Serebral Palsi - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Ortopedi ve Travmatoloji

Serebral Palsi

Yayınlanan

üzerinde

Serebral palsi (sp), hamilelikte ,doğumda sırasında veya yaşamın ilk yıllarında bebekte çeşitli sebeplerle oluşan beyin hasarına bağlı gelişen bir hastalıktır.Erken(prematüre) doğum,gebelikte oluşan yüksek tansiyon,gebelik süresince geçirilen enfeksiyonlar,kan uyuşmazlığı,zor doğum sonrası bebeğin oksijensiz kalması ,bazı enfeksiyonlar ve kafa travması başlıca sebepler arasında gösterilebilir. Serebral palsi oluşumunda %70–80 oranında doğum öncesine ait patolojiler rol oynar ve en sık saptanan neden erken doğumdur.

Oluşan beyin hasarı ilerleyici değildir ancak buna ikincil olarak meydana gelen ve spastisite olarak adlandırılan kas kasılmaları,denge ,oturma ve yürüme bozuklukları uygun tedavi ve rehabilitasyon uygulanmaması durumunda ilerleyicidir.

SP’nin sıklığı ortalama her 1000 canlı doğumda 2 olarak bildirilmektedir. Teknoloji ve modern tıp geliştikçe hastalıkların bir bölümünün görülme sıklığında azalma meydana gelirken bunun aksine yeni doğan yoğun bakım şartlarındaki gelişmelere bağlı erken doğan(prematur)çocukların yaşatılmabilme oranındaki artışa paralel olarak serebral palsinin görülme sıklığı artmaktadır.

         Serebral palsi başta çocuk nörolojisi,fizik tedavi uzmanı,fizyoterapist,ortopedi uzmanı,göz hastalıkları uzmanı,psikolog olmak üzere çok sayıda bölümün tedaviye katkı sunduğu  multidisipliner çalışma gerektiren bir hastalıktır.Bu anlamda bölümler arasında koordinasyonun sağlanması gerek tanı gerek tedavinin yönlendirilmesi açısından çok önemlidir. 

   Serebral palside meydana gelen beyin hasarı sonrasında oluşan kas kasılmalarına(spastisite) bağlı olarak eklem kontraktürü olarak adlandırılan eklem sertliği ve hareket kaybı,kas ve tendonlarda kısalık,yürüyüş bozuklukları,özellikle kalça ekleminde görülen eklem çıkıkları,omurga eğrilikleri(skolyoz) ve kemikte şekil bozuklukları sık görülen patolojilerdir.

       Gelişimin belli bir aşamasına kadar fizyoterapi ,botoks,ortez  ve çeşitli ilaçlarla bu patolojiler mümkün olduğu kadar önlenmeye çalışılarak kalıcı deformitelerin oluşması önlenmeye çalışılır.Cerrahi tedaviden özellikle 6 yaş öncesi mümkün olduğunca kaçınılır ,kas gücü ve koordinasyonunun elde edilmesine yönelik her türlü cerrahi dışı tedavi uygulanarak çocuğun bir üst fonksiyonel seviyeye ulaştırılması amaçlanır.Ancak burada kalça eklemine yönelik cerrahi müdahale istisna teşkil eder. Serebral palsili çocuklar doğduklarında normal kalça yapısına sahiptirler ancak kalça çevresindeki bazı kasların aşırı kasılması sonucu kalçada yarı çıkık ve tam çıkık oluşabilir.Bu durumda  kalça çıkığının önlenmesi ve tedavisine yönelik cerrahi girişimler gerekiyorsa bebeklik döneminden itibaren uygulanmalıdır.Erken önlem alabilme açısından  hastalar belirli aralıklarla çekilecek kalça grafileri ile takip edilmelidir.

      Serebral palside kalça çıkığı cerrahisi haricindeki uygulanacak   cerrahi tedavinin zamanlaması çok önemlidir.Bu cerrahiler belirli istisnalar haricinde genellikle 5-6 yaşından itibaren uygulanır. Erken uygulanan cerrahide nüks sık görülürken cerrahi tedavide gecikme ameliyattan elde edilecek faydanın sınırlı olmasına sebep olabilir.Uygun zamanda ve uygun endikasyonda uygulanacak cerrahi tedavi, hastanın fonksiyonel kapasitesinin gelişmesine,yürüme dengesi ve becerilerinin artmasına , hareket açıklıklarının sağlanmasına olumlu katkı sağlayacaktır.Ameliyat öncesi ve sonrasında fizik tedavi uzmanı ve fizyoterapistlerle beraber hastanın değerlendirilmesi ve tedavi sürecinin planlanması tedavinin başarısında büyük önem arz eder.

     Tedavi  sürecinin her aşamasına ailenin de ortak edilmesi ve aileye  anlayabileceği şekilde bilgi verilmesi de çok önemlidir. 

      Serebral palsi, meydana gelen beyin hasarının zamanına ,yerine ve şiddetine bağlı olarak çok farklı klinik özellikler gösterebilir.Hastalık çok hafif kasılması olan ve normale yakın yürüyen bir hastadan ,hiç yürüyemeyen,zeka gelişimi geri ve tekerlekli sandalyeye bağımlı bir hastaya kadar klinik olarak farklı şiddette kendini gösterebilir. Cerrahi tedavi  sadece yürümeyi sağlamaya yönelik değildir.Bazen sadece bacak arası mesafeyi arttırıp  gerekli hijyeni kolaylaştıran  ,hastanın yatakta daha rahat yatmasını sağlayan,ağrılı kasılmalardan kurtaran bir cerrahi bile hasta ve hasta yakınları için çok büyük anlam ifade edebilir.

     Serebral palsili çocukta hastaya özel değerlendirmelerin sonucunda verilen multidisipliner kararların, doğru zamanlama ile doğru şekilde uygulanarak  var olan fonksiyonların üstüne yenilerini koyma ve hastayı bir üst fonksiyonel seviyeye çıkarma temel hedef olmalıdır.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Ortopedi ve Travmatoloji

Kemik Sağlığı İçin Spor ve Egzersiz

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Op. Dr. Bülent Diri, “Kemiğin kullanımı ve kalitesini arttırabilmek için spor ve egzersizi hayatımızdan çıkarmamalıyız” dedi”

Yaşlılık hekimliği ya da Geriatrinin yaşlılık dönemindeki sağlık sorunları ve bu sorunların tedavileriyle ilgilenen tıp dalı olduğunu ifade eden Medicana Samsun Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümünden Op. Dr. Bülent Diri, “Geriatrik yaş grubu medeniyetin, teknolojinin gelişmesiyle birlikte ilerlemiştir. Eskiden yaşam ömrü 30’lu yaşlardayken yaşam koşullarının daha iyi hale gelmesi , sağlık ve tarım alanındaki devrimlerle birlikte insan ömrü uzamıştır. İnsan ömrünün uzamasının getirisi de götürüsünde vardır. İleriki yaş grubunda geriatri problemleriyle daha çok karşılaşıyoruz. Kemik ve kalitesinin ilerleyen yaşlarda düşmesineyse osteoporoz diyoruz. Kadınlarda daha çok rastlansa da her iki cinsinde ortak hastalığıdır. İlerleyen yaşla birlikte daha çok görülmektedir. Demir ve kalsiyum kemiği besler. Güneşten faydalanmamak risk faktörü oluşturuyor. D vitamini özellikle covit döneminde de oldukça önem arz etmektedir. Kalsiyum kemiğin ana yapıtaşlarındandır. Kalsiyum ihtiyacımızı ise süt ve süt ürünlerinden karşılayabiliriz. Endüstriyel topluma doğru gidiş fabrikalaşmaya yöneliş beslenme alışkanlıklarımızı değiştirdi” ifadelerini kullandı. 

KEMİK KALİTESİ İÇİN D VİTAMİNİ VE KALSİYUM 

Op. Dr. Bülent Diri,  “ Hayvansal gıdaların düzenli tüketilmesi, güneşten alınamayan  D vitaminin takviye olarak alınması önemli bir korunma yöntemidir. Kemik kalitesinin genç yaşta korunması oldukça önemli. Kemiğin kullanımı ve kalitesine dikkat etmeli , spor ve egzersizi hayatımızdan  çıkarmamalıyız.  Beslenme, yaşam tarzı ve spor osteoporoz etkileyen önemli etkenlerdir.  Osteoporoz basit tramvayla kırık oluşumuna  sebep vermektedir. Ev içinde düşme olduğunuz yerde basit hareketle kırılmalar oluşabilir. Süngerimsi kemiğin yoğunlukta olduğu bölgelerde kırık daha fazla görürüz. Kalça, el bilek kırıkları ve omur kırıkları oldukça sık rastladıklarımızdır. Kalça kırıkları oldukça önemlidir ve daha çok cerrahiye başvururuz. Hastayı hızlıca ayağa kaldırmak hedefimizdir. “dedi.

Okumaya Devam

Ortopedi ve Travmatoloji

PRP Nedir? Ne İşe Yarar?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

PRP ( Platelet Rich Plasma ) yanı trombositten zengin serum demektir. Biyolojik bir tedavi şeklidir ve son yılarda tıbbın bütün alanlarında iyileşmeyi uyarma, hızlandırma,hücre yenileyici etki gösterme amacıyla yapılan gelişim gösteren bir tedavi yöntemidir.

Amaç hastalıklı ya da yaralanmış dokuya vücudun doğal yollardan  yeteri kadar ulaştıramadığı doku iyileştirici-hücre yenileyici kan elemanlarını, kişinin kendi kanının alınıp dış ortamda ayrıştırıp daha yoğun olarak hazırlanarak  hasarlı ya da hastalıklı dokulara uygulamaktır. İyileştirici- hücre yenileyici kan elemanlarından en önemlisi  trombosit denilen hücre parçacıklarıdır.

PRP  tedavi  yöntemi  ile bu trombositler  yaralanmış ya da hastalanmış dokulara yoğun bir şekilde enjekte edilerek ya da jel haline getirilmişse açık cerrahilerde istenilen cerrahi alana yerleştirilerek  o bölgenin yeniden canlanması ya da doku onarımın daha yoğun ve hızlı bir şekilde harekete geçmesi sağlanır. 

Nasıl hazırlanır ve nasıl uygulanır?

Prp hazırlama kiti kullanılarak, uygulama alanının boyutu ve hastalığın doğasına göre  kişiden 10-60 ml kan alınır. Kan santrifüj cihazı ile ayrıştırılarak istenmeyen diğer hücreler uzaklaştırılır ve 2-7 ml miktarında trombsitten zengin serum elde edilir.işte bu serum içinde normalin 5-10 katı kadar trombosit ve dolayısıyla büyüme faktörü vardır. Serum içindeki hücre çeşitliliği, pıhtılaşma durumu ve trombositleri uyarıcı madde eklenme durumuna göre 4 tip serum elde edilebilir. Hangi tip prp hazırlanacağı hastalığın yada yaralanmanın  doğasına göre değişir. Hazırlanan trombositten ve dolayısıyla büyüme faktöründen zengin  prp sıvısı ya da jeli hastalıklı yada yaralanmış dokuya enjekte edilerek ya da açık cerrahilerde istenen doku alanına yerleştirilerek yöntem uygulanmış olur. 

PRP ilaç mıdır ve yan etkileri var mıdır ?

Prp bir ilaç olmayıp biyolojik bir tedavi şeklidir. Yani vücudun kendi doğal büyüme faktörlerini ayrıştırıp daha fazla miktarda hasarlı- bozulmuş dokulara vermektir. Kendi kan elemanları dışında  herhangi bir madde içermez. Bu yüzden vücuda yabancı bir madde girişi olmadığından herhangi bir istenmeyen organ yada doku sorunu olmaz. Kortizon içermez ve dolayısıyla kortizonun bilinen yan etkileri oluşmaz. Her enjeksiyon yönteminde olduğu gibi enjeksiyona bağlı bir miktar ağrı olabilir. En önemli sorun ise özellikle eklem uygulamalarında enfeksiyon riskidir. Bu yüzden uygulamanın hastane şartlarında ve sterilite kurallarına uyarak yapılması gerekir.

Prp’nin uygulandığı kas iskelet sistemi yaralanmaları ve hastalıkları genel hatlarıyla şunlardır:

-Tendon ve tendon kemik birleşim yeri sorunları, 

-Sporcularda kas yaralanmaları,

-Diz bağ yaralanmaları,

-Patellar tendinit,

-Kondromalazi,

-Kıkırdak sorunları ve kireçleme,

Prp uyguladıktan sonra yapılması gerekenler nelerdir;

Öncelikle büyüme hormonlarının başlattığı onarım sürecini engelleyebileceğinden  antiinflamatuar ilaçlar kullanılmamalıdır. Uygulama alanında enjeksiyon ve hacim etkisine bağlı olarak ağrı ve bir miktar kızarıklık olabilir. Basit ağrı kesici ve bandajlama ve istirahatle   rahatlama sağlanır. Prp uygulanan  dokunun dinlendirilmesi önemlidir. Onarım süreci devam eden doku üstüne yüklenme yapmak onarım aşamasındaki doku bütünlüğünü bozar. Yaralanmış ya da  hastalıklı dokunun boyutuna ve  durumuna göre değişmekle beraber 2-6 hafta dinlendirme süresi  olmalıdır.

Okumaya Devam

Ortopedi ve Travmatoloji

Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) Nedir ve Ne İşe Yarar?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Tıbbın bütün alanlarında, görüntüleme yöntemleri içinde en ileri ve en üst basamak görüntüleme yöntemidir. Açılımı ‘’manyetik rezonans görüntüleme’’ olup mr yada mrg olarak da yazılır. Konuşma dilinde, MR; ‘’emar ‘’olarak söylendiğinden halk arasında EMAR olarak bilinir.

Güçlü bir mıknatıs ortamı sağlayan cihaz radyofrekanslar sayesinde vücuttaki su ve yağ dokusu içinde bol miktarda bulunun hidrojen ve nötron atomlarının hareketlerini kayıt edip, değerlendirerek ve bilgisayar ortamına aktararak görüntü oluşturur. Vücuttaki bütün doku ve organların; kesitlere ayrılarak ve farklı yönlerden bakılarak ayrıntılı bir şekilde adeta resimleri çekilir ve kaydedilir.

Hangi durumlarda emar çekmek gerekir?

Emar çektirmeden önce, her zaman ilgili branşın hekimi hastayı dinler, muayene eder ve ilk basamak rutin tetkikleri yaptırır. Sonra bir ön tanı yada neden emar çektirdiğinin gerekçesini ve düşüncesini yazarak hastayı mr tetkiki için sevk eder. Emar istemini yapan hekim, radyolog ve emar teknisyeni iş birliği içinde çalışmalıdır. 

Kas-iskelet sisteminin hemen bütün hastalıklarında ve yaralanmalarında;gerek erken tanı ve tanıda, gerek tedavi planında ve mevcut sorunun geleceğini saptamada emar tetkiki gerekli olabilir. Bütün eklem sorunlarının saptanması,spor yaralanmasına bağlı bağ ve kas yaralanmalarının tanısı ve tedavi planlanması, tümörlerde, gizli kırık ve kemik erimesi gibi sorunların saptanmasında,ameliyat sonrası onarılan dokuların takibi ve değerlendirilmesi gibi birçok durum için emar çekimi yapılabilir.

Hangi durumlarda kişi emar cihazına giremez ve emar istemi yapılmamalıdır?

Kafa içinde metalik damarsal klips olanlar,kalp pili,otomotik ritm düzenleyici kalp cihazı olanlar(otomatik defibrilatör ve biostimülatör),bazı sürekli ilaç veren ve vücuda yerleştirilmiş cihazı olanlar(infüzyon cihazı),iç işitme cihazı olanlar ve metalik yabancı cisimleri olanlar kesin mr cihazına giremezler.

Hamileliğin ilk 3 ayında, orta kulak protezi ve penis protezi dikkat edilmesi gereken ve zorunlu olmadıkça çekilmemesi gereken durumlardır ve emar çekimine kısmi engel oluşturan durumlar olarak bilinir.

Genel olarak iç ortopedik cihaz ve protezi olan hastalar güvenle emar cihazına girebilirler. Fakat demir elementi içeren cihaz ve protez varlığında emar görüntülerinde bozulma yada bulanıklık olabilir. Dıştan konulan ve emar uyumlu olmayan metal ortopedik cihaz varlığında kişi emar cihazına giremez.

Emar çekimine gelmeden önce neler yapılmalıdır?

Anestezi altında çekim yapılmayacaksa aç kalınmasına gerek yoktur.özel bir durum yoksa herhangi bir ilaç kullanmaya yada ilaç alınmasına gerek yoktur. Ultrasonda olduğu gibi idrar sıkışıklığına gerek yoktur.

Fakat bebek yada çocuk çekimlerinde yada kapalı alan korkusu olanlarda anestezi altında çekim yapılacaksa doktorunuzun bilgilendirdiği şekilde hazırlık olması gerekebilir.

Emar nasıl çekilir ve çekim esnasında nelere dikkat etmek gerekir?

Mr cihazına giren kişiye mr önlüğü giydirilmelidir. Hastanın üzerinde küçük yada büyük hiçbir metal eşya olmamalıdır. Örneğin kolye,küpe,kemer,anahtarlık vs…

Çekim sırasında özellikle çekim yapılacak alan olmak üzere görüntü paraziti olmaması için hareket edilmemelidir. Bazı çekimlerde teknisyenin komutu ile bir süre nefesin tutulması gerekebilir. 

Emar nasıl çekilir? 

MR çekilecek hasta, MR cihazına sokulduktan sonra, mr ile tetkik edilecek bölgeye özel tasarlanmış coil denilen ve anten özelliği olana cihaz yerleştirilir. Daha sonra teknisyen, çekim yapılacak yerin, tam cihazın içine gelecek şekilde ayarlamalar yaparak sabit kalmasını sağlar ve çekime başlanır. Çekim süresi,emar cihazının mıknatıs gücüne, güncelleme durumuna, çekim sayısına, çekilecek bölgenin ve hastalığın durumuna göre değişmekle beraber 15-45 dakika sürebilir. Mıknatıs gücü yüksek ( 1 tesla ve yukarısı yüksek mıknatıs gücü kabul edilir) emar cihazları ile emar çekim süresi belirgin olarak kısa sürer.)

Emar cihazının tesla gücü ne demektir ve ne işe yarar?

Tesla emar cihazının manyetik gücünü yani mıknatıs gücünü tarif eder. 1 tesla üstü yüksek manyetik alan, 0.3 teslanın altı düşük manyetik alan olarak tanımlanır. Açık emar cihazlarında düşük manyetik alan oluşturulurken kapalı emar cihazlarında yüksek manyetik alan oluşturulur.

Tesla gücü yüksek emar cihazı, doku ve organların daha ince kesitler halinde incelenmesini mümkün kılar. Küçük alanların ;(örneğin çene eklemi,el, ayak – ayak bileği, kalp, böbrek gibi iç organlar vs…) ayrıntılı görüntülenmesini sağlar.daha kısa sürede çekim yapılır. 

Okumaya Devam

Trendler