşılanabileceği besin kaynaklarına bağlıdır. Glutatyon ana antioksidanımızdır ve bu mekanizmaların sorunsuz ilerlemesi için major bir rol oynar.

Antioksidanlar, hücrelerinizi serbest radikallerden zarar görmekten koruyan maddelerdir.
radikaller. Serbest radikaller, sağlıklı bir vücudun normal metabolizmasının yan ürünleridir.
Ayrıca çevresel toksinlere, uzamış strese, kötü beslenmeye ve kirletici maddelere maruz kalma sonucu da oluşurlar. Hücreleriniz serbest radikaller ve toksinlerle boğulduğunda, üretildikleri kadar çabuk ortadan kaldıramadığınız için hücresel seviyede hasara ve erken yaşlanmaya neden olurlar.
Mitokondriler de hücrenin bütünü gibi hasar görür. Hücresel düzeyde hasar ve mitokondri hasarı kronik hastalıklara davetiye çıkarır. Bu hastalıklar ve semptomlar arasında kronik yorgunluk, obezite, kanser, otoimmün hastalıklar, tiroid rahatsızlıkları, bağırsak rahatsızlıkları sayılabilir.

Glutatyon, vücudumuzda doğal olarak da bulunan üç amino asitten ürettiği önemli bir antioksidandır. Bu aminoasitler L-sistein, L-glutamik asit ve glisindir. Glutatyon antioksidanların anası kabul edilir.

İçinde yaşadığımız stresli, kirli dünya düşünüldüğünde, vücudumuzda üretilen glutatyonun yetersiz kalması ve zamanla kronik hastalıklara yada hastalık olarak adlandırmadığımız diğer belirtilere sahip olmamız pek şaşırtıcı değil.

Glutatyon Seviyelerinin Yetersiz Olmasının Nedenleri;

Uyku Bozuklukları
Travma
Yaşlanma
İlaçlar
Kronik stres
Kimyasal kirleticiler
Çevresel Toksinler
Radyasyon
Kötü beslenme


Günümüz dünyasında sürekli maruz kaldığımız yüksek seviyelerde stres ve toksinler düşünüldüğünde, glutatyon seviyenizi artırmak, daha sağlıklı, daha üretken bir yaşam sürmek için oyun değiştirici olabilir.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Fitoterapi

Eliminasyon Diyeti

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Eliminasyon diyeti en çok sorulan konulardan biri. Bu yazımda sizler için eliminasyon diyeti nedir?, Eliminasyon diyeti nasıl uygulanır? gibi merak edilen sorulara cevap vermeye çalıştım.

Kronik hastalıklardan muzdarip birçok insan var ve bu sayı giderek artıyor. Fonksiyonel tıp bakış açısı, kronik hastalıkların vücutta bir inflamasyon yani vücudun normal olmayan durumlara karşı verdiği bir reaksiyon cevabı sonucu oluştuğunu kabul eder. Bu bakış ile kronik hastalıkları tedavi ederken ilk basamak tedavide inflamasyona yol açabilecek birçok şeyi hastalarımızın hayatından çıkartırız. Bu döneme eliminasyon dönemi deriz ve beslenme bu dönemin olmazsa olmaz parçasıdır. Bu amaçla düzenlediğimiz etkenler beslenmenin yanında birkaç başlık halinde incelenebilir. Hastanın uyku alışkanlığı, tuvalet alışkanlığı, tükettiği sıvılar, stres, kimyasallar, elektromanyetik yük ve hareketsiz yaşam tarzı bunların başlıcalarıdır.

Hastalıkların bağırsaktan başladığına olan inancımız diyeti eliminasyon döneminin en önemli komponenti yapmaktadır.

Eliminasyon diyetinde amacımız, zaten vücutta artmış olan alarm seviyesinin bir an önce normal seviyeye inmesi, zarar görmüş ve bağışıklık sistemi cevabı normal olmayan bağırsakların cevabını düzenlemek, sağlığına tekrar kavuşması için uygun ortam hazırlamaktır.

Bunun için potansiyel alerjenlerin ve bağırsaklara zarar verdiği bilinen gıdaların diyetten çıkartılması gerekir. Burada amaç kilo vermekten önce dengeyi sağlamaktır ama bu diyeti yapan birçok insan kilolarına da kalıcı şekilde veda eder.

Eliminasyon diyeti, hastaya göre değişmekle beraber 6-8 hafta devam ettirilir, bu süreçte eksik vitamin, minerali yerine koyduktan ve bağırsakları takviyelerle destekledikten sonra yavaş yavaş kesilir.
Eliminasyon diyetinde kesinlikle kesilen bazı gıdaların yanında kişiye özel kesilen besinler de vardır. Danışanın histamin intoleransı veya altta yatan başka hastalıkları varsa aşağıdaki listemize ek bazı gıdalar da kesilebilir. Bazen de hastalarımızda bu listeden izin verdiğimiz gıdalar olabilmektedir. Genel olaraksa eliminasyon diyetimizin çerçevesi şu şekildedir:

Diyette Tüketilmemesi Gerekenler;

1.Gluten İçeren Tüm Tahıllar (Buğday, şehriye, yarma, tam buğday, arpa, çavdar…) ve Bunların Unları
2. Tüm Şeker ve Tatlandırıcı Çeşitleri (Glikoz-fruktoz şurubu, sakkaroz, aspartam ve diğer tatlandırıcılar)
3. Süt ve Süt Ürünleri (Kefir, peynir, yoğurt (ev yapımı da dahil), hayvansal her türlü süt)
4.Sığır eti ve İşlenmiş Et Ürünleri (salam, sosis, koruyucu ve gluten içeren pastırma)
5.Kabuklu Deniz Ürünleri
6.Mısır
7.Soya ve Soyalı Gıdalar
8.Alkol
9.Yer Fıstığı

Bu liste az önce de dediğim gibi kişiye göre genişletilebilmektedir.
Eliminasyon diyetinde yasak olan gıdaları sayınca insanlardan genelde ben ne yiyeceğim gibi bir geri dönüş alıyorum. Serbest gıdaları listelemek bu konuda yardımcı olabilmektedir;

1.Doğadan Gelenler; Meyve ve Sebzeler (bazı kişilere özel kısıtlamalar olabilmektedir.)
2.Kavrulmamış Kuruyemişler
3.Zeytinyağı, Sade Yağ Gibi Sağlıklı Yağlar
4.Yağlı Tohumlar (Chia, keten tohumu…)
5.Mevsiminde Taze Küçük Deniz Balıkları
6.Kuzu Eti
7.Organik, Serbest Dolaşan GDO’suz Beslenmiş Kümes Hayvanları
8.Baharatlar (Zerdeçal, Karabiber, Zencefil, Kekik, Sumak, Biberiye, Tarçın) Baharatlar ayrıca antioksidan güçleri ile sağlığınıza ekstra destek sağlayacaktır.
9.Pirinç Serbesttir (Miktarı Abartmadan, Şehriyesiz).

Peki ya baklagiller?

Baklagiller; Tamamen Kişiye Göre Verilen Bir Karar.

Eliminasyon diyeti sürecinde ne yiyeceğinizi planlamalısınız. Özellikle çalışıyorsanız bir önceki günden yada haftasonundan yapacağınız planlama hayat kurtarıcı olabilir. Önceden planlamayan hastalarım ne yazık ki ya aç kalıyor ki bu da metabolizmayı olumsuz etkileyebiliyor yada diyeti bozuyor. Ne yazık ki bilmeniz gerekiyor ki eliminasyonda bir kereden bir şey olmaz mantığı yoktur. Özellikle ilk 3 yasak gıda kesinlikle bir kere bile tüketilmemesi gereken besinlerdir. Eliminasyon diyetini yaparken ne zaman hangi supplement yani besin desteği başlanmalı veya ne zaman hangi gıda eklenmeli gibi sorular tamamen kişiye özel olup fonksiyonel tıp eğitimi ve bitkisel ilaçlar öneriliyorsa ek olarak fitoterapi konusunda eğitim almış olan hekiminiz tarafından size özel olarak belirlenecektir.

Bu diyet birçok basamaktan oluşan bir diyettir, doktor kontrolü olmadan yapmanızı önermiyorum. 

Sağlıklı günler.

Okumaya Devam

Fitoterapi

Sivilce Nedenleri

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Sivilce nedenleri hakkında yazılan çizilen birçok bilgi, tedavisinde uygulanan birçok yöntem var. Sivilcenin temel nedenini bulup çözmekse tedavi yaklaşımında asıl olması gereken. Hepimizin hayatını çekilmez kılmaya yeten, bazen ne yaparsak yapalım ilerlemesi durmayan, yüzden boyuna, sırta, göğüse doğru inen sivilcelerin nedeni sadece cildimizin yüzeyinde olan sorunlar değildir.

En sık görülen akne, tipik olarak yüzünüzün t bölgesinde veya çene bölgesinde görülen, etkilenen bölgenin çevresinde beyaz nokta, siyah nokta ve genel kızarıklık karışımı ile ortaya çıkan aknedir. bu tip sivilceler ‘Acne vulgaris’ olarak adlandırılır.

Sivilcelerin başka bir tipi, kistik akne olarak adlandırılan cilt altında tıpkı bir tepe gibi oluşan ve asla küçülmeyen sivilcelerdir. Bu tip akneler cildin daha derinlerine gitmeye yatkındırlar. Dokunmakla ağrılı, daha kalıcı olma eğilimindedirler. Kistik akneler daha çok cildin alt yarısında ve göğüs, sırt ve omuzlarda bulunurlar.

Akneye sahip olmak tabi ki mental olarak rahatsız edicidir. Kronik aknesi olan insanların depresyona daha yatkın olduğu keşfedilmiştir. Sivilcesi olan insanlarda sosyal çevrede rahatsızlık hissetme durumu ortaya çıkmaktadır. Sosyal çevre tarafından temiz olmadığım düşünülüyor gibi bir yargıya kapılmaktadırlar. Evet, cilt temizliği akne oluşumunda çok önemli olsa da olay bu kadar basit değil. Aknesi olan insanlar daha sağlıklı beslense de cildini sık sık yıkasa da bu iki önlem sivilceyi çözmeyi sağlayamayabiliyor.

Ergenlikte insanların %50’sinden fazlasında akne gözlenir. Çoğu insanda akne 20’lerin sonları ve 30ların başlarında son bulsa da bazılarında inatçı olarak devam etmeye eğilimlidir.
Yetişkin çağ akneleri genellikle kistik, yüzün alt tarafı ve boyun, dekolte ve sırt bölgesinde olmaya eğilimlidir. Ergenlik döneminde en azından aknenin ne zaman gerileyeceğini tahmin ederiz, yetişkin dönemdeki aknenin en büyük sorunu ne zaman gerileyeceğinin bilinmemesidir. Bu insanları ucunda ışık olmayan bir tüneldeymiş gibi hissettirir.

Akneyi çözmek için yapmamız gereken ilk şey altta yatan nedeni bulmaktır. 

Özellikle ergenlerde aknenin hormonal dengesizliklerden kaynaklandığı bilinir. İleri yaştaysa özellikle menstruasyon döngüsü boyunca kadınlarda akne oluşum nedeninin hormonal olduğu bilinir. Peki hormonal ama neden hormonlarda dengesizlik oluyor. Özellikle yetişkinlerde bunun sebepleri arasında en önemli sebep; östrojen dominansidir.

Hormonal Akne Sebeplerinin Bazıları;

1.Östrojen dominansi; östrojen seviyelerinin progesteron seviyelerinin karşısında artmış olmasını tanımlar. Normalde östrojen ve progesteron bir denge içerisinde yer alırlar, denge bozulduğunda östrojenin progesteron karşısında artmasına östrojen dominansi denir. Bu iştah dengesizliği, mod değişmesi, baş ağrıları, anksiyete gibi durumlara da neden olabilir, ek olarak aknenin en önemli sebeplerindendir,
2.Androjen fazlalığı; testosteron cilt yüzeyinde Sebum ve keratinin aşırı üretimine neden olur. Bu da porların tıkanmasına yol açar. Aşırı androjenin sebepleri arasında; polikistik over sendromu, stres kaynaklı adrenal aksın bozulması yer alabilir. Testosteron fazlalığının diğer belirtileri arasında; kıllanma, düzensiz adet dönemleri, elma tipi kilo alma sayılabilir.

3.Ailesel bir hormonal sorun yani genetik geçiş hormonal aknede rol oynuyor olabilir. Eğer ailede PCOS, erken saç dökülmesi, prostat hiperplazisi gibi bir durum söz konusu ise genetik yatkınlık göz önünde tutulmalıdır.

Hormonal sebeplerden sonra beslenmeye dikkat çekmek istiyorum.
Beslenme konusunda akneye sebep olabilecek faktörler arasında inflamatuar olduğunu bildiğimiz gıdalar bulunmaktadır. bu gıdalar;

Eliminasyon diyetinde de mutlaka kestiğimiz gluten, süt ve süt ürünleri, rafine şekerdir. Bunlar bağırsakta ve akabinde genel olarak tüm vücutta inflamasyonun yani toksik bir reaksiyonun başlamasına neden olurlar, inflmasyonun fazlasıyla artması ise vücudumuzda çeşitli organ ve sistemlerde hasarlara yol açar. Bu sonuclardan biri aknedir.
Inflamatuar gıdalar arasında sayabileceğimiz ve sıklıkla tüketiminin akneye neden olduğunu bildiğimiz diğer gıdalar arasında glisemik indeksi yüksek besinler yer alır.Glisemik indeksi yüksek besinler insülin ve beraberinde IGF1 dediğimiz bir başka maddenin aşırı salınımına yol açar. Bu maddenin reseptörleri ciltteki aknenin oluşumundan sorumlu sebase glandlarda da bulunmaktadır. Dolayisiyla aşırı salınımı akne oluşumuna sebebiyet vermektedir.

Akne oluşumunda diğer bir sebep detoksifikasyon yolaklarının yetersiz kalmasıdır.

Vücudumuz, karaciğer, safra kesesi, böbrekler ve idrar yolları, bağırsaklar, akciğerler, lenfatik sistem ve deriden oluşan komplike detoksifikasyon yollarına sahiptir. Bu organların her biri, vücuttaki toksin seviyesinin ve atıkların dengede tutulmasında kritik bir rol oynar. Özellikle karaciğer detoks sitemleri akne oluşumunda ayrıca önemlidir. Kronik akneden muzdarip hastalarımızda karaciğer detoks sistemlerini desteklemek en önemli yaklaşımlarımızdan birisidir.

Ve hepimizin hayatında en çok rol oynayan sebep olarak; stres. Stres sonucunda vücut adrenallerden kortizon hormonu salgılar. Kortizon ve östrojen, testosteron gibi seks hormonları aynı yolaklardan sentezlendiği icin hormonal balance bozulur. Stres bu sekilde adrenalleri etkileyerek vücudunuzda hormon dengesizliğine yol açar ve akne oluşumuna sebebiyet verebilir.

Son zamanlarda üzerinde sıklıkla durduğumuz diğer bir konu ise bağırsak, immün sistem ve cilt bağlantısı. Kısaca şu şekilde açıklayabiliriz; bağırsak florasındaki bir dengesizlik yani imbalance bakteriyel endotoksinler ve lipopolisakkaridler nedeniyle immün sistemi aktive edebilir. Cildimizde bulunan immün sistem hucrelerinin aşırı derecede uyarılması sonucu enflamasyonun artışı cilt bariyerinin bozulmasına ve akabinde bakterilerin kolayca yerleşip akne oluşturmasına neden olur.
Bağırsaktaki disbiyozun akneye neden olmasının diğer bir parçası SIBO dur. Siboda bozulan motor hareketler kabızlığa ve bu durum inflamasyonun daha da artıp aknelerin oluşmasına sebep olur.

Sivilceyi tedavi etmek ve sonsuza kadar ondan kurtulmak için altta yatan mekanizmanı aydınlatılması çok önemlidir.

Okumaya Devam

Trendler