Çocuk Psikoloğuna Gitmek Niçin Önemlidir? - Doktor Makaleleri
Bize ile Bağlan

Psikolojik Danışman ve Rehber

Çocuk Psikoloğuna Gitmek Niçin Önemlidir?

Yayınlanan

üzerinde

Yaşanılan bu sorunlar ebeveynler için bir uyarı niteliğindedir, önemsenmeyip çözülmez ise başka sorunların kapıları açılmış olur. Çözülemeyen sorunlar biriktikce daha da büyür ve kişilik bozukluklarına yol açabilir.
Bir sorunla karşılaşan ebeveynler çoğu zaman “biz de yaşadık, büyüyünce geçer” diye düşünebiliyor. Oysa ki karşılaştıkları zorluklarla baş edememek çocuğun ruhunda derin yaralar bırakır (ebeveyn kendi çocukluğuna dönüp bakarsa daha iyi anlayacaktır.). Kişilik gelişimi bundan etkilenir. Örneğin sosyallik konusunda problem yaşayan bir çocuk benim hiç arkadaşım yok, kimse beni sevmiyor, ben arkadaşlık kurulacak biri değilim, diye düşünebilir. Eğer bu çocuğa psikolojik destek verilmezse çocuğun arkadaşlık kurmayla ilgili problemi çözülemeyecek, büyüyünce de benzer düşüncelere ve durumlara sahip olacak. Daha da önemlisi “ben hiçbir zaman sosyal biri olamadım” düşüncesi de eklenecektir.
Bir başka örnek okuma yazmanın öğrenilmesi olsun. Birinci sınıfa başlayıp da okuma yazma öğrenemeyen bir çocuk gerekli tedbirler alınmadığı sürece öğrenememeye devam edecektir. Öğrenemedikçe derslerden kopacak, arkadaşlarını rahatsız etmeye baslayacaktir, öğretmeninden gelen şikayetler artacak, çocuk aile ve akran baskısına maruz kalacaktır. Arkadaşları tarafından dışlanarak, tembel, yaramaz, aptal diye etiketlenecektir.
Bireyin kişiliği çevreden duyulan sözlerden etkilenir. Bu ve buna benzer durumlar bireyin kişilik yapısını oluşturur, çocuklukta yaşanan olumlu ve olumsuz her yaşantı bireyin kişiliğini etkileyecektir.

Psikolojik desteğin çocuğa faydaları
-Var olan probleme profesyonel ellerde doğru, kolay ve çabuk çözüm bulunabilir.
-Çocuk kendini anlaşılmış hissedeceği için rahatlayacak ve kaygı seviyesinde düşüş olacaktır.
-Erken tanı ve profesyonel destek daha mutlu bir hayat anlamına gelir.
-Yaşanan durumun daha doğru ve net şekilde ifade edilmesi ebeveyne de yardımcı olacaktır. Sorun konusunda kendi yapabilecekleri konusunda bilinçlenecektir.
-Yaşanan zorluk konusunda çocuk profesyonel yardım almış olur. Konu komşudan duyulan “ben şöyle yaptım iyi oldu” gibi sözlerle çocuk deneme tahtasına dönmeyecektir.
-Eğer varsa çocuktaki bozukluk erkenden tanı almış ve çözümlemeye çalışılmış olacaktır.
– Çocuklarla terapiler daha kısa süreli ve kolaydır. Yetişkinlerde terapiler daha uzun süreli ve uğraştırıcıdır.

Okumaya Devam
Reklam
Yorum İçin Tıklayın

Yorum Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Psikolojik Danışman ve Rehber

İkimiz Birden Kazanabilir Miyiz?

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

“Benim çocuğum çok inat” gibi ifadeleri sık sık duyarız. Acaba inat olan sadece çocuk mu diye de bir bakmak gerekmez mi? İnat anı, çatışma durumudur. Çatışma dediğimiz şey ise, fikir ayrılığıdır. İstiyoruz ki çocuğumuzla, eşimizle, dostumuzla hiç çatışmayalım; bir yandan da farklı düşünsün, gelişsin ve geliştirsin. Öyleyse, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Çatışmalar hayatımızın her döneminde olacaktır, bundan keyif almasını öğrendiğimizde işler daha güzel olacak. Farklı düşünmenin ve çatışma yaşamanın normal olduğunu ve gelişim halinde olması gerektiğini kabul etmekle işe başlayabiliriz. Ben farklıyım, o farklı; biz her ikimiz de farklı düşünüyoruz, diyerek…

Çatışma çözümünde yeni bir metod deneyelim. Yarışın olmadığı bir dünya hayal ederken kaybedenin de olmadığını hayal edip kazan-kazan yöntemi ile çatışmaların üstesinden gelmeye çalışalım.

Bir çatışma ve inatlaşma durumu yaşıyoruz;
Önce bunu fark edelim. “Evet, burada bir çatışmamız var” diyerek bu farkındalığa çocuğu da davet edebiliriz.
“Sen … istiyorsun, ben de … sebeplerden dolayı … istiyorum ” gibi ifadelerle o an yaşanan durumu özetleyebiliriz.
“İkimizin de mutlu olacağı bir çözüm düşünebilir misin?” diyerek çocuğun dikkate almadığımız o sorun çözme becerisini gözlemleyebiliriz.

Kazan-kazan yönteminde ya çocuk bir fikir öne sürmezse nasıl ilerleriz ya da gerçekten bir fikri yoksa nasıl olur? Mümkün mü? Elbette. Uygun zamanı bulmak, uygun ortamı hazırlamak önemli. Çocuk problem çözmeye katılmayı pek istemiyorsa (çok farklı duygularla bu durum mümkün olabilir) daha uygun bir zamana erteleyebiliriz. Aklına çözüm gelmiyorsa, ona örnek olmak ve kendi alternatiflerimizi de iletmek adına biz öneri sunabiliriz. Bu hareket çocuğa bir ışık tutabilir, onun aklına başka çözümler gelmesini sağlayabilir. Tüm çözümleri listeleyerek en uygun çözüme karar verip, uygulama şeklini açıklayıp bir bakabiliriz işe yarayıp yaramadığına.
Toparlayacak olursak;
Çatışma tanımlanır.
Çeşitli çözümler üretilir.
Önerilen çözümler tartışılır.

Ne işe yarar?
Çocuk kendini değerli ve işe yarar hisseder, özgüveni gelişir, problem çözme becerisi gelişir…

Kazan-kazan yöntemi yalnızca ebeveyn-çocuk ilişkisinde değil, her ilişkide uygun ifadelerle kullanabileceğimiz bir yöntemdir. Deneyelim, kazançlarımız arttığını göreceğiz.

Okumaya Devam

Psikolojik Danışman ve Rehber

Çocuklarla Ölümü Konuşmak

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Ölüm gibi acı deneyimler yaşarken; olan bitene şahit olan çocuklara, bu durumun nasıl anlatılacağı önemli bir mesele olmaktadır. Çocuklar kayıplarla bir şekilde karşılaşabilirler. Evcil hayvanlarının kaybı da onlar için önemli kayıplardandır. Çocuğun yasla başa çıkmasında yetişkinler olarak destekleyici olabiliriz. Çocuk için ebeveyn, güvenli bir sığınak özelliği taşımaktadır. Mutlu bir ailede, sevgi ve güven duygusu olan bir çocuğun; ölüm ve kayıp dahil yaşamda karşılaşacağı krizleri iyi bir şekilde atlatacağı söylenebilir.

Öncelikle kısaca yas sürecinden bahsedelim. Yas kültürel bir bağlam içindedir kültürel tepkileri içerir. Ölen kişiye karşın tamamlanmamış plan hayal ve fantezileri içerir. Çözümlenmemiş yaslar gelecekteki kararları, bağlanma figürlerini etkilemektedir. Aileden birinin kaybı söz konusu olduğunda, ailenin de acısının varlığı kabul edilmelidir. Kendi yasıyla baş etmeye çalışıp yeni hayata uyum sağlarken bir yandan çocuğunu büyüten ebeveynlerin; kendi baş etme becerisi, yasını tamamlayabilmesi, çocuğunu rahatlatabilmesi, çocuğuna kaybın yerine geçecek nesneler sağlaması çocuğunun toparlanmasında etkilidir. Aslında çocuklar ölümün farkındadır, çocuklar çok iyi gözlemcidir. Yetişkinlerin yaşadıkları yas süreci kendilerini modelleyen çocukları için örnek teşkil etmektedir. Yetişkinler yas sürecinin bastırmamalı, kendi duygularını gizlememeli.

Çocuğun yası, ölümü nasıl algıladığına göre değişkenlik göstermektedir. Çocukların gelişim dönemlerine göre, yası algılayışları, verdikleri tepkiler çeşitlenmektedir. Çocuğa yardımcı olmak için gelişim dönemini bilmek ve çocuğun ihtiyaçlarını iyi tanımak gerekir. Yaş dönemleri net sınırlar olmamakla birlikte;

0-2 yaş: Bir şeyin eksik olduğunu hisseder, yas yetişkin yasına benzemez. Daha çok davranışsal tepkiler verir. Ölüm kavramı net oluşmamıştır. Kayıpla büyüyen bir çocuk hayali bir imge oluşturup, bunu sürdürmeye çalışacaktır. Ölen ebeveynin yerine geçen bakım veren kişi çocuğun sevgi ve güven ihtiyaçlarını karşılamaya özen göstermelidir.

2-6 yaş: Yetişkin yardımıyla “ölüm” kavramını anlamaya başlar. Ölüm uyku ve ayrılık kavramları içinde sıkışmıştır, Bu yaş döneminde ayrılık kaygısı ilk kaygı durumu olarak karşımıza çıkar. Ölüm geri döndürülebilir, geçici bir şeymiş sayarlar, tekrar uyunabileceğine inanır gerçeklik algısı oturmamıştır, ölüm nedenlerini sayamaz. Yeme-uyku bozuklukları, korku, endişe, güvensiz, üzüntü, özlem ve suçluluk gibi duygusal tepkiler görülebilir.

6-9 yaş: Yavaş yavaş ölümün son olduğunu anlamaya başlar. 9-10 yaşlarında ölen kişinin artık hayatta olmadığı gerçeğini anlar ancak son olmamasını dilemeye devam edebilir. Okul yaşantısında gerileme gibi tepkiler görülebilir.

9-12 yaş: Ölümün bir son olduğunu anlar. Gerçek anlamda ölüm kaygısıyla tanışmıştır. Kendi ölümlülüğünün de farkındadır. Kendisinin ya da ebeveynlerinin ölümlerine dair korkular yaşayabilir. Okula devamsızlık, sosyal geri çekilme gibi tepkiler görülebilir.

12-18: Ebeveyne bağlılık arkadaşlara yönelmiştir. Ergen için ölüm görünürde anlamsız ve düşünülmemesi gereken konulardır ancak yine de çok fazla düşünmektedir. Ölüm kaygısı önemli bir olgu olarak karşımıza çıkmaktadır, ölüme meydan okuma girişimleri bu bağlamda ele alınabilir. Riskli davranışlar, kendine zarar verme, öfke, aşırı sorumluluk üstlenme gibi tepkiler görülebilir.

Çocuğun yaşı, çocuğun ev ortamının güvenli olması, yetişkinlerin kayba yönelik tepkileri, baş etme becerileri, teselli sağlayabilme becerileri; çocuğun yas tepkilerini etkiler. Aşağıda çocukların gösterdikleri tepkiler kategorize edilmiştir.

Okumaya Devam

Psikolojik Danışman ve Rehber

Bebişten Sonra İlişkileri Keşfediyoruz

Yayınlanan

üzerinde

Tarafından

Bebekten sonra ilişkiler öyle sanıldığı gibi süt liman gitmez her zaman.Araştırmalara göre çiftlerin %68’i doğumdan sonra ilişkilerinden memnun değillerdir. Oysaki çocuğunuza verebileceğiniz en güzel hediye ,aranızdaki güçlü ilişkidir der John Gottman.

Doğumdan sonra ilk yıl neler oluyor?Çatışmalar artıyor,ilişki tatmini azalıyor,cinsellik azalıyor,eşler arasında iletişim azalıyor ve var olan iletişim de stresli hale geliyor.Uyku düzeni bozuluyor,babaların hatırı sayılır bir bölümü yeni düzende kendilerine yer bulmakta zorlanıyorlar ve uzaklaşıyorlar.

Sonrası tahmin edebileceğiniz üzere doğum sonra depresyonu.Peki ne yapmalı da sağlıklı atlatmalı?Eşler deneyimledikleri stres hakkında konuşabilirler.Dinlenmek için zaman ayırabilirler.Partnerlerinize masaj yapabilirsiniz .Eşinizin size yardım etmesine izin verebilirsiniz.

Peki doğumdan sonra cinsellik? Cinselliğe olan ilgi azalıyor,ilişkinin önceliği bebeğe kayıyor,çatışmaların şiddeti artıyor. Ne yapmalı?Eşinizle değişimleri konuşun,yakınlığınızı ve ten temasını artırın,cinselliği öncelik haline getirin,baş başa anlarınızı planlayın.Unutmayın ilişkide yapılan her olumlu şey,ön sevişmedir.

Eşlerin ilişkilerini güçlendirecek birkaç tüyo;yakınlık ve arkadaşlığınızı güçlü tutun,tartışmalarınızı etkili biçimde yönetin,ortak anlam yaratın ve yaşam hayallerinizi gerçekleştirin.

Haklısınız kolay değil,kolay da olmayacak. Lohusalık,babanın kendine yer edinme arayışı,çekirdek aile dışında kalan aile büyüklerinin istekleri ve temasları ilişkinizi zorlaştırıyor. Çekirdek aile nasıl olacağız,sütüm gelecek mi ,çocuğum minicik,eşim benden kaçıyor . Yalnız değilsiniz doğumdan sonra hatrı sayılır bir kesim sadece ülkemizde değil tüm dünyada aynı kaygıyı paylaşıyor. Bu bir süreç ve her şey de olduğu gibi bir sonu var, geçecek.

Yumuşak geçişlerle atlatmak için;ilişkilerde sık sık yapılan küçük şeylerle iyileşin…

Okumaya Devam

Trendler