Sigara İçmek Kemik Kaybını Arttırmakta ve Vitamin Dengesini Bozmakta - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Farmakolog

Sigara İçmek Kemik Kaybını Arttırmakta ve Vitamin Dengesini Bozmakta

Yayınlanan

üzerinde

Sigara içmenin zararları konusunda bir çok makale yazdık… Bu yazımızda ise sigaranın kemik kaybını nasıl arttırdığını ve vücudumuzun vitamin dengesini bozarak bizi nasıl tehlikelerin içine sürüklediği konusunu işleyeceğiz ve eminiz ki bu yazıdan sonra sigara bırakmayı gerçekten isteyeceksiniz…

Her gün yeni bir zararının keşfedildiği sigara için bu sefer yapılan klinik çalışmalar kemik kaybı ve vitaminler üzerine olmakta ve sırasıyla sigaranın bu iki durum için neler yaptığını adım adım öğrenelim…

Sigara içmek kemik kaybını artırır ve bağırsaktan kalsiyum emilimini azaltır

Sigara kullanımının, kemik mineral yoğunluğu kaybı için bir risk faktörü mü değil mi anlamak için yapılan bir araştırmanın sonuçları 2009 yılında The American Society for Bone and Mineral Research sitesinde şu makalede yayınlandı. Yapılan çalışma 3 yıllık plasebo kontrollü bir çalışmadır ve toplam 402 yaşlı erkek ve kadından oluşan grupta 32 sigara içen ve 370 sigara içmeyen kişilerin femur boynu, omurga ve tüm vücuttaki kemik mineral yoğunluğu değişim oranları ve bağırsak kalsiyum emilimi incelenmiştir. Denek gruplarına belirli zamanlarda yapılan ölçümler neticesinde elde edilen veriler ışığında şu önemli hususlar elde edildi;

Yapılan çalışmada elde edilen sonuçlar ile denek olarak yaşlı erkek ve kadınlarda sigara içmenin kemik kaybı oranını arttırdığına dair kanıtları güçlendirmektedir.

Özellikle günde bir paketten fazla sigara içen erkeklerde daha fazla kemik kaybı olduğu gözlemlenmekte.

Sigara içenlerde daha düşük kalsiyum emilimi gözlemlenmiş ve bunun da kemik kaybı oranını etkileyen faktörlerden biri olarak görülmektedir.

Özetlemek gerekirse yapılan bu çalışmada sigara kullanımının, yaşlı erkeklerde ve kadınlarda hızlanmış kemik kaybı için bir risk faktörü olduğu bulunmuştur. Katkıda bulunan faktörlerden biri, bağırsak kalsiyum emilim veriminin azalması gibi görünmektedir, ancak sigara içenler arasında daha fazla kemik kaybına neden olan biyolojik mekanizmaları tam olarak anlamak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç vardır.

Yukarıda özet olarak sunduğumuz verilerin bilimsel olarak test sonuçlarını referans verdiğimiz makaleden okuyabilirsiniz.

Sonuç olarak sigara içmek kemik kaybını arttırmak ve kalsiyum emilimi azaltmaktadır…

Şimdi de yazımızın diğer bir konusu olan vitaminler ve sigara arasındaki ilişkiye bir göz atalım…

Sigara Vücudunuzun Vitaminlerini Nasıl Tüketir?

Her yakılan sigara sonrasında meydana çıkan sigara dumanı neredeyse tüm iç organlarımızı riske atan zehirli ve kansere neden olan kimyasalların bir karışımıdır. Hücresel hasara neden olabilen ve vücudumuzda ki temel vitamin ve mineralleri tüketen bol miktarda serbest radikal oluşturmaktadır. Şimdi bu durumlara bir de yakından bakalım…

Vitamin Tükenmesi

Her sigara içtiğimizde vücudumuzda ki serbest radikallerin üretimi hızlanır. Bu serbest radikaller, kansere ve diğer hastalıklara yol açabilen hücrelere zarar veren yapılardır. Hiç sigara içmeseniz bile vücudumuz her gün hem çevremizde ki toksinler hem de yediğimiz yiyecekleri sindirmek için kullanılan normal metabolik süreçler tarafından üretilen serbest radikallere maruz kalır.

Vitaminler, serbest radikallere karşı bir savunma görevi görür. Hasarı önlemek veya en aza indirmek için serbest radikalleri etkisiz hale getirmeye yardımcı olurlar. Sigara içmek bu kalkanları tüketerek serbest radikallerin vücuda zarar vermesini kolaylaştırır.

Bir araya getirildiğinde, sigaranın neden olduğu artan serbest radikaller ile sigaradan kaynaklanan azalan vitamin arzının birleşimi, bize karşı bir çift etki oluşturur. Serbest radikallerin vücudumuza ne yaptığına, sigaranın temel vitaminleri tüketme sürecine ve bu kombinasyonun vücudunuzu hasara karşı nasıl savunmasız bıraktığına bakalım.

Serbest radikaller

Serbest radikaller, tek sayıda elektrona sahip atomlar veya moleküllerdir. Moleküller bu durumda olmayı sevmezler (bir çift elektrona sahip olduklarında çok daha mutlu olurlar), bu da onları çok kararsız hale getirir. Bu mutsuz serbest radikaller enerjilerini dengeleyebilmeleri için diğer moleküllerden elektron kapmak için vücutta dolaşırlar.

İhtiyaç duydukları elektronu nerede bulduklarına bağlı olarak, sağlıklı dokuya zarar verebilirler. Kolajene müdahale ettiklerinde, kötü şöhretli “sigara içenlerin kırışıklıklarına” neden olurlar. Kan damarlarıyla karşılaştıklarında, kalp krizi için zemin hazırlayan kan damarı astarına zarar verebilirler.

Ve kaynak vücudumuzdaki hücrelerde DNA olduğunda hasar (gen mutasyonları) meydana gelebilir. Bir kanser hücresinin oluşumundan sorumlu olan bu gen mutasyonları birikimidir.

Antioksidanlar

Vücudun savunma sistemi, serbest radikallerin neden olduğu hasarla mücadele etmek için antioksidanlar kullanır. Antioksidanlar, kendi moleküler bütünlüklerini kaybetmeden elektronları serbest radikallere bağışlayabilen moleküllerdir. Bu şekilde, serbest radikallerin vücut üzerindeki yıkıcı etkisini yavaşlatabilirler.

Yapılan çalışmalar, bazıları insan vücudunda doğal olarak üretilen 4.000’den fazla antioksidan tespit etti.Diğerleri yediğimiz gıdalardan gelir.

İki önemli antioksidan şampiyonu, C vitamini ve E vitaminidir. Vücuttaki iltihaplanma ve toksinlerle savaşmaya yardımcı olurlar ve sağlıklı bir bağışıklık sistemi için kritik öneme sahiptirler.

C vitamini

C vitamini suda çözünen bir vitamindir. Yağda çözünen vitaminlerin aksine vücut suda çözünen vitaminleri depolayamaz ve bunları yediğimiz gıdalardan günlük olarak alması gerekir.

Vücudumuzda ciltten kasa, bağlardan kan damarlarına kadar her şeyi üreten hücrelerin büyümesi ve onarılmasından sorumlu bir protein olan kolajen yapmak için C vitamini gereklidir. Bağışıklık sistemimizi güçlü tutmaya ve kan şekerini düşürmeye yardımcı olur. Aynı zamanda, E vitamini gibi diğer antioksidanların yenilenmesine yardımcı olabilme gibi eşsiz bir kaliteye sahiptir.

Araştırmalar, sigara içenlerin ve pasif dumana maruz kalanların vücutlarında C vitamini miktarının azaldığını bulmuştur. Sigara içenlerin sigara içmeyenlere göre günde 35 mg daha fazla C vitamini alması gerektiği düşünülmektedir.

Ne yazık ki, basitçe bir takviye almak, en azından kalp hastalığı açısından çözüm değildir. C vitamini takviyesi alan kişiler, düşük C vitamini seviyeleri ile ortaya çıkan kan damarlarında hasar sorunlarını görmeye devam etti, henüz bunun nedeni hakkında net bir bilgi bulunmamakta…

C vitamini takviyelerinin kanser riskini azaltmadığı ve bunun kafa karıştırıcı olabileceği yönünde tartışmalar olmuştur. Vücudu aşırı yüklemek (ihtiyacınız olandan daha fazlasını almak) muhtemelen yardımcı olmayacaktır. Ancak küçük bir C vitamini eksikliği bile sizi daha büyük risk altına sokabilir. Ve sigara içen insanlarda C vitamini seviyeleri daha düşük olduğu için, durum böyle görünüyor.

2017 yılında yapılan bir araştırma, C vitamini açısından yüksek bir diyetin sigara içen kadınlarda akciğer kanseri riskini %26 azalttığını buldu.

Onca bilgi sonrasında ne yapmamız gerekiyor?

Sigara içiyorsanız veya pasif sigara dumanına maruz kalıyorsanız, diyetinizde yeterli miktarda C vitamini almak son derece önemlidir. Buna rağmen sigara içmeye devam etmek istiyorsanız yapacağınız bu iş göreceğiniz herhangi bir faydayı engellemeye neden olabilir ama en kesin çözüm ise sigarayı bırakmaktır.

C Vitamininin Gıda Kaynakları

C vitamini tüm meyve ve sebzelerde bulunur. Mükemmel C vitamini kaynakları şunlardır;

Kavun

Karpuz

Turunçgiller

Yaban mersini, kızılcık, çilek, ahududu

Kızılcık

Çilekler

Ahududu

Domates

Brokoli

Brüksel lahanası

Patates (tatlı ve beyaz)

E vitamini

E vitamini yağda çözünür ve karaciğerde ve vücuttaki yağ depolarında depolanır. Bu, her gün diyetinizde mutlaka E vitamini almanız gerekmediği anlamına gelir, ancak diyetinizde E vitamini almak vücudunuzun tedarikini sürdürmesi için önemlidir. E vitamini, kırmızı kan hücreleri oluşturmamıza yardımcı olan ve virüsler ve bakterilerle savaşmak için bağışıklık sistemini güçlendiren önemli bir besindir.

Araştırmacılar ayrıca E vitamininin bizi kanserden, kalp hastalığından ve yaşlanmadan korumada rol oynadığını düşünmekteler. E Vitamini, hava kirliliği ve sigara dumanı soluduğumuzda akciğerlerde oluşan serbest radikal hasarına karşı ilk savunma hatlarından biridir. E Vitamini bir antioksidan güç merkezidir.

C vitamini gibi, sigara da E vitamini ihtiyacını artırıyor gibi görünüyor

Ne yazık ki araştırmalar, E vitamini takviyelerinin aslında kanseri, kalp hastalığını veya yaşlanma semptomlarını önlemeye yardımcı olduğunu doğrulayamamıştır.

E vitamininin belirli bir türünün önemli olduğuna dair tartışmalar var, ancak şu anda en iyisi mantıklı bir diyet yaparak E vitamini almaktır.

Sağlıklı E Vitamini Kaynakları

Fındık, yer fıstığı ve badem gibi kuruyemişler

Aspir, buğday tohumu, mısır ve ayçiçeği gibi bitkisel yağlar

Ispanak ve brokoli gibi yeşil yapraklı sebzeler

Ay çekirdeği gibi tohumlar

E vitamini ile zenginleştirilmiş kahvaltılık tahıllar

Serbest radikaller

Bilim adamlarının hala sigara dumanının bileşimi hakkında öğrenecekleri çok şey olsa da, sigara içmek ve vitamin tükenmesi arasında bağlantılar olduğunu ve bunun vücudumuzun sigara dumanındaki toksinleri yönetme yeteneğini tehlikeye attığını biliyoruz. Bu bizi tütün kullanımının ardından gelen hastalıklara yatkın hale getirebilir.

Sigara dumanı, 7.000’den fazla kimyasal bileşiğin son derece toksik bir karışımıdır.Sigara dumanındaki zararlı kimyasalların bazıları şunlardır:

Benzen (böcek ilacı ve benzinde kullanılır)

Formaldehit (mumyalama sıvısı olarak kullanılır)

Hidrojen siyanür (Nazi Almanya’sında kullanılan gazlaştırma ajanı)

Karbon monoksit (araba egzozunda ve büyük miktarlarda ölümcül)

Arsenik (fare zehirinde kullanılır)

Sigara dumanı, ayrışmasının bir parçası olarak serbest radikaller üreten radyoaktif bileşenlere de sahiptir.

Sigara dumanı, ister yanan bir sigaradan birinci elden(ana akım dumanı) ister havada kalan dumandan ikinci el olarak solunması tehlikelidir .

Özetle:

Yukarıda sigara kaynaklı kalsiyum emilimi azalması ve buna bağlı olarak kemik mineral yoğunluğunun kaybından söz ettik. Sonrasında ise sigara kaynaklı artan serbest radikallerin, sahip olduğumuz antioksidanları gereksiz yere tükettiğini ve bu eksik vitamin ve mineraller yüzünden başkaca rahatsızlıklara yol açtığını öğrendik. Eğer yeterli vitamin takviyesi yapmaz isek serbest radikallerle savaşacak mekanizmaların yeterli gelememesi nedeniyle işimizin çok zor olacağını öğrendik…

Ve hiçbir şey için geç değil !

Eğer sigara içiyorsanız ve bırakmak istiyorsanız hiçbir zaman geç değildir. Vücut sigarayı bıraktığınız andan itibaren kendini tamir etmeye başlar ve 10 yıl içinde önemli ölçüde etkisi azalır. Sigarayı bırakmak için cesur bir adıma ihtiyacınız var bunu biliyoruz.

Yıllarca beraber yol yürüdünüz, acınızda, neşenizde size eşlik etti. Ama görülen o ki, yukarıda saydığımız konular ve araştırmalar bu yolun çok uzun olmayacağını gösteriyor. Sigarayı bırakma konusunda her ne tereddütünüz var ise hiç çekinmeden bizleri arayın. Bugüne kadar onlarca kişi biorezonans yöntemi ile sigarayı bıraktı. Stres olmadan, güvenle sigarayı bırakarak yepyeni hayatlarına başladılar.

Sağlıkla ve mutlulukla kalın…

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Farmakolog

Biorezonans Terapisi ile Zayıflama (Kilo Verme)

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Günümüzde sağlıklı yaşamın değeri hiç olmadığı kadar önem arz etmekte… Tüm dünyayı saran koronavirüs salgını sonrasında güçlü bir bağışıklık sistemi için bir çok öneriler sunulmakta ve bu öneriler arasında sağlıklı bir vücut için ideal kiloda olmak ve doğru beslenme tavsiyeleri ilk sırayı almakta.

Bu yazımızda biorezonans terapisi ile sağlıklı kilo verme nasıl olur, biorezonansla zayıflama nedir hakkında bilgiler vereceğiz…

Biorezonans ile Zayıflama

Beden kitle endeksine (kilo bölü boyun karesi) göre yapılan hesaplamada çıkan değer 25 ile 29,9 arasında ise fazla kilolu, 30 ile 39,9 arasında iseniz obez yani şişmansınız demektir. Normal kilo sınırları haricinde yer alan herkes zayıflamak ister ama bunu gerçekten isteyenler başarabilir. Zayıflama bir ekip işidir ve bu ekibin başı da kişinin kendisidir…

Söz konusu zayıflama, kilo verme olduğunda hemen herkes hızlıca kilolardan bir an önce kurtulmak istemekte. Oysa ki sağlıklı bir zayıflama ile vücudun mineral ve vitamin dengesi bozulmadan kilo verilmeli aksi takdirde bir çok başka sorunu da beraberinde getirecektir.

Kişinin kilo almasını sadece çok yemek yemesine bağlayamayız.. Danışanlarımızdan elde ettiğimiz tecrübeler neticesinde ciddi gıda intoleransları olduğunu görmekteyiz. Gıda intoleransı, tükettiğimiz gıdaların içerisinde yer alan bir maddeye karşı sindirim sisteminin verdiği tepki olarak açıklanır. Bu madde sindirim sistemi tarafından doğru bir şekilde ya sindirilemez ya da parçalanamaz. Bunun sonucunda ise sindirim sisteminde hasarlara yol açar…

Gıda intoleransını örnek vermek gerekirse sıklıkla duyarsınız, “ekmeği kestim ve sonrasında çok çabuk kilo verdim” derler… Burada aslında gizli bir gıda intoleransından bahsediyordur… Sistemine zarar veren gıdayı tüketmeyi bıraktığında vücut rahatlar ve depoladığı buğdaydan uzaklaştıkça vücutta ki yağlar çözülmeye başlar ve sindirim sistemi düzene girer.

Yine kilo almamıza neden olan sorunlar arasında bağırsak parazitleri, candida mantarı gibi başka sebeplerde yer alabilmektedir.

Yukarıda verdiğimiz örnekler gibi bir çok neden kilo almamıza neden olabilmekte. Biorezonans ile zayıflama da ise yapılan işlem şeker, karbonhidrat, çikolata gibi kilo almamıza neden olan gıdalara ve besinlere olan isteğimizin azaltılması sayesinde kilo verme sağlanmakta ve bu besinlerden uzak kalınarak sağlığımızın korunması sağlanmaktadır.

Yapılan diyetler sırasında en çok karşılaşılan sorunlardan olan tatlı krizleri, hamur işlerine karşı aşırı istek gibi zorlayıcı durumların biorezonans ile kesilmesi sayesinde vücudun alışmış olduğu bu bağımlılık hali ortadan kaldırılmakta ve bir uzman eşliğinde hazırlanan diyet programına uyulması halinde sağlıklı bir şekilde kilo verilmesi sağlanmaktadır.

Özetle biorezonans terapisi ile zayıflama seanslarında kişinin iştahı azaltılarak kilo vermesi sağlanmaktadır. Uzman Doktor Fulden Küçük kliniğinde uygulanan biorezonans terapisi ile kişinin durumu detaylı bir şekilde incelenmekte ve yapılan biorezonans terapisi sonrasında verilen diyet listesi ile kişinin de başrol de olduğu bir çalışma neticesinde kilo verme işlemi sağlanmaktadır.

Sağlıklı ve güzel günler dileğiyle…

Okumaya Devam

Farmakolog

Sigara Bırakma Sonrası Stresle Nasıl Baş Edilir?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Şu anda bulunduğumuz zaman dilimin de tahmin ediyoruz ki stresli olmayan kimse yoktur. Zaten hayatlarımız zordu ve bir de üstüne pandemi eklenince daha da zor oldu ve bu bazen mücadele gücümüzü kırdı… Sigara içenler bu zor zamanlarda bir sigara yaktı (ki bunun olmaması gerektiğine dair yüzlerce örnek var…) ve kendilerini sahte rahatlatmaya teslim ettiler. Peki ya sigara bıraktıktan sonra stresle nasıl mücadele etmelisiniz?

Bu yazımızda sigara bırakma sonrasında karşılaştığımız stresli durumlarda nasıl bir yol izlemeliyiz ki tekrardan sigaranın tuzağına düşmeyelim hakkında faydalı bilgiler vereceğiz…

Nikotin stresli veya zor durumları daha da kötüleştirir

Sigaranın içerisinde bulunan nikotinin nelere sebep olduğunu bir de bu açıdan görelim…

  • Nikotin, kalp atış hızının ve kan basıncının yükselmesine neden olur, bu yüzden kalbin çok çalışması, onun tamamen rahatlamasını zorlaştırmakta.
  • Bir süre sigara içmediğiniz de nikotin yoksunluğu yaşarsınız, bu yoksunluk nedeniyle de stresli ve huzursuz hissedersiniz.
  • Bu huzursuzluk sonrasında bir sigara içtiğinizde, nikotin bu yoksunluğu giderir ve beynimiz için bir ödül niteliğinde olan kısa bir dopamin verir.
  • Lakin kalp atış hızınız ve kan basıncınız yükseldikçe bu döngü yeniden başlar.
  • Bıraktıktan sonraki altı hafta içinde çoğu insan ruh hallerinin daha iyi olduğunu ve sigara içtiklerinden daha az stresli hissettiklerini söyler.

Sigara içmeden stresle başa çıkmanın yolları

Tv’ler de, diziler de sigara yasağı öncesi ne zaman stresli bir sahne olsa bir sigara yakılırdı, bu da insanların zihinlerine işlendi ve bir çok kişi gördükleri bu olayı kendi yaşamlarında ki stresli anlarla bağdaştırdı ve bugün stresli olunduğunda kurtuluş sigara gibi algılandı içenler tarafından… Peki sigarayı bıraktıktan sonra yaşanılan stresli durumlarda sigara içmeden nasıl başa çıkabiliriz. İşte bir kaç yolu…

  • Zevk aldığınız şeyleri yapmak için zaman ayırın: Size ne keyif veriyorsa onu yapmaya gayret edin, kanepede uzanıp film seyretmek mi yoksa tırnaklarınıza oje sürmek mi kararı siz verin 
  • Fiziksel olarak hareket edin: Spor yapmak, yürüyüş ve hatta koşu yapmak size stresli anlarda harika bir kaçış noktası olacaktır. Fiziksel hareket yapmak için biraz kendinizi zorlamanız gerekebilir ama bir kaç denemeden sonra vücudunuz siz istemeden bile hareket yapmaya hazır olacaktır. Hem fiziksel hem de zihinsel sağlığınız için bolca hareket stresle başa çıkmanız için en güçlü silahlarınızdan birisidir.
  • Hayır demeyi öğrenin: 2008 yılında çıkan bir film var Yes Man isminde ve Jim Carrey oynuyordu. O filmde her şeye karşı çıkan bay hayırcı, daha sonra her şeye evet demeye başlıyor ve hayatında bazı şeyler değişiyordu. İşte bu filmdekine benzer şekilde hayır demesini de öğrenmek gerekir. Sizi strese sokan bazı şeyler yada işler vardır. Bu istekler belki en yakınlarınızdan bile gelse gerektiğinde hayır demesini bilmelisiniz. Evet dediğiniz de biliyorsunuz ki gereksiz yere strese gireceksiniz ve bu da sizin sigarayla olan mesafenizi kısaltmaya itecek. O yüzden doğru zamanda doğru kişiye hayır demesini öğrenin… Böylelikle, gerçekten yapmak istediğiniz şeyler için zaman size kalmış olacak…
  • Nefes egzersizleri ve meditasyon: Bugün nefes terapisi adında bir çok uygulama gerçekleştirilmekte. Nefes ile sakinlik ve stresle başa çıkılmanın yolları öğretilmekte. Hatta instagram da nefes egzersizleri diye arattığınızda ücretsiz ve gerçekten sizi rahatlatacak bir çok nefes tekniğine denk geleceksiniz. Eğer bu size uymuyorsa meditasyon yada yoga gibi içsel huzura ulaştıracak teknikler deneyebilirsiniz…
  • Biriyle konuşun: Bazen sadece anlatmak istersiniz, yaşadığınız durumu öylece anlatmak, çözüm beklemezsiniz… İşte stresle başa çıkabilmek için bazen birileriyle konuşmak son derece iyi gelebilmekte. Bu bir yakın arkadaşınız da olabilir yada profesyonel bir danışmanda… İçinizde tuttuğunuz şeyler gün geçtikçe büyüyebilir, taşmadan boşaltın…

Stresi azaltmak için 3 adımlı egzersiz

Adım 1: Sigara içmenize neden olan duyguları ve durumları listeleyin. Aşağıdaki durumlarda sigara içme isteği duyuyor musunuz?

  • Trafikte sıkışmış?
  • İş konusunda stresli misiniz?
  • Mali durumunuz hakkında endişeli misiniz?
  • Partnerinle mi üzüldün?
  • Çocuklar tarafından hayal kırıklığına mı uğradınız?

Adım 2: Bu durumları sigara olmadan nasıl halledebileceğinizi düşünün

  • Evdeyseniz, bir DVD izleyebilir, bir dergi okuyabilir veya hatta yatak odanızda birkaç dakika zaman geçirebilirsiniz.
  • İşteyseniz, etrafta dolaşın ya da kendinize bir atıştırmalık veya bir fincan çay yapın. Kendinizi sigara içmek istemenize neden olan durumdan uzaklaştırmak için yapabileceğiniz her şey yardımcı olacaktır.
  • Trafikte iseniz, biraz müzik veya radyo çalın – genellikle dinlediğinizden farklı bir şey – ya da ağzınızda patlamaya hazır bir nane bulundurun.

Adım 3: Bonus destek için fitoterapi ve aromaterapiyi kullanın

İlk adımdaki durumlara ikinci adımda önerdiklerimizi ve sizin bulduklarınızı uygulayın, yine de zorlanıyorsanız bu sefer tamamlayıcı tıp uygulamalarından olan, akupunktur, fitoterapi ve aromaterapinin rahatlatıcı etkisinden faydalanın.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın…

Okumaya Devam

Farmakolog

Fibromiyalji Nedir ve Biorezonans ile Fibromiyalji Tedavisi

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Hayatımızı hep sağlıkla, neşeyle, huzurla geçirmek isteriz ama bu her zaman mümkün olamamakta. Yaşam enerjimizi düşüren bir çok neden olabilir, olacakta, bize düşen ise bu nedenleri bulup tek tek çözmektir. İşte bu yazımızda da uzun süreli bir durum olan ve kronik yorgunluk olarak tabir edilen fibromiyalji hakkında bilgilendirmeler yapacağız ve biorezonans ile fibromiyalji tedavisi hakkında bilgiler vereceğiz…

İlk olarak fibromiyaljiyi tanımlamak gerekir ki teşhisimizi doğru yapalım…

Fibromiyalji nedir?

Fibromiyalji, bir diğer adı ile Fibromiyalji Sendromu (FMS), kas ve kemiklerde ağrı ile birlikte yorgunluk hissedilen, vücutta belirli anatomik bölgelerde genel olarak hassas bölgelerin oluştuğu, uyku düzen bozuklukları, tutukluk ve bilişsel problemlere neden olan kronikleşmiş bir durumdur. Tüm bu belirtilerin varlığı ile kişinin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yorgunluğa sebep olması neticesinde kişilerin yaşam kalitelerini düşürmektedir.

Fibromiyalji hastalığının görülme sıklığı erişkinlerin yaklaşık %2’sini kapsamaktadır. Kadınlarda, erkeklere göre daha yaygın görülmektedir. Fibromiyalji sendromunun yaşla birlikte görülme sıklığı artmaktadır ve 60 yaş üzerindeki kadınların %7’sinde görülme rakamlarına kadar ulaşabilmektedir.

Yukarıdaki rakamlarında ifade ettiği gibi fibromiyalji görülme sıklığı oldukça yüksek ve yaşın ilerlemesi ile de karşılaşma durumu artan bir hastalık olarak bilmemiz oldukça önemlidir. Bunlara ilaveten fibromiyalji tanısı genellikle zor konulabilen bir hastalıktır. Fibromiyaljinin belirtilerinde sayacağımız durumlar, diğer benzeri rahatsızlıkların belirtilerine benzerlik göstermesi ve konulan teşhisi doğrulamak adına yapılacak bir testin olmaması da bu zorluğun nedenleri arasında yer almaktadır…

Fibromiyalji Neden Olur?

Fibromiyalji ismini yeni duymuş olabilirsiniz ama tarihçesine baktığımızda ilk olarak 1843 yılında Froriep tarafından kasta ağrılı noktalarla birlikte romatizmal bir durum olduğu ilk defa tarif edilmiştir. İlerleyen yıllarda yapılan çalışmalar sonucunda bağ dokusu inflamasyonundan ziyade bir ağrı bozukluğu olarak tarif edilmeye başlanmış ve 1990 yılında Amerikan Romatoloji Cemiyeti tarafından şu kriterlerle sınıflandırması yapılmıştır;

Buna göre kişinin en az 3 aydır süren hem kronik yaygın ağrı öyküsü hem de muayenesinde 18 hassas noktadan en az 11 veya daha fazla noktada 4 kg’lık basınca hassasiyet göstermesi gerektiği belirtilmiştir.

Zaman içerisinde yapılan bu ön tanı konulma çalışmaları da yeterli gelmeyerek 2010 yılında aynı kurum tarafından yaygın ağrı indeksi ve semptom şiddeti skorlarını içeren yeni tanı kriterleri belirlenmiştir. Yeni tanı kriterlerinin oluşmasını sağlayan elbette yeni nedenlerin varlığı sebep olmuştur ve günümüzde halen daha fibromiyaljinin tam olarak nedeni bilinmemekle birlikte fibromiyalji oluşmasına neden olan faktörleri şu şekilde sıralayabiliriz…

Genetik Faktörler

Yapılan araştırmalar sonucunda fibromiyalji hastalığı olanların birinci derece yakınlarında, diğer kişilere nazaran 8 kat daha fazla fibromiyalji gelişme riski olduğu bulunmuştur. Yine fibromiyaljili hastaların aile bireylerinde ağrıya daha duyarlı olma durumu, irritabl barsak sendromu (İBS), baş ağrısı ve diğer bölgesel ağrı durumlarının gerçekleşme oranı daha fazladır.

Çevresel Faktörler

İkizler üzerinde yapılan bir fibromiyalji çalışmasında, hastalığın yarısının genetik yarısının ise çevresel faktörlerden kaynaklandığı belirlenmiş ve bir çok hastalıkta olduğu gibi fibromiyalji de de çevresel faktörler hastalığın başlamasında tetikleyici olarak görev alabilmekte. Bu çevresel faktörler; fiziksel travmalar özellikle gövde bölgesine, bazı enfeksiyonlar (Hepatit C, Ebstein Barr, Parvovirüs…) ve duygusal stres. Yukarıda saydığımız durumlardan etkilenen bireylerin yaklaşık %5 ile %10 arasında kronik ağrı yada fibromiyalji gelişimi gözlemlenmiştir.

Yine, kronik sıkıntılar, işsizlik, çocukluk çağındaki fiziksel ve seksüel istismar, uyku bozukluğu ve egzersiz yapmamakta ve ağrılı semptomlara yol açtığı görülmüştür.

Yapılan diğer çalışmalarda ise fibromiyalji hastalarında serotonin düzeylerinin düşük olduğu ve depresyon, anksiyete, uyku bozukluğu, bozulmuş kas fonksiyonuyla ilgili olabileceği düşünülmektedir.

Günümüzde halen daha fibromiyalji nedenleri üzerine çalışmalar yapılmakta ve yayınlanan her yeni bulguyu bu yazımıza not olarak düşeceğiz…

Yazımızın bu noktasına geldiğimizde, fibromiyaljinin ne olduğu, neden olduğunu az çok anlamaya başladık, şimdi ise fibromiyalji belirtileri nelerdir buna bakalım…

Fibromiyalji Belirtileri Nelerdir?

Fibromiyaljinin vücudumuzda ki hassas noktalarda ağrılı bölgelere neden olduğu bilinmektedir. Öncelikle bu ağrı noktaları aşağıda ki görselde olduğu gibi ön ve arka olmak üzere toplam 18 adettir.

Fibromiyalji Noktaları Ağrı Hassas 18 Nokta

Fibromiyalji Noktaları Ağrı Hassas 18 Nokta

Fibromiyalji tanısının konulabilmesi için yukarıda yer alan noktaların en az 11’inde ağrı ve hassasiyet hissedilmesi gerekmektedir. Bu noktalar baş arkası ve ense, omuz üstleri, üst göğüs, kalçalar, dizler ve dirseklerin dışı gibi noktalardır.

Ağrı en belirgin fibromiyalji belirtisi olsa da tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Bu ağrıların en az 3 aydan fazla bir süredir devam ediyor olması gerekmektedir. Eğer bu durumlar var ise en mevcut ağrıların sebebini açıklayacak başka bir özel durum yok ise fibromiyalji teşhisi konularak sonuçlanır.

Fibromiyalji ağrılarının yaşandığı bölgelere göre farklılık gösterebilir. Örneğin göğüs bölgesinde yaşanan ağrı, kalp krizi ağrısı gibi delici, keskin olabilir, nefes alamama durumu gösterebilir. En yaygın olarak görülen sırt ağrısında ise bel fıtığı, kas çekmesi yada romatizma benzeri bir ağrı olabilir. Fibromiyalji ağrısı bacaklarda ve yumuşak dokularda olduğunda ise kramp ağrısına benzer şekilde ağrı duyulmasına neden olabilmektedir.

Bazı fibromiyalji vakalarında ise bacaklarda, kaslarda karıncalanma hissi görülebilir, bacaklarımızı hareket ettirmek istediğimiz de sanki ağırlık varmışçasına zorlanma yaşanabilir.

Fibromiyaljinin diğer belirtilerini en başta da saymıştık, bunlar yorgunluk, uyku sorunları, uzun süre uyunmasına rağmen yorgun hissetme, baş ağrısı, depresyon, anksiyete, dikkat dağınıklığı, gözlerde kuruluk, mesane problemleri gibi nedenler kaynaklı kişinin fiziksel ve psikolojik olarak düşük yaşam enerjisinde olma hali…

Kadınlarda fibromiyalji görülme sıklığı erkeklere göre daha fazla demiştik, aynı durum ağrı konusunda da geçerli ve kadınlarda ağrılar daha şiddetli olmaktadır. Regl dönemi fibromiyalji nedeniyle daha ağrılı geçer, yine kadınların menopoz geçiş dönemleri, fibromiyalji belirtilerini daha da arttırabilir.

Erkeklerde fibromiyaljinin görülme sıklığı kadınlara nazaran da az olmakla birlikte erkeklerin bu durumları, ağrı sendromlarını pek fazla ciddiye almaması nedeniyle var olan fibromiyalji teşhis sayısı az olarak kayda geçmekte. Yine erkekler de de ağrı durumları yanı sıra duygusal sorunlarda görülmektedir.

Fibromiyalji Tedavisi

Fibromilyalji tedavisinde en büyük zorluk, fibromiyaljinin nedeni konusunda netlik olmamasından kaynaklanmasıydı. Yapılan çalışmalar neticesinde fibromiyalji tedavisi farmakolojik ve farmakolojik olmayan tedaviler kullanılarak yapılmaktadır.

Fibromiyalji İlaç Tedavisi

Fibromiyalji tedavisinde kullanılan ilaçlar genel olarak konsantrasyon arttırılması, ağrı, uykusuzluk ve yorgunluk gibi belirtilerin kontrol altına alınmasını sağlayarak kişinin yaşam kalitesinin yükseltilmesini sağlamaya yöneliktir.

Fibromiyaljinin ilaçla tedavisinde verilen ilaçlar ağrının şiddetine göre reçeteli, reçetesiz, antideprasan ve bazı epilepsi ilaçları gibi çeşitli ilaçlardan oluşabilmektedir.

Farmakolojik Olmayan Tedaviler

Fibromiyalji tedavisinde ilaç tedavisinin yanı sıra bilişsel davranış tedavisi, hasta eğitimi, fizik tedavi programları ve egzersizler kullanılmaktadır.

Yapılan çalışmalarda eğitim ve egzersizin birlikte uygulandığı hastalarda çaresizlik hissinin azaldığı ve semptomların şiddetlerinde düşüş yaşandığı görülmüştür. Egzersiz ile birlikte kişinin hareketliliği, esnekliği, kas kuvveti, dayanıklılığı arttırılarak fibromiyaljinin ağrı semptomlarının azaldığı gözlemlenmiştir.

Yine fizik tedavi programlarında sıcak paket ve pedler, whirlpool, parafin, sıcak hava, çamur paketleri gibi yüzeysel ısıtıcılar, masaj gibi uygulamalar eklem sertliğini azaltarak semptomların iyileşmesine katkıda bulunmaktadır.

Fibromiyalji Diyet ve Beslenme Önerileri

Fibromiyalji tedavisinde beslenme oldukça önemlidir. Vücudun sağlıklı kalması, semptomların kötüleşmesini engellemede yardımcı olabilmektedir.

Diyet listelerinde kepekli tahıllar, az yağlı süt ürünleri, taze sebze ve meyve, bolca su tüketimi, şeker kullanımı azaltımı gibi sağlıklı beslenme kurallarına riayet edilmeli.

Biorezonans ile Fibromiyalji Tedavisi

Eklem ve kas hastalıkları otoimmün sistemimizle alakalı hastalıklardır ve bu tür hastalıklarda vücudumuz kendi hücrelerini yabancı olarak görmekte ve savunmaya geçmektedir.

Kronik tipteki eklem ve kas ağrıları klasik tıpta en zor tedavi edilebilen rahatsızlıklardandır. Hastalık tam olarak tedavi edilemediği için hastanın sıkıntılarına çözüm bulunmaya çalışılır ve kişinin yaşam kalitesi yükseltilmesi amaçlanır.

Biorezonans tedavisinde ise bizim yaklaşımımız yukarıda söylediklerimizden farklıdır. Biorezonans ile fibromiyalji tedavisinde bizim de amacımız klasik tıptaki gibi hastayı yaşadığı sıkıntılardan kurtararak rahatlatmaya çalışırız lakin biorezonans tedavisinde, ilaç tedavisinden farklı olarak bedeni ve ruhu blokaj ve yüklerden arındırmak esastır.

Bir fibromiyalji hastası düşünün, sahip olduğu kronik ağrılara ek olarak üzerinde bir de alerji, virüs, bakteri, parazit gibi ekstra yükler bulunmaktadır. Bu kadar ağır yükü bırakın taşımak, ayakta bile durmak oldukça güçtür. Bağışıklık sisteminin bu kadar yük ile savaşması, kişiyi yorgun, güçsüz ve dirençsiz bırakır.

Biorezonans ile fibromiyalji tedavisinde kişinin üzerinde ki bu ağır yükler kademe kademe azaltılarak hastanın rahatlanması sağlanmaktadır ve kişi her biorezonans seansı sonrasında kendisini daha iyi hissetmekte ve vücudu taşıdığı o kadar ağır yükten kurtulduğu için daha iyi hissetmek ve güçlenmektedir.

Bütün bunlara ek olarak bir de bağışıklık sistemi güçlendirici rezonans terapileri ile kişi sahip olduğu yüklerden çok daha fazlasını taşır hale gelir ve normal yaşantısına devam edebilir ve kendisine baktığı sürece sıkıntı yaşamadan keyifli bir hayat sürmesini sağlar.

Fibromiyaljinin nedenleri arasında çevresel faktörlerden bahsetmiştik, biorezonans terapisi ile bu çevresel faktörler ortadan kalktığında vücut eski esnekliğini ve gücünü kazanmakta.

Herkese sağlıklı ve keyifli günler dileğiyle…

Okumaya Devam

Trendler